Ünal Aysal | Başkan (2011-2014) (ARŞİV)

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Blogunu öğrene bilirmiyim abi mümkünse?

Tabiki cesurdusunce.blogspot.com.tr Yazıyı blogun içeriğini biraz değiştirdiğimden (siyasi makaleler) pasife aldım. Ama halen duruyor eski tarihle. Yazıyı buraya koyayım.


Sözler iyi kullandığında silahtanda etkili oluyor. Bu açıklama nükleer bomba gibi olmuş. Muhatabını veya rakibini ezip geçiyor. Bayağılık yok, hamaset yok, açık samimiyet var, temenni var. Bir tarafta ağzından salyalar akan Fenerbahçeli yöneticiler. Kendi şike savunmasında 2001 yılında bütün dünyanın, fifanın, uefanın, bundan yarar ve zarar görenlerin önünde oynanmış Galatasaray- Strum Graz maçını göstererek bundan çare bekleyen başkanı. Bir yanda bu sözlerin sahibi Galatasaray başkanı Ünal Aysal. Galatasaray'la Fenerbahçe'yi ayıran nokta, ne kupalardır, ne şampiyonluklardır, ne maddi gücü, nede taraftar sayılarıdır. Galatasaray'la Fenerbahçe'yi ayıran işte budur. İyiki Galatasaraylıyım. Zaten böyle olduğu için galatasaraylıyım.






Sayın Aziz Yıldırım,
Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı


Bugüne kadar gerek soruşturma aşamasında, gerekse adli makamlara intikalinden sonra bu davanın hukuki sonuçlarını etkileyebilecek en küçük bir imâda dahi bulunmaktan kaçındım, kaçındık. Olayın Galatasaray’ı ilgilendiren yegane boyutu ve tüm çabalarımız, bu konuda karar alması gereken özerk kurumların gecikmeleri durumunda Galatasaray ve Türk takımlarının bir zarar görmesi tehlikesine karşı ilgili mercileri uyarmaktan ibaret oldu.
Hatırlamanız gerekir, 3 Temmuz’dan 24 saat sonra yaptığımız açıklamada tüm Galatasaray camiasından rekabet duyguları içinde hareket etmemelerini ve soğukkanlılıklarını muhafaza etmelerini özellikle rica etmiştim. Bunu spor anlayışımın gereği olduğu kadar toplumsal aşırılıkları önceden engellemek ve meseleyi tırmandırıp nefret duygularının tırmanmamasını sağlamak için yaptım.
Sayın Yıldırım, sizin Başkan olarak temsil ettiğiniz kurum bir spor kulübü, herhangi bir şirket değil. Dolayısıyla sadece yargı kurumlarına ve ceza yasalarına tâbi değilsiniz. Ülke içinde TFF ve uluslararası alanda UEFA ve FIFA kurallarına tâbisiniz. Eğer bir spor kulübü değil de, bir özel şirket söz konusu olsaydı sportif kararlar için davanın sonunu beklemek en doğal hakkınız olurdu. Ama ne yazık ki taşıdığınız sıfat, temsil ettiğiniz kurumun başka sorumlulukları ve futbol dünyasının başka kuralları var.
Belirtmeliyim ki, savunmanızın size yapılan itham ve suçlamalar üzerine kurulmuş olmasını beklerdim ve emin olunuz bu iddiaların haksız olduğunu teker teker kanıtlamanız bir spor adamı olarak beni sadece sevindirirdi. Ne yazık ki, daha ilk günden itibaren yanlış bir yol izlemektesiniz. Galatasaray başta olmak üzere başka kulüpleri de suçluymuş gibi gösterme çabalarınız, hukuk bilgime dayanarak söylüyorum, sizi de, kurumunuzu da temize çıkarmaz. Üstelik spor dünyamız açısından tam da engellemek istediğim o nefret duygularını pekiştirir. Başarıya ne denli tutkulu bir insan olduğunuzu tahmin edebiliyorum. Ama kurumlarımızın başarısının ötesinde topluma karşı önemli sorumluluklarımız var ve bu yönde çağdaş değerleri benimsemiş olmamız gerekir. Bu açıdan kendinizi kurtarmak için bile olsa 107 senelik şerefli tarihimize dil uzatarak ve mesnetsiz iftiralarla “leke bulaştırma” yönteminin size hiçbir faydası olmayacağı gibi son derece tehlikeli neticeler doğuracağını özellikle hatırlatmak isterim.
Sayın Yıldırım, sizi destekleyen saf ve temiz taraftarlarınız, etkinizdeki bazı medya mensupları ne denli alet olurlarsa olsunlar, bizlerin görevi onları kullanıp başkalarına çamur atarak futbolumuzu daha da kirletmek değil, temize çıkması için gayret sarfetmektir.
Suçsuzluğunuzu kanıtlayıp bir an önce özgürlüğünüze kavuşmanızı dilerim.
Ünal Aysal
Başkan
Galatasaray Spor Kulübü
 
Son düzenleme:
İlk 2 sene diriltti sonra Polat döneminde kötü halde takımı bıraktı.. Buda büyük başarı çevresindekilerin oyununa geldi fena para kaldırdı bazıları kendisi yaptığına inanmasam da bunun ortaya çıkmasa da.. Bu arada gelenlere yoğun yük bıraktı muhtemelen herşeye 0 dan başlanacak değerli oyuncular satılacak ocak ayına kadar kaynak yaratılmazsa herkes Terim transferlerini bahane ediyor ama bizi asıl batıran ondan sonra yapılan Futbolcu Temsilcisi ve Yönetimdeki çıkarcı gruplar tarafından yapılan transferler Ocak ve Eylül transferlerin çoğu öyle transferler malesef..
 
Büyük Başkan ! Eleştirenler adnan polata falan layık.
 
Selçuk ile Burak'in sözlesmelerini yenilediğin için sonsuz tesekkürler büyük baskan

O kadar borç yaptiktan sonra kaçtiğin için sonsuz tesekkürler büyük baskan.

Mancini ve Prandelli gibi Türkiye Ligine uygun olmayan hocalari getirdiğin için sonsuz tesekkürler büyük baskan

Yolun açik olsun
 
Kendisi gidip yeni başkan'da seçildiğine göre yapıp-yapmadıkları hakkında objektif bir yazı iyi olur heralde.

Kurumsal Faaliyetleri : Başkan göreve geldiğinde kurumsal olmanın öneminden bahsetmiş bu konuda da öncelikli olarak çalışmalar yapacağını söylemişti. İlk çalışmalar olumluda başlamıştı. Kulüp çalışanlarının görevlerini yapabilme kabiliyetlerine bakılmış. Görevlerini yapmaya ehliyeti olmayanlar yollanmıştı. (Voleybol maçını anlatırken tekli bloğa, birebir blok diyen Gs Tv spikeri gibi) Çalışanların görev tanımları, kurum içi işleyişte faaliyetler yapıldığını .... yazıyordu gazeteler. Ancak göreve başladıktan kısa bir süre sonra durdu. İş tamamen masada iş pozisyonu üretip yüklü maaşlarla adam çalıştırmaya döndü. İlk eleştiriyi görevde iken Adnan Öztürk yapmıştı. Kurumsallık pozisyon açıp ulufe dağıtmak değildir diye. % 100 haklıydı. Sonuç itibarıyle bugün sporcu harici o kadar şişkin kadro varki Duygun Yarsuvat bu maliyetle başedemeyiz, çalışan sayısını azaltmalıyız diyor. Kulüp bugün eski Kamu İktisadi Teşekkülleri gibi. Kulube giren parada sportif gelirlerdeki artış, sermaye artırımından gelen para, hisse satışından gelen paraya rağmen borçlar azalmayıp arttıysa bununda büyük rolü var.

Sonra kurumsallıktan bahseden milyardolar servet sahibi bir işadamının. Gs başkanı olarak soyunma odasına motivasyon konuşmasına inmesi gibi komediler izledik. Bir gazete beyanında şöyle diyordu başkan. Galatasaray tüm mesaisini alıyormuş. Her türlü kararıda kendisi veriyormuş. Sen bu kadar hem zaman harcıyorsan, hem her türlü kararı kendin veriyorsan. Lütfü Arıboğan'ı o maaşla niye işe aldın. Bostan korkuluğu diyemiydi.

Sonra işe başlarken ben futboldan anlamam diyen başkan birkaç ay sonra ben dilinden futbol yorumları yapıyordu. O yorumlarında Galatasaray teknik ekibinden değil, dışarıdan birilerinden (kılavuz karga Bülent Tulun) duyduğu da çok belliydi. Prandelli'yide nasıl seçtiğini öğrenmiş olduk yeni gazete haberlerinden kurumsal başkanın. Arkadaşı Olimpiakos başkanı kaçırma demiş. Böyle ihtiraslarının esiri olarak yöneten herhangi birisi birde futbolda asla başarılı olamazdı. Çünkü futbol insanların anladığını düşündüğünden çok zor bir oyun. 2+2=4 etmeyi bırakın. 2+2 nin 2 bile etmediği durum çoktur. Son örnek bizde 2/2 yapan Fatih Terim. Ne oldu milli takımda. Fos.

Marka Faaliyetleri: Bu konuda başkanın hakkını verelim. Ancak bu kadarını yapabilirdi. Türkiye'de saltanata karşı geldi. Spor dışı gezi olaylarında dahi fikrini söyleyebilen tek başkandır. Fikri hür, vicdanı hür Galatasaray'ı başbakana biat'e zorlayan Polat yalakasının yanında yaptığıyla Everest'tedir.

Bu kulübümüzün çıkarlarına zarar getirmişmidir. Muhakkak getirmiştir. Ancak ortada memleket meselesi varken kulübümüzün yada kişisel çıkarımızın lafı olmaz. Olsaydı Galatasaray öğrencileri cephelere gidip şehit olmazlardı. Galatasaray Tevfik Fikret'tir. Eğilmez. Bükülmez. Onun için Polat'ın yaşadığını kimse yaşamamıştır. İsterse 10 sene berbat sportif sonuçlar alsın.

Birde Drogba ve Sneijder transferleri ve tekrar Şampiyonlar ligindeki başarılarında baya olumlu katkılar yaptığını düşünüyorum.

Yanlız Galatasaray başkanının yalaka bir gazeteciyle mesafesini koruyamaması ile ilgili durumlar çok çok beterdi. Hatta rezildi.

Ekonomik Faaliyetler: Başkan ilk geldiğinde acil nakit sıkıntısı vardı. Bunun içinde en mantıklı çözümle hisse satışı yaptı. Sonra sermaye yapısını güçlendirmek ve kaynak sağlamak için sermaye artırımına gitti. Çok doğru adımlardı. Kulüp sportif olarakta çok başarılı oldu. Bununda gelirlere büyük katkısı oldu. Fakat bunlara rağmen ekonomik durumda pek düzelme olmadı. Tahminim birkaç sebebi var.

1. neden zayıf bir takım vardı. Sportif başarılar için mutlaka takımın geliştirilmesi gerekiyordu. Hem transferlere para harcandı. Hemde takımın iyileşmesiyle beraber takımın senelik maliyetide arttı. 2. Sporcu harici giderlerde gelişmenin çok ötesinde artış var. Yazının başındada anlattığım gibi. Bir nevi arpalık olmuş. 3. Galatasaray yeni gelirler yaratacak tekbir yeni proje geliştiremedi. Bu konuda Galatasaray en büyük potansiyele sahip spor kulübü. Kendi yurtdışı gezilerimden biliyorum. Futbol sektörünün gelişmiş olmadığı Asya ve Afrika kıtalarında insanların çoğunda Galatasaray'ın onlar için Barcelona'dan farklı bir yeri vardı, azalmıştır ama halende var. İlk başta uzak Asya turu vardı. Çok sevinmiştim. İptal edeildi. Sonra bu fırsat dahi unutuldu. 4. 11 kişi oynanan futbolda en ideal kadrolar 23-25 civarı sayıda tutulurken tam 43 mukavele var. Bu amatörlüğü falan aşar. Burda başka şey var. Birileri mukavelelerden komisyonmu alıyor. Birinin Galatasaray'a garezimi var. Durum o düzeyde. İzlem komitesi başkanınnın anlattıklarındanda işlerin nasıl keğazelikle yürütüldüğünü de öğrendik.

Sportif Faaliyetler : Bu konuda başkan genel olarak çok başarılı oldu. Futbol takımı, Basketbol takımları, Yüzme, Kürek, Judo başarılı. Yüzme'ye tamamen Ergun Gürsoy bakıyor rolü yok. Voleybol'da çok uğraştılar. Yatırımda yaptılar. Ama hedeflere tam ulaşamadılar. Sutopunda'da artık Avrupa'da başarı için faaliyet yaptılar. Oda pek olmadı. Türkiyede zaten rakibimiz yok. Kürek'te Fenerin gerisine düşmüştürk. Tekrar gelişme oldu. Basketbol takımları muhteşem başarılar elde etti. 2 başarılı antrenör seçiminden başka katkısı yok. Takımlar bu başarıları yaparken bir sürüde problemle uğraştılar. Onlarıda kim seçti bilmiyoruz. Futboldaki başarıdada onu Fatih Terim'i seçmeye zorlayanların ve Fatih Terim'e rahat çalışma ortamı sağlayanların ve Fatih Terim'in şansınında etkisi var. Sonuç bu sportif başarılarda kendisinin pek değil, hiç etkisinin olmadığınıda düşünüyorum.
 
Son düzenleme:
Futbolculardan hiçbiri twitterdan ayrılık mesajı yazmadı.Hiç sevilmiyormuş demek ki.Yekta,Burak ve Selçuk'un yazması lazımdı halbuki.
 
Shit'tı sıvadı, sıvacı başkan. Insan Italyanı kovarda öyle gider.
 
Terim sonrası facia bir performans sergiledi ama 5+3 garabetini de unutmamak gerek. Hatalı transferler yapıldığı doğru, yabancı sınırı olmasa dahi buna benzer hatalı transferler olacaktı büyük ihtimalle çünkü futboldan anlayanların çoğunluğu yönetimin dışında kaldı. Fakat elimiz en azından yerli oyunculara karşı bu kadar güçsüz olmayacaktı. Çöpler, milyonları almayacaktı. Yabancı sınırı karşısında başarılı bir strateji üretemediği gibi çuvalladıkça çuvalladı ve kendi sonunu hazırladı. Bu sınır işi kalkmadan Türk futbolunun geleceği zaten karanlık. Bununla birlikte sınır kalksa da borçların temizlenmesi gerek. Bunun gerçekleşebilmesi için uzun vadeli, akılcı bir strateji şart. Gerekiyorsa sıfırdan başlanmalı. Artık hata yapma lüksü yok. Şu 4. yıldız meselesine gelince, bunu boş yere takıntı yapmamak gerekir. Bir Türk takımı Avrupa'dan kupa getirene dek bizim büyüklüğümüzü kimse tartışma konusu bile yapamaz. Önemli olan buna güvenip yatmamak, bunun üzerine koyabilmek için çalışmaktır. Bu bağlamda, Prandelli'nin ve futbolcuların Dortmund maçından sonra yapmış oldukları 'asıl hedefimiz lig' açıklaması büyük bir fiyaskodur ve hazmedilmesi mümkün değildir. Kuruluş amacımızla örtüşmeyen bu açıklamalara kısa süre içerisinde açıklık getirilmeli ve gereken neyse yapılmalıdır. Bu camiaya yakışmayan, kuruluşumuzun hedeflerini taşıyamayan her kim olursa olsun camiamız ile ilişiğine derhal son verilmelidir. Galatasaray kimsenin deneme tahtası veya oyuncağı değildir. Kimsenin çiftliği de değildir. Yanlış anlaşıldık tarzı açıklamalar asla kabul görmeyeceği gibi durumu daha da vahim bir hale getirmekten öteye gidemeyecektir.
 
Başta taraftar olmak üzere pembe yalanlarla dolandırdı herkesi.. İşin tuhafı bu yalanlara hala inananlar var..
 
Kraldan çok kralcı adamlar nasıl ki şimdi Terim'in arkasından sallıyorsanız Aysal gittiğinde arkasından aynı şekilde sallayacaksınız.. Ama biz yine olduğumuz noktada duracağız..

İşte o zaman bu yazdıklarınızı yüzünüze vuracağım.. Zira bu forumda Adnan Polat'ın nasıl göklere çıkarıldığını dün gibi hatırlıyorum..

3 ay sürmedi.. ama anlamazlar ki..
yine sahte bir kahraman üretip sonra arkasından küfredecekler..
 
Keyifler yerinde mi başgan? Akıllı adamsın valla doğru zamanda topukladın.
 
adam işi biliyo
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
başkalarının başarılarından nemalandın.yalnız kalınca ne oldugunu herkes gördü.4.haftada GS başkanlıgını bırakıp kaçan başkan.prandelli için yada hiç kimse için kötü konuşmadım ama bu botokslu ne dense hakediyor.
 
Herşey iyi giderken 1 senede takımın bu hale gelmesinin en büyük sebebi sensin!
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst Alt