Çocukluğumda sırtıma 10 numaralı Marshall yazılı formayı giydiğimde çok daha başka oynadığım kendisine özendiğim ilk ve tek futbolcu. Tam bir Comondante. Yeri dolmaz. Seni alex bebesiyle karşılaştıranlarında gökmenin gazetesi.
 

hagi, yani gheorghe hagi, bildiğin futbolun büyücüsü. romanya’da, karadeniz’in kıyısında ufak bi köyde doğmuş bu adam. düşün, köyde top peşinde koşan bi velet, ama topa öyle bi vuruyo ki, sanki top onunla konuşuyo. hagi’nin sol ayağı, lan, bildiğin sihirli değnek! topu alıp 30 metreden kaleye roket yolluyo, kaleci sadece bakıyo. pasları desen, sanki cetvelle ölçmüş, milimetrik.

sahada hagi’yi izlemek, bildiğin sanat ya. top ona gelince zaman yavaşlıyo, herkes “şimdi nolcak” diye kilitleniyo.çocukken köyde top tepiyo, sonra farul constanta’da başlıyo. asıl patlamayı steaua bükreş’te yapıyo. 86’da avrupa şampiyon kulüpler kupası’nı kaldırıyolar, hem de doğu bloku takımı olarak ilk kez! hagi o maçta sahneye çıkıyo, herkes “bu kim lan” diyo. sol ayağıyla goller, paslar, çalımlar… adam resmen topu sevmiş, top da onu.sonra real madrid, barcelona falan derken, hagi’nin asıl aşkı galatasaray’da parlıyo. 96’da cimbom’a geliyo, türkiye’de futbolun çehresi değişiyo. hagi sahada sadece topçu değil, bildiğin lider. 2000’de uefa kupası’nı arsenal’e karşı kaldırırken, taraftar “hagi, hagi” diye bağırıyo, “i love you hagi” tezahüratları stadı inletiyo. o maçta hagi’nin koşuları, pasları, hırsı… lan, anlatırken tüylerim diken diken oluyo. galatasaray taraftarı için hagi, sadece bi oyuncu değil, bi efsane, bi kahraman.hagi’nin uzaktan şutları, frikikleri, o inanılmaz vizyonu…

adam sahada her şeyi görüyo. topu alıp bi bakıyo, sanki bütün sahayı kafasında çizmiş. sonra hooop, bi pas, bi gol. türkiye’de hagi’yi izleyen nesil, “futbol budur” dedi. hagi, topa her vuruşunda bize “lan, bu oyun niye bu kadar güzel” dedirtti. real’de, barca’da oynadı ama galatasaray’da başka bi hagi vardı. sanki sarı kırmızı forma onun için yaratılmış.

ve birden… figo!

ama dur, şimdi sıkı dur, çünkü burda işler değişiyo! hagi efsane, tamam, karadeniz’in sihirbazı, topun şairi falan, ama bi adam var ki, hagi’nin ışığını bile gölgede bırakıyo: luis figo! lan, figo başka bi seviye, başka bi gezegen! hagi sahada sihir yapıyosa, figo bildiğin galaksiyi yönetiyo. o driplingleri, o zarif hareketleri, o sahadaki coolluğu… figo topu alıyo, sanki bütün stadyum ona aşık oluyo. barcelona’da parladı, real madrid’e geçtiğinde dünya durdu. o transfer, futbol tarihinin en çılgın hareketlerinden biriydi. figo, hagi’nin açtığı yoldan koşup, bayrağı alıp uzaya dikti!hagi’nin sol ayağı efsaneyse, figo’nun her iki ayağı, kafası, ruhu efsane! sahada bi kral gibi süzülüyo, topu alıp rakibi ipe diziyo, sonra bi orta, bi gol, bi asist… figo’nun oynadığı maçları izlerken “ulan, bu adam insan değil” diyosun. hagi bize futbolu sevdiren adamsa, figo futbolu tanrı katına çıkaran adam. portekiz’in altın çocuğu, hagi’nin tahtını salladı, sonra o tahtı alıp kendi krallığını kurdu. hagi’yi övmek kolay, ama figo… figo, bildiğin başka bi boyutta oynuyo!
 
Geri
Üst Alt