Cevap: 2011-2012 Turkish Airlines Euroleague
Şu futbol psikolojisini bırakarak izlemek gerek Euroleague'i. Takımımızın bütçesi Euroleague'de ilk 10'a hatta ilk 15'e giremiyor. Seneye alalım denilen Pekovic'in aldığı paralar takım bütçesinin neredeyse 1/3'ü kadar. CSKA'nın Kirilenko ve Teodosic'e verdiği para ile bütçemiz eşit neredeyse.
Futbolda da saçma sapan kadrolarla UEFA kupası hedefleri koyduk, metrobüsle gideriz falan muhabbetleri oldu. Şu oyunu zevk almak için izlemeyi denesek bir de...
Kısıtlı bütçesine rağmen, savaşan harika bir takımımız var. Bana göre Avrupa'nın en iyi 5-6 koçundan biri olan Oktay Mahmuti gibi bir antrenörümüz var. Tofaş, Fenerbahçe, Efes ve Ülker senelerdir şuanki kadromuzun iki gömlek üzeri bütçelerle takımlar kurdular ama sadece Efes iki kez Final-Four oynayabildi. Ki o kadrolarda acayip kadrolardı. İbrahim Kutluay, Hüseyin Beşok, Hidayet Türkoğlu, Predrag Drobnjak'lı takım gerçekten özel bir takımdı.
Bu sene Efes belki de türk basketbol tarihinin en iyi 2-3 kadrosundan birini kurdu. Doğaüstü olaylar olmazsa da bu sene ligde şampiyon olacaklar. Onların bile Final Four oynaması kolay değil. Takımımızı bu sene inanılmaz bir şekilde destekleyip eğlenmemiz gerek. Top 16 başarıdır, Last 8 yaparsak tarihi bir başarı olacaktır. Final-Four hayaldan başka birşey değil. Euroleague geleneği önemli birşeydir. Tecrübe, bütçe ve kalite olarak her yıl yavaş yavaş gelişmek gerek. Başarısız bir sezon yaşandığında taraftar takıma küsmemeli. Maccabi, Olympiakos, Panathinaikos, Barcelona, Real Madrid, Partizan gibi geleneklere sahip olabilmek için sabır gerek.
Son 7 yıldır Euroleague'de oynayan ve bu 7 sezonda 4 kez Top16, birkez de Last 8 yapan Prokom'u tarihimizin ilk Euroleague maçında deplasmanda yendikten sonra takımı ve antrenörü eleştiren adamlardan ve Final Four diye tutturan insanları görmek mide bulandırıcı. Tadını çıkarın biraz...