#16 Mustafa Sarp

Cevap: #16 Mustafa Sarp



Mustafa Sarp düzgün pozisyon alabiliyor mu ? Bence alamıyor. Hem top bizdeyken hem de rakipteyken incelersek... Bi kere orta sahanın en gerisindeki adamsın. Önünde topla oynayan adam sıkışınca sana dönebilmeli. Ama sana döndüğünde ve topu ayağına aldığında bulunduğun yerden yine ileri doğru elverişli bir pas atıcak açıda olmalısın. Mustafa Sarp bunu kesinlikle beceremiyor, pas trafiğine katkı yapabilen bir adam malesef değil. Biraz bu açıdan Maldonado'ya benzetiyorum. Çok top kaptırmıyor ama faydalı paslar da atamıyor.



Şu yorumlar bence Mustafa Sarp'a çok büyük haksızlık. Adam dünyanın en teknik, en iyi pas yapanı, her pası dikine olumlu ve yaratıcı kullanan bir adam elbette değil. Ancak, birçok farklı haksızlık yapmışsınız. Mustafa Sarp bizde oynadığı maçların büyük çoğunluğunda "orta sahanın en gerisindeki adam" olmadı. Sadece sene başındaki maçlarda orta alanda Arda ve Ayhan'la beraber oynarken en gerideki adamdı, ki bu aylardır olmuyor, o zamanlarda da dediğiniz gibi az geride doğru yerde pozisyon alıyordu ve görevini yerine getiriyordu. Topal'la oynadığı maçlarda Topal geride kalma görevini üstlendi (hem 2+1 hem 1+2'li orta saha dizilişlerinde). En gerideki adam değilken de geride pozisyon almasını beklemeyezsiniz. Çünkü pas trafiğinde alacağı pozisyon daha ileride olmalıdır. Bunun dışında Mustafa Sarp top bizde iken takımda en hareketli olan ve top isteyen, sorumluluk alan isim. Pas trafiğine de bu sene takımdaki herkesten çok katkı verdi. "Çok top kaybetmiyor ama faydalı paslar da atamıyor" eleştirisi ise çok acımasız çünkü bizim takımın şu anda önceliği fazla top kaybı yapmamak ve pas trafiğini zamanla oturtmak çünkü kaybettiğimiz her top kalemize pozisyon ve oyundan düşme olarak geri dönüyor. Bu sebeple Sarp hayet bilinçli şekilde basit oynamaya çalışıyor, gereksiz risk almıyor, daha garanti paslarla oyun kurmamıza yardımcı oluyor, riskli pasları da daha yaratıcı ve çabuk oyuncuların atması kadar doğal birşey olamaz. Onun dışında kendisinden beklenmeyen pasları attığı ve hatta vücut çalımları ile oyunu açtığı, takımı rahatlattığı, ters kanada uzun veya kısa toplar attığı da sık sık görülüyor. Yani basit şekilde etkili oynamayı da başardığını ben net olarak görüyorum. Arada sırada atılabilecek etkili pasları at(a)madığı doğru ama o kadarı da olacak, zaman zaman Xavi'ye bile "ah oraya atsaydın!" dediğim(iz) oluyor TV başında. Sarp'ın ondan biraz daha fazla yapması da normal artık.



Defansif manada ataklarda nasıl beceriyor bilmiyorum ama bir çok kez topun arkasında kalmıyor. Yani iki pasla yerini kaybediyor. Topa müdahaleleri zayıf. Sert değil. Orta sahada mesela bir Barış gibi yıldırıcı değil. Defansif ikili mücadeleleri kazanma oranı zayıf. Suat kısa bir adamdı ama güçlüydü. Yere sağlam basıyordu. Kimse yanından geçip gidemiyordu. Topu kapamasa da, topa müdahale edemese de mutlaka rakibi bozuyordu. Mustafa bu açıdan kesinlikle sınıfta kalır.



İki pasla yerini kaybettiğine falan katılmıyorum. Topa müdahalelerinde zaman zaman biraz ağır kaldığı doğru, cüsseli bir adam ve refleksleri çok çabuk değil, yani dönüşleri, ayak uzatışları pek çabuk değil, çok çevik değil yani. Yine de güçlü ve fiziği yerinde olduğu için çok top kazanıyor. Omuz omuzaları kazanıyor. Ayrıca müdahaleleri ağır olsa da koşusu ağır değil, bu sebeple geriye dönüşleri çabuk, bir şekilde geçildikten sonra yeniden pozisyon alışı çabuk. Kazandığı topları da çabuk ayağından çıkarmak konusunda biraz kendini geliştirirse daha iyi olacak ama o konuda da çok aman aman eksik değil. Orada da çeviklik problem yaratıyor zaten, çünkü top ayağına hazır gelmeyince, rakiple arasında sekerken falan ani hareketlerle topu kontrolü altına almak veya arkadaşına dürtüvermek çeviklik istiyor. Tabi, tekrar söylüyorum bu öyle çok zayıf olduğu bir konu değil, sadece geliştirebileceği ve diğerleri kadar iyi olmayan bir özelliği.



Bir ön libero takımı atağa kaldırabilmeli. Sezon başından beri topla oynamada sıkıntı çekmemesine rağmen bu manada çok başarısız. Zaten istediğimiz oyunu oynayamamamızın en büyük sebebi belki de bu.



Takımı atağa kaldırabilmeli. Ancak oynadığı maçlarda öncelikli görevi pek bu olmadı. Topal-Barış-Sarp üçlüsünde oynarken bu görevi ciddi şekilde üstlendi ve başarılı oldu. Hızlı şekilde kontratak başlatmakta zayıf olduğuna katılabilirim ama genel olarak olgun atak başlatmak konusunda çok başarılı, yukarıda dediğim gibi basit ama doğru paslarla risk almadan, oyunu açıyor, atağı olgunlaştırıyor, bol pas isteyerek hereketli oynayarak da sorumluluk alıyor. Çok yaratıcı değil tabi ama bu zaten ondan çok da beklenen birşey değil.



Devamlılık dersek evet istikrar sahibi bir görüntü çizdi Galatasaray'da ama kastettiğim şey bu değil. Oyun içi konsantrasyon. Maç içinde konsantrasyon kaybı yaşıyor. Belki de topun arkasında kalamama ve kötü pozisyon alma sebebini bunla açıklayabiliriz. Bu da takımın direncini düşürüyor. Konsantrasyonunu kaybetiği 5-10 dakika bize maçı kaybettirir.



Bunu hiç anlayamadım. Ben 5-10 dakika oyundan düştüğüne falan hiç şahit olmadım. Fazla pozisyon kaybettiğine falan katılmadığı zaten söyledim, nasıl aynı maçlardan bu kadar farklı yorum çıkartabiliyoruz şaşıyorum. Topun arkasında kalamadığı belli anlarda da konumunu kısa sürede yeniden alıyor bence ve defansif ön libero olduğu dönemlerde de topun arkasında gayet kalmıştı. Şimdi daha ofansif görevler de üstlenirken arada alanını biraz kaybedebilir tabi ama olacak bunlar, takım çok top kaybı da yapıyor bazı maçlarda.



Bir arkadaş demiş ki Barışı beğeniyor Batu Han'ın görüşlerini ciddiye almayın. Barış'ı beğenmiyorum. Ama eldeki oyuncular içinden bir seçim yapacaksak ön liberoda iyi performans gösterebilir diye düşünüyorum. Tamam oyuna pozitif anlamda katkısı az. Ama özellikle geçen sezon ön libero oynadığı maçlarda defansif olarak çok iyi performans sergiledi. Çok iyi pozisyon alıyor, orta sahaya direnç katıyor, alman disiplini almış bir şekilde. Rakibi bozuyor. Takımın dinamizmini arttırıyor ve onun orta saha değil ama ön libero oynadığı maçlara dikkat edin takımı bir şekilde ileri çıkarıyor. Baskıyı daha önde kuruyoruz. Bence Mustafa Sarp gibi herşeyi biraz yapan ama her yönden de takımı biraz eksik bırakan bir adam yerine Barış gibi en azından defansı sağlam bir adam koyarsanız maç içinde eksik kaldığınız yönünüz azalır. Barış'ın Elano varken mevki olarak ön libero değil de orta saha oynamasına karşıyım. Yani Mehmet, Mustafa, Barış gibi bir orta saha saçma olur ama ön libero olarak Barış bence bu açıdan pekala Mustafa Sarp yerine düşünülebilir. Böylece Mustafa Sarp'ın eksiğini yanına Mehmet Topal ve Ayhan yada Barış'ı koyarak kapamak zorunda kalmazsınız. Her şeyden önce çift ön libero oynamaya mecbur kalmaz takım. Sırf bu yüzden bence çift ön libero oynuyoruz. Bu da takımı maç içinde daha etkisiz bir görüntüye büründürüyor. Rijkaard'ın sistemi diyenler olacaktır çift ön liberoya. Rijkaard Barca'da hep tek ön libero kullandı. Hiç bir zaman Motta, Marquez, Xavi gibi bir üçlü çıkarmadı sahaya. Henüz İniesta'nın genç yetenek olduğu dönemde Deco, Xavi ve Marquez takımın flaş kadrosuydu. İşte orda adamın elinde Mustafa Sarp değil Marquez vardı. Bu nedenle Elano'nun, Kewell'ın, Arda'nın, Keita'nın, Baros'un olduğu bir takımda modern futbolun en önemli mevkisi olan ön liberoda Mustafa Sarp'ı Galatasaray'a yakıştıramıyorum. Bence önümüzdeki sezon bomba transfer yapıcaksan bu ön liberoya olmalı. Bakın Linderoth iyileşse bu takımın çehresi nasıl değişir görürüz. Bize lazım olan çok ama çok kaliteli bir ön liberodur. Şimdi önümüzdeki sezon beni eleştiren arkadaşlar ön libero olarak Mustafa Sarp'ı mı yoksa Flamini gibi bir adamı mı görmek ister? Hepimiz mükemmel kadrosuna rağmen Makalele gidince yerini dolduramayan Real'in nasıl çuvalladığını hatırlıyoruz. O dönem Gravesen'i almışlardı. İyi bir oyuncu olmasına rağmen o bile yetmemişti Real'e. Şimdi bence kaliteli kadromuza rağmen biz de aynı sendromu yaşıyoruz. Fakat önümüzdeki sezon düşünülcek şeyler bunlar. Bu sezon için eldeki kadroyla Barış'ı tek ön libero oynatıp önünde iki orta saha oyuncusu oynatmak çözüm olabilir. Bunlardan biri Elano olmak kaydıyla...



Barış'ı ben de insanlar kadar beğenmiyor değilim. Barış'ı Hamit'in çok ham haline benzettiğimi hep söylerim hatta ve form durumuna göre tercihler değişebilir ancak Mustafa Sarp şu anki performansı ile bir hayli üst düzey görüntü çiziyor bence ve Barış'ı hiç bu kadar iyi görmedim. Bir tek bu sene Sivas maçında çok sivrildi Barış. Bunun dışında tek ön libero + iki merkezi orta saha dizilişine şimdiden geçmemiz zor gibi çünkü malesef bizim ligimizin aşırı sertliği buna izin vermiyor. Bu sebeple pas trafiğimizi oturtana kadar, özellikle diğer mevkiler pas trafiği zaaflarını iyice atana kadar o sisteme geçmemiz zor. Çünkü sert ve basan rakiplere karşı top kaybı yaptığımız anda o tek ön liberolu (toure + Xavi + Iniesta) sistemde çok ters yakalanıyoruz. Bu sebeple takımın geri kalanı tıkır tıkır pas yapmaya alışana kadar iki tane defansif özellikleri ağırlıklı olan ama pas da yapabilen adamla oynamak zorundayız. Tek ön libero oynayacaksak Sarp'ın o canavar cinsinden her topa yetişen ve müdahale eden ön libero tanımına uymadığı için orada oynayacak adamın Topal veya daha iyi bir transfer olmasını ben de isterim. Ama o zamana kadar Sarp bu performansı ile orta sahadaki çift yönlü adamlar arasında en iyisi. Yanında Topal ve Elano ile oynarken de bu sorumluluğu taşıyabilecek kapasitede. Ondan formayı bence sadece çok formda bir Ayhan kapabilir.



Mustafa Sarp'ın sezon içinde belki de en iyi oynadığı maçtan sonra bunları söyledim. Hatta maç içinde spektekuler bir çalım falan attı. O yüzden bu arkadaşı ciddiye almayın gibi saçma sapan eleştirilerin olması doğal ama Mustafa Sarp'ın kötü oynadığı maçlardan sonra görmek isterim aynı kararlılığı ve güveni.



Doğrudur, çok iyi oynadıktan sonra daha çok tepki almışsındır ama ben onlardan değilim. Sarp'ı sene başından beri beğeniyorum ve giderek daha çok kendini gösterdi, üstüne koydu. Birkaç maç kötü oynaması gözümde düşürmez artık değerini, ancak formdan düşerse yeniden form tutana kadar yedek bekleyebilir, bu herkes için geçerli. Yani sen de beni o günlük savunuculardan zannederek ciddiye almamazlık etme.



Saygılar...
 
Cevap: #16 Mustafa Sarp



Öncelikle sana ve insan gibi cevap veren bir kaç kişiye daha teşekkür ederim. Bu günlerde bu forumda birbirine saygısızlık etmeyen Galatasaraylı'ları bulmak zorlaştı.



Her şeyden önce yazdıklarımda hiç bir zaman Mustafa Sarp kötü oyuncu demedim. Hatta bir futbolcuda var olabilecek en iyi özelliklerden biri olan aklyla oynamaya çalışma özelliği de mevcut dedim. Kimi zaman iyi maçlar çıkardığını da söyledim ki hakkını yememek lazım bazen ciddi anlamda takım içinde sivrilebiliyor. Ama Galatasaray malesef bende iki ayrı takım görüntüsü uyandırıyor. Hücum hattında Nonnda, Baros, Kewell, Arda, Elano ve Keita ile üst düzey bir avrupa takımı ve bunların arkasında Barış, Mustafa Sarp, Mehmet Topal, Gökhan Zan, Hakan Balta, Sabri gibi oyunculardan kurulu orta düzey, fiziki mücadelesiyle birşeyler yapmaya çalışan bir takım. Servet'i ekstra çok yönü olduğu ve Uğur'u da mükemmel bir oyun anlayışına sahip olduğu için bu gruptan ayırıyorum. Bu saydığım ikinci grupta yer alan topçular içinde çok iyi oyuncular var. Özellikle Mehmet Topal. Tabi bu seneki performansı zayıf olsa da 2 kere 2 nin 4 etmesi gibi Mehmet Topal da iyi oyuncudur. Ancak Galatasaray yönetimi bu sezon kendine uzun vadeli bir hedef belirledi. Dedi ki arkadaş ben güzel futbol oynıcam, total futbol oynıcam. Ve istediği şeyi gerçekleştirebilecek en iyi iki, üç isimden birini tuttu kolundan takımın başına koydu. Aynı daha önce Derwall'de yaptığı gibi futbol anlayışımızda bir devrim başlattı. Bu gün San Marino ayarında bir ülke değilsek futbolda bu sayededir.



Şimdi bu bahsettiğim 2. gruptaki oyunculardan neden özellikle Mustafa Sarp hakkında bu yorumu yaptın derseniz o adamların içinden gönlüm Uğur, Servet ve Mehmet Topal dışındakilerin başka takımlarda başarılarına devam etmelerinden yana. Mustafa Sarp ise bu isimler içerisinde düzenli olarak forma bulan 2 adamdan biri. Diğeri de Sabri'dir ki onun hakkında da Uğur'un yedeği olmasıyla ilgili yorumlarım var.



Utku'nun eleştirilerine geçicek olursam, aslında içten içe benim dediklerime katıldığını görüyorum. Çünkü "Mustafa Sarp iyidir, ama....." kalıbında neredeyse tüm yazdıkları. Bize "ama" sı olmayan adamlar lazım. Evet Mustafa Sarp'ın güçlü yanları var ama bu defansta da hücumda da eksik kaldığı gerçeğini değiştirmiyor. Galatasaray orta sahasında yer alan her adamın dikine oynayabilmesi ve oyunu yönlendirebilmesi şart. Defansif aksiyon olarak da Mustafa Sarp ne bir Suat ne de bir Mehmet Topal. Ben çok maçta onun yüzünden kademe anlayışının kaybolduğunu ve rakip hücumcuların defansımızı çizgi halinde yakaladığına şahit oldum. Üstelik topa hamlelerinde çok üst düzey başarı da sergileyemiyor. Burda fikir ayrılıkları çıkabilir. Herkesin bir maça baktığında gördükleri farklıdır ama kimsenin defansif olarak Mustafa Sarp'ın boy ölçüşmek istediğimiz takımların ön liberoları kadar başarılı olduğunu söyleyeceğini sanmıyorum. Eğer biz yarı final, final hedefliyorsak Bayern Münih, Liverpool gibi takımların ön liberolarına bakmalıyız. Günümüz futbolunda bu mevkide iyi bir oyuncusu olan takım en azından fiyasko bir sezonu geçirmemeyi garantiler. Orta düzeyde bir takıma çok iyi bir ön libero koyarsanız İlk 5 e oynatırsınız ligde. O açıdan bu mevkide bence mükemmel bir oynucuya sahip olmamız şart.



Taktiksel olarak tek ön liberonun yetmeyeceğine katılmıyorum. Mehmet Topal Kalli dönemine şampiyon olduğumuz sene tek ön libero olarak çok başarılı olmuştu. Yeter ki önüne Elano gibi Hamit gibi kaliteli, taktik anlayışı yüksek ve dirençli adamlar koyalım. UEFA şampiyonu olduğumuz sezon da tek ön liberoyla oynayıp ligin tozunu atmıştık. Eğer gerçekten iyi bir ön libero alabilirsek mesela Flamini, mesela Miguel Veloso gibi onun önünde Elano ve Hamit gibi iki futbolcuyla rakibe top göstermeyen ve çok iyi pas yapıp oyunu domine eden bir orta sahaya sahip oluruz. Ama bu dediğim şeyi yapabilecek orta sahada ne ön libero olarak ne de box to box oyuncu olarak Mustafa Sarp'ın işi yok.



Eğer bir hedefiniz varsa yani Avrupa kupası kazanmak istiyorsanız eksiksiz bir takımınız olmalı. Sol bekinden sağ açığına. Ayrıca 3-4 tane kilit oyuncunuz olmalı ki bunlardan bir tanesi bence istisnasız ön libero mevkisinde oynayacak adamdır. İşte bu yüzden Mustafa Sarp'ı bu takıma yakıştıramıyorum. Ama gönderin Baros, Keita, Arda ve Kewell'dan bir kaç tanesini, diyin benim hedefin ligi kazanıp, şampiyonlar liginde gruplara kalıp kasamı doldurmak, o zaman ben de iyi ki varsın Mustafa Sarp derim. Ama bizim istediğimiz şeyi göz önüne aldığımızda Arda ve Elano'yu saymazsak kalanlar içinde Mustafa Sarp'ın eldeki çift yönlü adamlardan en iyisi olması yada olmaması hiç bir şey ifade etmiyor.



Saygılar ve teşekkürler.
 
Cevap: #16 Mustafa Sarp



Gündem Mustafa Sarp



08 Aralık 2009 Salı * 09:17

İstanbul B.B. beraberliği sonrası taraftarımızın gündeminde Mustafa Sarp var.



mustafa_sarp_4346.jpg




İstanbul B.B. beraberliği sonrası taraftarımızın gündeminde Mustafa Sarp var. Takımı 90+4'te golü yedi, kendini kaybetti. Önce formasını parçaladı, sonra açtı ağzını yumdu gözünü. En çok da şu sözleri gündeme damga vurdu: “Premier Lig'de futbolcular savaşıyor, mücadele ediyor. Hakem oyunu kesmiyor, oraya bakmıyor. Ben onları izlerken futbolculuğumdan utanıyorum. Eğer ben utanıyorsam, hakemler de utanacak!”dedi.





İnanırım bunları söylediğine çünkü o kadar aklı başında ve ne dediğini bilen bir adam,helal olsun ya bir kez daha kalbimde yer edindin...
 
Cevap: #16 Mustafa Sarp



Öncelikle sana ve insan gibi cevap veren bir kaç kişiye daha teşekkür ederim. Bu günlerde bu forumda birbirine saygısızlık etmeyen Galatasaraylı'ları bulmak zorlaştı.



Her şeyden önce yazdıklarımda hiç bir zaman Mustafa Sarp kötü oyuncu demedim. Hatta bir futbolcuda var olabilecek en iyi özelliklerden biri olan aklyla oynamaya çalışma özelliği de mevcut dedim. Kimi zaman iyi maçlar çıkardığını da söyledim ki hakkını yememek lazım bazen ciddi anlamda takım içinde sivrilebiliyor. Ama Galatasaray malesef bende iki ayrı takım görüntüsü uyandırıyor. Hücum hattında Nonnda, Baros, Kewell, Arda, Elano ve Keita ile üst düzey bir avrupa takımı ve bunların arkasında Barış, Mustafa Sarp, Mehmet Topal, Gökhan Zan, Hakan Balta, Sabri gibi oyunculardan kurulu orta düzey, fiziki mücadelesiyle birşeyler yapmaya çalışan bir takım. Servet'i ekstra çok yönü olduğu ve Uğur'u da mükemmel bir oyun anlayışına sahip olduğu için bu gruptan ayırıyorum. Bu saydığım ikinci grupta yer alan topçular içinde çok iyi oyuncular var. Özellikle Mehmet Topal. Tabi bu seneki performansı zayıf olsa da 2 kere 2 nin 4 etmesi gibi Mehmet Topal da iyi oyuncudur. Ancak Galatasaray yönetimi bu sezon kendine uzun vadeli bir hedef belirledi. Dedi ki arkadaş ben güzel futbol oynıcam, total futbol oynıcam. Ve istediği şeyi gerçekleştirebilecek en iyi iki, üç isimden birini tuttu kolundan takımın başına koydu. Aynı daha önce Derwall'de yaptığı gibi futbol anlayışımızda bir devrim başlattı. Bu gün San Marino ayarında bir ülke değilsek futbolda bu sayededir.



Şimdi bu bahsettiğim 2. gruptaki oyunculardan neden özellikle Mustafa Sarp hakkında bu yorumu yaptın derseniz o adamların içinden gönlüm Uğur, Servet ve Mehmet Topal dışındakilerin başka takımlarda başarılarına devam etmelerinden yana. Mustafa Sarp ise bu isimler içerisinde düzenli olarak forma bulan 2 adamdan biri. Diğeri de Sabri'dir ki onun hakkında da Uğur'un yedeği olmasıyla ilgili yorumlarım var.



Utku'nun eleştirilerine geçicek olursam, aslında içten içe benim dediklerime katıldığını görüyorum. Çünkü "Mustafa Sarp iyidir, ama....." kalıbında neredeyse tüm yazdıkları. Bize "ama" sı olmayan adamlar lazım. Evet Mustafa Sarp'ın güçlü yanları var ama bu defansta da hücumda da eksik kaldığı gerçeğini değiştirmiyor. Galatasaray orta sahasında yer alan her adamın dikine oynayabilmesi ve oyunu yönlendirebilmesi şart. Defansif aksiyon olarak da Mustafa Sarp ne bir Suat ne de bir Mehmet Topal. Ben çok maçta onun yüzünden kademe anlayışının kaybolduğunu ve rakip hücumcuların defansımızı çizgi halinde yakaladığına şahit oldum. Üstelik topa hamlelerinde çok üst düzey başarı da sergileyemiyor. Burda fikir ayrılıkları çıkabilir. Herkesin bir maça baktığında gördükleri farklıdır ama kimsenin defansif olarak Mustafa Sarp'ın boy ölçüşmek istediğimiz takımların ön liberoları kadar başarılı olduğunu söyleyeceğini sanmıyorum. Eğer biz yarı final, final hedefliyorsak Bayern Münih, Liverpool gibi takımların ön liberolarına bakmalıyız. Günümüz futbolunda bu mevkide iyi bir oyuncusu olan takım en azından fiyasko bir sezonu geçirmemeyi garantiler. Orta düzeyde bir takıma çok iyi bir ön libero koyarsanız İlk 5 e oynatırsınız ligde. O açıdan bu mevkide bence mükemmel bir oynucuya sahip olmamız şart.



Taktiksel olarak tek ön liberonun yetmeyeceğine katılmıyorum. Mehmet Topal Kalli dönemine şampiyon olduğumuz sene tek ön libero olarak çok başarılı olmuştu. Yeter ki önüne Elano gibi Hamit gibi kaliteli, taktik anlayışı yüksek ve dirençli adamlar koyalım. UEFA şampiyonu olduğumuz sezon da tek ön liberoyla oynayıp ligin tozunu atmıştık. Eğer gerçekten iyi bir ön libero alabilirsek mesela Flamini, mesela Miguel Veloso gibi onun önünde Elano ve Hamit gibi iki futbolcuyla rakibe top göstermeyen ve çok iyi pas yapıp oyunu domine eden bir orta sahaya sahip oluruz. Ama bu dediğim şeyi yapabilecek orta sahada ne ön libero olarak ne de box to box oyuncu olarak Mustafa Sarp'ın işi yok.



Eğer bir hedefiniz varsa yani Avrupa kupası kazanmak istiyorsanız eksiksiz bir takımınız olmalı. Sol bekinden sağ açığına. Ayrıca 3-4 tane kilit oyuncunuz olmalı ki bunlardan bir tanesi bence istisnasız ön libero mevkisinde oynayacak adamdır. İşte bu yüzden Mustafa Sarp'ı bu takıma yakıştıramıyorum. Ama gönderin Baros, Keita, Arda ve Kewell'dan bir kaç tanesini, diyin benim hedefin ligi kazanıp, şampiyonlar liginde gruplara kalıp kasamı doldurmak, o zaman ben de iyi ki varsın Mustafa Sarp derim. Ama bizim istediğimiz şeyi göz önüne aldığımızda Arda ve Elano'yu saymazsak kalanlar içinde Mustafa Sarp'ın eldeki çift yönlü adamlardan en iyisi olması yada olmaması hiç bir şey ifade etmiyor.



Saygılar ve teşekkürler.



Açıkçası fikirlerimizde dağlar kadar fark yok. Mustafa Sarp'dan iyi oyuncu dünya üzerinde elbette az değil. Getirilirse de itirazım olmaz. Mustafa Sarp da bu performansı ile çok çok iyi bir yedek de olaiblir problem değil. Ancak "yakıştıramıyorum" tanımı çok ağır geliyor. Yani ben bu performansı Ayhan'dan bekliyordum, hatta belki bu kadarını bile beklemiyordum (ki Ayhan benim Türk çift yönlü orta saha deyince saydığım 3-4 adamdan birisidir) ama hiç beklemediğimiz adam Mustafa Sarp bu performansı gösterdi. Benim "ama" deyişlerim senin kadar ciddi amalar değil, küçük problemler bence. "amasız" oyuncu ise alabileceğimizi düşünmüyorum. Senin önceki mesajında örnek verdiğin başarılı olamasa da Real Madrid görmüş Gravesen'in iyi hali gelse yine aması olacaktır. Kendi mevkisine göre Arda'nın bile aması var mesela. Arda'nın şut gücü iyi değil, Arda mevkisinin gerektirdiği kadar süratli değil. Ancak bunlar Arda'yı sevmemize engel değil, çünkü Arda bu eksiklerine rağmen yapması gerekenleri büyük çlçüde çok iyi yapıyor. Bence Musfata Sarp da şu ana kadarki performansı ile küçük amalara rağmen takım içinde parlayacak kadar iyi durumda. O zaman da ön yargılı yaklaşımlarla, illa Flamini ile falan kıyaslayarak onu takıma "yakıştıramamak" haksızlık oluyor. Bu takımda aynı anda en fazla 6 tane yabancı, bir de Arda'yı sayarsak 7 tane dünya çapında sayılabilecek adam oynayabileceği anlamına gelir, çünkü dünya çapında başka Türk zor. Bu sebeple, elimizdeki özellikle Türk oyuncuların değerini bilmeliyiz, hele böyle bir performans veriyorsa. Mustafa Sarp şu performansı verdiğinde 21-22 yaşında olsa derdim ki bu adam ileride Barcelona'ya gider, o derece beğeniyorum ufak tefek eksiklerine rağmen. Öyle düşünürken de bu performansı ile değerlendirmek lazım kendisini. Bence takım şu sisteme biraz daha alışsın, oyuncuların form düzeyi yükselsin, pas trafiği otursun, Mustafa Sarp'ı şimdikinden daha çok beğeneceksiniz. Barca'da Keita'nın biraz zor maçlarda Iniesta'nın yerine oynaması gibi düşünün. Busquets(Toure)-Keita-Xavi orta sahası da bizde bazı maçlarda Topal(Transfer)-Sarp(Ayhan veya Ayhan benzeri)-Elano şeklinde olabilir. Ancak tam çift yönlü Sarp'dan iyi bir orta saha transferi olursa hayır demem tabi ki, neden diyeyim? Sarp da dediğim gibi bazı maçlarda o transferin dinlendirilmesini sağlar, tabi umarım sık sık kulübede otururken de oynadığında bu performansı verebilir.
 
Cevap: #16 Mustafa Sarp



Gündem Mustafa Sarp



08 Aralık 2009 Salı * 09:17

İstanbul B.B. beraberliği sonrası taraftarımızın gündeminde Mustafa Sarp var.



mustafa_sarp_4346.jpg




İstanbul B.B. beraberliği sonrası taraftarımızın gündeminde Mustafa Sarp var. Takımı 90+4'te golü yedi, kendini kaybetti. Önce formasını parçaladı, sonra açtı ağzını yumdu gözünü. En çok da şu sözleri gündeme damga vurdu: “Premier Lig'de futbolcular savaşıyor, mücadele ediyor. Hakem oyunu kesmiyor, oraya bakmıyor. Ben onları izlerken futbolculuğumdan utanıyorum. Eğer ben utanıyorsam, hakemler de utanacak!”dedi.





İnanırım bunları söylediğine çünkü o kadar aklı başında ve ne dediğini bilen bir adam,helal olsun ya bir kez daha kalbimde yer edindin...



Helal olsun
 
Cevap: #16 Mustafa Sarp



Açıkçası fikirlerimizde dağlar kadar fark yok. Mustafa Sarp'dan iyi oyuncu dünya üzerinde elbette az değil. Getirilirse de itirazım olmaz. Mustafa Sarp da bu performansı ile çok çok iyi bir yedek de olaiblir problem değil. Ancak "yakıştıramıyorum" tanımı çok ağır geliyor. Yani ben bu performansı Ayhan'dan bekliyordum, hatta belki bu kadarını bile beklemiyordum (ki Ayhan benim Türk çift yönlü orta saha deyince saydığım 3-4 adamdan birisidir) ama hiç beklemediğimiz adam Mustafa Sarp bu performansı gösterdi. Benim "ama" deyişlerim senin kadar ciddi amalar değil, küçük problemler bence. "amasız" oyuncu ise alabileceğimizi düşünmüyorum. Senin önceki mesajında örnek verdiğin başarılı olamasa da Real Madrid görmüş Gravesen'in iyi hali gelse yine aması olacaktır. Kendi mevkisine göre Arda'nın bile aması var mesela. Arda'nın şut gücü iyi değil, Arda mevkisinin gerektirdiği kadar süratli değil. Ancak bunlar Arda'yı sevmemize engel değil, çünkü Arda bu eksiklerine rağmen yapması gerekenleri büyük çlçüde çok iyi yapıyor. Bence Musfata Sarp da şu ana kadarki performansı ile küçük amalara rağmen takım içinde parlayacak kadar iyi durumda. O zaman da ön yargılı yaklaşımlarla, illa Flamini ile falan kıyaslayarak onu takıma "yakıştıramamak" haksızlık oluyor. Bu takımda aynı anda en fazla 6 tane yabancı, bir de Arda'yı sayarsak 7 tane dünya çapında sayılabilecek adam oynayabileceği anlamına gelir, çünkü dünya çapında başka Türk zor. Bu sebeple, elimizdeki özellikle Türk oyuncuların değerini bilmeliyiz, hele böyle bir performans veriyorsa. Mustafa Sarp şu performansı verdiğinde 21-22 yaşında olsa derdim ki bu adam ileride Barcelona'ya gider, o derece beğeniyorum ufak tefek eksiklerine rağmen. Öyle düşünürken de bu performansı ile değerlendirmek lazım kendisini. Bence takım şu sisteme biraz daha alışsın, oyuncuların form düzeyi yükselsin, pas trafiği otursun, Mustafa Sarp'ı şimdikinden daha çok beğeneceksiniz. Barca'da Keita'nın biraz zor maçlarda Iniesta'nın yerine oynaması gibi düşünün. Busquets(Toure)-Keita-Xavi orta sahası da bizde bazı maçlarda Topal(Transfer)-Sarp(Ayhan veya Ayhan benzeri)-Elano şeklinde olabilir. Ancak tam çift yönlü Sarp'dan iyi bir orta saha transferi olursa hayır demem tabi ki, neden diyeyim? Sarp da dediğim gibi bazı maçlarda o transferin dinlendirilmesini sağlar, tabi umarım sık sık kulübede otururken de oynadığında bu performansı verebilir.



Barca'da her ne kadar bu sene çok iyi bir performans gösterse de Keita'yı hiç sevmiyorum. Yaya Toure, Xavi, İniesta 3 lüsü bozulduğu zaman o mükemmel oyunda da kusurlar oluşmaya başlıyor. Attığı gollere rağmen Mustafa Sarp hakkındaki yorumumu Keita'ya da yapabilirim ve Barca'ya hiç yakışmadığını söyleyebilirim. Keza Busquest'de öyle. Yaya Toure'nin yerini dolduramıyor. Takım atağa çıkarken baskı yediğinde top kaptırabiliyor. Bence İniesta'nın bu sezon sol açıkda denenmesinin nedeni Henry'de ki düşüş.



Takımdaki Türk oyuncuların değerini bilmemiz gerektiğine yüzde yüz katılıyorum. Hatta 10 milyon EU ya rağmen transfer döneminde Servet'in satılmasına karşı çıkmamın nedeni de budur. 11 de yer alacak 5 tane iyi Türk oyuncuya ihtiyacımız var. Arda, Servet, Uğur, Mecburen Hakan Balta 4 ediyor. O açıdan Hamit veya Nuri gibi Türk pasaportlu bir oyuncunun transferi şart. Ayhan konusunda da sana sonuna kadar katılıyorum. Hatta Rijkaard'ın transferinden beri foruma da defalarca yazdım Ayhan'ın oyunu çift yönlü oynayabilmesi nedeniyle sistemin kilit oyuncusu olacağını düşünüyorum. Form tutarsa hala da takıma çok şey katacağına inanıyorum. Mehmet Topal'ın önünde formda bir Ayhan, Elano ikilisi oldukça iyi iş yapar. Barış Mehmet Topal ile değişmeli oynar Mustafa da Ayhan'ın yedeği olur. Yine de eldeki oyuncularla hangi formulasyonu kullanırsanız kullanın bu orta saha zayıf kalıyor.
 
Cevap: #16 Mustafa Sarp



Mustafa Sarp haftanın en çok konuşulan ismi sen oldun. Forma yırtma olayınla bu haftaya belki damga vurdun. Oradan başlayarak Galatasaray’ın değerlendirmesini yapalım?

Dediğiniz gibi bu hafta kamuoyunun gündemine hoş olmayan bir görüntü ile geldim. Öncelikle bundan birazcık bahsetmek istiyorum. Herkesin bildiği bir oyuncu profilim var: Mücadeleci, hırslı, kazanma isteği yüksek olan bir yapım var. Forma yırtma olayının esas gelişimi; anormal bir mücadelenin olması ve bu mücadelenin içinde maçı 1-0 önde götürmemiz ve lider olma fırsatını yakalamamızdır. Lider olma şansı üçüncü kez ayağımıza gelmişti, daha önce iki defa çok lüzumsuz puan kaybı yaşamıştık. Son derece önemli müsabakalarda rakiplerimiz kaybetmişti. Bundan dolayı çok gergin bir atmosfer vardı ve maçın son dakikalarında İstanbul Büyükşehir Belediye’nin baskısı söz konusuydu. Bir de saha içerisinde kendime has bir durumum vardı; aşırı kazanma isteği, aşırı hırs ve son dakikada yemiş olduğumuz gol beni ister istemez o boyuta çekti. O an çok sinirlenip hakeme ağzımdan kötü bir şey çıkmasın diye farkında olmadan yakama yapışmışlığım söz konusu. Formamın aşağıya kadar yırtık olduğunu da bir sonraki gün fotoğraflarda gördüm. Mustafa Sarp’ı bu profilden gösterdiğim için tüm kamuoyundan özür diliyorum. Daha sonra da en önemlisi; taraftarımızdan özür diliyorum. Mutlaka bu forma yırtma olayını farklı algılayan taraftarlarımız vardır. Örnek vermek gerekirse ben o formayı taraftarın futbolcuya vermiş olduğu tepkiden dolayı, karşılık vermek için yırtmadım. Benim o formayı yırtmam, o formanın içeriğine, renklerine, amblemine, Galatasaray camiasına ve taraftarına yapmış olduğum bir hareket kesinlikle değil. Belki ukalalık olacak ama aklı başında bir adam olduğumu düşünüyorum ve Galatasaraylı olduğumu herkes biliyor. 29 yaşında yakalamış olduğum bu fırsatı böyle saçma sapan hareketlerle kaybedecek değilim. Ne kadar Galatasaraylı olduğumu da söylemekten çekinmiyorum. Bu yüzden tepkimi yanlış anlamasınlar. Bunun tek bir sebebi var; aşırı kazanma isteği ve o mücadelenin içerisindeki gerginlik. Tekrar söylüyorum, bu taraftara ve camiaya verilen bir tepki değil, hırstan kaynaklı bir refleks.



Sen o formanın kıymetini ne kadar bildiğini Galatasaray’a ilk geldiğin gün yapmış olduğumuz röportajda da dile getirmiştin. Diyarbakır’da Galatasaray sevgisini babamdan aldım demiştin, küçükken maçlara gittim demiştin, formaya aşık olduğunu söylemiştin ve sen az önce de dile getirdin. 29 yaşında ben bu fırsatı yakaladığım için çok şanslıyım dedin, bu formaya olan inancını formanın sendeki yerini çok rahat bir şekilde dile getirdin.



Kesinlikle, tekrar tekrar dile getiriyor gibi olmasın. Biz bu takıma gönülden bağlıyız. Bizi bu kulüpten tekme tokat kovsalar dahi biz Galatasaraylıyız. Bu sadece gönül verdiğiniz takımın hizmet kısmı. Bu da olunca kazanma isteği daha da artıyor.



O anki durumu kazanma arzusu olarak değerlendirdin. Gol neticesinde bir anda sinirleniyorsun ve öfkeni bastırmak için bu yolu tercih ediyorsun.

Biraz öncede söylediğim gibi maç 1-0 gidiyor ve bir an önce maçı bitirmeye çalışıyoruz, Tabii ki, Galatasaray’ın 2’yi, 3’ü bulması gerekiyor. Ama yakaladığımız pozisyonları değerlendiremedik ve maçı artık bitirmemiz gerekiyordu. Son saniyede yemiş olduğumuz golün neticesinde çok kısa sürede oluşan bir hareket. Bunu belki de ömrüm boyunca bir daha yapmayacağım ama aşırı kazanma isteği ve arzusu söz konusu. Yoksa adabı, üslubu, duruşu, Galatasaray camiasına yakışır demeciyle bunlara özen gösteren bir yapım var. Tüm Galatasaraylı futbolcular buna özen gösteriyor. Ama bundan sonraki dönemlerde daha sakin davranmaya ve maçı 1-0 değil 2’yi ya da 3’ü bularak gerginliği üstümüzden atmaya çalışacağız.



Yine senin bir röportajında okumuştum, “Futbolculuk gerçekten çok zor bir iş. Bazı insanlar futbolculuğa kolay meslek gözüyle bakıyor. Halbuki biz çok büyük bir baskı altında oynuyoruz” şeklinde bir demecin var. O baskı liderlik baskısı olarak da döndü diyebilir miyiz, çünkü Galatasaray üçüncü kez lider olma şansını geri tepmiş oldu, sen bunu bir sebebe bağlıyor musun?

Öncelikle içeride üç tane beraberlikle kaybettiğimiz altı puan var. Bu maçlar özellikle içeride kaybettiğimizden dolayı kamuoyunda çok geniş yer buluyor. Bu maçlarda takımımızın kötü oynadığı iddia ediliyor ama takımımızın bu maçlarda pozisyon dahi vermeden oynadığını söyleyebilirim. İkinci golü bulamamanın oyun içinde vermiş olduğu bir gerginlik var. Onun dışında rakiplerimizin puan kaybetmesi, liderlik koltuğuna oturmayı istemek ve bu avantajın getirdiği baskı olabilir. Yok demiyorum, ama maç başladıktan sonra bunları düşünmeye fırsat olmuyor. Ligin ikinci yarısında bu tip maçlar daha çok olacak. İnşallah o maçlarda bu tür şanssızlıklarla karşılaşmayız. Lider olma durumu elimize geldiği anda, bu durumu elimizin tersiyle itmeyi düşünmüyoruz.



Aslında Galatasaray böyle şanssız bir dönem geçirmesine rağmen liderin sadece bir puan gerisinde...

Dışarıda konuşulanlara biz oyuncular olarak çok takılmıyoruz. Bu maçı oynamadan önce ağır eleştirilere maruz kaldığımız zaman bile liderin sadece iki puan gerisindeydik. Ve hafta sonu bütün rakiplerimiz puan kaybetti. Demek ki her şey olabiliyor. Beşiktaş’ın birkaç hafta öncesine kadar nerelerde olduğunu herkes biliyor. Bu çok uzun bir maraton... Bu maratonda kopmalar, performans düşüklükleri, çok iyi maçlar, farklı skorlar olabilir. Bu çok doğal… İçeride puan kaybetmeye tahammülümüz yok ama elimizden geleni de ortaya koyduğumuz mücadeleyle gösterdik. Biraz önceki konuya dönecek olursak, sahada anormal derece bir mücadele gösteren 11 kişi var. Ne kadar kazanmak istediğini gösteren, ne kadar mücadele eden, o liderlik koltuğuna oturmak isteyen, gelen seyirciyi oradan boş döndürmemek için her şeyini veren bir 11 var o saha içerisinde. Ben de onlardan bir tanesiyim. Forma yırtmak bir tepkiyse, ben o zaman neden bu kadar mücadele sergiliyim ve arkadaşlarımla beraber neden o mücadelenin içerisinde olayım? Bunu böyle değerlendirirlerse çok sevinirim. Bir puan arkadayız. Kaybedilen bir şey yok. Maraton çok uzun... Bu hafta Antalyaspor maçıyla birlikte kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bizim için çok önemli bir mücadele. Bizim olmazsa olmazımız desteklerini her zaman beklediğimiz taraftarımız. Son haftalarda istedikleri galibiyeti bir türlü alamıyor olabiliriz. Oyun olarak da onları mutlu edemiyor olabiliriz. Ama şu bir gerçek ki kazanmak için ortaya elimizden gelen mücadeleyi koyuyoruz. Bundan hiç şüpheleri olmasın. Desteklerini hiçbir zaman bizden esirgemesinler. Antalyaspor maçıyla birlikte belki rakiplerimiz de puan kaybedecek ve biz oradan alacağımız galibiyetle birlikte ilk yarının bitimine bir hafta kala yine liderlik koltuğuna oturacağız. Biz üç kupada da çok iddialıyız. Bu üç kupayı kazanmak, maratonun sonunda gülmek için elimizden gelenin en iyisini sergileyeceğimizden hiç şüpheleri olmasın. Desteklerini bizden esirgemesinler.



Futbolculuk duygusunun yanında Galatasaraylılık duygusunu da yaşıyorsun. Örnek olarak kaybedilen bir maçın ardından hafta içi sana nasılsın dediğimizde suratın gayet asık bir şekilde; “Nasıl olayım?” Puan kaybettik.” diyebiliyorsun. Üzerinden bir hayli zaman geçmiş olmasına rağmen. Buradan da yine hafta sonundaki o talihsiz olaya geçiş yapabiliriz...



İnsanlara bu tarz şeylerden bahsetmek hoş değil. Ben genelde bir soru sorulduğu zaman samimiyet çerçevesinde konuşmayı tercih eden bir insanım. Geçen sene Bursaspor forması giyerken, Bursaspor taraftarının ve camiasının büyüklüğünden, orada geçirdiğim güzel zamanlardan bahsettim Galatasaray’a transfer olduktan sonra. Ama röportajlarıma bakabilirler Bursaspor’dayken. Ben Bursaspor’un futbolcusuyken hiç bunlardan bahsetmedim. Çünkü bu durum birilerine sevimli gözükmeye çalışıyormuş gibi bir ibare doğuruyor. Bundan dolayı da ben evet Galatasaraylıyım. İlk geldiğimde bundan bahsettim. Ama bunun üzerinde sürekli durmuyorum ve söylemiyorum. Çünkü bunu sürekli söylemek Galatasaray taraftarına sevimli gözükmek gibi bir durum ortaya çıkartıyor. Ben hasta bir Galatasaraylı babanın iyi bir Galatasaraylı oğluyum. Profesyonelliğimin yanında taraftarlık da var. Maçlardan sonraki ruh halinden o kadar bahsetmek istemiyorum. Çünkü çok üzülüyorum. Sabahlara kadar uyuyamıyorum. Sadece mağlubiyette değil beraberliklerde dahi ben böyleyim. Eskişehirspor maçında berabere kalıp iki puan kaybettik ben sabaha kadar uyumadım. Aynı şey Manisaspor maçı için ve deplasmanlarda kaybettiğimiz maçlar için de geçerli. Bu kadar işine ve renklerine bağlı olan bir insanın tepki olarak formasını yırtması mümkün olamaz zaten. Böyle bir şey mümkün değil. Böyle algılayanlar varsa inanın gerçekten çok üzülürüm. Bu o anda çok kısa bir süreliğine aşırı kazanma hırsının getirmiş olduğu ve son saniyede yediğimiz golün yaratmış olduğu gerginlikten dolayı yapmış olduğum bir hareket. Bu tarz düşüncelere sahip olan bir insan nasıl formasını yırtar? Yıllarca hayalini kurduğunuz bir amacı yakaladığınız zaman böyle saçma sapan bir hareket yapmak normal değil tabi ki. Onun için çok üzülüyorum. Şu an bunu belli etmesem de yayın sonrası yine normale dönmüyorum. Hala devam ediyor. Aslında yapmamam gerekiyor. Üç günde bir maç yapıyoruz. Ama bir iki gün sürüyor. Geceleri genelde kendimle baş başa kaldığım sırada sürüyor. Ama ne bir sonraki maça, ne antrenmana, ne de arkadaşlarıma yansıtmıyorum bu duyguyu.



Programdan önce taraftar sitelerine girdiğimde herkes şunun altını çiziyor. Mustafa Sarp çok iyi bir Galatasaraylıdır. Mücadele gücü yüksek, azmi olan, kaybetmeyi sevmeyen bir oyuncudur. Mutlaka bunu o duygularından dolayı gerçekleştirmiştir diye düşünüyor taraftarların büyük bir çoğunluğu. Bunu belirtiyim çünkü siz futbolcuların bunları takip etme fırsatı pek olmuyor.

Ben çok fazla takip etmiyorum. Çevremin söylediği kadarıyla biliyorum. Mutlaka yanlış algılayan da olur. Burada vermiş olduğum mesaj bunu yanlış algılayanlara veya o hareketi kendisine, camiasına yapılan bir hareket zanneden taraftarlarımıza. Yine de hepsinden özür diliyorum.



Zorlu bir Antalyaspor deplasmanı var. Bu maçın hazırlıkları nasıl gidiyor?

Geçtiğimiz maçı bırakmak zorundayız. Çünkü kendi hesaplarımıza göre fazlasıyla puan kaybettik. Özellikle kendi evimizde. Bunları telafi etmek için kazanmamız gereken son iki lig maçını kazanıp rakiplerimizin puan kaybetmesini bekleyeceğiz. Ayrıca bulunduğumuz konumu koruma açısından da çok önemli bir müsabaka. Hiçbir maç artık kolay değil. Hiç kimse kolay kazanırız veya çok zor olur demesin. İçeride veya deplasmanda her maç aynı derecede zor. Bu da bunlardan bir tanesi. Ama hazırlıklarımız gayet güzel gidiyor. Kaybettiğimiz bu iki puanın acısını çıkartmak için anormal istekli bir şekilde hem çalışıyoruz, hem de maçı bekliyoruz. Maçın Cuma günü olması bizim için bazı şeyleri bir an önce telafi etmek için çok iyi. Aradaki mesafenin kısa olması artık geçmişi değil geleceği düşünmek adına çok önemli. Bundan dolayı da hazırlıklarımız son derece güzel gidiyor. Çok önemli bir maça gidiyoruz. Üç puanla döneceğimizi düşünüyorum. Taraftarlarımız desteklerini kesinlikle esirgemesinler. Oradan alacağımız üç puandan sonra ligin son maçını evimizde Gençlerbirliği’yle oynayacağız. Tabi ki bu maçı oynamadan o maçı konuşmak önemsiz ama iki maç da bizim için çok kıymetli altı puan içeriyor. İnşallah Cuma günü alnımızın akıyla Antalya’dan dönüp daha rahat bir şekilde o maça hazırlanmayı umuyoruz.



Frank Rijkaard’la Galatasaray TV’de gerçekleştirdiğimiz programda seni de soruyoruz ve seninle ilgili çok olumlu şeyler söylüyor. Sistemin çok önemli bir parçası olduğunu söylüyor, herhalde sende sisteme artık yabancılık çekmeden, hocanın verdiklerini iyi bir şekilde yansıtıyorsun ki, bu cümleler sarf ediliyor. Hem hocanın dedikleriyle ilgili, hem de Frank Rijkaard’la ilgili düşüncelerini aktarır mısın?

Hocamın düşünceleriyle ilgili çok teşekkür ediyorum. Kendisinden, böyle önemli bir isimden, takımımızın teknik patronundan, bu tarz sözleri duymak sizi inanılmaz sevindiriyor, mutlu ediyor, onore ediyor. Çok teşekkür ediyorum. Burada hiç kimse Rijkaard’ın transferi değil, çünkü camiaya, ülkemize ve şehre uzak bir insandı. Hem kendimi Galatasaray camiasına, hem de kendisine ispatlamak için geldiğim ilk günden beri varımı yoğumu ortaya koyan yapıdayım. Öncelikle kendisinin istediği şeyleri yapmak için çaba sarf ediyorum. Çünkü kim ne derse desin, kim ne söylere söylesin, kim neyi ne kadar eleştirirse eleştirsin, ne yazarsa yazsın bu takımın bir teknik patronu var. İnsanların değil bu takımın patronunun istediğini yapan kişi buraya öncelikle hizmet etme şansı yakalıyor ya da daha açık konuşmak gerekirse ilk 11 oynuyor, bu kadronun içersinde sürekli yer alıyor. Ben de haliyle dışarıdaki insanların değil önce teknik patronumuzun vermiş olduğu şeyleri yapmaya çalışıyorum. Sistemine düşkün bir teknik direktörümüz var. Oyuncusuna, camiasına kısa zamanda gelmesine rağmen son derece adapte olan, herkesin çok kısa sürede sevdiği, beğendiği ve takdir ettiği bir büyüğümüz. Bundan dolayı kendisiyle çalışma fırsatını yaratan ve bize sunan büyüklerimize sonsuz teşekkür ederim. Böyle önemli bir teknik adamı böyle güzel bir camiaya kazandırmışlar. Bundan dolayı da kendisiyle birlikte önümüzdeki dönemlerde tüm başarıları yakalamak için var gücümüzle çalışıyoruz. Ben de bunlardan bir tanesiyim. Elimden gelenin en iyisini sergiliyorum. Bugün oynatıyor diye değil ya da çok fazla forma şansı bulan biri olarak değil, gerçekten sevilecek insan kendisi. Bizde inşallah çalışmalarımızla hem kendisini hem de camiamızı mahcup etmeyiz. Yakalaması gereken her türlü başarıya ortak olduğumuz zaten bir gerçek. İnşallah bunları da yakalarız.



Gerçekten Türk futbolu için, Türk futbolcusu için çok büyük bir şans değil mi Frank Rijkaard?

Kesinlikle bunu biz ne kadar ifade edersek edelim tanımak lazım ve çalışmak lazım onun ayrıcalığını hissetmek için. İşte aşçısından, çorbacısına, temizlikçisine kadar herkes çok seviyor, saygı gösteriyor. Hocamızda herkese aynı şekilde hiç ayrım yapmadan eşit mesafede yaklaşan bir insan. Hocalığı zaten tartışılmaz zaten hocalığının yanında kişiliğiyle de güzel bir insan. Bu saatten sonra Galatasaray’ın kaç maçı varsa ve onlar da oynatmasa bile aynı düşüncelere sahip olacağım. Gerçekten böyle bir profil çizdi kendisi adına. Tekrar onu böyle güzel camiaya getirenlere sonsuz kere teşekkürler.



Futbol camiası içersinde, futbolcular içerisinde kendisini en iyi ifade edenlerin başında geliyorsun. Bu şekilde yorumlanıyor. Hatta ben bazı spor yazarlarının Mustafa ileride yorumculuk yapsa şeklinde yorumlarını duyuyorum. Erken bunun için ama futbol sonrası bu tip bir düşünce olabilir mi?



Futbola ilk başladığım dönemlerde de ilerisi için plan program yapan birisi değilimdim. Hayatın size neler getirip götürdüğü belli olmuyor. Yani bununla ilgili, söylediğiniz şeyle ilgili bir iddiam yok. Sadece sorulan sorulara insanların beklediği cevabı değil, söylemek istediğim şeyi insanların anlayacağı şekilde cümleler kurmaya çalışan bir yapım var. Onun dışında bir yorumculuk ya da televizyon programcısı gibi bir şeyleri düşünmüyorum. Bakalım hayırlısıyla sakatsız, kazasız belasız yaşantımız güzel bir şekilde noktalansın. Ondan sonra hayatın ne getireceği ne götüreceği belli değil. İnşallah belki Galatasaray Televizyonu’nda devam ederiz. Bu camiadan kopmayız inşallah. Hayırlısı bakalım bu tarz şeyler nasip kısmet işleri.



Kırk yaşına kadar oynarsın gibi bir izlenim de var.

Bakalım Allah sakatlık vermesin, kaça kadar oynarız, kaça kadar iyi performans sergileriz. Çünkü kişiliğinizden ziyade önemli olan sahada göstermiş olduğunuz performans. Sahada formayı terletemedikten sonra dışarıda göstermiş olduğunuz adamlığın, insanlığın, üslubunuzun bir anlamı olmuyor. Vücudumuz nereye kadar bu kulübe dört dörtlük hizmet edebiliyor önce bunu bir becerelim ondan sonrası kolay.



Mustafa Sarp GS TV’ye Konuştu - 08.12.2009 20:56 (RÖPORTAJLAR) / Galatasaray.org
 
Cevap: #16 Mustafa Sarp



Mustafa Sarp'ı kınıyorum. Bir Galatasaray futbolcusu ilk önce sinirlerine hakim olabilmeli. O forma kutsaldır, hangi sebeple olursa olsun yırtılmamalı.
 
Cevap: #16 Mustafa Sarp



Helal olsun o forma sana Sarp diyorum ben de, herkesten daha Galatasaray'lı, formasına sığınmış.
 
Cevap: #16 Mustafa Sarp



Mustafa Sarp'ı kınıyorum. Bir Galatasaray futbolcusu ilk önce sinirlerine hakim olabilmeli. O forma kutsaldır, hangi sebeple olursa olsun yırtılmamalı.



Övülmesi gereken birşey değil tabi,bu gol attıktan sonra reklam panolarını tekmelemek gibi birşey,o sponsorlarda sana ekmek veriyor,ama bunlar hırsla alakalı olan şeyler,insanın bazen deşarj olması gerek etrafına zarar vermemek için..
 
Cevap: #16 Mustafa Sarp



Bize imza atarken senin bizim vazgeçilmez oyuncumuz olacağını söyleseler açık konuşmak gerekirse komik gelirdi bana
 
Cevap: #16 Mustafa Sarp



Mustafa Sarp'ı kınıyorum. Bir Galatasaray futbolcusu ilk önce sinirlerine hakim olabilmeli. O forma kutsaldır, hangi sebeple olursa olsun yırtılmamalı.



öyle tabi ama başkaları gibi laf olsun diye o kutsal formayı üzerine giyip sahada dolanmasından çok iyidir bu tepkisi...
 
Cevap: #16 Mustafa Sarp



Seneye kaptanlık verilse bu forumda kim itiraz eder?
 
Cevap: #16 Mustafa Sarp



Seneye kaptanlık verilse bu forumda kim itiraz eder?



Verilirse itiraz edemeyizde Mustafa saha içinde çok sinirli biri gerçekten. Hırsına yenik düşebiliyor bazen. Tabiki verildikten sonra sinir sisteminde nasıl değişiklikler olur bilinmez fakat başka oyuncularada verilebilir. Mesela Kewell. Yabancı olmasına rağmen takıma müthiş sahip çıkıyor...
 
Cevap: #16 Mustafa Sarp



Çok kültürlü,çok disiplinli bir oyuncu.Aynı zamanda çok ta iyi bir GALATASARAY'lı.
 
Cevap: #16 Mustafa Sarp



Ayni Hasan Sas gibi cok sinirli , bu adanalilarin hepsi böyle herhalde :D
 
Cevap: #16 Mustafa Sarp



Ben ilk geldiğinde oyun stilini çok beğenmiyordum ama son maçlarda baya iyi oynuyor hemde gerçekten takıma çok sahip çıkan hırslı bir oyuncu. İyi bir GS lı olduğu kesin.Birazda sinirlerine hakim olabilse çok daha iyi olacak.
 
Geri
Üst Alt