8 Yıllık Emeğin Sonunda Kendimi Değersiz Hissediyorum. Siz Olsanız Ne Yapardınız?

Mehmet Ses

Aslan Üye
Katılım
28 Ocak 2016
Mesajlar
9.158
Tepkime puanı
6.329
Puan
983
Evet arkadaşlar, bu konuda biraz fikrinizi almak istiyorum. Detaylar uzun ama kısaca özetlemeye çalışacağım.

Yurt dışında yaşıyorum. Master derecesine sahip, 15 yılı aşkın tecrübeli bir yazılım geliştiricisiyim. Yaklaşık 8 yıldır aynı özel şirkette çalışıyorum.

Sekiz yıl önce telefonum çaldı. Arayan kişi, maalesef geçen yıl kaybettiğimiz şirketin ortak kurucularından biriydi. Bana bir iş teklif etti. Görüşmeye gittim ve teklifi kabul ettim.

O dönem şirket yıllık yaklaşık £500 bin ciro yapan, küçük ama büyümekte olan bir işletmeydi. Kullandıkları sistem ise tam anlamıyla çağ dışıydı.

Şirket hem online hem de mağaza üzerinden satış yapıyordu. Satışların %70'ten fazlası internet sitesinden gelmesine rağmen, web sitesindeki tüm siparişler ofiste çalışan personel tarafından tek tek manuel olarak sisteme giriliyordu. Siparişler sisteme işlenirken hesap makinesiyle toplam tutar hesaplanıyordu. Alışveriş merkezlerinden gelen siparişlerin faturaları ise WhatsApp üzerinden ofise gönderiliyor, onlar da yine tek tek sisteme giriliyordu.

Tahmin edebileceğiniz gibi bu sistemin ölçeklenebilmesi mümkün değildi. Sipariş sayısı arttıkça tek çözüm daha fazla personel işe almaktı.

Ben şirkete Yazılım Geliştirme Departmanı'nın başı olarak girdim. Ortaklardan sonra gelebilecek en üst pozisyonlardan birindeydim. Yeni yılın başlamasına sadece dört ay vardı ve bu süre içerisinde tüm bu manuel süreçleri ortadan kaldıracak tamamen yeni bir ERP sistemi geliştirmem gerekiyordu.

Gece gündüz çalıştım ve yeni yıla yeni sistemle girmeyi başardık.

Shopify üzerinden gelen siparişler artık otomatik olarak ERP sistemine düşüyor, müşteri hizmetleri siparişleri anında görebiliyor ve gerekli değişiklikleri yapabiliyordu. Alışveriş merkezlerindeki satış danışmanları siparişleri iPad üzerinden alıyor, bu siparişler de otomatik olarak sisteme aktarılıyordu.

Artık ister günde 100 sipariş gelsin ister 1.000, aynı ekiple bu yükü rahatlıkla yönetilebiliyordu.

Bu şirket için adeta bir devrimdi.

Zamanla şirket içinde herkesin saygısını kazandım. Maaşım arttı ve çalışmaya devam ettim. Bununla da kalmadım; ertesi güne sipariş verme, teslimat günü seçme, depoya henüz ulaşmamış ürünlerin ön siparişle satılması gibi birçok sistemi de geliştirip devreye aldım. Bunlar şirketin büyümesine ciddi katkı sağladı.

Bugün o şirket yıllık £500 bin ciro yapan küçük bir işletme olmaktan çıkıp aylık yaklaşık £3 milyon ciro yapan bir firmaya dönüştü. Bu büyümenin temelinde yıllar boyunca geliştirdiğim altyapı ve sistemler var.

Yaptığım iş sadece yazılım geliştirmek de değildi. Sunucu altyapılarının kurulması, Amazon AWS servislerinin entegrasyonu, sistem mimarisi, güvenlik, otomasyon... Kısacası tam anlamıyla full-stack ve altyapı tarafında da şirketin tüm teknolojik yükünü üstlendim.

Beni işe alan ortakla aramız çok iyiydi. İş hayatında da özel hayatımda da ne zaman bir sıkıntım olsa hep yanımda olurdu. Maalesef kendisini geçen yıl, henüz 35 yaşındayken amansız bir hastalık nedeniyle kaybettik. Hâlâ büyük üzüntüsünü yaşıyorum.

Onun vefatından sonra işler tamamen değişti.

Diğer ortak, ofis tarafını yönetmeye başladı ve peş peşe yeni yöneticiler işe aldı. Bir anda benim üstümde beş farklı yönetici oluştu. Bugün hesap verdiğim insanların hiçbiri teknik anlamda kendi şifresini bile sıfırlayabilecek seviyede değil.

Sekiz yılın sonunda, şirketi büyüten ekibin bir parçası olmama rağmen kendimi sıradan bir çalışan konumunda buldum.

Yeni gelen yöneticiler kendi ekiplerini kurmaya başladılar. Şirketi bugünlere getiren eski çalışanlar ise birer birer ayrıldı. Yaklaşık 60 kişilik şirkette eski kadrodan sadece 8 kişi kaldı ve onların da neredeyse tamamı mutsuz.

Son dönemde alınan kararlar da durumu daha da kötüleştirdi.

Sekiz yıldır sorunsuz devam eden hibrit çalışma düzeni hiçbir mantıklı gerekçe gösterilmeden değiştirildi. Ofiste ciddi otopark problemi olmasına rağmen herkesi aynı gün ofise çağırma kararı alındı.

İki ay önce baba oldum. Çocuğumu aile hekimine kaydettirebilmek için sadece yarım saat erken çıkmak istediğimi söyledim. Talebim reddedildi.

O an benim için her şey bitmişti.

Dün ise yazılım ekibi olarak yeni bir haber aldık. Sekiz yıldır kullandığımız odamızdan çıkarılıp, sürekli insanların girip çıktığı, gürültülü açık ofis alanına taşınacağımız söylendi. Bizim kullandığımız oda ise yine yeni işe alınan kişilere verilecekmiş.

Yazılım geliştiren insanların dikkat gerektiren bir iş yaptığını düşünürsek, bu kararın ne kadar mantıklı olduğunu siz değerlendirin.

Şimdi size sormak istiyorum.

Siz benim yerimde olsaydınız ne yapardınız?

Ben artık yeni iş aramaya başladım. Uygun bir fırsat bulduğum anda ayrılmayı düşünüyorum. Ben gittikten sonra geliştirdiğim sistemleri yönetmekte bir süre ciddi zorluk yaşayacaklarını tahmin ediyorum ama artık bunun sorumluluğunu hissetmiyorum.

Diğer yanım ise "Hiç bekleme, bugün çık git." diyor.

Sonuçta iş bulunur. Allah büyük.
 
Profesyonel düşünmek gerekiyor. Ne zorluk yaşayacaklarsa bırakın yaşasınlar. Sizin kadar ince düşünüyor olsalar hakkınız vermeleri ve şartları iyileştirmeleri gerekirdi. Demek ki öyle düşünmüyorlar.
Daha konforlu bir işe geçmek en doğal hakkınız. Dünya genelinde ne yazık ki ofise tamamen dönüş dalgası başladı, ben de sizinkine benzer iş yapan birisi olarak buna anlam veremiyorum.
Umarım en kısa sürede rahata kavuşursunuz.
 
Kiminle konuşsam aynı şeyi söylüyor ki bence de doğru olan bu. Kendimi aşağılanmış gibi hissediyorum.

Bakalım iş bulana kadar dayanabilecek miyim.
25 yıl çalıştım, kendimi ait hissetmediğim yerde dakika bile durmadım ama şuan dönem o dönem değil maalesef, Allah sabır versin
 
kafanda bitirdiğin bir yere artık gitmek sana zulme dönüşür. eğer yeterliliğine inanıyorsan ,yani iş bulacağın garantiyse , kenarda da en az 1 yıl seni idare edecek birikimin varsa hemen ayrıl. sakin kafayla kendini daha mutlu edecek iş araman daha kolay olur. diğer türlü çalışırken odağını iş aramaya veremeyeceksin.
 
Hocam başınız sağ olsun öncelikle.

İşle ilgili konu da kötü bir yola girmiş gerçekten. Yöneticiler tepeden inme olduğu zaman bazen böyle avanaklıklar yapıyorlar. Arkadaşların dediği gibi siz iş bulmadan ayrılmayın. Yarın ne olacağı belli olmaz. Ben herhalükarda iş bulurum diye düşünürken bir bakmışsınız 6 ay boyunca evde oturuyorsunuz. O riske hiç girilmez.

Burada sadece iş görüşmesine gitmeniz gerektiği zaman hali hazırdaki işverenleriniz bunu nasıl karşılıyorlar, sıkıntı çıkarıyorlar mı kısmı önemli. Orada biraz başınız ağrıyabilir ama sabırlı olmak önemli.
 
Meslektaş sayılırız, Türkiye’de piyasa sıkıntıda, senin orayı bilmiyorum İngiltere mi İrlanda mı bilmiyorum. Yeni iş bulmadan çıkmamanı öneririm
 
Evet arkadaşlar, bu konuda biraz fikrinizi almak istiyorum. Detaylar uzun ama kısaca özetlemeye çalışacağım.

Yurt dışında yaşıyorum. Master derecesine sahip, 15 yılı aşkın tecrübeli bir yazılım geliştiricisiyim. Yaklaşık 8 yıldır aynı özel şirkette çalışıyorum.

Sekiz yıl önce telefonum çaldı. Arayan kişi, maalesef geçen yıl kaybettiğimiz şirketin ortak kurucularından biriydi. Bana bir iş teklif etti. Görüşmeye gittim ve teklifi kabul ettim.

O dönem şirket yıllık yaklaşık £500 bin ciro yapan, küçük ama büyümekte olan bir işletmeydi. Kullandıkları sistem ise tam anlamıyla çağ dışıydı.

Şirket hem online hem de mağaza üzerinden satış yapıyordu. Satışların %70'ten fazlası internet sitesinden gelmesine rağmen, web sitesindeki tüm siparişler ofiste çalışan personel tarafından tek tek manuel olarak sisteme giriliyordu. Siparişler sisteme işlenirken hesap makinesiyle toplam tutar hesaplanıyordu. Alışveriş merkezlerinden gelen siparişlerin faturaları ise WhatsApp üzerinden ofise gönderiliyor, onlar da yine tek tek sisteme giriliyordu.

Tahmin edebileceğiniz gibi bu sistemin ölçeklenebilmesi mümkün değildi. Sipariş sayısı arttıkça tek çözüm daha fazla personel işe almaktı.

Ben şirkete Yazılım Geliştirme Departmanı'nın başı olarak girdim. Ortaklardan sonra gelebilecek en üst pozisyonlardan birindeydim. Yeni yılın başlamasına sadece dört ay vardı ve bu süre içerisinde tüm bu manuel süreçleri ortadan kaldıracak tamamen yeni bir ERP sistemi geliştirmem gerekiyordu.

Gece gündüz çalıştım ve yeni yıla yeni sistemle girmeyi başardık.

Shopify üzerinden gelen siparişler artık otomatik olarak ERP sistemine düşüyor, müşteri hizmetleri siparişleri anında görebiliyor ve gerekli değişiklikleri yapabiliyordu. Alışveriş merkezlerindeki satış danışmanları siparişleri iPad üzerinden alıyor, bu siparişler de otomatik olarak sisteme aktarılıyordu.

Artık ister günde 100 sipariş gelsin ister 1.000, aynı ekiple bu yükü rahatlıkla yönetilebiliyordu.

Bu şirket için adeta bir devrimdi.

Zamanla şirket içinde herkesin saygısını kazandım. Maaşım arttı ve çalışmaya devam ettim. Bununla da kalmadım; ertesi güne sipariş verme, teslimat günü seçme, depoya henüz ulaşmamış ürünlerin ön siparişle satılması gibi birçok sistemi de geliştirip devreye aldım. Bunlar şirketin büyümesine ciddi katkı sağladı.

Bugün o şirket yıllık £500 bin ciro yapan küçük bir işletme olmaktan çıkıp aylık yaklaşık £3 milyon ciro yapan bir firmaya dönüştü. Bu büyümenin temelinde yıllar boyunca geliştirdiğim altyapı ve sistemler var.

Yaptığım iş sadece yazılım geliştirmek de değildi. Sunucu altyapılarının kurulması, Amazon AWS servislerinin entegrasyonu, sistem mimarisi, güvenlik, otomasyon... Kısacası tam anlamıyla full-stack ve altyapı tarafında da şirketin tüm teknolojik yükünü üstlendim.

Beni işe alan ortakla aramız çok iyiydi. İş hayatında da özel hayatımda da ne zaman bir sıkıntım olsa hep yanımda olurdu. Maalesef kendisini geçen yıl, henüz 35 yaşındayken amansız bir hastalık nedeniyle kaybettik. Hâlâ büyük üzüntüsünü yaşıyorum.

Onun vefatından sonra işler tamamen değişti.

Diğer ortak, ofis tarafını yönetmeye başladı ve peş peşe yeni yöneticiler işe aldı. Bir anda benim üstümde beş farklı yönetici oluştu. Bugün hesap verdiğim insanların hiçbiri teknik anlamda kendi şifresini bile sıfırlayabilecek seviyede değil.

Sekiz yılın sonunda, şirketi büyüten ekibin bir parçası olmama rağmen kendimi sıradan bir çalışan konumunda buldum.

Yeni gelen yöneticiler kendi ekiplerini kurmaya başladılar. Şirketi bugünlere getiren eski çalışanlar ise birer birer ayrıldı. Yaklaşık 60 kişilik şirkette eski kadrodan sadece 8 kişi kaldı ve onların da neredeyse tamamı mutsuz.

Son dönemde alınan kararlar da durumu daha da kötüleştirdi.

Sekiz yıldır sorunsuz devam eden hibrit çalışma düzeni hiçbir mantıklı gerekçe gösterilmeden değiştirildi. Ofiste ciddi otopark problemi olmasına rağmen herkesi aynı gün ofise çağırma kararı alındı.

İki ay önce baba oldum. Çocuğumu aile hekimine kaydettirebilmek için sadece yarım saat erken çıkmak istediğimi söyledim. Talebim reddedildi.

O an benim için her şey bitmişti.

Dün ise yazılım ekibi olarak yeni bir haber aldık. Sekiz yıldır kullandığımız odamızdan çıkarılıp, sürekli insanların girip çıktığı, gürültülü açık ofis alanına taşınacağımız söylendi. Bizim kullandığımız oda ise yine yeni işe alınan kişilere verilecekmiş.

Yazılım geliştiren insanların dikkat gerektiren bir iş yaptığını düşünürsek, bu kararın ne kadar mantıklı olduğunu siz değerlendirin.

Şimdi size sormak istiyorum.

Siz benim yerimde olsaydınız ne yapardınız?

Ben artık yeni iş aramaya başladım. Uygun bir fırsat bulduğum anda ayrılmayı düşünüyorum. Ben gittikten sonra geliştirdiğim sistemleri yönetmekte bir süre ciddi zorluk yaşayacaklarını tahmin ediyorum ama artık bunun sorumluluğunu hissetmiyorum.

Diğer yanım ise "Hiç bekleme, bugün çık git." diyor.

Sonuçta iş bulunur. Allah büyük.
Maalesef iş hayatı böyle yapman gereken yeni bir iş arayıp bulduğun anda istifa etmen, bütün dünyada bir ekonomik kriz olmasa hemen istifa et derdim ama iş bulman uzun süre alabilir.
 
Kardeşim ha bugün ayrılmışsın ha iş bulana kadar yatarak devam etmişsin... Sen kafanda sildikten sonra herşey bitmiştir. Kendine bir iş bulana kadar kal. Sonra ayrıl... unutma önce sen varsın bu dünyada...önce kendini düşüneceksin...
 
Geçmiş olsun üstad, başınız sağ olsun

Yazılım sektöründe şu an kıpırdamanızı tavsiye etmem, sektör inanılmaz daraldı

İşten çıkan veya çıkarılanlar iş bulamıyor şu an, tazminatınızı da bırakıp gitmeye kalkmayın derim zaten 8 senedir çalışıyormuşsunuz aynı firmada

İş bulsanız bile değiştirmenizi tavsiye etmem şu an bu sektörde, inanılmaz hızlı değişiyor her şey, farklı bir sektörde yolunuza devam edecekseniz bir şey diyemem ama

Ai ile beraber özellikle son 1 yıldır değişim içine giriyor şirketler, birçok arkadaşım aylarca iş bulamayıp farklı sektörlere yöneldi eski maaşlarının 4’te 5’te 1’ine

Yeni düzene adapte olanlar hayatını sürdürebiliyor şu an, aynı sektörde devam edecekseniz fintek / banka tarafında iş bulmadıktan sonra hiç kıpırdamamanızı öneririm

En kötü mobbing bile işsizlikten daha iyidir, bence devam edin

Geçmiş olsun tekrardan
 
Özet geçeyim dünyada yazılım işinin değeri yok. Çünkü zeka yoksunu insanlar tarafından ne yaptın ki ehehe benim sayemde oldu bunlar.
Doğru yönetici benim zekası var.

Asalaklar tarafından yönetiliyoruz.
 
Meslektaş sayılırız, Türkiye’de piyasa sıkıntıda, senin orayı bilmiyorum İngiltere mi İrlanda mı bilmiyorum. Yeni iş bulmadan çıkmamanı öneririm
Ingiltere. Dunya piyasasinda genel olarak yapay zekadan dolayi bir durgunluk var ozellikle yazilim sektorunde, ama deneyimli yazilimcilar biraz daha sansli cunku yapay zekayi yonetebilecek tecrubeye ve kabiliyete sahipler.

En mantiklisi akilli davranip idare edip is bulmak.
 
Sevgili kardeşim 20 yılımı verdiğim Bağımlı SMMM olarak çalıştığım işten sıfırdan herşeyi ben yapmış olmama rağmen değersizleştirme gördüğüm için ayrıldım. Sıfırdan kendime bağımsız bir Smmm ofisi açtım. Hemde 1 hafta oluyor. Kafam o kadar rahat ki sıfır stres ve baskı biraz dayanabilecek maddi gücün var ise önüne bak . Aile işleri için bile izin alamıyorsan orası senin için bitmiştir
 
Kardeşim ha bugün ayrılmışsın ha iş bulana kadar yatarak devam etmişsin... Sen kafanda sildikten sonra herşey bitmiştir. Kendine bir iş bulana kadar kal. Sonra ayrıl... unutma önce sen varsın bu dünyada...önce kendini düşüneceksin...
Aynen oyle dostum. Hep onceligi isyerine verdim, aman sistem duzgun calissin, aman siparislerde sikinti olmasin filan derken, geldigimiz nokta. Artik sadece saatimde gidip saatimde cikacagim, gorevim neyse sadece onu yapacagim, is saatleri disinda kesinlilkle hic bir mesaja ve email'e cevap vermeyecegim, ayni anda ise is aramaya devam edecegim. Oyle saca boyle tarak.
 
Geri
Üst Alt