sistem oturmamış, takımda birlik yok. herkes ayrı bir havada. total bir başarısızlık söz konusu. hani şu adam her şeyini verdi sezon boyunca ama diğerleri ona ayak uyduramadı diyebileceğimiz bir futbolcu yok. başkanından teknik direktörüne, futbolcusundan sağlık görevlilerine kadar tam bir fiyasko. ligde şampiyon olunamamış, avrupa kupalarından son yılların belki de en ballı takımına bariz bir hakem hatası sonucunda da olsa elenilmiş, rakiplerin aldığı kupalarının toplamı kendi aldığı kupaların toplamına neredeyse eşit olan türkiye kupası' ndan da elenilmiş. kısacası kulübün her bireyinin eleştirilmesi son derece doğal. ve bu eleştirilerden en çok payını alanlardan biri de elano blumer. peki kimdir bu elano blumer ?
- yakınlarda 29 yaşına girecek olan alman asıllı brezilyalı bir futbolcudur her şeyden önce,
- 2001 yılında santos' da başlayan futbol kariyerinde geride bıraktığı 9 sezon boyunca 268 maçta 69 gol atmıştır,
- 2004 yılından beri de brezilya milli takımında 41 kez forma şansı bulup 16 gol kaydetmiştir,
- mevkiisi ne attacking midfielder, ne de çoğumuzun 10 numara pozisyonu diye adlandırdığımız trequartista' dır. tam anlamıyla orta alanda oyunu çift yönlü oynayabilen bir center midfielder' dır. brezilya milli takımında ise biraz daha sağ çizgiye yakın oynar fakat tam bir kanat oyuncusu da değildir. bu nedenle alex de souza olmadığı gibi, defensive midfielder olan fabian ernst ile de alman asıllı olmasının dışında her hangi bir bağı yoktur.
- tarihinde belki de ilk kez disiplinsizliği ile nam salmış ( adriano, ronaldinho, diego, jo alves, wagner love ) futbolcuların çağırılmadığı bir dünya kupası kadrosunda yer almaktadır. koyu katolik olması nedeniyle çağırıldığı iddialarına brezilyalılarda ümmetçilik anlayışının düzeyini bilmediğimden her hangi bir yorum yapamasam da, ben oyun karakteri olarak dünya üzerinde kendisine benzer brezilyalı futbolcular arasında en iyilerinden biri olduğu için çağırıldığını düşünüyorum. ayrıca elano' nun milli kariyeri şu anki brezilya t.d' si dunga' dan 2 yıl öncesine dayanmaktadır.
- ülkemiz futbolunun son yıllarda yetiştirdiği futbolcular arasında stamina' sı ve aggresion' ı ile ingiltere premier league' de oynayacak kapasitedeki ender futbolculardan biri olan tuncay şanlı' nın ingiltere karnesi ortadayken elano blumer manchester city' de oynadığı 2 yıllık süre içerisinde 62 maç 14 gol gibi bir istatistik yakalamıştır ki bu da o seviyede top class bir performans olmasa da azımsanıcak bir rakam değildir.
- en basit haliyle bu veriler eşliğinde elano' ya "disiplinsiz" , " kalitesiz ", " elano ne iş yapar " demek ebu cehillik, cehennemde kütüklüktür.
tüm bunlara rağmen elano blumer 2009-2010 futbol sezonunda galatasaray formasıyla vasatı aşamamıştır. futbol cahillerinin beklentilerini elbette karşılayamayacak olsa da futbol bilenlerin de beklentilerini karşılayamadığı gerçeği ortadadır. fakat arzulanan performansı gösteremediğini söylerken de gözden kaçırılmaması gereken bazı hususlar vardır. bunlar ;
- takımın oyun sisteminin oturtulamamış olması,
- elano' nun en önemli özelliklerinden biri olan uzun paslarına hareketlenemeyen futbolcular,
- tıpkı milan baros ve harry kewell hariç diğer yabancılara olduğu gibi kendisine bariz bir şekilde atılmayan paslar,
- mustafa sarp ve barış özbek gibi kendisine en yakın oynayan futbolcularla uyum sağlayamaması,
- sezonun teknik direktör ve futbolcular arasında mental olarak atletico madrid ile oynanan rövanş maçının ardından tamamen bitmesi..
elbette ki daha iyi olmalıydı, ve meziyetleri daha iyi bir sezon geçirmesi için yeterli seviyede olan bir futbolcu elano. futbolun özellikle son 10 yıldır eskisinden çok daha zor, taktiğe dayalı ve karmaşık bir oyun olduğunun farkında olmayan andavallara elano' nun bu sezonki iyi performansları arasında deplasmandaki panathinaikos, atletico madrid ve beşiktaş maçlarını elano hakkında biraz fikir sahibi olabilmeleri adına örnek verebilirim. fakat halen ofsayt kuralının bile bugünküne benzemediği zamanların yıldızlarına tapan, savunma anlayışının oturmadığı dönemlerde vay arkadaş adamlar ne futbol oynuyor diyebilen insanlar için bunun pek bir anlam ifade ediceğini sanmıyorum.