Cevap: #8 Barış Özbek
Bir adamu yerin dibine sokmak kolay. Birinin bir futbolcu için algısı kötü olsun, 2 hatalı pasını görse o maç kötü oynadığını düşünür. Daha ilk hatalı pasında basar çünkü küfrü, ikincide artık oyuncunun biletini kesmiştir kafasında. Ancak o maçta oyuncu 10'larca top kazansın, pas versin, oyunu açsın falan dikkatini çekmez. Bu sadece belli algılara bakar, o algılar da çok zor değişiyor malesef.
Barış'ın algılanışının kötü olması da malesef onu seveyenlerin sözlerindeki haklılık payından çıkıyor. Nedir o haklılık payı? Zeka diyorlar hep, eksik söylüyorlar. Oyun zekası. Barış'ın oyun zekasında, mantalitesinde biraz zayıflık var. Özellikle topu ayağına aldığında tercihlerinde hata yapıyor. Nedir mesela çok basit bir pas vermek dururken 3 kişinin arasına dalmak gibi, ne yapacağını şaşırdığı için çok beklediğinden rakip basıverince top sürmeye kalksa aceleden topu ayağından açar, pas vermeye kalksa hatalı verir falan. Ya da mesela güzel bir atağa kalkarken sol ayağı ile alakasız bir şut atmak gibi hareketler yapar. Şimdi kritik nokta burada, top ayağında iken bu gibi basit hatalar 1-2 kere yapılsa bile dikkat çeker çünkü sıradan futbol izleyicisi top ayağındayken yapılana çok dikkat eder. Kendisinin diğer bir dikkat çeken kötü yanı da sakin olmakta güçlük çekmesi ve zaman zaman gereksiz kartlar görmesidir.
Barış'ın iyi yönleri de vardır. Orta saha direncini artıran bir oyuncudur. Gereksiz fauller yapmamayı başardığı zaman çok etkili pres yapar. Top kazanır, rakibi bozar. Fiziği yüksek olduğundan ikili mücadeleleri kazanır. Hava toplarında etkilidir. Orta sahada havalanan topları kazanır. Hatta, rakip ceza alanı içinde bile etkili kafa vuruşları vardır. Doğru zamanda doğru yerden çekmeyi başarırsa etkili şutları da vardır ama tercihlerinde sık yanlış yaptığından bu özelliği dikkat çekmez. Aslında tekniği de sanıldığı kadar zayıf değildir. Top kontrolü ortalamanın haylü üstündedir. Pas yeteneği de vasatı hayli aşar. Yani bunların tamamını yorumlarsak, Barış çift yönlü bir orta saha oyuncusudur.
Ancak dediğim gibi hücumdaki özelliklerinin ön plana çıkması için oyun zekasını geliştirmeli. Doğru tercihler yapmalı. Daha basit oynamaya çalışmalı. Kendini biraz daha çabuk düşünmeye alıştırmalı. Ben 2 senedir şunu söylüyorum. Ben Barış'da aynı Alman ekolünden gelen Hamit Altıntop'un ham versiyonunu görüyorum. Hamit'den biraz daha mücadeleci bir oyuncu olması onun artısı ancak hücumdaki tercihleri ve oyun zekası ondan daha yetenekli olmayan Hamit'in çok gerisinde kalmasına yol açıyor. Ben onun yerinde olsam Hamit'in maçlarını seyrederim. Tabi özellikle iyi oynadığı bazı maçları tekrar tekrar izlemeli. Çünkü dediğim gibi Hamit aslında Barış'dan "yetenek olarak" çok çok farklı bir oyuncu değil. Hamit'in de öyle ahım şahım bir tekniği olmadını zaman zaman yaptığı saçma top kayıpları, pas hatalarından falan anlayabilirsiniz. Ancak Hamit belli ki çok çalışma ile, konsatre olarak, bir de üstüne tecrübesini ekleyerek o hataları minimuma indirmeyi başarmış ki yıldız oyuncu mertebesine yükselmiş. Barış'ın o seviyeye gelebilmesi için aynı şekilde doğru tercihleri yapması ve basit oynamayı öğrenmesi gerekiyor.
Barış ilk geldiği sene kumaşı iyi, mücadeleci genç bir oyuncu idi ve çok faydalı oldu. Takımın orta sahasını toparlayan isimlerdendi. Geçen sene üstüne koymasını beklerken o hep basit oynamama hatasına düştü ve tercih hataları onun gözden düşmesine sebep oldu. Birçoğumuz izlerken kendisine bazı hatalarından dolayı çok kızdık. Bir hayli forma şansı bulmasına rağmen geçen sene sanırım bir önceki seneki performasının üstüne çıkmak ve hücumda yeteneklerini gösterebilmek adına hatalar yaptı. Yine de mücadeleci kimliğini gördük birçok maçta ve zaman zaman bu özelliği ile de takdir ettik.
Bu sene başında birçok transferin takıma girmesi ile forma şansı bulup bulamayacağı muamma idi. Mustafa Sarp'ın formayı kapması onun uzun süre yedek kalmasına neden oldu. Ancak sakatlık ve cezalarla ona görev düştüğü şu son 2-3 haftada son kırmızı karta kadar Galatasaray kariyerinin en iyi maçlarını oynadı. "Basit oynama" kavramından örnekler göstermeye başladı. Gerçekten "çift yönlü" olduğunu göstermeye başladı. Özellikle Sivasspor maçında yıldızlaştı diyebilirim. Gerçi o maçta tüm orta sahamız yıldızlaştı desek daha doğru. Ancak bu amatörce kırmızı kart yine bir çuval inciri berbat etti, onun hakkında algılaması kötü olan ve "zekasından dem vuran" Fatih Altaylı gibiler yine yorumlarını yaptı. Fatih Altaylı da bahsettiğim gibi standart bir futbol izleyicisi o derinlemesine futbol analizi yaparak konuşmuyor, o gördüğünü söylüyor ve onun da gördükleri her standart fubol izleyicisi gibi top ayağındayken yaptığı 3-5 pas hatası ve kırmızı kart. Ha, bu kırmızı kart eleştirilmeyecek bir konu değil ama o ayrı konu. Maçın o dakikasına kadar iyi oynayıp oynamaması ile de alakasız, ki çok aman aman olmasa da iyi oynuyordu Barış. Takım çok iyi gününde değildi zaten.
Aynı örnek Sabri için de geçerli. Sabri her maçta 2 tane çok kötü orta yaptığında takımın en rezil oyuncusu seçilirdi. Maç boyunca diğer yaptıkları akla bile gelmezdi. Zaman zaman gerçekten kötü oynadığı da olurdu tabi ama standart futbol seyircisi için gerisi önemsizdi. Bir auta orta yeterli. Şimdi Sabri belki altyapıdan çıktığı Fatih Terim'li ilk sezonundan sonra Galatasaray kariyerinin en iyi günlerini geçiriyor, ortalarını biraz düzelttiği için, bolca gol attığı için birçoğumuzun gözüne girdi, ancak emin olun hala bile en ufak pas hatasında, tek bir kötü ortasında onu yerin dibine sokanlar var.
Şimdi diyorum ki, yorumlarımızı yaparken geçmiş algımızla değil objektifçe bakmaya çalışalım sahaya. 3-5 pas hatasını dünyanın en iyi oyuncusu da yapar, hatta tamamını çok kötü oynadığı maçlar da olabilir. Ancak bir oyuncu değerlendirilirken, hele hele Barış gibi genç sayılabilecek bir oyuncu ise o anki performası dışında biraz da potansiyeli değerlendirilir. Yetenekleri görülmeye çalışılır, yaptığı olumlu hareketlerden bu potansiyelin üst seviyeleri göz önüne getirilir. Üstüne neler koyabileceği düşünülür. Oyuncu yapısının sisteme ve futbola yapacağı katkı düşünülür. Ben böyle düşündüğüm zaman Barış'ın kadromuz için gerekli ve faydalı bir oyuncu olduğunu düşünüyorum, bence sebepleri:
1. Daha tam olarak yeteneklerini yüksek oranda sergileyemese de Dünya'da çok az sayıda var olan çift yönlü Türk orta saha oyuncusu tanımına uymaktadır ve yabancı sınırlaması da olduğu sürece çift yönlü Türk orta sahalar göz bebeğimiz olmalıdır.
2. Hamit'le kıyaslanabileceğini düşündüğüm bir "potansiyeli" vardır. Ancak bu potansiyele ulaşması için oyun zekası başta olmak üzere mental olarak kendini geliştirmesi gerekiyor. Bunu başarması için ihtiyacı olan şeyler ona yol gösterecek iyi bir teknik ekip, bolca forma şansı bulabileceği yarışmacı bir kulüp, çok çalışma ve zaman. Bunlardan ilk ikisine sahip. Çalıştığına da ben inanıyorum ama daha iyi olmasıl lazım. Ufak ufak o potansiyelden ışıklar görebildiğime de göre tecrübe ile de birleşince daha önemli bir oyuncu haline geleceğine inanıyorum.
3. Çift yönlü olması dışında çok yönlü de bir oyuncu. Orta sahanın ortası asıl mevkisi olsa da sağ açık ve hatta sağ bekte oynayabiliyor. Tabi bu mevkilerde performası o kadar üst düzey olmadı şu ana kadar ama en azından oynayabilmesi kadro derinliği açısından artı. Onun dışında çok yönlülüğün diğer bir yönü de hava topları ve gerek oyun içinde gerek duran toplarda rakipceza sahası içinde tehlikeli olabilmesi.
4. Azimli bir oyuncu izlenimi vermesi. Saha içinde yılmadan çalışması ve formanın hakkını vermek için uğraşması.
Bence Barış'ı yerden yere vuranlar daha geniş açıdan ve daha uzun vadeli bakmalı.