Taraftar olarak, hatta millet olarak yapıcı ve yıkıcı eleştiri arasındaki farkı öğrenmemiz gerekiyor. Semih, 22 yaşında ve mevkiisi için genç, tecrübesiz kabul edilecek yaşta. Bir savunma oyuncusu için yetenekten çok tecrübe önemlidir Ramosgiller ya da fiziği ile ön plana çıkanlar hariç.
Henüz bu yaşta, kendi altyapı ürünümüz ve en az bizim kadar Galatasaraylı bu arkadaş, bu denli yıkıcı eleştiriyi hak etmiyor. "Semih, bu maçta kötüydü. Kendini hava toplarında geliştirmesi gerekiyor." demek ile " Bundan sonra ilk 11 yüzü göremez, asılsın, kesilsin, Semih'e ölüüüüüüm!" gibi yıkıcı eleştiriyi de geçip, hakaret sınırlarına dayanan yorumlar var. Yaşı 30 olur, takımın en çok kazanan oyuncularından olur, mücadele etmez; o zaman yaptığınız yorumlar yerindedir.
Semih, "Arda'dan sonra..." diye sürekli bahsettiğimiz, aslında son 10 yılda neredeyse tek kaliteli ürünümüz Semih, kısa zamanda o kadar sevildi ki, abartma kaçınılmaz oldu. "Madrid'e koy, oynar", "30 milyondan aşağı satılmamalı", "Elimizde tutamayız" gibi yorumlar yapıldı. Haliyle bu yorumları boşa çıkaracak kadar belirgin bir kötü performansta, yorumlar acımasız oldu. Semih, ne yukarıda bahsettiğim kadar abartılacak, ne de bu kadar yerin dibine vurulacak bir oyuncudur. Bir savunma oyuncusunun ihtiyacı olan özelliklerden maalesef hiçbiri kendinde bulunmuyor mücadele arzusu haricinde. Fiziği mevkisi için zayıf, teknik yok, tecrübe de yok. Schalke maçını hatırlarsınız, sanırım Farfan'dan yediği krampon sonrasında bile peşini bırakmamıştı, daha sonra yere yığılıp sedyeyle çıktı sahadan. İşte o hırs var!
"Respect" diye bir kavram var. Genelde rakibe saygı anlamında kullanılır ama sanırım bizim ilk önce öğrenmemiz gereken kendi oyuncumuza saygı.