Anlıyorum hangi çerçeveden baktığını ama kadro kağıt üzerinde ligin üstünde olsa da bi oyuncunun oynaması için gereken ortam oluşmuyorsa büyüklük sadece psikolojik baskı yaratır. Biz de kazandığımız maçların büyük kısmını "Galatasaray", "Podolski", "Sneijder", "Muslera", kısmen de "Selçuk" ve "Burak" isimleriyle kazanıyoruz.
Sneijder bizim atağımızda çok önemli bi noktada yer alıyor. Takım arkadaşlarının, hatta rakibin de, bir saniye kadar önünde. Ve bunu kullanarak bişeyler yapmaya çalışıyor. Geçenlerde Benfica maçının gifli analizini içeren bi konu vardı, oraya attığım mesajda 2 gif örneği verdim Selçuk'un topu dürtme sevdasını gösteren. Sneijder bu tarz bi oyuncu değil, topu erkenden ayağından çıkarmaya çalışıyor. Bu topla kötü olduğundan değil, rakibi açmak için yaptığı bişey.
Guardiola'nın şahane bi sözü var "you don't pass to move the ball, you pass to move the opposition" diye. Mükemmel bi tespit. Anlamayanlar için çevirecek olursak: "pas, topu hareket ettirmek için yapılmaz, rakibi hareket ettirmek için yapılır". Yani paslarla rakibin odak noktasını sürekli olarak değiştirip, onları hareket etmeye ve bu hareket esnasında da rakip takımın defansif boşluklar vermesine yol açarsın. Ancak bunu pas yapamayan adamlarla başarman mümkün değil. Topu Selçuk'a atıyorsun, 30 defa dürtüp geri oynuyor. Sabri'ye atıyorsun, orta yapacak durumda değilse geri oynuyor. Yasin'e atıyorsun, kontrol edebilirse çalım deniyor, çalım da denemezse geri atıyor. Burak, Umut, Bilal için de geçerli bunlar. Sadece Podolski biraz içeri kat edip uygun bir pas opsiyonu arıyor. Ve tabi Sneijder. Benim geri paslarla sorunum yok, ama bunu sürekli olarak yaparsan rakip zaten yerleşik olduğu için sen topu geri attığında dengeleri bozulmaz, odak noktalarında bi değişiklik olmaz çünkü kendi sahamızdan gol atacak değiliz. Dün attığımız 3 gol de zaten bu tür organizasyonlardan gelişen pozisyonlar değildi. Hikmet'in dediği gibi "İlk gol. Pas, şut, gol. İkinci gol, top sekti, şut, gol. Üçüncü gol korner, gol". Rakip sahada top çevirebilecek kabiliyette oyuncular olmayınca kadronun ligin üstündeliği falan kalmıyor, çünkü ya bu tarz goller bulmak zorunda kalıyorsun, ya da senin takımınla alakasız olarak rakibin bireysel hatalarını kovalıyorsun. Onları hataya sürükleyemiyorsun.
Kısaca, oyuncuların kabiliyeti CL maçıymış, lig maçıymış fark etmiyor. Fark eden, rakibin yapmaya meyilli olduğu hatalar. Rize'nin yapacağı bireysel hataları Benfica yapmaz. Ama doğru taktiklerle iki takımı da hataya sürüklersin. Böylece iki takım da bireysel hata yapmasa da gol bulma şansın yükselir. Ve böyle bir düzenin merkezinde Sneijder, etrafında da pas yapmayı bilen adamlar olur. Topu basketbol topu gibi sektiren Burak, Umut, Yasin gibi adamlar ve rakibin arkasına saklanmak, topu dürtmek gibi sevdaları olan Bilal, Selçuk gibi oyuncularla değil. Jose dün ilk yarı sudan çıkmış balığa dönse de ikinci yarı rakibi biçok kez top sürmeleriyle ve paslarıyla delmeyi başardı mesela. Daha baskılı bi oyun oynayabilmemizin başlıca nedenlerindendi bana sorarsan.
Sneijder'i son yıllarda en etkili olarak ön liberoda seyretmiş olmanın nedeni de bu. Ön tarafta top çeviremiyorken ondan faydalanamazsın şutları haricinde. Arka tarafta ise topu çıkaracak kabiliyeti olduğundan daha etkili olur. Bu onun geride, önde olduğundan daha iyi olduğuna değil, önde oynadığında onu oynatabilecek oyuncuların olmamasına işaret eder.
Liverpool hakkındaki sözlerine kısmen katılıyorum ama bu Coutinho'nun eleştirilme durumuyla alakalı tespitlerime herhangi bi etki etmiyor.
Yok, ben anladım dediğini "ilk eleştirilir" derken. Bu oyuncular yakışıklı oldukları için değil, maç değiştirebildikleri için "yıldız" olarak anılırlar zaten. Ama etraftaki oyuncular etkisiz olunca onların da yapacağı şeyler kısıtlı. Pirlo mesela WC2014'te pek etkili bi görüntü çizemedi, çünkü ofansif oyuncular berbattı. Hocaları da kötüydü belki ama asıl problem sahadaydı.
Türkiye'de aşağıdan yukarı doğru eleştirildiği tamamiyle doğru değil. Biz ilk Selçuk'tan başladık eleştirmeye. Burak'tan, Drogba'dan... Ve "bu oyuncular etrafındakileri iyi yapmak ile sorumludur" görüşüne de katılmıyorum. Etrafındakilerin de temellerinin sağlam olması lazım. Sneijder'in Selçuk'a attığı topta, Selçuk'un 30 defa topu dürtmesinin Sneijder ile bi bağlantısı yok. Yasin'in çalım denemesinin, Burak'ın kontrol edememesinin, Bilal'in saklanmasının vs. Etrafındaki adamın top oynamaya niyeti veya kabiliyeti yoksa bi yol kat edemezsin. Barcelona'da Tello, Cuenca, Deulofeu gibi oyuncuların tutunamamalarının nedeni de o. Ayak uyduramadılar çünkü kapasiteleri müsait değil. Bizde de saydığım oyuncular Sneijder'a ayak uyduramadıktan sonra Sneijder'in yapacağı çok şey de kalmıyor. Geçen sezon Yasin kendini göstermeye niyetliydi ve Sneijder de onu oynattı. Yasin'den hiç olmayacağı kadar iyi bi oyuncu yarattı adeta. Bu sezon Yasin'in etkisi düşünce yapabileceklerinin kısıtlı olduğu da ortada. Pas atıyorsun, 3 metre önünde kontrol ediyor.
Falan filan işte. Ben senin ne demek istediğini anladım. Sen de benim ne demek istediğimi anlamışsındır muhakkak, katılmıyor da olabilirsin. Ama durum bu. İyi futbol, iyi futbolcularla oynanır. Eşşeğe altın semer de vursan eşşek yine eşşek.