TSL 2009/10 Sezonu 4. Hafta | Ankaraspor 0-2 Galatasaray | 31 Ağustos | Maç Sonucu

Cevap: TSL 2009/10 Sezonu 4. Hafta | Ankaraspor 0 - 2 Galatasaray | 31 Ağustos | Maç



En azından fenerbahçe gibi son dakikada beleşten bi ofsayt golüyle bi tarafımızı yırta yırta yenmedik.



ilk defa kadıköydeki bir maçı bu denli sabırsızlıkla bekliyorum.Bu ankara feneri ne hale getirir..



Ankara 'nın yarısı yarın gidiyor A.Gücü 'ne...



Derbi ertelenmiş :(



Kaynak nedir?



Denizli erteleme düşünmediklerini açıkladı lig tv ye.



Denizli, Avrupa Şampiyonlar Ligi'nde ilk hedeflerinin gruptan çıkmak olduğunu bildirdi.



Bunun gerçekleşmemesi durumunda ikinci hedeflerinin UEFA Avrupa Ligi'ne katılmak olduğunu dile getiren Denizli, ''Grubun dördüncü torbası düşüncelerimizin uzağında gelişti. Hedefini belirleyen Beşiktaş her şeyini ortaya koyar'' derken, Galatasaray maçının ertelenip ertelenmeyeceği yönündeki soruya, ''Erteleme olacağını sanmıyorum. Milli takımın hayati maçı var. 3 gün sonra Türkiye'nin iki devinin hayati maçı var. Sonrasında bu takımların Avrupa kupasında maçları olacak'' yanıtını verdi.



Denizli, ''Bu Beşiktaş lige yeter mi?'' sorusunu ise ''Bu Beşiktaş, bu lige yeter. Şampiyonlar Ligi'ne de yetiştiriz'' diye yanıtladı.



Denizli, yeni transfer Tabata'nın, arayışlarından biri olduğunu ve beklentileri karşılayacağını sözlerine ekledi.
 
Cevap: TSL 2009/10 Sezonu 4. Hafta | Ankaraspor 0 - 2 Galatasaray | 31 Ağustos | Maç



bu nonda kral adam ya:)
 
Cevap: TSL 2009/10 Sezonu 4. Hafta | Ankaraspor 0 - 2 Galatasaray | 31 Ağustos | Maç



Şimdi 2 hafta takımdan uzak kalacağız.
 
Cevap: TSL 2009/10 Sezonu 4. Hafta | Ankaraspor 0 - 2 Galatasaray | 31 Ağustos | Maç



Babasına güvenen Ahmet Gökçek denen adam maç sonunda ne artistliği yapıyordu çözemedim. Artist.



Bir atasözü vardır. Shittir kokar, soydur çeker diye. Babası neyki kendi ne olsun. Soyuna çekmiş işte. Yediler Ankara'yı. Neyse ceza almayalım durduk yere.



Tebrikler Galatasarayıma...
 
Cevap: TSL 2009/10 Sezonu 4. Hafta | Ankaraspor 0 - 2 Galatasaray | 31 Ağustos | Maç



Mehmet Topal ile Mustafa Sarp bence oruç tutuyorlar kesin :D
 
Cevap: TSL 2009/10 Sezonu 4. Hafta | Ankaraspor 0 - 2 Galatasaray | 31 Ağustos | Maç



Galatasaray'ın mor'u hoş sanki, sankisi fazla hoş. Ben bu formadan alayım bari, pek formaya para yatırma sevdalısı değilim ama bu forma da tuhaf bir özgürlük havası var. Eşcinseller mor renge bayılır ya, işte ondan. Onların serin duruşunu anımsatıyor biraz da, en azından tüm eşcinsellere bu formayı satmayı deneyebilirler, pragmatist bir yaklaşım. Öyle. Her neyse, yığınları bozar böyle konular. Geçiyorum.



Maça gelince sondan başlıyorum: 88. dakikada Kewell'e bir top geldi çaprazda, herkesin aklında "işte klâsik bir Kewell golü daha geliyor oldu, gelişine vurur öbür köşeye doğru..." olmadı top kornere mi çıktı, kalecide mi kaldı anımsamıyorum. Bir şekilde olmadı işte. Ama başka klâsik izledik Avusturalyalıdan; kornerde ön direğe iyi varıp iyi yükseldi, kafayı vurdu, gol oldu. Kilit açıldı. Ha bana sorarsanız, Ankaraspor'un kilidi bozuk, açılmasaydı garip olurdu. Kilit sanki yol geçen hanına açılıyor, kapıyı ittirmenize bile gerek yok, arkadan sizi ittiriyorlar içeri girin diye. Ankaraspor, Tuncay Şanlı'nın transfer olduğu adını aklımda tutmaya bile gerek duymadığım takımdan hallice. O neyse bu da o. Dün Manisaspor 10 kişilik Fenerbahçe'yi nasıl yenemediyse, ankaraspor da kötü oynayan Galatasaray'ı o yüzden yenemedi. Türk futbolunun temel açmazı sanırım bu, rakipsizlik. İç saha maçları cümbüşe dönsün diye var sanki büyükler için; artık büyükler böyle güdük deplasmanlarda da cümbüş yaratıyor. Ankaraspor'a bakıyorum ne taraftarı var ne doğru dürüst yöneticisi, ne futbolcusuna futbolcu dersiniz ne antrenörü antrenör... Peki neden bu ambiyanssızlığı ciddiye alıp da "Galatasaray kazandı oleyy" der ki bir taraftar bunu anlamanın imkânı yok; Fenerbahçe nasıl kötü futbolla kazandıysa, Galatasaray da öyle kazandı. Türkiye'de rakipsiz büyükler var ve onların bir yerden sonra anlamsızlaşan maçları; rakibi olmayanın gücünü ölçebilir misiniz? Arenalarda bile boğa - matador dengesi kuruluyor, sümsük bir inek koymuyorlar oraya, koysalar matadorun şanına leke sürülür. Burada da böyle Keita üç tane Ankarasporlu futbolcu arasına giriyor, topuk pası atıyor, koşuyor vs. adamlarda, derler ya, "çıt yok". Buyur geç. Böyle olunca da 90+5'te gol de atıyorsun, 75 küsürde maçı koparabiliyorsun da.



Galatasaray'ı bu sene "rakip" karşısında izleme şansımız olmadı, keza Fenerbahçe'yi de. Şimdi Beşiktaş'ı izleyeceğiz Manu karşısında. Allahtan böyle maçlar var da Türk futbolunun içi dışı gazla da olsa az biraz kıpırdandığını görebiliyoruz. Ama genelden özele inersem, Galatasaray için şunu söylemek daha manalı, ki benim için çok daha önemli bir işaret idi, gollerden sonra yedek kulübesindeki Elano - Baros - Keita üçlüsünün (ki bunları ortalama ölçüde futbol manyağı olan herhangi bir Avrupa'lıya sorsanız tanır) aşırı sevinçleri pek olumlu. Takımdaşlık önemli (ha rakibin olmazsa bunun da bir anlamı yok, git Konyaspor'u 4-1 yen, sevin; karına söyle sahura çay yapsın harareti alır), takım için varsın, işte onu gösteriyorsun takımdaş olunca. Bu üç futbolcu da oyundan çıkarıldılar diye formaları atıp üzerinde tepinmediler, soyunma odasına bile gitmeden gelecek gollere totemler hazırladılar. Bu iyi bir şey. Belki benim için tek iyi şey. Rakipsiz Galatasaray'ın kendi içinde takımdaş olamama durumuna karşı rakip olabilmiş bir değeri var demek ki. Bu, işte, iyi bir şey.



Sonra Aydın diye bir çocuk var; ipin üzerinde dans ediyor. Ya kayıp düşecek, ya da aydınlanacak, aydınlatacak. Bazen umut vermiyor, bazen de veriyor. Bu gece verdi, çok iyi hareketler yaptı ve çok iyi bir pas verdi. Nonda'nın ancak halı sahalarda atılacak türden golü de Aydın'ı aydınlattı, "çocuk asist yaptı denecek işte, fena mı" hiç de değil.



Maçın sonlarına doğru galibiyeti kesin olan tarafın taraftarları futbolcularının paslarında "oley" çekiyorlar; sanırsın ki İspanya'da cumhuriyetçiler zaferi barlarda kutluyor. Ne iştir, kim icat etmiştir bilmiyorum şu oleyi. Belki bir gol daha olacak, belki şık bir pas daha; hoop birden "oleeyy" sonra futbolcu da şımarıyor haliyle, oley almak için enlemesine paslar veriyor. Sonra maçın canına okunuyor. Bu akşam da öyle oldu, maçın uzatmaları tamamlanmadan maç bitirildi. Ankarasporlu futbolcular ise zaten maça hiç çıkmamışlardı.



Conclusion: Mor forma iyi, Baros - Keita - Elano'daki takımdaşlık iyi, Aydın iyi, Arda çok iyi.
 
Cevap: TSL 2009/10 Sezonu 4. Hafta | Ankaraspor 0 - 2 Galatasaray | 31 Ağustos | Maç



Baros ve Sabri delirtti beni

Balta en büyük hayal kırıklıgıydı
 
Cevap: TSL 2009/10 Sezonu 4. Hafta | Ankaraspor 0 - 2 Galatasaray | 31 Ağustos | Maç



bu maratonda ki fahri ne aptalca sorular soruyor yaa.
 
Cevap: TSL 2009/10 Sezonu 4. Hafta | Ankaraspor 0 - 2 Galatasaray | 31 Ağustos | Maç






Devre arasinda bu tahmini yapan Murat arkadasimizi tebrik ediyorum:p

Ikinci daha iyidik.Son 20 dakika gercek futbolumuzu oynadik..Yine zevk aldim son 20 dakika ve macin bitmesini istemedim..Ama 70 dakika hicbirimizi mutlu etmedi sanirsam..Ama kötü oynarken de kazanmak güzel bir olay..Nondam benim be..

Bu sene banko oynamayi hakediyor cünkü Baros´tan cok daha formda..

Sana gitsin diyenleri kiniyorum:D Kewell de bildigimiz Kewell kardesim...Daddy Cool..Sen bitanesin..Sözlesmeni uzatmalisin
 
Cevap: TSL 2009/10 Sezonu 4. Hafta | Ankaraspor 0 - 2 Galatasaray | 31 Ağustos | Maç



Orta sahamız inanılmaz kötüydü Mustafa Sarp ve Mehmet Topal çok büyük hayal kırıklığına uğradım bu iki oyuncuda...



Topal yeni adapte oluyor takıma.



O arkadaşlarını, arkadaşları onu biraz yadırgadı gibi gördüm.
 
Cevap: TSL 2009/10 Sezonu 4. Hafta | Ankaraspor 0 - 2 Galatasaray | 31 Ağustos | Maç



3 değişikliğin raporu



Kewell: 1 gol

Nonda: 1 gol

Aydın: 1 asist
 
Cevap: TSL 2009/10 Sezonu 4. Hafta | Ankaraspor 0 - 2 Galatasaray | 31 Ağustos | Maç



Ayhan'ı çok aradık bu maçta. Ayhan olsaydı topu geriden alıp 15 20 metre drifling yaparak bi şekilde yerleşirdik rakip alanına.

Bu arada Rijkaard oyunu ne kadar iyi okudugunu da görmüş olduk.
 
Cevap: TSL 2009/10 Sezonu 4. Hafta | Ankaraspor 0 - 2 Galatasaray | 31 Ağustos | Maç



şimdi sercanla ufuğa odaklanmak lazım acaba ne olacak son 18 saat :D
 
Cevap: TSL 2009/10 Sezonu 4. Hafta | Ankaraspor 0 - 2 Galatasaray | 31 Ağustos | Maç



Gerçekten Ayhan'ın değeri bu maçta bir daha ortaya çıktı.
 
Cevap: TSL 2009/10 Sezonu 4. Hafta | Ankaraspor 0 - 0 Galatasaray | 31 Ağustos | İkin



Bülent Hoca böyle oynatsa yemediği laf kalmamıştı. Barış sarp kadar kötü oynasa sülalesi kalmamıştı. Mehmet Güven topal gibi oynasa havaalanında infaz edilirdi. Ümit Karan baros gibi oynasa falan fişmekan uzar gider bu liste. Hadi çıkın oynayın ağzımın payını verin razıyım...







:)
 
Cevap: TSL 2009/10 Sezonu 4. Hafta | Ankaraspor 0 - 2 Galatasaray | 31 Ağustos | Maç



Yanliz bizbu fenerle 10.Haftaya kadar kafa kafaya gideriz .... Bu sene tek rakibimiz fener olucak gibi
 
Cevap: TSL 2009/10 Sezonu 4. Hafta | Ankaraspor 0 - 2 Galatasaray | 31 Ağustos | Maç



Galatasaray'ın mor'u hoş sanki, sankisi fazla hoş. Ben bu formadan alayım bari, pek formaya para yatırma sevdalısı değilim ama bu forma da tuhaf bir özgürlük havası var. Eşcinseller mor renge bayılır ya, işte ondan. Onların serin duruşunu anımsatıyor biraz da, en azından tüm eşcinsellere bu formayı satmayı deneyebilirler, pragmatist bir yaklaşım. Öyle. Her neyse, yığınları bozar böyle konular. Geçiyorum.



Maça gelince sondan başlıyorum: 88. dakikada Kewell'e bir top geldi çaprazda, herkesin aklında "işte klâsik bir Kewell golü daha geliyor oldu, gelişine vurur öbür köşeye doğru..." olmadı top kornere mi çıktı, kalecide mi kaldı anımsamıyorum. Bir şekilde olmadı işte. Ama başka klâsik izledik Avusturalyalıdan; kornerde ön direğe iyi varıp iyi yükseldi, kafayı vurdu, gol oldu. Kilit açıldı. Ha bana sorarsanız, Ankaraspor'un kilidi bozuk, açılmasaydı garip olurdu. Kilit sanki yol geçen hanına açılıyor, kapıyı ittirmenize bile gerek yok, arkadan sizi ittiriyorlar içeri girin diye. Ankaraspor, Tuncay Şanlı'nın transfer olduğu adını aklımda tutmaya bile gerek duymadığım takımdan hallice. O neyse bu da o. Dün Manisaspor 10 kişilik Fenerbahçe'yi nasıl yenemediyse, ankaraspor da kötü oynayan Galatasaray'ı o yüzden yenemedi. Türk futbolunun temel açmazı sanırım bu, rakipsizlik. İç saha maçları cümbüşe dönsün diye var sanki büyükler için; artık büyükler böyle güdük deplasmanlarda da cümbüş yaratıyor. Ankaraspor'a bakıyorum ne taraftarı var ne doğru dürüst yöneticisi, ne futbolcusuna futbolcu dersiniz ne antrenörü antrenör... Peki neden bu ambiyanssızlığı ciddiye alıp da "Galatasaray kazandı oleyy" der ki bir taraftar bunu anlamanın imkânı yok; Fenerbahçe nasıl kötü futbolla kazandıysa, Galatasaray da öyle kazandı. Türkiye'de rakipsiz büyükler var ve onların bir yerden sonra anlamsızlaşan maçları; rakibi olmayanın gücünü ölçebilir misiniz? Arenalarda bile boğa - matador dengesi kuruluyor, sümsük bir inek koymuyorlar oraya, koysalar matadorun şanına leke sürülür. Burada da böyle Keita üç tane Ankarasporlu futbolcu arasına giriyor, topuk pası atıyor, koşuyor vs. adamlarda, derler ya, "çıt yok". Buyur geç. Böyle olunca da 90+5'te gol de atıyorsun, 75 küsürde maçı koparabiliyorsun da.



Galatasaray'ı bu sene "rakip" karşısında izleme şansımız olmadı, keza Fenerbahçe'yi de. Şimdi Beşiktaş'ı izleyeceğiz Manu karşısında. Allahtan böyle maçlar var da Türk futbolunun içi dışı gazla da olsa az biraz kıpırdandığını görebiliyoruz. Ama genelden özele inersem, Galatasaray için şunu söylemek daha manalı, ki benim için çok daha önemli bir işaret idi, gollerden sonra yedek kulübesindeki Elano - Baros - Keita üçlüsünün (ki bunları ortalama ölçüde futbol manyağı olan herhangi bir Avrupa'lıya sorsanız tanır) aşırı sevinçleri pek olumlu. Takımdaşlık önemli (ha rakibin olmazsa bunun da bir anlamı yok, git Konyaspor'u 4-1 yen, sevin; karına söyle sahura çay yapsın harareti alır), takım için varsın, işte onu gösteriyorsun takımdaş olunca. Bu üç futbolcu da oyundan çıkarıldılar diye formaları atıp üzerinde tepinmediler, soyunma odasına bile gitmeden gelecek gollere totemler hazırladılar. Bu iyi bir şey. Belki benim için tek iyi şey. Rakipsiz Galatasaray'ın kendi içinde takımdaş olamama durumuna karşı rakip olabilmiş bir değeri var demek ki. Bu, işte, iyi bir şey.



Sonra Aydın diye bir çocuk var; ipin üzerinde dans ediyor. Ya kayıp düşecek, ya da aydınlanacak, aydınlatacak. Bazen umut vermiyor, bazen de veriyor. Bu gece verdi, çok iyi hareketler yaptı ve çok iyi bir pas verdi. Nonda'nın ancak halı sahalarda atılacak türden golü de Aydın'ı aydınlattı, "çocuk asist yaptı denecek işte, fena mı" hiç de değil.



Maçın sonlarına doğru galibiyeti kesin olan tarafın taraftarları futbolcularının paslarında "oley" çekiyorlar; sanırsın ki İspanya'da cumhuriyetçiler zaferi barlarda kutluyor. Ne iştir, kim icat etmiştir bilmiyorum şu oleyi. Belki bir gol daha olacak, belki şık bir pas daha; hoop birden "oleeyy" sonra futbolcu da şımarıyor haliyle, oley almak için enlemesine paslar veriyor. Sonra maçın canına okunuyor. Bu akşam da öyle oldu, maçın uzatmaları tamamlanmadan maç bitirildi. Ankarasporlu futbolcular ise zaten maça hiç çıkmamışlardı.



Conclusion: Mor forma iyi, Baros - Keita - Elano'daki takımdaşlık iyi, Aydın iyi, Arda çok iyi.



Kelime üstadına bakar mısınız? :007:



Özletme kendini Cengiz hocam. :)
 
Geri
Üst Alt