Erkan Doğan
Parçalı Üye
- 21 Kasım 2008
- 3.973
- 0
- 1.306
Cevap: Abimm..! | 4 Aralıkta sinemalarda!
Bugün basında çıkan birkaç köşe yazısı.
SABAH Gazetesi : Yüksel Aytuğ' Alıntı:
"Abimm"in ardındaki ekstra "m" harfi
Bir hafta içinde iki ayrı Türk filminin bende duygu fırtınaları yaratacağı aklımın ucundan geçmezdi. Zira mesleki kaygılarla, eleştirel gözle izlemek, insanı filmin "büyüsünden" uzaklaştırıyordu. Ben uzun süredir teknik ve içerik analizi yapmaktan filmlerdeki öykülerin içine bir türlü giremiyordum. İşte bu nedenle, benim için bir sinema filminin başarı kriteri, "Beni iki saatliğine gerçek dünyadan uzaklaştırıp, uzaklaştıramadığı"dır. Önce "Neşeli Hayat"ta, ardından "Abimm" filminde uzun süredir unuttuğum bu duyguyu yaşadım. "Abimm"in senaryosu, "Yağmur Adam"dan başlayan ve pek çok versiyonunu izlediğimiz klasik bir öyküyü eksen alıyordu.
Filmi benim için değerli kılan ise muhteşem oyunculuklardı. Levent Üzümcü eğer bu performansıyla da ödül almazsa, ilgili jüri üyelerinin topluca göz kontrolüne gitmelerini önereceğim. Ancak Levent'in oyunculuğunu büyüten nedenler arasında rol arkadaşları Mustafa Üstündağ ve Selen Seyven'in olağanüstü performanslarının da etkisi vardı. Bu üçlüyü alınlarından öpüyorum. Peki neden "Abim" değil de "Abimm?" Film bunu öyle güzel anlatıyor ki... Hani ünlü bir hipermarketin şubelerine, büyüklüklerine göre "m" harfi veriliyor ya, üç "m"li, ya da dört "m"li gibi... İşte bizim sevgi sözcüklerimizin sonuna eklediğimiz "m" harfleri de o sevginin büyüklüğünü ifade etmeye yarıyor. "Canımmm" diyoruz mesela, "Aşkımmm" diye sarılıyoruz sevdiğimize... "Abimm" de öyle... Hele ki benim gibi, hayatınızın her döneminde varlıklarından güç ve cesaret aldığınız ama hayat gailesi yüzünden ayrı düşüp, birlikte yeterince vakit geçiremediğiniz "dağ gibi" ağabeyleriniz varsa, filmin içine daha bir gömülüyorsunuz...
Bu filme gidin ve bütün ağabeylerin aslında "abimm" olduğuna bir de siz şahitlik edin!..
SABAH Gazetesi : Yüksel Aytuğ' Alıntı:"
Dünya gözü ile Evren
Abimm filmini görme engelli sevgili kardeşim Evren Doğru ile beraber izlemek benim için müthiş bir hayat tecrübesi oldu. Evren'i film ve tiyatro gösterilerinde pek çok kez görmüştüm. Ama ilk kez yan yana oturup, filmi birlikte izledik... Şimdi "izledik" kelimesine takılmış olabilirsiniz. Eminim, "Görme engelli biri, sinema filmini nasıl izleyebilir?" diye soruyorsunuzdur kendi kendinize...
Eğer gönül gözünüz ve algılarınız Evren kadar açıksa, çok daha "net" görebiliyorsunuz her şeyi... İşte ben bu olağanüstü tecrübeyi yaşadım. Evren'e filmdeki görsel detayları usul usul anlatırken, o sordu: "Yüksel Ağabey, şu andaki sahnede gece değil mi?" Yanıt veremedim. Zira iç plan çekimiydi. Sonra arka fonda bahçedeki karanlığı fark ettim. "Nasıl anladın?" diye sordum Evren'e... "Ağustos böceklerinin sesi geliyor da ondan" dedi... Sonra duygusal sahnelerdeki tüm detayları ondan dinlemeye koyuldum. Ben filme bakıyordum, o görüyordu, duyuyordu, hissediyordu... "Levent'inki muhteşem bir oyunculuk. Hepsi harika oynamışlar" dedi. Filmin en duygusal sahnelerinin tahlilini yaptı.
O kareler perdeye düşerken, Evren, gözünü karanlığa dikip, "Ya, çok muhteşem bir sahne bu... Çok etkilendim" diyordu... Bir ara gözümü kapayıp, filmi Evren gibi "duyumsamak" istedim. Beceremedim... Ve Evren'de daha keşfedilecek çok şey olduğuna hükmettim...
Bugün basında çıkan birkaç köşe yazısı.





