Forum kurallarına aykırı mı bilmiyorum. Gayın-sin'de sayın Melih Şabanoğlu'nun Ankaragücü maçını değerlendiren yazısının altında feroxius nickli bir yorumcunun yazısına denk geldim, söylediklerine tamamıyla katılıyorum. Burada da paylaşmak istedim.
Her zamanki gibi edebi bir yazı yazmışsın. Eline sağlık. Beni bilirsin, ne zaferleri ne de yenilgileri kişiler üzerinden değerlendirmekten fazlasıyla kaçınırım. Ama bugün bu prensibin dışına çıkmak zorundayım ve hatta hepimiz bunu yapmalıyız diye düşünüyorum.
Çok radikal bir önerme olabilir bu yapacağım, ama Galatasaray’ın iyiliği söz konusuysa ben Arda Turan’ın olabildiğince çabuk bir şekilde bir Avrupa kulübüne transfer edilmesinden yanayım.
Bugüne dek yazdıklarımdan belki bir çıkarımda bulunmuşsundur. Ortalama taraftar sürekli oyuncuları sevmekten bahseder. Kewell’ı severler, Arda’yı severler, Servet’i severler… Ama bunların fiziksel yorgunluk vb. türü şeylerin ötesinde insani başka zaafları olabileceğini bir türlü kabullenmek istemezler. Ben bu futbolcuların hiç birini kişisel olarak tanımıyorum. Dolayısıyla sevmiyorum da. Ancak beğenebilirim, ya da beğenmem. Bu da belki biraz sert ve soğuk ama en azından objektif olmamı sağlıyor.
Arda’nın en büyük zaafının “celebrity” olma hırsı olduğunu düşünüyorum. Bu analizimi de kaç maçtır yaptığı gibi top ezerek, hocasının sistemi dışına çıkması üzerinden yapmıyorum. Benim gördüğüm Arda’nın bir kaç sezondur belli davranışlarla “celebrity” olmasını kullanarak takımda “istediklerinin yapılmasını sağlaması”.
Gecen sezonda sağ kanada geçmemek için neler yaptığını biliyoruz Arda’nın, unutmadık. Her ne kadar Lincoln zayıf karakterli bir kişi de olsa takim içinde çıkan huzursuzlukların tamamını Lincoln’a yıkmayı da başından beri yanlış bulmuştum. Bugün ayni problem tekrar karşımızdadır ve bu sefer kurban Elano’dur. Kim ne derse desin.
Olay Arda’nın kendisini “takimin patronu” olarak kabul ettirme savaşıdır. Bugün Arda Turan sol açığa geçtiğinde bile oyun kurma görevi ona verilerek, oraya uzun paslar atılmakta, forvet arkası oynayan Elano ise arada fındık fıstık muamelesi görmekte ve uyumsuz – zayıf oyuncu söylemleriyle taraftarın önüne atılmaktadır. Dün Arda’nın özellikle sol açıktayken yaptıkları kabul edilemez şeylerdi. Hayır tüm yenilginin faturasını bu 22 yaşındaki çocuğa çıkarmaya çalışmıyorum. Ama önümüzdeki problem ne baslı başına teknik, ne fiziksel, ne de taktiksel bir problemdir. Önümüzde duran problem son haftalarda takimin kimyasının bozulmasından kaynaklanan bir problemdir.
Ortalama taraftarın yazıp çizdiklerine bakarsanız gidişatı zaten görmek çok zor değil. Şimdiden Elano, Lincoln ile karşılaştırılmaya başlandı. Sezon sonuna doğru takimin istenmeyeni ilan edilecek, önce yedek kulübesine sonra da transfer listesine gönderilecek, Arda ise forvet arkasına geçip “patron” olduğu her maçta gene doğru düzgün oynayacaktır. Ve bu takımda kaldığı sürece de kendisine alternatif teşkil edebilecek olan her oyuncuya da ayni muameleyi gösterecektir. Bunu bu kadar emin bir bicimde yazıyorum. Ve bunu ne Arda’yı kıskanan bir rakip taraftar, ne ona kişisel antipati duyan biri olarak yazıyorum. Bunu bir davranış bilimci olarak yazıyorum. Galatasaray gibi asırlık bir kulüp 22 yaşındaki bir çocuğun oyuncağı değildir olmamalıdır. Ya kendisinin ciddi bir şekilde uyarılıp aklini başına devşirmesi gerekiyor, ya da kapris yapamayacağı düzgün bir Avrupa kulübüne satılması. Bu hayatin gerçeklerini öğrenip egodan sıyrılmış ve işine konsantre olmuş bir futbolcu olarak kendi kariyeri için de çok daha hayırlı olacaktır. Eğer yönetim bu isin üzerine Türk işi eksepsiyonalist zihniyetle gitmeye devam ederse 22 yaşında bir gencin kaprisleri yüzünden ortaya çıkan problemlerden ötürü ortada Rijkaard ve Neeskens gibi iki insani topun ağzına sürerek Galatasaray tarihinin en büyük atılımlarından birini harcama tehlikesi duruyor önümüzde.
Ankaragücü maçının ardından: Total tutulma | GAYIN-SİN