#6 Tobias Linderoth | Ice-Man

Cevap: #6 Tobias Jan Hakan Linderoth



...Profesyonel anlamda futbola başladığı Elfsborg takımında 2 sezonda 57 maça çıkmış. Elfsborg'un bulunduğu ligde 16 takım mücadele ediyor. Buda iki sezonda 30 maç eder. Ama müzmin sakat denen Tobi, 57 maça çıkmış. İstikrar burdan geliyor. Daha sonra sırayla Stabæk, Everton ve Kopenhag takımlarının formasını giymiş. Bu 3 takımda toplam 190 maça çıkmış. Boru değil, 190 maç, üstelik Elfsborg'u saymıyorum. 2007 yılında Galatasaray'ı transferi gerçekleşti...



bu kısım hariç doğru

yalnız buraya katılmıyorum linderoth istikrarlıysa lincoln terminatör falan



190 maça kaç senede çıkmış bakalım 1998-2007 yılları arasında yani 9 sene ortalama sezonda 21 maça denk gelir bu mu istikrar?



lincolnle kaiserslautern kariyeriyle başlarsak 2001-2009 sezonları arasında yani 8 sene içinde 220 maç oynadığını görürsünüz bu da sezonda ortalama 27 maça denk gelir



ama diğer kısımlar doğru



lincolnün başka problemleri vardı ilginç bi oyuncuydu maya tutmadı maalesef
 
Cevap: #6 Tobias Jan Hakan Linderoth



Peki, senimi kıracam. Yazayım hadi. Lincoln'den bahsetmişsin, oynadığı maçlar, deplasmanlar. Bende Linderoth'un geçmişinden söz edeyim.



Konuyu fazla dağıtmışsın, bazı gereksiz noktalara değinmişsin yazında ama yinede emek vermişsin, saygı duyuyorum.





21 Nisan 1979 Fransa doğumlu. 1.76 boyu var, defansif ön libero. Erkek. İnsan suratına bakınca bir soğukluk hissediyor. Buz adam diyorlar bu yüzden. Profesyonel anlamda futbola başladığı Elfsborg takımında 2 sezonda 57 maça çıkmış. Elfsborg'un bulunduğu ligde 16 takım mücadele ediyor. Buda iki sezonda 30 maç eder. Ama müzmin sakat denen Tobi, 57 maça çıkmış. İstikrar burdan geliyor. Daha sonra sırayla Stabæk, Everton ve Kopenhag takımlarının formasını giymiş. Bu 3 takımda toplam 190 maça çıkmış. Boru değil, 190 maç, üstelik Elfsborg'u saymıyorum. 2007 yılında Galatasaray'ı transferi gerçekleşti. Aynı yıl takıma dahil olan Lincoln'den vecih, Linderoth'un gelmesine daha çok sevindim öznel olarak. Çünkü tanıdığım bir oyuncuydu ve araştırmalarımı boşa çıkartmadı. İsveç gibi üst düzey uluslararası bir takımın kaptanlığını yaptı, belki sakatlık yaşamasa tekrar çağırılacak ve yine kaptan olacak. Burdan liderlik özelliği olduğunuda varyasayabiliriz. Onun dışında oyunu iyi okuması ve atakları olgunlaştırması, oyunu iki yönlü oynaması ne kadar önemli bir futbolcu olduğunu gösterir. Kariyerine baktığınız zamanda ne kadar istikrarlı olduğunu görebilirsiniz.





İlk geldiği sene Feldkamp ile birlikte çok az resmi maç oynayabildi. Çünkü şansızdı Tobi. Şuan vücudunda hiç bir izin bulanmadığı o sakatlığın adı kemik büyümesiydi. Milyonda bir futbolcuda görülebilecek bir sakatlık. Bir sonraki sezon Florya'nın havasından mıdır suyundan mıdır yine bir türlü çıkamadı sakatlıktan. Bunda sağlık ekibinin ve Skibbe'nin büyük payı olduğunu düşünüyorum. Çünkü takım idman yapmıyordu ve güçsüzdü, sezonun genelinde sakat oyuncusu sayısı 3-4'ten aşağı düşmüyordu. Linderoth'ta bunlardan nasibini almıştı.





Bu sezona gelelim, takım Frank Rijkaard'ın ellerindeydi. Tobi eski sakatlığından kurtulmuşi, yepyeni beyaz bir sayfa açacaktıki, bu seferde menüsküse yakalandı. Bu sakatlığın eskisiyle hiç bir alakası yoktu. Ameliyat oldu ve döndü. Şuan kendisi takımla birlikte çalışmakta. Güçlenmesi için biraz daha zamana ihtiyacı var. Oynadığında ise bu takımın kilit adamlarında biri olacak.





Şimdi öncelikle şunu belirteyim Linderoth bundan 10 sene evvel Elfsborgda kaç maç yapmış beni fazla alakadar etmiyor. Galatasaray kariyeri önem arz eder benim için. Elfsborgda bilmem kaç maça çıkan Linderothun Evertonda çok ağır sakatlıklar geçirdiğini ve futbolu bırakma noktasına geldiğini de belirtmen gerekirdi.





Evet çok istikrarlı olduğundan bahsetmişsin doğrudur, pek bir istikrarlı. Hatta istikrar abidesi. Kendisi 2 buçuk yıl boyunca sadece 15 maça çıkabilmiş, sakatlık ve düz koşu konularında istikrarını bizlere gayet güzel sergilemiştir.



Kemik büyümesi denen garip hastalıktan 8-9 ay gibi bir sürede kurtuldu ancak bunun dışında kalan sürede de adale sakatlıklar vs. 2 buçuk yıldır sakat bu adam. Bunu sadece şanssızlığa bağlamak ve hala Rijkaardın takımında 1 numaralı oyuncu olabileceğini düşünmek biraz polyannacılık olur. 2 buçuk yıldır beyaz sayfa açmasını bekliyoruz ama her beyaz sayfa açışında yine sayfaları reçetelerle dolduruyor. Adamda kronikleşmiş bir sorun var. O kadar Galatasaray’a sevgili, işine saygılı olsaydı kemik büyümesi gibi uzun sürede iyileşen bir hastalığa yakalandığında sözleşmesini dondururdu.







Lincoln, Galatasaray'da 2 sezonda 41 maça çıkmış. 16 gol kaydetmiş. Kariyerine baktığında ise, Schalke formasıyla 3 sezonda 88 maça çıkmış. Yani Galatasaray'da bunun 4-2'sini bile başaramamış. İlk sezon Feldkamp ile çalıştı. Bilirsin, Almanlar ve disiplinli huyları. Kalli öyle bir adamdı işte. İlk sezon sadece 6 gol kaydedebildi. İstikrar yoktu, sürekli sakatlandı. İkinci sezon yine bir Alman, Micheal Skibbe. Ancak bu öyle böyle Alman değildi, yumuşak, nazik ve beyefendiydi. Lincoln ile DNA'ları tuttu, Skibbe Galatasaray takımını Lincoln yaptı. Yani Lincoln = Galatasaray oldu. Lincoln olmayınca Galatasaray koca bir 0'dı. Takım onun üzerine kurulmuştu. İlk yarıyı Lincoln'ün müthiş performansına rağmen 3. bitirdi Galatasaray. İkinci yarı ise koca bir handikaplarla başladı. Lincoln deplasmandaki Sivas maçına sakat bahanesiyle gitmedi. Tabi hocasıda Skibbe, kibar adam, bişey demedi. Sonra ortalardan kayboldu. Galatasaray hezimetler yaşadı, Kocaeli, Eskişehir vs. Skibbe kovuldu. Bülent Korkmaz geldi. Onunda bir manifestosu vardı; Disiplin. Yorumculuk hayatında Lincoln'den bahsediyordu, disiplinsiz bir oyuncu diyordu. Başka bir hoca yedek bırakınca kimse birşey demiyor, ama ben kulübeye gönderince Bülent Hoca niye böyle yaptı diyorlardı. Yine DNA'sı tutmadı Lincoln'ün, sezon bitmeden bir hafta önce yönetimden "Teyzemin dedesi hastalandı, babamın oğlu kaza geçirdi, kuzenimin ateşi çıktı" bahaneleriyle 20 bavulla ülkesine döndü. 2 sene boyunca tribünlerde gırtlak patlatan taraftarın elinde ise artık bir Lincoln yoktu. Kötü oynasada "Lincooooln Lincoooln" diye bağıramıyordu. Sinirlerini Sabri'den, Ayhan'dan, Skibbe'den Bülent Korkmaz'dan çıkarıyorlardı. Böylelikle Galatasaray tarihinin en sorunlu adamı oldu Lincoln, taraftarda yarattığı profil düşüncesi ise, Tanrı'nın onu olması gereken yere göndermesiydi, ya da Galatasaray taraftarının sözde (!) kalbinde olmasıydı.





Yanlış bilgilendirme lütfen. Lincoln 2 sezon boyunca 58 maça(Uefa ve Turkcell süperlig) çıkmıştır. Eğer Türkiye Kupasını da ekleyecek olursak 67 maç eder. Senin dediğin 41 maç sadece Ligi kapsıyor. Dikkatlice bak istersen transfermarkt a. 16 gol atmış 28 asist yapmıştır, Barosu gol kralı yapan adamdır.



Lincoln (Vereinslos) - Leistungsdaten nach Saisons - Fußball - transfermarkt.de







Yine bir başka yanlış bilgi. Lincoln Schalkede 3 sezonda 109 maça çıkmıştır. Sen nedense sadece ligde çıktığı maç sayısını yazmışsın. Avrupa kupaları ve Almanya kupasını da ekleyince tam 109 maç eder ki bu da senin Lincolnün istikrarsız olduğu tezini çürütür.



Lincoln (Vereinslos) - Leistungsdaten nach Saisons - Fußball - transfermarkt.de







Lincolnün geçmişini ve Galatasaray günlerini gayet iyi biliyorum. Neden tekrar anlatmaya gerek duydun bilmiyorum ama sayende Lincolnün resital sunduğu günleri, Lincooln Lincoooln diye bağırdığım günleri yad ettim, güzel oldu. Skibbe yumuşaktı ses çıkarmadı demişsin ve sonunda kovulduğunu ima etmişsin ancak sert ve disiplinli, teknik oyunculara hiç imtiyaz vermeyen Bülent Korkmaz'ın sonunun da hazin oldu belirtmek isterim. Skibbenin kovulmasına neden olan en önemli etmen Lincolnü çeşitli nedenlerle sevmeyen ve kıskanan yerli oyunculardır, Lincoln değildir. Skibbenin yerine geçen Bülent Korkmaz ise yabancı oyuncuları bir kenara atıp yerli oyuncuları göklere çıkaran, klasik Gökmen Özdenak stili yabancı düşmanı bir anlayışı vardı. Öyle ki Harry Kewell gibi bir oyuncuyu 90+3te oyuna almak gibi gaflet ve dalalete düştü. Bülent Korkmaz takımın işleyen düzenini yerli oyuncuların da gazıyla bozdu ve takımı Lincolnden tamamen arındırdı. Yerli oyuncular üzerine kurulu bir sisteme daha doğrusu sistemsizliğe gitti. Ve takım tıpkı Bülent Korkmaz gibi yavaş yavaş alçalmaya başladı, bu ivme Galatasaray'ı sezon sonu 5.liğe kadar indirdi. Şimdi olay şu; eğer Lincolnün üzerine kurulu sistem devam etseydi bu takım ligi 5. bitirir miydi? Büyük olasılıkla hayır. Ama maalesef bazı yerli oyuncular Lincolne dayalı sistemin devam etmesini, Lincolnün daha da göz önünde olmasını, daha popüler olmasını istemediler. Takımın egemenliğini kendileri ele geçirmek istediler. Bu sistemin çöküşünü Lincoln'e bağlamak kesinlikle yanlış olur. Eğer Bülent Korkmaz gibi katı görüşlere sahip ve yerli oyunculardan yana tavır takınan bir antrenör yerine daha objektif, formayı hakedene ve sistemi işletene veren birisi olsaydı Lincoln yine şovuna devam edecekti.



Lincolnün Sivasa bilerek gitmediği, sakat numarası yaptığı spekülasyondan öteye gidemez, bunları mutlak doğru olarak lanse etmek yanlış. Medyanın gücü ve gazı olarak tanımlıyorum bu tarz şeyleri.



Lincolnün yine geç geldiğinden, bahaneler uydurduğundan bahsetmişsin, bunları Adnan Polat açıkladığı için doğruluk payı daha yüksek. Ama bir oyuncuyu kampa 1 hafta geç geliyor diye bu derecede kötülemek nasıl bir mantıktır? 22 Haziranda gelip altyapıdan oyuncularla çalışmak yerine Baroslarla Kewelllarla Ardalarla beraber 29 Haziranda gelmek çok daha mantıklı. Alex bu sezon kampa 1 hafta Güiza 2 hafta geç katıldı. Peki sen her kanalda 20 dakika boyunca bu ikilinin geç kaldığından, kampa katılmadığından, Brezilya sahillerinde olduğundan, Güizanın İbizada güneşlendiğinden, gazetelerde tam sayfa bu konu ile ilgili haber gördün mü? Ben cevap vereyim; Hayır. Sadece bu olaya bakmak bile Lincolnün üzerine ne kadar çok gidildiğinin, Lincolne ne kadar acımasızca saldırıldığının kanıtı. Ama ne yazıktır ki bizim taraftarımız bunu kavrayamadı, bu bilinçli ve sistemli saldırının aslında bir politika olduğunu hissedemedi. Daha dün gibi aklımda, Lincolnün asist yaptığı ve yıldızlaştığı bir maçtan sonra bile her kanalda Lincolnü kötülüyorlardı. İlk geldiğinde gereksiz yere çok aşırı derecede Lincolne taptık ama asıl arkasında duracağımız zaman, asıl tapacağımız zaman sessiz kaldık. Her maç resital sunarken tam anlamıyla ona sahip çıkmadık ve performansı birkaç maçlık düştüğü anda iş işten geçmiş oldu, artık o çoktan medyaya kurban gitmişti. Bir adama 40 gün deli dersen deli olur demişler, bu da o hesap hergün Lincolne karaktersiz, deplasmana gitmez, disiplinsiz diye diye bizim taraftarın beynine işlediler bunu. İsteyen inkar etsin ama bu böyledir. İster istemez etkilenir insan.





Bak 20 bavulla döndüğünü bile yazmışsın. Kimden öğrendin? Vahiy mi indi sana? Yoksa havaalanında Lincolnün valizlerini mi saydın? Medya olmasın o sakın. :)





Lincolnün sizin dediğiniz gibi ruhsuz biri olduğuna da inanmıyorum. Giderken yüzündeki hayal kırıklığı ifadesini görebiliyorum. O herşeyin daha farklı olmasını istiyordu ama izin vermediler. Tıpkı Jardelde olduğu gibi.





Bir Galatasaray efsanesi; Gündüz Kılıç 1962-63 sezonu açılışında bütün takımı toplamış ve onlara bildiği, bilebildiği Galatasaraylılık’ı anlatmıştı. Hem takıma yeni katılanlara konuşmak istemişti Gündüz Kılıç, hem de eskilere başka bir Galatasaray vizyonu çizmek. Baba Gündüz’ün bu sözleri de unutulmaz replikler arasındadır Galatasaraylılık konusunda:





“Bilirsiniz ki her insanın ayrı bir huyu, ayrı bir karakteri olduğu gibi, her futbol takımının da kendine has bir karakteri vardır.Biz sizlere burada Galatasarayımız’ın huyunu suyunu açıkça ve iyice anlatabilirsek, onu adamakıllı tanıyıp, inşallah senelerce dost geçinirsiniz. Galatasaray bir his takımıdır. Renklerine aşık birbirlerine seven futbolcuların takımıdır. Galatasaray feragat (vazgeçiş) ve fedakârlıklarla çalışacak futbolcuların takımıdır. Galatasaray şımarıkları, kendini beğenmişleri, yalnız kendini düşünenleri sevmez. Kısacası Galatasaray, bir halatı hep birlikte çekenlerin, hep birlikte üzülüp, hep beraber sevinmesini bilenlerin takımıdır.”



Ne güzel söylemişsin Gündüz baba.





Gündüz Baba güzel söylemiş söylemesine de konu ile (Linderoth ve Lincolne karşı taraftarın farklı refleks göstermesinin ne kadar etik olduğu) kelalaka olmuş. Keşke bu güzel söyleri "Gündüz Kılıç Galatasaray Tarihi ve Anılar" bölümünde paylaşsaydın.





Şimdi bu sözü illa konuyla bağlayacaksak senin görüşüne göre Lincoln kendini beğenmiş, şımarık ve yalnız kendini düşünen biri oluyor. Nereden böyle bir izlenimin oluştu bilemeyeceğim(medyadan) ama bunları Lincolne yakıştırabilmen için onunla bir tanışmışlığının olması, onunla vakit geçirmiş ve onu yakından gözlemlemiş olman gerekir. Sen televizyondan şımarık, kendini beğenmiş olarak gözlemlediysen birşey diyemem neticede senin algılama sistemindir ama tekrar söylüyorum bu da mutlak doğru değildir heleki yakından görüşmediğin için mutlak doğrunun yanından geçemez. Benim gözlemlerime göre kendi halinde, yalnız, etliye sütlüye karışmayan, sakin, zeki ama bir o kadar yetenekli birisi. Kazanma hırsı olduğunu da düşünüyorum. Yani Galatasaray’da oynaması için bir sakınca yoktu. Tek problem ondan haz etmeyen bazı oyunculardı ki zaten onların bir bölümü de sezon sonu Adnan Polat tarafından takımdan uzaklaştırıldı.



Dediğim gibi Lincoln Brezilyaya dönerkenki yüzünde gördüğüm hayal kırıklığı ve her şey çok daha güzel olabilirdi ifadesi onun hislerinin ve ruhunun olduğunu, Galatasaraya ve taraftara karşı boş olmadığını, yapmacık olmadığını gösterdi bana. O bakımdan bir his takımı olan Galatasaray’da oynamasında sorun yoktu.











Galatasaray'a Linderotha göre çok daha fazla katkıda bulunmuş, ligi asist kralı tamamlamış, uefada Galatasarayı sırtlamış Lincolnün arkasına teneke bağlayarak gönderilmesi, paramızı yedi, Galatasarayı soydu gibi saçma sapan laflar edilmesi ancak bunca zamandır doğru düzgün maç bile yapmamış lakin tıkır tıkır milyon euroları almış Linderothun "canım Linderoth cicim Linderoth" şeklinde sevgi gösterilerine maruz kalması ne kadar etik tartışılır.







Sevgiler.
 
Cevap: #6 Tobias Jan Hakan Linderoth



Bu konu yeri değil ama bir yorum yapmak istiyorum

Lincoln konusunda medya sizi çok gaza getirdi Öyle bir gaz ki bu Telegol gibi salak bir programın bile Lincoln Floryadan evine birşeyler götürüyor haberine inandınız en sonunda





Lincolnun hataları elbette olmuştur Ama önemli olan ders çıkarmak ki Lincoln son açıklamalarından sonra ders çıkardığı açıkça görülüyor

Yıldızlar sorunludur Önemli olan onları yönetmektir



Ben Lincolne bir şans daha verilmesi taraftarıyım . Umarım Yönetim ve Rijkaard bunu düşünür

Ha bu şansıda değerlendiremesse o zaman güle güle





Bak Okan; ben basının aptal haberlerine düşecek,gaza gelecek biri değilim.Sadece resmi siteden ve resmi televizyonlarından duyduklarımla konuşuyorum.Lincoln hiç sezon başı kampına ve devr arası kamplarına zamanında gelmedi.Ayrıca milliymiş gibi milli aralardada izin yaptı.Ve taraftar o kadar çalışan,emek harcayan,hatta 2008deki şampiyonluğu getiren futbolcular yerine yine Lincoln'ü alkışladı.Teknik direktörler antrenman yarım yamalak antrenman yapmış olsada Lincoln'ü sahaya sürdü.Sence bu diğer oyuncular üzerinde kötü bir etki yaratmaz mı?Takım ruhunu kaybetmeye neden olmaz mı?



Ronaldinho konusuna gelelim.Ronaldinho benim adeta hayran olduğum,gözlerimle gördüğüm en büyük futbolcudur.Ne Messi ne Ronaldo eline su dökemez.Ronaldinho futbolu çok severdi.Öyleki kolay kupa maçlarına,garantilenmiş Cl maçlarına bil çıkardı.Hiç bir antrenman kaçırmazdı.Ama Cl şampiyonluğu geldikten sonra biranda futbola sevgisi azaldı.Şampiyonluğu tek başına getirdiğini sandı ve takımın sahibi tavırları takındı.Antrenmanlara çıkmamaya başladı.Tabiri caizse kıçı göbeği saldı.Ama yinede 11 oynayacağını biliyordu.Rıjkaard'da bunu görüyordu.Ve de Ronaldinho'yu oynatmıyordu.Ama taraftar Roni'yi görmek istiyordu ve Rıjkaard'a kızıyordu.Ayrıca takım içindeki çok iyi arkadaşları(Eto'o ve Deco) Roni ile birlikte Rıjkaard'a ittifak kurdu.La Porta takım içi otoriteyi kaybettiği için Rıjkaard'ı yolladı.Yerine gelen Guardiola ne yaptı?İlk iş olarak Roni ve Deco'yu kalitelerine göre çok ucuz bir fiyata sattı.Eto'oyu bir sezon daha takımda tuttu.3 kupa gelince Eto'o'da Ronaldinho'daki tavırlar olacağı için o herkesin kazık diye tabir ettiği transferi yaptı.Eto'o+40me İbra'yı aldı.Herkes biliyor İbra'nın o kadar etmediğini.Barca yönetimide.Ama takım ruhunu bozmamak için bu kadar para ödediler.



Gelelim Lincoln-Linderoth konusuna:Linderoth değil bir sporcunun bir insanın başına milyonda bir gelebilecek sakatlık yaşadı.Çok uzun süre ayrı kaldı.İyişmişti ama takımda sağ bek olmadığı için Skibbe onu tam hazır olmadan oynattı ve tekrar sakatlandı.Ama Linderoth takım ruhunu bozmuyordu.Aksine idmanlardaki performansı ve özel yaşamıyla gençlere örnek oluyordu.Hatta Kalli şöyle demişti:''Kewell ve Linderoth sırf profosyonel oldukları için takımda kalmalıdırlar''Ama Lincoln takım ruhunu bozuyordu.Vede sonunda gönderildi.



Saygılar.
 
Cevap: #6 Tobias Jan Hakan Linderoth



YUH YAA. Elano'nun konusunu batirdiniz Lincoln Lincoln diye, simdi'de buraya mi hopladiniz.



Lutfen Lincoln'u konusmak isteyen gitsin bir konu acsin.
 
Cevap: #6 Tobias Jan Hakan Linderoth



Elano böyle oynayacaksa Kewell ruhsuz bir görüntü çizecekse bence



----------------Sarp---------------



--------Tobi--------------Ayhan





Keita---------------------------------------ARDA





-----------------Baros----------------------



Böyle oynayalım.
 
Cevap: #6 Tobias Jan Hakan Linderoth



Elano böyle oynayacaksa Kewell ruhsuz bir görüntü çizecekse bence



----------------Tobi---------------



--------Elano--------------Ayhan





Keita---------------------------------------ARDA





-----------------Baros----------------------



Böyle oynayalım.



Bence:D
 
Cevap: #6 Tobias Jan Hakan Linderoth



Konuyu fazla dağıtmışsın, bazı gereksiz noktalara değinmişsin yazında ama yinede emek vermişsin, saygı duyuyorum.











Şimdi öncelikle şunu belirteyim Linderoth bundan 10 sene evvel Elfsborgda kaç maç yapmış beni fazla alakadar etmiyor. Galatasaray kariyeri önem arz eder benim için. Elfsborgda bilmem kaç maça çıkan Linderothun Evertonda çok ağır sakatlıklar geçirdiğini ve futbolu bırakma noktasına geldiğini de belirtmen gerekirdi.





Evet çok istikrarlı olduğundan bahsetmişsin doğrudur, pek bir istikrarlı. Hatta istikrar abidesi. Kendisi 2 buçuk yıl boyunca sadece 15 maça çıkabilmiş, sakatlık ve düz koşu konularında istikrarını bizlere gayet güzel sergilemiştir.



Kemik büyümesi denen garip hastalıktan 8-9 ay gibi bir sürede kurtuldu ancak bunun dışında kalan sürede de adale sakatlıklar vs. 2 buçuk yıldır sakat bu adam. Bunu sadece şanssızlığa bağlamak ve hala Rijkaardın takımında 1 numaralı oyuncu olabileceğini düşünmek biraz polyannacılık olur. 2 buçuk yıldır beyaz sayfa açmasını bekliyoruz ama her beyaz sayfa açışında yine sayfaları reçetelerle dolduruyor. Adamda kronikleşmiş bir sorun var. O kadar Galatasaray’a sevgili, işine saygılı olsaydı kemik büyümesi gibi uzun sürede iyileşen bir hastalığa yakalandığında sözleşmesini dondururdu.













Yanlış bilgilendirme lütfen. Lincoln 2 sezon boyunca 58 maça(Uefa ve Turkcell süperlig) çıkmıştır. Eğer Türkiye Kupasını da ekleyecek olursak 67 maç eder. Senin dediğin 41 maç sadece Ligi kapsıyor. Dikkatlice bak istersen transfermarkt a. 16 gol atmış 28 asist yapmıştır, Barosu gol kralı yapan adamdır.



Lincoln (Vereinslos) - Leistungsdaten nach Saisons - Fu�ball - transfermarkt.de







Yine bir başka yanlış bilgi. Lincoln Schalkede 3 sezonda 109 maça çıkmıştır. Sen nedense sadece ligde çıktığı maç sayısını yazmışsın. Avrupa kupaları ve Almanya kupasını da ekleyince tam 109 maç eder ki bu da senin Lincolnün istikrarsız olduğu tezini çürütür.



Lincoln (Vereinslos) - Leistungsdaten nach Saisons - Fu�ball - transfermarkt.de







Lincolnün geçmişini ve Galatasaray günlerini gayet iyi biliyorum. Neden tekrar anlatmaya gerek duydun bilmiyorum ama sayende Lincolnün resital sunduğu günleri, Lincooln Lincoooln diye bağırdığım günleri yad ettim, güzel oldu. Skibbe yumuşaktı ses çıkarmadı demişsin ve sonunda kovulduğunu ima etmişsin ancak sert ve disiplinli, teknik oyunculara hiç imtiyaz vermeyen Bülent Korkmaz'ın sonunun da hazin oldu belirtmek isterim. Skibbenin kovulmasına neden olan en önemli etmen Lincolnü çeşitli nedenlerle sevmeyen ve kıskanan yerli oyunculardır, Lincoln değildir. Skibbenin yerine geçen Bülent Korkmaz ise yabancı oyuncuları bir kenara atıp yerli oyuncuları göklere çıkaran, klasik Gökmen Özdenak stili yabancı düşmanı bir anlayışı vardı. Öyle ki Harry Kewell gibi bir oyuncuyu 90+3te oyuna almak gibi gaflet ve dalalete düştü. Bülent Korkmaz takımın işleyen düzenini yerli oyuncuların da gazıyla bozdu ve takımı Lincolnden tamamen arındırdı. Yerli oyuncular üzerine kurulu bir sisteme daha doğrusu sistemsizliğe gitti. Ve takım tıpkı Bülent Korkmaz gibi yavaş yavaş alçalmaya başladı, bu ivme Galatasaray'ı sezon sonu 5.liğe kadar indirdi. Şimdi olay şu; eğer Lincolnün üzerine kurulu sistem devam etseydi bu takım ligi 5. bitirir miydi? Büyük olasılıkla hayır. Ama maalesef bazı yerli oyuncular Lincolne dayalı sistemin devam etmesini, Lincolnün daha da göz önünde olmasını, daha popüler olmasını istemediler. Takımın egemenliğini kendileri ele geçirmek istediler. Bu sistemin çöküşünü Lincoln'e bağlamak kesinlikle yanlış olur. Eğer Bülent Korkmaz gibi katı görüşlere sahip ve yerli oyunculardan yana tavır takınan bir antrenör yerine daha objektif, formayı hakedene ve sistemi işletene veren birisi olsaydı Lincoln yine şovuna devam edecekti.



Lincolnün Sivasa bilerek gitmediği, sakat numarası yaptığı spekülasyondan öteye gidemez, bunları mutlak doğru olarak lanse etmek yanlış. Medyanın gücü ve gazı olarak tanımlıyorum bu tarz şeyleri.



Lincolnün yine geç geldiğinden, bahaneler uydurduğundan bahsetmişsin, bunları Adnan Polat açıkladığı için doğruluk payı daha yüksek. Ama bir oyuncuyu kampa 1 hafta geç geliyor diye bu derecede kötülemek nasıl bir mantıktır? 22 Haziranda gelip altyapıdan oyuncularla çalışmak yerine Baroslarla Kewelllarla Ardalarla beraber 29 Haziranda gelmek çok daha mantıklı. Alex bu sezon kampa 1 hafta Güiza 2 hafta geç katıldı. Peki sen her kanalda 20 dakika boyunca bu ikilinin geç kaldığından, kampa katılmadığından, Brezilya sahillerinde olduğundan, Güizanın İbizada güneşlendiğinden, gazetelerde tam sayfa bu konu ile ilgili haber gördün mü? Ben cevap vereyim; Hayır. Sadece bu olaya bakmak bile Lincolnün üzerine ne kadar çok gidildiğinin, Lincolne ne kadar acımasızca saldırıldığının kanıtı. Ama ne yazıktır ki bizim taraftarımız bunu kavrayamadı, bu bilinçli ve sistemli saldırının aslında bir politika olduğunu hissedemedi. Daha dün gibi aklımda, Lincolnün asist yaptığı ve yıldızlaştığı bir maçtan sonra bile her kanalda Lincolnü kötülüyorlardı. İlk geldiğinde gereksiz yere çok aşırı derecede Lincolne taptık ama asıl arkasında duracağımız zaman, asıl tapacağımız zaman sessiz kaldık. Her maç resital sunarken tam anlamıyla ona sahip çıkmadık ve performansı birkaç maçlık düştüğü anda iş işten geçmiş oldu, artık o çoktan medyaya kurban gitmişti. Bir adama 40 gün deli dersen deli olur demişler, bu da o hesap hergün Lincolne karaktersiz, deplasmana gitmez, disiplinsiz diye diye bizim taraftarın beynine işlediler bunu. İsteyen inkar etsin ama bu böyledir. İster istemez etkilenir insan.





Bak 20 bavulla döndüğünü bile yazmışsın. Kimden öğrendin? Vahiy mi indi sana? Yoksa havaalanında Lincolnün valizlerini mi saydın? Medya olmasın o sakın. :)





Lincolnün sizin dediğiniz gibi ruhsuz biri olduğuna da inanmıyorum. Giderken yüzündeki hayal kırıklığı ifadesini görebiliyorum. O herşeyin daha farklı olmasını istiyordu ama izin vermediler. Tıpkı Jardelde olduğu gibi.











Gündüz Baba güzel söylemiş söylemesine de konu ile (Linderoth ve Lincolne karşı taraftarın farklı refleks göstermesinin ne kadar etik olduğu) kelalaka olmuş. Keşke bu güzel söyleri "Gündüz Kılıç Galatasaray Tarihi ve Anılar" bölümünde paylaşsaydın.





Şimdi bu sözü illa konuyla bağlayacaksak senin görüşüne göre Lincoln kendini beğenmiş, şımarık ve yalnız kendini düşünen biri oluyor. Nereden böyle bir izlenimin oluştu bilemeyeceğim(medyadan) ama bunları Lincolne yakıştırabilmen için onunla bir tanışmışlığının olması, onunla vakit geçirmiş ve onu yakından gözlemlemiş olman gerekir. Sen televizyondan şımarık, kendini beğenmiş olarak gözlemlediysen birşey diyemem neticede senin algılama sistemindir ama tekrar söylüyorum bu da mutlak doğru değildir heleki yakından görüşmediğin için mutlak doğrunun yanından geçemez. Benim gözlemlerime göre kendi halinde, yalnız, etliye sütlüye karışmayan, sakin, zeki ama bir o kadar yetenekli birisi. Kazanma hırsı olduğunu da düşünüyorum. Yani Galatasaray’da oynaması için bir sakınca yoktu. Tek problem ondan haz etmeyen bazı oyunculardı ki zaten onların bir bölümü de sezon sonu Adnan Polat tarafından takımdan uzaklaştırıldı.



Dediğim gibi Lincoln Brezilyaya dönerkenki yüzünde gördüğüm hayal kırıklığı ve her şey çok daha güzel olabilirdi ifadesi onun hislerinin ve ruhunun olduğunu, Galatasaraya ve taraftara karşı boş olmadığını, yapmacık olmadığını gösterdi bana. O bakımdan bir his takımı olan Galatasaray’da oynamasında sorun yoktu.











Galatasaray'a Linderotha göre çok daha fazla katkıda bulunmuş, ligi asist kralı tamamlamış, uefada Galatasarayı sırtlamış Lincolnün arkasına teneke bağlayarak gönderilmesi, paramızı yedi, Galatasarayı soydu gibi saçma sapan laflar edilmesi ancak bunca zamandır doğru düzgün maç bile yapmamış lakin tıkır tıkır milyon euroları almış Linderothun "canım Linderoth cicim Linderoth" şeklinde sevgi gösterilerine maruz kalması ne kadar etik tartışılır.







Sevgiler.



Linderoth'tan bahsederim, kariyerinden hayli hayli bahsederim. Çünkü yazma özgürlüğüm vardır. Sen burda Linderoth'a kronik sakat dersen bende popomla gülerim. Önce bir kariyerine bak ondan sonra yaz. Eminim Linderoth'a o sakatlıktan sonra sözleşmesini dondurma teklifi yapılsaydı kabul ederdi. Çünkü Linderoth'un öyle bir karakter yapısı yok, konuşmalarından vs anlayabilirsin bunu.





Lincoln ile Linderoth kıyaslamasını hangi zihniyetle düşündün ve olayları buraya getirdin bilmiyorum ama Lincoln'ün istatistiklerinden, kariyerinden bahsederken birşey yok, mevzu bahis Linderoth olunca banane kariyerinden diyorsun.





Herşeyden önce bu adamın Galatasaray'la sözleşmesi var, al buda linki ;

GALATASARAY.ORG | Galatasaray Spor Kulübü Resmi Internet Sitesi



6 Numaralı futbolcu Tobias Linderoth.





Bülent Korkmaz'ı bu kulüpten kovacak adam, anasının karnından doğmadı. Sadece gülüyorum buna. Onun yaptığı şey Galatasaray'lı gibi davranmaktı, giderken kendi ağzıyla söylemiştir ; Galatasaray'ın zararınaysam giderim, yararınaysam kalırım, işte Galatasaraylılık budur. Bülent Korkmaz istifasını verip bu kulüpten ayrılmıştır. Siz, bir Lincoln uğruna Bülent Korkmaz'ı bile harcadınız. Daha doğrusu Lincoln harcadı. Hamburg maçından sonra, sen nasıl beni oyundan alırsın diyen babamdı sanki. Evet Bülent Korkmaz antrenörlük için yeterli olmayabilir ama gidişi başka bir hüzünlü oldu. Her antrenörün kendine has taktikleri, davranışları, otoritesi ve yakınlığı vardır. Bülent Hoca Galatasaray'ı değilde Lincoln'ü yönetmeye çalışsaydı o zaman Galatasaray küçülürdü. Çünkü futbolda artık 10 numara diye birşey yok.





Lincoln konusunda şunuda söyliyim, ben asla medya gazına gelmem, kimin, neyin nerde olduğunu gayet iyi biliyorum. Madem bu kadar kaliteli bir oyuncu neden daha kulüp bulamadı ? Skibbe'nin takımı Frankfurt ile neden anlaşamadı biliyor musun ? Para, para, para. Lig bitmeden 1 hafta önce ülkesine gitti Lincoln, Galatasaray'ın o zamanlar Avrupa kupalarına katılamaması söz konusuydu. O yüzden fakir edebiyatını başkasına yap derim. Herşey gayet açık ortada.



Herşey bir yana,





Tek problem ondan haz etmeyen bazı oyunculardı ki zaten onların bir bölümü de sezon sonu Adnan Polat tarafından takımdan uzaklaştırıldı.





Şu yazdığın tam komedi olmuş, bana medyanın gazına geliyorsun diyorsun, yazdığın cümleye bak. Nerden biliyosun baboli takımdaki bazı adamların Lincoln'ü haz edemediğini ? O zaman bende yazayım, benim izlenimlerim doğrultusunda Sabri ve Arda'da Lincoln'ü sevmezdi. Ama ikiside şuan takımda ve gayet başarılılar. Utanmasanız burda Arda'yı kötüleyip Lincoln'ü savunacaksınız.





Lincoln tartışmalarına da bir son ver artık, sayende buralara kadar geldi konu.
 
Cevap: #6 Tobias Jan Hakan Linderoth



Çok güveniyorum bu adama kadıköy atmosferini bir tek o kaldırır..
 
Cevap: #6 Tobias Jan Hakan Linderoth



neyin kavgasını yapıyosunuz ya.bu adama inanılmaz ihtiyacımız var.hedeflerimizi büyükse bu iş m.topal ile m.sarp ile olmaz.bu iki adamı gönderip appiah gibi adam almak gerek.ozaman rahat rahat maç izleriz
 
Cevap: #6 Tobias Jan Hakan Linderoth



apyah daha da kolpa, şişirme
 
Cevap: #6 Tobias Jan Hakan Linderoth



Linderoth'un saglam durumu Appiah'dan daha iyi bence.
 
Cevap: #6 Tobias Jan Hakan Linderoth



Bu adam tam bir şehir efsanesi oldu!



bkz: sağlam hali iki Xavi eder..
 
Cevap: #6 Tobias Jan Hakan Linderoth



Ben lincoln konusunda mesajlar yazdım, hemen silindi. Sonra tek bir mesaj yazdım; editle, sil konuyu açma falan dendi. Bakıyorum burda sayfalardır lincoln-linderoth kıyaslaması yapılıyor. Bu işte art niyet arıyorum. Lincoln ile ilgili olumsuz görüş belirtince, sil, editle; olumluysa devam et altına da +1905 koy. Bu lincoln hakikaten ne yaptı bilemiyorum; medyanın gazına gelmişmişiz. Onu bilemiyorum da siz lincoln ün gazına fena gelmişsiniz. Muhammet'in dediği gibi damarınıza,kanınıza işlemiş. Sakat olan adamla, kampa keyfine göre gelmeyen, en zor maçlarımızda yürüyecek hali olmayan, kafasına göre gitmediği deplasman sayısız olan bir adamı kıyaslıyorsunuz. Lincoln göz zevkiymiş falan... Size şunu armağan ediyorum;



"Benim bir hayalim var, Uefa kupasını Saraçoğlunda kazanmak. Rüyalarıma giriyor, uyuyamıyorum"(Tüyleriniz diken diken oldu değil mi?)

Fazla uykusuz kalmış olacak, zira maçlarda yürüyecek hali yoktu zavallıcığın. Bu sözlerin akabinde de ikinci fener maçında oyuna girdikten sonra bir pozisyonu var. Önüne top atılıyor, koşacak hali yok bırakıveriyor kendini, yerdeyken de işaret ediyor hakeme kart diye. İyi, hakem lincoln e vermiyor kartı aldatmaya yönelik hareketten. Gerçi belki kendini bırakmamıştır, zira lugano nun rüzgarından da şüpheleniyorum ciddi ciddi. İşte böyle rezil bir sahne yaşatmış adamdır lincoln bana. Yanımda fenerli arkadaşlar kopmuştur.



Sonra da Eric Gerets'in alnında kanlarla saracoğlundaki hali gelir insanın aklına. O maçı 4-0 fener kazanmıştır. İnsanların baktıkları yerler farklı işte...
 
Cevap: #6 Tobias Jan Hakan Linderoth



Ben lincoln konusunda mesajlar yazdım, hemen silindi. Sonra tek bir mesaj yazdım; editle, sil konuyu açma falan dendi. Bakıyorum burda sayfalardır lincoln-linderoth kıyaslaması yapılıyor. Bu işte art niyet arıyorum. Lincoln ile ilgili olumsuz görüş belirtince, sil, editle; olumluysa devam et altına da +1905 koy. Bu lincoln hakikaten ne yaptı bilemiyorum; medyanın gazına gelmişmişiz. Onu bilemiyorum da siz lincoln ün gazına fena gelmişsiniz. Muhammet'in dediği gibi damarınıza işlemiş. Sakat olan adamla, kampa keyfine göre gelmeyen, en zor maçlarımızda yürüyecek hali olmayan, kafasına göre gitmediği deplasman sayısız olan bir adamı kıyaslıyorsunuz. Lincoln göz zevkiymiş falan... Size şunu armağan ediyorum;



"Benim bir hayalim var, Uefa kupasını Saraçoğlunda kazanmak. Rüyalarıma giriyor, uyuyamıyorum"(Tüyleriniz diken diken oldu değil mi?)

Fazla uykusuz kalmış olacak, zira maçlarda yürüyecek hali yoktu zavallıcığın. Bu sözlerin akabinde de ikinci fener maçında oyuna girdikten sonra bir pozisyonu var. Önüne top atılıyor, koşacak hali yok bırakıveriyor kendini, yerdeyken de işaret ediyor hakeme kart diye. İyi, hakem lincoln e vermiyor kartı aldatmaya yönelik hareketten. Gerçi belki kendini bırakmamıştır, zira lugano nun rüzgarından da şüpheleniyorum ciddi ciddi. İşte böyle rezil bir sahne yaşatmış adamdır lincoln bana. Yanımda fenerli arkadaşlar kopmuştur.



Sonra da Eric Gerets'in alnında kanlarla saracoğlundaki hali gelir insanın aklına. O maçı 4-0 fener kazanmıştır. İnsanların baktıkları yerler farklı işte...



O pozisyonun olduğu zaman diliminde başımızda Bülent Korkmaz vardı

Lincoln´un yapısı bu duygusal bir adam Bülent Korkmaz ona değer vermiyordu

Skibbe döneminde bak nasıl hırslıydı ve sorunları yoktu

Neden ? Skibbe değer veriyordu ona

Keıtada Lyonda hırs , arzu hiçbirşey yoktu Ama Galatasarayda nasıl istekli oynuyor

Keıta kendisi söyledi Lyonda bana değer verilmiyordu diye

Umarım anlatmak istediğimi anlatmışımdır Bunun Galatasaray ruhuyla muhuyla alakası yok
 
Cevap: #6 Tobias Jan Hakan Linderoth



Keıtada Lyonda hırs , arzu hiçbirşey yoktu Ama Galatasarayda nasıl istekli oynuyor

Keıta kendisi söyledi Lyonda bana değer verilmiyordu diye

Umarım anlatmak istediğimi anlatmışımdır Bunun Galatasaray ruhuyla muhuyla alakası yok

Güzel örnek :2_thumbs_up_-_anima
 
Cevap: #6 Tobias Jan Hakan Linderoth



O pozisyonun olduğu zaman diliminde başımızda Bülent Korkmaz vardı

Lincoln´un yapısı bu duygusal bir adam Bülent Korkmaz ona değer vermiyordu

Skibbe döneminde bak nasıl hırslıydı ve sorunları yoktu

Neden ? Skibbe değer veriyordu

Keıtada Lyonda hırs , arzu hiçbirşey yoktu Ama Galatasarayda nasıl istekli oynuyor

Keıta kendisi söyledi Lyonda bana değer verilmiyordu diye

Umarım anlatmak istediğimi anlatmışımdır Bunun Galatasaray ruhuyla muhuyla alakası yok

Sana göre yok Okan. Lincoln kişiliksiz bir adammış o zaman(ki öyle zaten). O teknik direktöre böyle buna göre şöyle oynuyor. Üzerindeki Galatasaray forması ne zaman giyerse elinden geleni yapacak. Maç sonrası demecini izle Gerets'in ondan sonra konuşalım. Ayrıca tekrar belirtiyorum lincoln o sezonun başında rezaletti, yine geç gelmişti steau maçlarında berbattı. 14-15 maçlık seride çok iyi oynadı. Sonra skibbe varken ikinci devre başı yine rezillerdeydi. İlk bordeaux maçında falan. Gelir gelmez sakatlandı zaten idmansızlıktan(Malatya). Keita örneğini vermişsin, ben iki maçta sizin gibi kral yapmam adamı. Şu an iyi oynuyor saygı duduyor, seviyorum. Ama problem çıkarırsa ona da aynı muameleyi yaparım. Hep şunu söylüyorum sahaya o formayla çıktıkları anda; Sabri=Lincoln=Kewell=Arda...
 
Cevap: #6 Tobias Jan Hakan Linderoth



O pozisyonun olduğu zaman diliminde başımızda Bülent Korkmaz vardı

Lincoln´un yapısı bu duygusal bir adam Bülent Korkmaz ona değer vermiyordu

Skibbe döneminde bak nasıl hırslıydı ve sorunları yoktu

Neden ? Skibbe değer veriyordu ona

Keıtada Lyonda hırs , arzu hiçbirşey yoktu Ama Galatasarayda nasıl istekli oynuyor

Keıta kendisi söyledi Lyonda bana değer verilmiyordu diye

Umarım anlatmak istediğimi anlatmışımdır Bunun Galatasaray ruhuyla muhuyla alakası yok



Konu istek falan değil. Lincoln Bucaspor'da bile oynayamaz. Rüzgar'ından savrulan futbolcular günümüz futbolunda oynayamazlar.



Ayrıca burası "Tobias Jan Hakan Linderoth" konusu. Bari burayı o adamın ismini kullanarak kirletmeyelim.
 
Geri
Üst Alt