18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi'nin 99.Yıl Dönümü

Ahmet KOLKOPARAN

GalataSarayı Efendileri
GalataSarayı Efendileri
Katılım
25 Nisan 2011
Mesajlar
20.486
Tepkime puanı
13
Puan
1.088
------

Salı günü 18 Mart ...



Türkiye Cumhuriyetinin oluşum safhasında çok büyük bir mihenk taşı olan 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferinin 99.yıl dönümü.



Yüce Atatürk'ü ve bu ülke için canlarını , kanlarını vermiş atalarımızı önünde saygıyla ve rahmetle anıyorum...Ruhları şad olsun...



Önümüzdeki yıl 1 asır tamamlanacak . 100.yılında çok büyük organizasyonlar planlanıyor.



18-mart-%C3%A7anakkale-zaferi1.jpg




22080341_9.jpg


180267.jpg
 
Allah sizden razı olsun. Allah bizlere o günkü birlik beraberliği yaşatmayı nasip etsin. Kürt,çerkez,alevi,laz,abaza yoktu sadece TÜRK vardı.
 
Allah her birine rahmet eylesin.Bir bizim rahatlığımıza bakıyorum, bir de onların yaptıklarına.Utanıyorum açıkçası.
 
Bosuna savasmissiniz simdi milletce satiyoruz :) . Hem de komurle makarnayla dinle kandirilarak . Yasayalim da bocek gibi olsa da olur diyoruz biz artik .
 
Siz ne kadar yücesiniz ki şehitlik denilen o yüce mertebeye ulaştınız. En güzel ölümü yaşadınız vatan için şehit oldunuz çocuk yaşta düştünüz topraklara,topuklu ayakkabı giyip boy uzattınız cepheye alınmak için, bir milletin kaderini değiştiren siz Çanakkale Şehitleri..
 
Sen; Malazgitte Selçuklu Türkü Tuna boylarının efsane akıncısı. Mohaç'ın keskin kılıcı. Çanakkale destanının 276 kg'lık mermisini sırtında taşıyan Seyit Onbaşısın!



xkoca-seyit.jpg.pagespeed.ic.I2AyXPpDGa.jpg




Çanakkale Şehitlerine



Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?

En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.

-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-

Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.

Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!

Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'

Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,

Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!

Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,

Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.

Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,

Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!

Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:

Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.

Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...

Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!

Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,

Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,

Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;

Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.

Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...

Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.

Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,

Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.



Mehmet Akif Ersoy



[media]https://www.youtube.com/watch?v=h4QHD8KlzQs[/media]



[media]https://www.youtube.com/watch?v=0QV2Ufh1bU0[/media]

 
18 Mart Çanakkale Zaferi



Tarihteki ve Ulusal Yaşantımızdaki Yeri



3 Kasım 1914 ve 18 Mart 1915 tarihleri arasında Çanakkale Boğazı'nda cereyan eden bir seri deniz savaşlarıyla Gelibolu Yarımadası'nda 25 Nisan 1915 - 8/9 Ocak 1916 tarihleri arasında yapılan kara savaşları, Türk tarihinin en şerefli sayfalarını dolduran birer zafer destanıdır.



Çanakkale Zaferini, büyük Türk Ulusuna, Atatürk gibi dahi bir lider hediye etmiştir. Türk bağımsızlık savaşının temelleri, Çanakkale'nin sularında, Conkbayırı'nda ve Anafartalar'da atılmış, bu zaferler Türk Kurtuluş Savaşına maya çalmıştır.



Türk Ulusu İstanbul'u kurtaran Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal Paşayı Çanakkale'den tanımış 19 Mayıs 1919'da O, Samsun'a çıktığı Gün Suriye ve Filistin cephelerinden terhis olarak Anadolu'ya dönen Türk halkı, "bu benim kahraman komutanımdı" diyerek O'nun etrafında kenetlenip İstiklal Savaşı'na katılmıştır.



Türk Ulusu ve dünya O'nu böylece tanırken, O da Conkbayırı'nın, Kocaçimen'in kan deryası can pazarında ulusunun ve Türk askerinin asıl cevherini yakından tanıyarak daha sonra girişeceği Bağımsızlık Savaşını kesin zaferle sonuçlandıracağı kanaatini daha o zamandan edinmiştir. 18 Mart zaferi kazanılmasaydı, düşman donanması, daha 1915'in Mart ayında İstanbul'a girerek Osmanlı İmparatorluğu'nu çökertebilecekti.



Çanakkale Boğazı'nı denizden aşıp İstanbul'a giremeyen İtilaf Devletleri, 25 Nisan 1915'ten başlayarak 8-9 Ocak 1916'ya kadar süren Çanakkale kara savaşlarında Mustafa Kemal tarafından durdurulamasaydı, Birinci Dünya Savaşında Çarlık Rusyası en kısa yoldan müttefiklerinin yardımlarına kavuşacağı için yıkılmayacak, muhtemelen Ekim 1917 Bolşevik İhtilali de olmayabilecekti. Bu durumda Almanya'nın yenilgisi hızlanacak ve 1. Dünya Savaşı belki de 1915'te sona erecekti. Çanakkale Zaferi harbin 4 yıl sürmesine, üç imparatorluğun (Osmanlı, Çarlık ve Avusturya/Macaristan İmparatorlukları) tarih sahnesinden silinmesine neden olmuştur. Gelibolu Yarımadası'nda düşmana kesin darbeler vurarak onları yenilgiye uğratan Alb. Mustafa Kemal'in Anafartalar tepesinde yaktığı zafer meşalesi, Kurtuluş savaşımızın da yolunu aydınlatmıştır.



Böylece 18 Mart deniz zaferimizi taçlandıran 25 Nisandan sonraki kara savaşlarında, Mustafa Kemal'in etkin liderliği sayesinde kazanılan zaferlerin, ulusal tarihimize ve dünya tarihine yön veren etkin rolünü yukarda belirtilen noktalarda toplamak mümkündür.



18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Savaşı ve Öncesi



Boğaz savunması, girişten itibaren "Dış-Orta-İç Tabyalar" olmak üzere üç savunma grubu halinde tertiplenmişti. Boğaz kıyıları boyunca 20 tabyamızda, çoğunluğu kısa menzilli ve eski model, 170 adet top mevzilendirilmişti. İtilaf Devletlerinin savaş gemilerinde çoğunluğu büyük çaplı uzun menzilli 247 adet en modern toplar bulunmaktaydı.



İtilaf Devletlerinin Akdeniz Başkomutanı Amiral Carden, Boğazı geçerek İstanbul'a girmek için üç aşamalı saldırı planı yapmıştı. İstanbul'a bir Ay içinde ulaşacağını hesaplamıştı. Plan gereğince, 3 Kasım 1914 Günü 7 zırhlı ileBoğaza bir keşif taarruzu yaptı. Girişteki tabyalarımız zarar gördü. İkinci saldırıyı 19-25 Şubat 1915 tarihleri arasında 7 gün süreyle devam ettirdi. Türk topçusunun atış



menzili dışından yapılan bombardımanlar etkili oldu. 19 topumuz ve Boğaz girişindeki tabyalarımız kullanılamaz hale geldi. 26 Şubat günü düşman donanması Boğaza girdi orta kesimdeki tabyalar 8



saat süreyle kesintisiz bombardımana tabi tutulup sarsıldı. Bu başarılar üzerine Amiral Carden, Londra'ya çektiği bir telgrafta, 14 gün içerisinde İstanbul'a ulaşabileceğini müjdeliyordu. Amiral, hazırlıklarını tamamlamaktaydı. Son darbe 18 Martta indirilecekti. Ne var ki, Kağıt üzerinde yapılan bu

savaş planında, Türk'ün kahramanlığı ve savaş azmi hesaba katılmadığı için evdeki hesap çarşıya uymayacaktı.



18 Mart 1915 Günü Savaşı



18 Mart günü, bundan 85 yıl önce, Çanakkale'de ufukları ümit ve zafer neşesi kaplayan bir gün daha doğdu. İtilaf Donanması 18 savaş gemisiyle Saat 10.00'da boğazı yarıp geçmek üzere girmeye başladılar. İlk ateşi TRIUMPH zırhlısı, Çanakkale'ye 12 Km. mesafedeyken saat 11.15'te açtı. Savunma planımıza göre, gemiler topçularımızın ateş menziline girinceye kadar pusuda bekleyecek ve baskın tarzında ateş açılacaktı. Nitekim böyle yapıldı.



Düşman yaklaştıkça, topçularımızın giderek yoğunlaşan isabetli atışlarıyla karşılaşıyordu. Saat 12.00'ye geldiğinde orta kesimdeki 3 tabyamız ağır hasar almış, ama ayakta kalan diğer topçularımızın hedefini şaşmayan mermileri AGAMENNON zırhlısının çelik yeleğini parçalamış, INFLEXIBLE zırhlısının komuta köprüsü uçurulmuş ve bu arada düşman donanması Çanakkale'ye 7 Km. kadar sokulmayı başarmıştı. Savaşın en şiddetli anları yaşanıyordu. Türk topçuları Boğazı cehenneme çeviriyor, düşman zırhlıları da kıyı şeridindeki mevzilerimizi hallaç pamuğu gibi atıyor, kıran kırana bir savaş oluyordu.



Bu sırada Fransız GAULOIS zırhlısı aldığı ağır yaralarla saf dışı kalmış, BOUVET zırhlısı yırtılan çelik gömleğini yenilemek üzere geriye kaçarken, bir gece önce Dz. Yzb. Hakkı'nın NUSRET mayın gemisiyle boğaza döşediği mayınlara çarparak 639 personeli ile birlikte karanlık limanın sularına gömülerek kayboluyordu. BOUVET'in imdadına koşan SUFFREN ve GAULOIS da aynı akıbete uğramıştır. Saat 15.00'te IRRESISTIBLE ve onu takiben 16.00'da INFLEXIBLE ve 10 Dakika sonra OCEAN zırhlıları, tam ileri atılacaklarken onların da ayakları Yzb. Hakkı'nın tuzağına takılarak batarken, INFLEXIBLE güçlükle kurtularak römorkör yedeğinde İmroz'a dönüyordu. Böylece 6 Saatte 3 büyük zırhlısını kaybeden, bir bu kadarı da ağır hasara uğrayan gemilerini acıyla seyreden Amiral De ROBECK, kalanları kurtarabilme telaşıyla saat 17.30'da boynu bükük çekilme emrini veriyordu.
 
Mustafa Kemal Atatürk ve tüm Çanakkale Şehitlerini saygı ve rahmetle anıyoruz. Uğruna gencecik yaşlarda canınızı kanınızı feda ettiğiniz bu vatana ihanet edenleri de Allah'a havale ediyoruz...
 
Çanakkale, bir destandır.



Çanakkale; Hürriyetin adı, bir Milletin haykırışı, düşman işgaline karşı Toroslar gibi dik duruşudur.



Çanakkale, tek yürekte binlerce kişinin buluşması, tek yürek halinde ölüme yürüyüşünün adıdır.





Çanakkale, Türk milletinin onur ve namus mücadelesidir.





Ve yine bu destanda, Atatürk’ün Nutuk’ta anlattığı üzere; ‘ Siperler arasıdaki mesafe sekiz metre, yani ölüm muhakkak…

Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulmamacasına kamilen düşüyor. İkinciler onların yerine geçiyor…

Fakat, ne kadar gıpta edilecek bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz?… Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir korku ve endişe göstermiyor, sarsılmak yok…



Okumak bilenlerin elinde Kur’an-ı Kerim cennete gitmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler Kelime-i Şehadet getirerek yürüyorlar.



Emin olunuz ki, Çanakkale Savaşlarını kazanan bu yüksek ruhtur.’dediği bu ruhu taşıyan Anadolu yiğitleri vardır.



O Anadolu Yiğitlerini, Şehadet şerbetini içen Aziz Şehitlerimizi ve Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü Rahmet ve şükranla anıyoruz. Çanakkale ruhu, her daim yüreğimizde yaşamıştır; bundan sonra da yaşayacak ve yaşatılacaktır. Ne MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
 
Çocuk yaşta şehadet şerbetini içen ecdadımız;



canakkale-cocuk-askerler.jpg




TEK BACAĞI İLE MİLLİ MÜCADELEDE YER ALDI.



Bu çocuklardan küçük Mehmet ve İsmail, 1920 yılının Ağustos ayında şehrin durumu ile ilgili orduya dilenci kılığında bilgi götürürken düşman askerlerine yakalandılar ve hiçbir konuda düşman kuvvetlerine bilgi vermediler. Serbest bırakıldıktan sonra ateş açılması nedeniyle küçük Mehmet 4, İsmail ise 9 yerinden yaralandı. Mehmet’in hastanede ayağı kesilerek kurtarıldı. Ancak İsmail hastanede şehit oldu. Bir ayağı kesilen Gazi Mehmet, geri döndükten sonra tek ayağıyla Milli Mücadelede yine görev aldı.



bombaci-mechul-asker.jpg
 
Mutlaka izlenmeli.



[media]https://www.youtube.com/watch?v=uP68LqzZSUg[/media]
 
[media]https://www.youtube.com/watch?v=HbCF0iwjxfA[/media]



Çok büyük bir zaferdir onca imkansızlıklara, çaresizliklere rağmen imkan ve çare üretip Allah'ında yardımıyla zamanın en büyük donanmasını denizin dibine gömen kahramanların hikayesidir...

Ayrıca rusyada bolşevik ihtilaline neden olan zaferdir.
 
Yine ağlayacağım 18 martta böyle bir destan yok yeryüzünde

mekanları cennet olsun hepsinin
 
Yokluklar içerisinde iman gücü ve vatan tutkusu ile kurtarılan bir ülkenin evlatlarıyız.Ne kadar övünsek azdır.



canakkale-savasi-menusu1.jpg
 
Şu destanımıza adam gibi bir geniş bütçeli film çekilmiyor yaçok üzülüyorum..

yunanların kıçıkırık 300 filmleri gişe yapıyor ( he güzel film ama bizim tarihimizde ne savaşlar ne hikayeler var yahu)
 
Bu savas icin herkes ovunur ama bence hic savasmasaydik daha iyiydi.

Dusman yine istanbulu isgal etti. Biz ise iyi yetismis bir nesli kaybettik.

Zaten son yuzyilda kazandigimiz tek zafer

Diger cephelerde kaybettik

1. Dunya savasjnda sinirlarimiz dahada kuculdu.

Nerdeyse anadolu elden gidiyirdu.

Bolsevik ihtilali olmasa dogu anadolu ve dogu karadenizin bir bolumu elimizde olmayacakti.

Canakkakede denildigi gibi daha zararli ciktigimizi. Pek kimse kabul etmiyor.

Canakkale savasi sadece 1 raundu bizim aldigimiz ama mac sonunda kaybetrigimiz bir mac gibi dusunun

Sehitlerimiz nur icinde yatsin





IDEOS X5 cihazımdan Tapatalk 2 ile gönderildi
 
Geri
Üst Alt