- 23 Aralık 2008
- 65.496
- 63.471
- 5.103
Yıl MS 1683'tü ve son 300 yıldır Hıristiyan Kutsal Roma İmparatorluğu ile Müslüman Osmanlı İmparatorluğu ölümcül bir mücadelenin içindeydi.
Ancak artık bu mücadelenin sonu yaklaşmıştı.
Bu sonu Padişah'ın en korkulan komutanlarından biri olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa getirecekti. 1683 yazında, Hıristiyanlığın son kalesine, Hapsburg hanedanının başkentine, Müslüman kalabalıklarla Avrupa arasındaki son kaleye, Viyana'ya karşı 140.000 adama önderlik etti.

14 Temmuz'da Osmanlılar şehri kuşattı. Siperler inşa edildi, yiyecek kaynakları kesildi ve 130 top şehri vurmaya başladı. Yalnızca 15.000 savunucuyla Kutsal Roma İmparatorluğu yok olmaya mahkum görünüyordu. Eylül ayına gelindiğinde şehir surlarının büyük bir kısmı zaten harabeye dönmüştü ve geri kalan savunmacılar son adamlarına kadar savaşmaya hazırlanıyorlardı.
Fakat savaş henüz bitmemişti.
Çünkü başka bir ordu kuşatılmış şehre yaklaşıyordu. Ama sancaklarından hiçbir Osmanlı hilali uçmuyordu.
Çünkü bu ordunun sancaklarında Polonya Milletler Topluluğu'nun kırmızı-beyaz şeritleri, Kutsal Roma İmparatorluğu'nun kara kartalı ve Hıristiyanlığın haçı dalgalanıyordu. Polonya kralı John III Sobieski'nin komutasındaki 80.000'den fazla Alman ve Polonya askeri şehrin yardımına yürüyordu.
Yardım gücü 11 Eylül'de geldi ve 12'sinde savaşa katıldı. Alman ve Polonyalı piyadeler Osmanlılarla çatışmaya girdi ve onlar iyi bir ilerleme kaydederken Osmanlı birlikleri Viyana'ya girmişti. Şehir düşerse her şey kaybedilirdi.
Ve sonra süvariler geldi.
Ayın 12'si akşamı saat 18.00'de 18.000 atlı Osmanlı ordusunun karşısındaki tepede sıraya girdi. Kral Sobieski'nin kendisi, Avrupa'nın en iyi süvarileri olan 3.000'den fazla Polonyalı Kanatlı Hussar'la birlikte onların başındaydı. 100.000'den fazla Osmanlı tepenin dibinde onları bekliyordu.
Müttefik ordu tezahürat yaparken ve Osmanlılar bu zırhlı devleri görünce korkarken, Hussar'lar Yüce Allah'a dua etti, mızraklarını hazırladı ve hücum etti.
Tarihteki en büyük süvari taarruzlarından birinde ,Hussar'lar Osmanlı hatlarını tamamen paramparça etti. Osmanlılar kendi topraklarına çekildiler ve muzaffer müttefikler, düşmana kaptırdıkları Avrupa topraklarının çoğunu geri aldılar. Osmanlılar bir daha asla Avrupa'yı tehdit etmeyecekti.
Viyana, Avrupa ve aslında Hıristiyanlığın kendisi kurtarıldı.

Ölmekte olan bir imparatorluğun son kalesi, düşman ordusu tarafından kuşatılmıştır ve halkının geleceği tehlikededir. Tam her şey kaybolmuş gibi göründüğünde, müttefikler birdenbire ortaya çıkıyor ve yıkıcı bir süvari saldırısıyla günü kurtarıyor ve düşman tehdidini sonsuza kadar sona erdiriyor.
Tanıdık geliyor mu?

"Yabancı bir kaynaktan alıntıdır. Olayları onların gözünden dinlemekte ilgi çekici olabiliyor. "
Savaşın sonuçları:
Viyana bozgununun sorumluluğunu taşıyan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa idam edildi. Padişah daha sonra düşünüp yapmış olduğu başarılı hizmetlerden dolayı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın başının kesilmesini geri almak istemiş ve ikinci bir emirle affedilmesini emretmiştir. Fakat ikinci emir ulaşana kadar görev verilen ulaklar paşayı idam etmişlerdi. Kesilip gömülen başının üzerine seng-i ibret (ibret taşı) ibaresi konuldu. Osmanlının bu hezimeti Avrupa'da büyük sevinçle karşılandı. Artık Osmanlıların yenilmez olmadıklarını gören Avrupa, karşı hücuma kalkmaya başladı. Psikolojik savaş olarak da Osmanlı üzerinde büyük bir kayıp, Avrupalılarda ise büyük bir kazanç olarak değerlendirildi. Bu savaş sonucunda Osmanlının gerileme devrine girdiği kabul edilmektedir. Böylece Türklerin Sakarya Muharebesi’ne kadar sürecek bir geri çekilme süreci başlamış oldu
Ancak artık bu mücadelenin sonu yaklaşmıştı.
Bu sonu Padişah'ın en korkulan komutanlarından biri olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa getirecekti. 1683 yazında, Hıristiyanlığın son kalesine, Hapsburg hanedanının başkentine, Müslüman kalabalıklarla Avrupa arasındaki son kaleye, Viyana'ya karşı 140.000 adama önderlik etti.

14 Temmuz'da Osmanlılar şehri kuşattı. Siperler inşa edildi, yiyecek kaynakları kesildi ve 130 top şehri vurmaya başladı. Yalnızca 15.000 savunucuyla Kutsal Roma İmparatorluğu yok olmaya mahkum görünüyordu. Eylül ayına gelindiğinde şehir surlarının büyük bir kısmı zaten harabeye dönmüştü ve geri kalan savunmacılar son adamlarına kadar savaşmaya hazırlanıyorlardı.
Fakat savaş henüz bitmemişti.
Çünkü başka bir ordu kuşatılmış şehre yaklaşıyordu. Ama sancaklarından hiçbir Osmanlı hilali uçmuyordu.
Çünkü bu ordunun sancaklarında Polonya Milletler Topluluğu'nun kırmızı-beyaz şeritleri, Kutsal Roma İmparatorluğu'nun kara kartalı ve Hıristiyanlığın haçı dalgalanıyordu. Polonya kralı John III Sobieski'nin komutasındaki 80.000'den fazla Alman ve Polonya askeri şehrin yardımına yürüyordu.
Yardım gücü 11 Eylül'de geldi ve 12'sinde savaşa katıldı. Alman ve Polonyalı piyadeler Osmanlılarla çatışmaya girdi ve onlar iyi bir ilerleme kaydederken Osmanlı birlikleri Viyana'ya girmişti. Şehir düşerse her şey kaybedilirdi.
Ve sonra süvariler geldi.
Ayın 12'si akşamı saat 18.00'de 18.000 atlı Osmanlı ordusunun karşısındaki tepede sıraya girdi. Kral Sobieski'nin kendisi, Avrupa'nın en iyi süvarileri olan 3.000'den fazla Polonyalı Kanatlı Hussar'la birlikte onların başındaydı. 100.000'den fazla Osmanlı tepenin dibinde onları bekliyordu.
Müttefik ordu tezahürat yaparken ve Osmanlılar bu zırhlı devleri görünce korkarken, Hussar'lar Yüce Allah'a dua etti, mızraklarını hazırladı ve hücum etti.
Tarihteki en büyük süvari taarruzlarından birinde ,Hussar'lar Osmanlı hatlarını tamamen paramparça etti. Osmanlılar kendi topraklarına çekildiler ve muzaffer müttefikler, düşmana kaptırdıkları Avrupa topraklarının çoğunu geri aldılar. Osmanlılar bir daha asla Avrupa'yı tehdit etmeyecekti.
Viyana, Avrupa ve aslında Hıristiyanlığın kendisi kurtarıldı.

Ölmekte olan bir imparatorluğun son kalesi, düşman ordusu tarafından kuşatılmıştır ve halkının geleceği tehlikededir. Tam her şey kaybolmuş gibi göründüğünde, müttefikler birdenbire ortaya çıkıyor ve yıkıcı bir süvari saldırısıyla günü kurtarıyor ve düşman tehdidini sonsuza kadar sona erdiriyor.
Tanıdık geliyor mu?

"Yabancı bir kaynaktan alıntıdır. Olayları onların gözünden dinlemekte ilgi çekici olabiliyor. "
Savaşın sonuçları:
Viyana bozgununun sorumluluğunu taşıyan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa idam edildi. Padişah daha sonra düşünüp yapmış olduğu başarılı hizmetlerden dolayı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın başının kesilmesini geri almak istemiş ve ikinci bir emirle affedilmesini emretmiştir. Fakat ikinci emir ulaşana kadar görev verilen ulaklar paşayı idam etmişlerdi. Kesilip gömülen başının üzerine seng-i ibret (ibret taşı) ibaresi konuldu. Osmanlının bu hezimeti Avrupa'da büyük sevinçle karşılandı. Artık Osmanlıların yenilmez olmadıklarını gören Avrupa, karşı hücuma kalkmaya başladı. Psikolojik savaş olarak da Osmanlı üzerinde büyük bir kayıp, Avrupalılarda ise büyük bir kazanç olarak değerlendirildi. Bu savaş sonucunda Osmanlının gerileme devrine girdiği kabul edilmektedir. Böylece Türklerin Sakarya Muharebesi’ne kadar sürecek bir geri çekilme süreci başlamış oldu

