Ben Okan hocanın oyuncu tercih ederken ismine, yaşına veya geçmişine bakmaktan ziyade, o oyuncuya o an ne kadar güvendiğiyle hareket ettiğini düşünüyorum. Ancak bu güveni test etme biçimi biraz acımasızca ve riskli. Hoca, oyuncuların hepsine o meşhur "hadi kendini göster" şansını veriyor ama bunu yaparken en büyük hatası alıştıra alıştıra yapmaması. Durduk yere birisini en kaotik, en olmadık anda sahaya atıp "hadi koçum kurtar takımı" modunda hamle yaptığı çok oluyor. Bu yöntemin iki ucu keskin bıçak gibi sonuçları var:
Barış yedek kalıyordu uzun süre hatırlarsınız. Ve Fenerbahçe maçında sol bekimiz kalmayınca kendisini sol bekte başlatmıştı. Barış o gün Fener'i delik deşik etti sol kanattan, işte o günden sonra Barış'ı oynatmak için ne Ziyech'i kesmekten ne de Zaha'yı kesmekten kaçınmadı Okan hoca. Güven testini geçti ve formayı kaptı.
Bu olumlu olanı ama tam tersi de var maalesef;
Arda'yı da arka arkaya Fenerbahçe-Şampiyonlar Ligi derken sahaya attı (alıştıra alıştıra yapmadı kısmındaki eleştirim buydu işte). Arda Fenerbahçe'de gol yememizde pay sahibi oldu, ŞL'de de girdi 5 dk sonra kırmızı kart gördü. Okan hocanın kafasında Arda'nın üstünü çizdiğine eminim. Yani takımdaki önü kesildi. Oyuncu o baskı altında ezilince bir nevi "sistemin dışına" itildi.
Muhtemel senaryo Nhaga için de geçerli olacak. Şanslı ki önünde kupa maçı var ve ilk 11 başlayacak. Eğer Alanya kupa maçında fark yaratmayı başarırsa bundan sonrasında çokça izleriz. Eğer vasat kalırsa sene sonuna kadar maksimum 10 dk 3-4 maçta yer alır o kadar.
Kısacası Okan hoca için ara ton yok; ya o kaosun içinden kahraman olarak çıkarsın ya da kulübenin en ucuna hapsolursun.