Konuyu fazla dağıtmışsın, bazı gereksiz noktalara değinmişsin yazında ama yinede emek vermişsin, saygı duyuyorum.
Şimdi öncelikle şunu belirteyim Linderoth bundan 10 sene evvel Elfsborgda kaç maç yapmış beni fazla alakadar etmiyor. Galatasaray kariyeri önem arz eder benim için. Elfsborgda bilmem kaç maça çıkan
Linderothun Evertonda çok ağır sakatlıklar geçirdiğini ve futbolu bırakma noktasına geldiğini de belirtmen gerekirdi.
Evet çok istikrarlı olduğundan bahsetmişsin doğrudur, pek bir istikrarlı. Hatta istikrar abidesi. Kendisi 2 buçuk yıl boyunca sadece 15 maça çıkabilmiş, sakatlık ve düz koşu konularında istikrarını bizlere gayet güzel sergilemiştir.
Kemik büyümesi denen garip hastalıktan 8-9 ay gibi bir sürede kurtuldu ancak bunun dışında kalan sürede de adale sakatlıklar vs. 2 buçuk yıldır sakat bu adam. Bunu sadece şanssızlığa bağlamak ve hala Rijkaardın takımında 1 numaralı oyuncu olabileceğini düşünmek biraz polyannacılık olur. 2 buçuk yıldır beyaz sayfa açmasını bekliyoruz ama her beyaz sayfa açışında yine sayfaları reçetelerle dolduruyor. Adamda kronikleşmiş bir sorun var. O kadar Galatasaray’a sevgili, işine saygılı olsaydı kemik büyümesi gibi uzun sürede iyileşen bir hastalığa yakalandığında sözleşmesini dondururdu.
Yanlış bilgilendirme lütfen. Lincoln 2 sezon boyunca 58 maça(Uefa ve Turkcell süperlig) çıkmıştır. Eğer Türkiye Kupasını da ekleyecek olursak
67 maç eder. Senin dediğin 41 maç sadece Ligi kapsıyor. Dikkatlice bak istersen transfermarkt a. 16 gol atmış 28 asist yapmıştır, Barosu gol kralı yapan adamdır.
Lincoln (Vereinslos) - Leistungsdaten nach Saisons - Fu�ball - transfermarkt.de
Yine bir başka yanlış bilgi.
Lincoln Schalkede 3 sezonda 109 maça çıkmıştır. Sen nedense sadece ligde çıktığı maç sayısını yazmışsın. Avrupa kupaları ve Almanya kupasını da ekleyince tam 109 maç eder ki bu da senin Lincolnün istikrarsız olduğu tezini çürütür.
Lincoln (Vereinslos) - Leistungsdaten nach Saisons - Fu�ball - transfermarkt.de
Lincolnün geçmişini ve Galatasaray günlerini gayet iyi biliyorum. Neden tekrar anlatmaya gerek duydun bilmiyorum ama sayende Lincolnün resital sunduğu günleri, Lincooln Lincoooln diye bağırdığım günleri yad ettim, güzel oldu. Skibbe yumuşaktı ses çıkarmadı demişsin ve sonunda kovulduğunu ima etmişsin ancak sert ve disiplinli, teknik oyunculara hiç imtiyaz vermeyen Bülent Korkmaz'ın sonunun da hazin oldu belirtmek isterim. Skibbenin kovulmasına neden olan en önemli etmen Lincolnü çeşitli nedenlerle sevmeyen ve kıskanan yerli oyunculardır, Lincoln değildir. Skibbenin yerine geçen Bülent Korkmaz ise yabancı oyuncuları bir kenara atıp yerli oyuncuları göklere çıkaran, klasik Gökmen Özdenak stili yabancı düşmanı bir anlayışı vardı. Öyle ki Harry Kewell gibi bir oyuncuyu 90+3te oyuna almak gibi gaflet ve dalalete düştü. Bülent Korkmaz takımın işleyen düzenini yerli oyuncuların da gazıyla bozdu ve takımı Lincolnden tamamen arındırdı. Yerli oyuncular üzerine kurulu bir sisteme daha doğrusu sistemsizliğe gitti. Ve takım tıpkı Bülent Korkmaz gibi yavaş yavaş alçalmaya başladı, bu ivme Galatasaray'ı sezon sonu 5.liğe kadar indirdi. Şimdi olay şu; eğer Lincolnün üzerine kurulu sistem devam etseydi bu takım ligi 5. bitirir miydi? Büyük olasılıkla hayır. Ama maalesef bazı yerli oyuncular Lincolne dayalı sistemin devam etmesini, Lincolnün daha da göz önünde olmasını, daha popüler olmasını istemediler. Takımın egemenliğini kendileri ele geçirmek istediler. Bu sistemin çöküşünü Lincoln'e bağlamak kesinlikle yanlış olur. Eğer Bülent Korkmaz gibi katı görüşlere sahip ve yerli oyunculardan yana tavır takınan bir antrenör yerine daha objektif, formayı hakedene ve sistemi işletene veren birisi olsaydı Lincoln yine şovuna devam edecekti.
Lincolnün Sivasa bilerek gitmediği, sakat numarası yaptığı spekülasyondan öteye gidemez, bunları mutlak doğru olarak lanse etmek yanlış. Medyanın gücü ve gazı olarak tanımlıyorum bu tarz şeyleri.
Lincolnün yine geç geldiğinden, bahaneler uydurduğundan bahsetmişsin, bunları Adnan Polat açıkladığı için doğruluk payı daha yüksek. Ama bir oyuncuyu kampa 1 hafta geç geliyor diye bu derecede kötülemek nasıl bir mantıktır? 22 Haziranda gelip altyapıdan oyuncularla çalışmak yerine Baroslarla Kewelllarla Ardalarla beraber 29 Haziranda gelmek çok daha mantıklı. Alex bu sezon kampa 1 hafta Güiza 2 hafta geç katıldı. Peki sen her kanalda 20 dakika boyunca bu ikilinin geç kaldığından, kampa katılmadığından, Brezilya sahillerinde olduğundan, Güizanın İbizada güneşlendiğinden, gazetelerde tam sayfa bu konu ile ilgili haber gördün mü? Ben cevap vereyim; Hayır. Sadece bu olaya bakmak bile Lincolnün üzerine ne kadar çok gidildiğinin, Lincolne ne kadar acımasızca saldırıldığının kanıtı. Ama ne yazıktır ki bizim taraftarımız bunu kavrayamadı, bu bilinçli ve sistemli saldırının aslında bir politika olduğunu hissedemedi. Daha dün gibi aklımda, Lincolnün asist yaptığı ve yıldızlaştığı bir maçtan sonra bile her kanalda Lincolnü kötülüyorlardı. İlk geldiğinde gereksiz yere çok aşırı derecede Lincolne taptık ama asıl arkasında duracağımız zaman, asıl tapacağımız zaman sessiz kaldık. Her maç resital sunarken tam anlamıyla ona sahip çıkmadık ve performansı birkaç maçlık düştüğü anda iş işten geçmiş oldu, artık o çoktan medyaya kurban gitmişti. Bir adama 40 gün deli dersen deli olur demişler, bu da o hesap hergün Lincolne karaktersiz, deplasmana gitmez, disiplinsiz diye diye bizim taraftarın beynine işlediler bunu. İsteyen inkar etsin ama bu böyledir. İster istemez etkilenir insan.
Bak 20 bavulla döndüğünü bile yazmışsın. Kimden öğrendin? Vahiy mi indi sana? Yoksa havaalanında Lincolnün valizlerini mi saydın? Medya olmasın o sakın.
Lincolnün sizin dediğiniz gibi ruhsuz biri olduğuna da inanmıyorum. Giderken yüzündeki hayal kırıklığı ifadesini görebiliyorum. O herşeyin daha farklı olmasını istiyordu ama izin vermediler. Tıpkı Jardelde olduğu gibi.
Gündüz Baba güzel söylemiş söylemesine de konu ile (Linderoth ve Lincolne karşı taraftarın farklı refleks göstermesinin ne kadar etik olduğu) kelalaka olmuş. Keşke bu güzel söyleri "Gündüz Kılıç Galatasaray Tarihi ve Anılar" bölümünde paylaşsaydın.
Şimdi bu sözü illa konuyla bağlayacaksak senin görüşüne göre Lincoln kendini beğenmiş, şımarık ve yalnız kendini düşünen biri oluyor. Nereden böyle bir izlenimin oluştu bilemeyeceğim(medyadan) ama bunları Lincolne yakıştırabilmen için onunla bir tanışmışlığının olması, onunla vakit geçirmiş ve onu yakından gözlemlemiş olman gerekir. Sen televizyondan şımarık, kendini beğenmiş olarak gözlemlediysen birşey diyemem neticede senin algılama sistemindir ama tekrar söylüyorum bu da mutlak doğru değildir heleki yakından görüşmediğin için mutlak doğrunun yanından geçemez. Benim gözlemlerime göre kendi halinde, yalnız, etliye sütlüye karışmayan, sakin, zeki ama bir o kadar yetenekli birisi. Kazanma hırsı olduğunu da düşünüyorum. Yani Galatasaray’da oynaması için bir sakınca yoktu. Tek problem ondan haz etmeyen bazı oyunculardı ki zaten onların bir bölümü de sezon sonu Adnan Polat tarafından takımdan uzaklaştırıldı.
Dediğim gibi Lincoln Brezilyaya dönerkenki yüzünde gördüğüm hayal kırıklığı ve her şey çok daha güzel olabilirdi ifadesi onun hislerinin ve ruhunun olduğunu, Galatasaraya ve taraftara karşı boş olmadığını, yapmacık olmadığını gösterdi bana. O bakımdan bir his takımı olan Galatasaray’da oynamasında sorun yoktu.
Galatasaray'a Linderotha göre çok daha fazla katkıda bulunmuş, ligi asist kralı tamamlamış, uefada Galatasarayı sırtlamış Lincolnün arkasına teneke bağlayarak gönderilmesi, paramızı yedi, Galatasarayı soydu gibi saçma sapan laflar edilmesi ancak bunca zamandır doğru düzgün maç bile yapmamış lakin tıkır tıkır milyon euroları almış Linderothun "canım Linderoth cicim Linderoth" şeklinde sevgi gösterilerine maruz kalması ne kadar etik tartışılır.
Sevgiler.