Tükenmişlik Sendromu ve Dirençsizlik Kısır Döngüsü

Ayberk Çetin

GalataSarayı Efendileri
GalataSarayı Efendileri
Katılım
26 Ağustos 2009
Mesajlar
13.149
Tepkime puanı
229
Puan
1.388
Sezon başında yaşanan puan kayıpları, ki 3 çetin deplasman olması dolayısıyla normal, ve arkasından gelen 6-1’lik Real Madrid mağlubiyeti sonrası, zaten yönetim ile Fatih Terim arasındaki üzeri tülle örtülmüş yapı uyuşmazlığı bu defa açık ve seçik ortaya çıktı, Fatih Terim gönderildi yerine Mancini geldi. Yani 2 senedir devam eden bir format, kurumsal yapı hedefiyle başka bir formata bürünebilme inancıyla bitirildi;doğru veya yanlış risk alındı.



Kimi Fatih Terim haklı dedi,kimi Ünal Aysal; kimi Galatasaray ruhunu kaybetti dedi kimi profesyonelleşiyoruz vb….Bunlar tartışıldı ve tartışılıyor , benim dikkati çekmek istediğim nokta bunlardan pek gayrı olmasa da aslında oldukça tehlikeli, buzdağının görünmeyen ve son yıllarda hemen her başarısızlıkta bumerang tarzında karşımıza çıkan tükenmişlik sendromu,motivasyonun dibe vurması,taban yapılacak korkusuyla baş gösteren kısır döngü,korku ve sabredememe sorunsalı…



2010-2011 sezonu Türk futbol tarihinde enteresan şeylere sebebiyet vermiş bir dönem. 3 Temmuz süreciyle açığa çıkan kirli yapı Türk futbolundaki haksız güç dengelerini değiştirme, temiz futbol uygulamasına geçme inancıyla hemen hemen malum kulüp ve kulüpler harici tüm futbolseverleri umutlandırmıştı. Fakat kirli sistem kendini bir anlamda upgrade edip tekrar Türk futbolunda düzensizliği,kavgayı,kirliliği bu defa resmi bir şekilde önümüze getirdi. Fenerbahçe bu dönemde açık açık kollandı,korundu yara almasına rağmen, fakat olumsuzluklar yaşadıkları da malumdu. Fenerbahçe bunun üzerine kimlik değişimine gitti ve 2 ayrı kimlik yarattılar... Özellikle son dönemlerde saha içinde Fenerbahçe futbol takımı mevcutken, saha dışında “Cumhuriyetin son kalesi”,”Atatürkçü”,”Adalet savaşçısı” hüviyetine bürünüp, bazı kitleleri kandıran,algı yönlendirmesi yapan bir Fenerbahçe var. Saha içi ve dışını ayırıp, saha dışındaki olaylardan tamamen ayrı tutulan bir futbol takımı yarattılar. Böyle olunca Fenerbahçeli taraftarlar 2 yıl boyunca Galatasaray’ın altında resmen ezilmişliklerini avantaja dönüştürüp, pek tasvip etmesem de birleşip futbol takımına destek verdiler,birleştiler…Böyle olunca da futbol takımının başarısızlığı geri plana itilip, saha dışı olaylarda takım korundu,nitekim bu sene de her ne kadar TFF desteği olsa da liderlik pozisyonundalar...



Buradan şuraya varmak istiyorum :
Galatasaray için 2010-2011 sezonunun depresif etkileri sanırım hala devam ediyor. Bu takım son 2 senede Türkiye’deki rakiplerini incitmiş olsa da, C.L.’de çeyrek final ve zorlu grup aşamasını geçmiş olsa da,sanki eski günlere döneceğiz korkusu inanılmaz kuvvetli…Kendine güven son derece zayıf…Bizim bu olumsuz sarmaldan kesinlikle kurtulmamız gerekiyor. Sadece taraftarlarda değil, futbolcularda da bir doymuşluk,boşvermişlik,sorumsuzluk havası var; taraftarlardaki tükenmişlik sendromuna yakalanma korkusunun bir ayağı olarak.



Artık şunları sanırım öğrenmeliyiz :



1) Her sene şampiyon olunamayabilir.



2) Her başarısız sezonda “teknik direktör istifa” diye ezberci bir slogana sığınmamak gerekir(şu anki durum için değil genel anlamda kullanıyorum).



3) Başarısızlıktan ötürü tükenmişlik hastalığına yakalanıp başımızı eğeceğimize,ileriye bakmak için kaldırmayı öğrenmemiz gerekir.Biraz daha olgun düşünebilmeliyiz.



4) Artık dirençli bir taraftar grubu ve kulüp olma zamanımız geldi. Eğer en küçük başarısızlıkta dağılacaksak vay halimize...Bu kadar kırılgan bir durum Galatasaray gibi büyük bir camiaya yakışmıyor.



Önümüzde zorlu bir yıl var; hem mali hem sportif açıdan engeller mevcut ve yine 3-4 ayda bir teknik direktör değiştirme,futbolcuya sövme,futbolcuların boşvermesi gibi olumsuzluklar yaşayıp yokuş aşağı gitme gibi bir korku şu anki ruhi haliyetimizde ciddi tehlike oluşturuyor…



Taraftar bir güçtür, o güç katalizör görevi görür teknik heyeti,futbolcuyu ve kulübü dürter…Kulüp yalnız kalırsa ne sorumluluk endişesine girer ne de hedefi için güç bulur...Bu yönden taraftarın bakış açısı çok çok önemli bana göre…



Bu durumun nedenlerini ve çözüm önerilerini sunacak olanlar yazabilir…
 
Saha içinden saha dışındakilere kadar kimi nereye ne derecede eklemlersen ,

Şımarıklık , doymuşluk , ne oldum delisi olma , kendini bulunmaz hint kumaşı olarak görme , sportif açıdan gayri ahlaki kafa yapısı-yaşam sürme , gelişim nedir bilmeme , hem sportif hem sosyo kültürel açıdan yetersiz alt yapı , balık hafızalı olma çok yakın geçmişi dahi çabuk unutup günümüze ayna yapamama , sığ düşünce yapısı , stratejik düşünememe , birçok farklı boyut yerine tek bir boyuttan bakmaya çalışıp görememe ,



İlk aklıma gelenler , tek çözüm yok bazıları bireylere bağlı indiregenebilir bazıları kurumsal düzeyde olabilir bazılarıda kurumsal düzeyide aşıp ülke temeline indirilebilir .
 
İlaveten ,

bir tükenmişlik sendromu yaşadığımıza pek inanmıyorum tabi buna bağlı olarak eskiye dönme korkusuna düşünülen manada tabii ,,

aslında bu "eskiye dönme korkusu" denen olgunun bizim artık kurumsal olarakta genlerimize işlediğini düşünüyorum ,

yani taktiksel açıdan çoğu dönemde zarar görmüşsekte stratejik açıdan bakıldığında özellikle 87 sonrasından itibaren ülkenin en başarılısı ve diğerlerinden farklı bir noktada olmamızı sağlayan şey oldu bu ,,

tabi şöylede bir durum var bireye indirgenmiş taraftar bazında özelliklede geçmişi sorgulamayan öğrenmeyen ve yakın dönem ile sıkışıp kalmış hayatı bu konuda moto-mot yaşayanlar için bu önemli bir korku ,,

Şanslıyızki klübün organik yapısı diğer klüplerden oldukça farklı konumda bu sayede taktik sahada bazen yenilsekte resmin bütünündeki stratejik sahada herkesten ayrı kalabilmeyi başarıyoruz .
 
İlaveten ,

bir tükenmişlik sendromu yaşadığımıza pek inanmıyorum tabi buna bağlı olarak eskiye dönme korkusuna düşünülen manada tabii ,,

aslında bu "eskiye dönme korkusu" denen olgunun bizim artık kurumsal olarakta genlerimize işlediğini düşünüyorum ,

yani taktiksel açıdan çoğu dönemde zarar görmüşsekte stratejik açıdan bakıldığında özellikle 87 sonrasından itibaren ülkenin en başarılısı ve diğerlerinden farklı bir noktada olmamızı sağlayan şey oldu bu ,,

tabi şöylede bir durum var bireye indirgenmiş taraftar bazında özelliklede geçmişi sorgulamayan öğrenmeyen ve yakın dönem ile sıkışıp kalmış hayatı bu konuda moto-mot yaşayanlar için bu önemli bir korku ,,

Şanslıyızki klübün organik yapısı diğer klüplerden oldukça farklı konumda bu sayede taktik sahada bazen yenilsekte resmin bütünündeki stratejik sahada herkesten ayrı kalabilmeyi başarıyoruz .

Nesil farkı olduğu konusunda ben de hemfikirim. Bu yüzden biraz da daha genç taraftar grubunun takımı sahiplenmesi gerektiğine ve karamsarlıklarını,öfkelerini bir kenara itip değerlerimize tarihimize sahip çıkmaları gerektiğini düşünüyorum,en azından tavsiye ediyorum. Fazla öfke,fazla karamsarlık ne onlara ne kulübe birşey kazandırır...Mesela Chelsea maçından sonra "yandık bittik 2010-2011 sezonu gibi olacak herşey" diyenler vardı...Bunu söylemek için kriterin ne desek, cevap eminim sağlam donelere dayanmaz. Dersin ki mali yapımız şöyle vb. tamam da şu Bjk bile son yıllarda kaç kere şampiyon olmuş,stadı yok,mali kriz yaşıyorlar ama taraftarındaki karamsarlık oranı kendi içinde bizimki kadar değil. Acaba fazla rahata mı alışkınız bu tartışılır...
 
Nesil farkı olduğu konusunda ben de hemfikirim. Bu yüzden biraz da daha genç taraftar grubunun takımı sahiplenmesi gerektiğine ve karamsarlıklarını,öfkelerini bir kenara itip değerlerimize tarihimize sahip çıkmaları gerektiğini düşünüyorum,en azından tavsiye ediyorum. Fazla öfke,fazla karamsarlık ne onlara ne kulübe birşey kazandırır...Mesela Chelsea maçından sonra "yandık bittik 2010-2011 sezonu gibi olacak herşey" diyenler vardı...Bunu söylemek için kriterin ne desek, cevap eminim sağlam donelere dayanmaz. Dersin ki mali yapımız şöyle vb. tamam da şu Bjk bile son yıllarda kaç kere şampiyon olmuş,stadı yok,mali kriz yaşıyorlar ama taraftarındaki karamsarlık oranı kendi içinde bizimki kadar değil. Acaba fazla rahata mı alışkınız bu tartışılır...

Nesil farkı demekte kolaycılık olur aslında çünkü UEFA zaferini hatırlayamasada yaşça , son derece yerinde ve mantıklı şeyler söyleyebilen bende daha akıllı çocuklarda gördüm ,

Senin benim yaşımda hatta daha büyük olup 2000-2001 sezonunu hatırlamayan neler yaşandığını unutanda gördüm ,,

tabi biraz ayrıntıya takılsamda genel olarak yine sen haklısın denilebilir ,

Öfke mevzusunu değiştiremeyiz bence biraz bizim milletin tez canlılığıyla ilgili birşey son maçtan sonra bende ilgili başlığa sinirle girip bişeyler karaladım :) , önemli olan uzatmamak kanımca ,,

Kargaların mevzusuda ilginç aslında onlarıda incelemek lazım bizim taraftarın yanlışlarını ve az buçuk yapısını biliyoruz ama kargaların biraz küçük emrahlık ve bundan haz alma durumları var ilginç yani .
 
2010 ve önceki sezonların taraftarın ruh haline sirayet etmesi konusunda haklısın.Lakin bu engellenemez.Çünkü çok paralellikler gösteriyor.Rijkard'ın gelişi ve oyunculara hakim olamamasında mütevellit gelen gelen başarısız sürecin bir benzeri yaşanıyor.Hem de 2 sene üst üste şampiyon olan kadroya 40 m euro para harcanmışken.
 
Nesil farkı demekte kolaycılık olur aslında çünkü UEFA zaferini hatırlayamasada yaşça , son derece yerinde ve mantıklı şeyler söyleyebilen bende daha akıllı çocuklarda gördüm ,

Senin benim yaşımda hatta daha büyük olup 2000-2001 sezonunu hatırlamayan neler yaşandığını unutanda gördüm ,,

tabi biraz ayrıntıya takılsamda genel olarak yine sen haklısın denilebilir ,

Öfke mevzusunu değiştiremeyiz bence biraz bizim milletin tez canlılığıyla ilgili birşey son maçtan sonra bende ilgili başlığa sinirle girip bişeyler karaladım :) , önemli olan uzatmamak kanımca ,,

Kargaların mevzusuda ilginç aslında onlarıda incelemek lazım bizim taraftarın yanlışlarını ve az buçuk yapısını biliyoruz ama kargaların biraz küçük emrahlık ve bundan haz alma durumları var ilginç yani .

Ben de en berbat taraftarlığı 32 yaşında bir arkadaşımdan gördüm... Fakat genel manada bir sabredememe durumu olduğuna inanıyorum,öfke boyutu daha yüksek oran olarak...Mesela nasıl ki biz 14 sene şampiyon olamamaya dayanamıyor fakat babalarımız büyüklerimiz dayanabiliyorsa, şu anki durumda da 3 sene bile sabredilemez durumda ortam. Belki ülkenin değişen yapısıyla da alakalı olabilir.Kin,nefret vb. durumlar inanılmaz boyutlarda, çok gerigin bir toplum yapısında öfkeli bir nesil yetişiyor ve bundan futbol da nasibini alıyor. Yöneticiler(özellikle malum zat) futbolu savaş ortamına çevirdi uzun yıllardır ve bu zatın yarattığı futbolu bilen bir nesil de doğal olarak öfkeli..."Rekabet = Savaş" diye bir durum var yani
 
Konuyu sabitleyip herkes gelip görüşünü yazsa keşke ama olayı 4-4-2 ,5-4-1 yada Mancini - Terim boyutuna getirmeden daha geniş tahlillerle yoksa konunun içine edilir ,

birde forumda bildiğim kadarıyla fener ve beşiktaşlılıklarını açıkca deklare ederek üye olan kardeşlerimiz var onlarında yazmasını isterdim şucusun bucusun kavgasına getirmeden işi kendi tahlillerini yapmaları güzel olurdu ,

Denilir ya aynı ülkede yaşıyoruz bu farklılık neden , bunu geçin farklı takımları tutan baba-oğul arasında dahi sanki bambaşka genlerden gelmiş farklı bir ırka mensup gibi farklılaşma olabiliyor , çok ilginç yani ,,

bizim çabuk doyan aynı zamandada tezat doyumsuz yapımız , başkasının küçük emrah sendromundan zevk alması bir diğerinin kibir ve büyüklük kompleksi , incelemek gerek aslında .
 
Ben de en berbat taraftarlığı 32 yaşında bir arkadaşımdan gördüm... Fakat genel manada bir sabredememe durumu olduğuna inanıyorum,öfke boyutu daha yüksek oran olarak...Mesela nasıl ki biz 14 sene şampiyon olamamaya dayanamıyor fakat babalarımız büyüklerimiz dayanabiliyorsa, şu anki durumda da 3 sene bile sabredilemez durumda ortam. Belki ülkenin değişen yapısıyla da alakalı olabilir.Kin,nefret vb. durumlar inanılmaz boyutlarda, çok gerigin bir toplum yapısında öfkeli bir nesil yetişiyor ve bundan futbol da nasibini alıyor. Yöneticiler(özellikle malum zat) futbolu savaş ortamına çevirdi uzun yıllardır ve bu zatın yarattığı futbolu bilen bir nesil de doğal olarak öfkeli..."Rekabet = Savaş" diye bir durum var yani

Bu sadece spor yada futbol ile açıklanamaz , zaman değişiyor imkanlar değişiyor , ben çocukken gazoz içmek bir ödüldü yada ktu kola hava atma vesilesiydi çikolata gofret önemliydi şimdi öylemi beni gazozla kandırdıkları yaşlardaki çocukların elinde şimdi telefon önünde tablet yada laptop ,

özellikle son 15 senedeki hızlı değişimi göz önüne alırsak belli bir yaş grubundan itibaren tahammülsüzlüğün doruk noktada olması daha anlaşılabilir düzeyde ,

...ki gelişimi önceki nesille karşılaştırdığımızda kuantum sıçraması boyutunda olan bizim yaş grubumuzun dahi çoğunlukla sabırsız ve tahammülsüz olmasını anlayabiliyorum bir nebze ,,

Kin ve nefret konusundada haklısın bu mevzu benim aklımın alamayacağı bir boyutta , zaman zaman bu sanal ortamda benimde hatalı söylemlerim olsada futbolun savaş yada ölüm kalım boyutuna gelmesi anlaşılır değil ,, hoş dünyada son kıvılcımı seviyesinde olsada sebebi futbol nedeniyle savaşmış ülkeler yada daha evvel savaş meydanındaki kazanç yada kayıplarının rövanşı olarak futbol sahasını gören devletlerde oldu ,,



Ülkemizdeki yönetici kısmındaki sorunlar özelliklede senin değindiğin manada futbol özelinde belkide en önemli sorun galiba yani oyuncular antrenörler gelir geçer günlük başarı yada başarısızlıklar olur ama bu yönetici sorunu nasıl düzelir bilmiyorum .
 
Bu sadece spor yada futbol ile açıklanamaz , zaman değişiyor imkanlar değişiyor , ben çocukken gazoz içmek bir ödüldü yada ktu kola hava atma vesilesiydi çikolata gofret önemliydi şimdi öylemi beni gazozla kandırdıkları yaşlardaki çocukların elinde şimdi telefon önünde tablet yada laptop ,

özellikle son 15 senedeki hızlı değişimi göz önüne alırsak belli bir yaş grubundan itibaren tahammülsüzlüğün doruk noktada olması daha anlaşılabilir düzeyde ,

...ki gelişimi önceki nesille karşılaştırdığımızda kuantum sıçraması boyutunda olan bizim yaş grubumuzun dahi çoğunlukla sabırsız ve tahammülsüz olmasını anlayabiliyorum bir nebze ,,

Kin ve nefret konusundada haklısın bu mevzu benim aklımın alamayacağı bir boyutta , zaman zaman bu sanal ortamda benimde hatalı söylemlerim olsada futbolun savaş yada ölüm kalım boyutuna gelmesi anlaşılır değil ,, hoş dünyada son kıvılcımı seviyesinde olsada sebebi futbol nedeniyle savaşmış ülkeler yada daha evvel savaş meydanındaki kazanç yada kayıplarının rövanşı olarak futbol sahasını gören devletlerde oldu ,,



Ülkemizdeki yönetici kısmındaki sorunlar özelliklede senin değindiğin manada futbol özelinde belkide en önemli sorun galiba yani oyuncular antrenörler gelir geçer günlük başarı yada başarısızlıklar olur ama bu yönetici sorunu nasıl düzelir bilmiyorum .

Ben de bunu dedim Murat , ülkenin değişen yapısıyla alakalı,güzel açıklamışsın üzerine ilave yapmayayım :) Yalnız kin ve nefret bu yapıyı o kadar keskinleştiriyor ki iki ucu bıçak gibi nereye gitsen yara alıyorsun...
 
Yalnız kin ve nefret bu yapıyı o kadar keskinleştiriyor ki iki ucu bıçak gibi nereye gitsen yara alıyorsun...

Özellikle son 20 senenin sorunu bu oldu , rekabet kavga gürültü eskidende vardı ama bu şekilde bir ayrışma-nefret boyutu yoktu ,

Ali Şen ile başlayan bir süreç oldu bizdende misal Adnan Polat'ı ayırmamak lazım yada misal fatih altaylı gibi tipleri , yada kargalardan kalkavan , düren vb.'lerini , Aziz yıldırım ilede adeta nirvanaya ulaştı bu kafa yapısı aziz ve onun altındaki emir eri uslu vb. şahsiyetlerle .

Kısaca Ali Şen ile başlayan kin-nefret ve ötekileştirme kademe kademe yükselerek aziz ile beraber artık geri dönüşü imkansız yada çok zor bir noktaya geldi , buradan geri dönüş ise 20-25 sene evveline değil ama en azından 2000-2002 evveliyatı seviyesine olabilir belki ...
 
Şu anki taraftar mutsuzluğu ve hatta öfkesi ile ilgili önemli bir noktayı kaçırıyoruz. Taraftarların bu kadar büyük tepki göstermesi ve maalesef bu tepkinin muhtemelen artarak devam edecek olması tamamen Fatih Terim olayı ile alakalı. Tepki sportif başarısızlık dolayısı ile değil, sportif başarısızlığın sebebi ile bu kadar büyük oldu.



Taraftarların bir çok bölümü (buna ben de dahilim) Fatih Terim kovulmasaydı bu seneyi kesin olarak şampiyon olarak bitireceğimize inanıyor. Bunu şu an itibari ile ispatlamak mümkün değil tabi, ama inanç bu yönde ve değişmesi de neredeyse imkansız. Hal böyle olduğu için de şampiyonluğu bizim kendi yönetimimizin verdiğini düşünüyor tepki gösteren taraftarlar. Bu düşünce beni de deli ediyor açıkçası ve hiç bir şekilde kafamdan çıkartamıyorum yapılan tuhaflığı. Şundan eminim ki Fatih Terim kovulmasaydı ama şampiyonluk yine de kaçsaydı (yani sportif başarısızlık olsaydı) bu taraftardan kimse çıkıp da yönetimi istifaya çağırmaz, bu nebze büyük bir tepki göstermezdi. Sezon bittiğinde ise takım muhtemelen alkışlanır, fazla moral bozmadan önümüzdeki sezona bakılırdı.



Fatih Terim'in gitmesinde yönetimin ne suçu var diye soracak olursanız ben yönetimin bu durumu yönetmeyi beceremediğini düşünüyorum. Demirören ilk olarak Fatih Terim'e bulaştığında kesin bir dille reddedilip Fatih Terim'in arkasında durulsaydı; daha da önemlisi, Fatih Terim'in sözleşmesi daha ilk sezonun sonunda örneğin 5 yıl uzatılmış olsaydı bunların hiç birini yaşamayacaktık muhtemelen. Ali Dürüst ve Abdürrahim Albayrak'ın kovulmalarının da herhangi mantıklı bir açıklaması yok, kusura bakmayın. İşleyen düzenin bozulması ve bunun sonucunda çok ağır bir sportif yaşanması taraftarın çıldırmasına sebep oldu ki sonuna kadar haklılar.



Bundan sonra sportif başarı gelmediği sürece (umarım yanılırım ama Mancini ile imkansız gözüküyor bana) bu yönetimin işi çok zor; ne yaparlar, yaptıkları tuhaflığı nasıl toparlayabilirler gerçekten bilmiyorum.
 
Şu anki taraftar mutsuzluğu ve hatta öfkesi ile ilgili önemli bir noktayı kaçırıyoruz. Taraftarların bu kadar büyük tepki göstermesi ve maalesef bu tepkinin muhtemelen artarak devam edecek olması tamamen Fatih Terim olayı ile alakalı. Tepki sportif başarısızlık dolayısı ile değil, sportif başarısızlığın sebebi ile bu kadar büyük oldu.



Taraftarların bir çok bölümü (buna ben de dahilim) Fatih Terim kovulmasaydı bu seneyi kesin olarak şampiyon olarak bitireceğimize inanıyor. Bunu şu an itibari ile ispatlamak mümkün değil tabi, ama inanç bu yönde ve değişmesi de neredeyse imkansız. Hal böyle olduğu için de şampiyonluğu bizim kendi yönetimimizin verdiğini düşünüyor tepki gösteren taraftarlar. Bu düşünce beni de deli ediyor açıkçası ve hiç bir şekilde kafamdan çıkartamıyorum yapılan tuhaflığı. Şundan eminim ki Fatih Terim kovulmasaydı ama şampiyonluk yine de kaçsaydı (yani sportif başarısızlık olsaydı) bu taraftardan kimse çıkıp da yönetimi istifaya çağırmaz, bu nebze büyük bir tepki göstermezdi. Sezon bittiğinde ise takım muhtemelen alkışlanır, fazla moral bozmadan önümüzdeki sezona bakılırdı.



Fatih Terim'in gitmesinde yönetimin ne suçu var diye soracak olursanız ben yönetimin bu durumu yönetmeyi beceremediğini düşünüyorum. Demirören ilk olarak Fatih Terim'e bulaştığında kesin bir dille reddedilip Fatih Terim'in arkasında durulsaydı; daha da önemlisi, Fatih Terim'in sözleşmesi daha ilk sezonun sonunda örneğin 5 yıl uzatılmış olsaydı bunların hiç birini yaşamayacaktık muhtemelen. Ali Dürüst ve Abdürrahim Albayrak'ın kovulmalarının da herhangi mantıklı bir açıklaması yok, kusura bakmayın. İşleyen düzenin bozulması ve bunun sonucunda çok ağır bir sportif yaşanması taraftarın çıldırmasına sebep oldu ki sonuna kadar haklılar.



Bundan sonra sportif başarı gelmediği sürece (umarım yanılırım ama Mancini ile imkansız gözüküyor bana) bu yönetimin işi çok zor; ne yaparlar, yaptıkları tuhaflığı nasıl toparlayabilirler gerçekten bilmiyorum.

Kısmen katılıyorum ben de ama sırf Fatih Terim'e endekslemek sanki alt metinde yatan huzursuzluk ve sevgisizliği elemine etmek gibi. İlk 6 haftayı hatırlayın, puan kayıpları vardı ama bunlar olabilecek puan kayıplarıydı: Bursa,Eskişehir deplasmanları vb.. Fakat Galatasaray'da işler yolunda giderken nedense tekere çomak sokmak gelenek haline geldi...



Geçmişte Lucescu gönderildi Fatih Terim getirildi ardından yaşanan krizler malum; şimdi Fath Terim gönderildi Mancini getirildi yeri sağlam değil. Yine ve yeni bir teknik direktör krizi yaşanabilir ki bu da istikrar için çok olumsuz olacak.Biz maalesef birlik olma,hedefe doğru yürüme inancı ve sahiplenme duygularımızı 90'lı yılardakinin tam tersi biçimde yaşıyoruz.



Yani Galatasaray'ın asıl rakibi son yıllarda gelişen bir Galatasaray mantalitesi gibi...
 
Ozet gecmek gerekirse: Guclu olmamiz sart.



Fenerliler bile kotu gidisatta pes etmiyorlar, taraftarlari her olumsuzlukta takimlarin arkasinda oluyor oyle yada boyle, bu sene olmazsa bidaki sezon diyorlar.

Bizde dunya nin sonu gibi hava olusuyor isler kotu gittimi. Yok hoca gitsin, yok takim komple degissin, Baskan gitsin, secimler olsun vs. O yuzden bize bakiyorsun, bi sezon sampiyon oluyoruz, diger sezon 3. , ondan sonraki sezon 5. falan. ama şikeciler hep ilk 2 de oluyor.

Bizim de bu dusunce/destek yapimiz degismeli, daha dik durmamiz lazim ki Sampiyon olamiyorsan 2. ol, bidaki sezon olmaya gayret goster yine.

Bizde cok dalgalanma oluyor malesef. Ya cok iyiyiz ya cok kotuyuz. Dengemiz yok.
 
Galatasarayın bu sene transfere harcadıgı para yaklasık 40m.euro kemik bonseris. Bu para fenerbahcenın bu sene harcadıgı paranın 1.5 besıktasın 5 katı. Geldigimiz noktada fenerbahceden 11 puan fark yemısız kı muhtemelen sene sonunda daha buyuk bır fark olacak. Besıktasta ligde onumuzde gidiyor. Bu noktada demekki cok buyuk hatalar yapılmıstır. Her sene sampıyon olunamayabılır dogru ancak rakibin hala 3 temmuzdan kalan hesaplasmalarla bogusurken sen son 2 sezonun sampıyonu ve gecen sezonun ceyrek finalisti olarak fenerbahceden 11 puan fark yiyorsan taraftar buna isyan eder. Ayrıca galatasarayda basarılar hep buyuk devrimlerle gelmistir. Galatasarayda basarısızlık dibe vurmaktır ve her dibe vurustan sonra kabuk degistirilip tekrar basarılı olunmustur. Zaten farkındaysanız galatasaray ya sampıyon olur ya da hedefsiz bombos bir sezon gecirir. 2. olup son haftaya kadar yarısta kaldıgımız sezon cok nadirdir. Ben bu mancinisiyle suankı yonetim anlayısıyla oyuncu grubuyla hicbir yere varılamayacagını dusunuyorum. Yine ciddi revizyonlar olacak. Bunlrı ne kadar erken yaparsak o kadar hızlı sıyrılırız bu cokusten.
 
Galatasarayın bu sene transfere harcadıgı para yaklasık 40m.euro kemik bonseris. Bu para fenerbahcenın bu sene harcadıgı paranın 1.5 besıktasın 5 katı. Geldigimiz noktada fenerbahceden 11 puan fark yemısız kı muhtemelen sene sonunda daha buyuk bır fark olacak. Besıktasta ligde onumuzde gidiyor. Bu noktada demekki cok buyuk hatalar yapılmıstır. Her sene sampıyon olunamayabılır dogru ancak rakibin hala 3 temmuzdan kalan hesaplasmalarla bogusurken sen son 2 sezonun sampıyonu ve gecen sezonun ceyrek finalisti olarak fenerbahceden 11 puan fark yiyorsan taraftar buna isyan eder. Ayrıca galatasarayda basarılar hep buyuk devrimlerle gelmistir. Galatasarayda basarısızlık dibe vurmaktır ve her dibe vurustan sonra kabuk degistirilip tekrar basarılı olunmustur. Zaten farkındaysanız galatasaray ya sampıyon olur ya da hedefsiz bombos bir sezon gecirir. 2. olup son haftaya kadar yarısta kaldıgımız sezon cok nadirdir. Ben bu mancinisiyle suankı yonetim anlayısıyla oyuncu grubuyla hicbir yere varılamayacagını dusunuyorum. Yine ciddi revizyonlar olacak. Bunlrı ne kadar erken yaparsak o kadar hızlı sıyrılırız bu cokusten.



Bu son yıllarda böyle Onur... Bu yüzden kabullenemiyoruz bu durumu. İlla ki birşeyler ters gitmemeli sonraki başarılar için. Belki biz UEFA ve Süper Kupa başarılarını pek hazmedemedik ki sonrasında gelen mali sıkıntılarla o dönemden sonra bayağı inişli çıkışlı bir grafik sergiledik.Oysa onun öncesinde Türk futbolunun tartışmasız hakimiydik. Belirli bir grafiğimiz vardı...Biz kulüp olarak düşünce tarzımızda büyük fırtınalar yaşıyoruz son yıllarda. Deniz ya çok dalgalı ya da durgun bizim için.
 
Geri
Üst Alt