Bütün siyaset korudu parti ayrımına gerek yok ama burada temel etken Fenerbahçe değil. Aynı durumda biz olsaydık bizi de korurlardı. Siyasilerin amacı adalet veya hakkaniyet değildir. Zayıfın yanında durup prim yapalım, dengeler bozulmasın, millet oyununa baksın, bize sarmasın düşüncesi ile hareket eder.
Ben temel etkenin Fenerbahçe olmadığına inanmıyorum. Fenerbahçe'nin elinde bulundurduğu bir güç var.Ama öyle sandığınız gibi bir güç değil.
Yani düzeyli, gerçekten dağı titretecek, haklının yanında haksızın karşısında olan eski Türk Filmlerindeki gibi, ya da Kurtlar Vadisindeki gibi...
Değil yani böyle birşey... Onların gücü; Taraftarlarının sağmallığını bilen ve kullanan asıl güçlere kendi taraftarının bu sağmallığını öne sürerek ;
"Bakın elimde böyle saf ve emre intizar bir topluluk var. Bir işaretimle üstünüze çullanır" mantığıyla hareket eden bir başkanın yönettiği bir güç.
Ve bunu 3 Temmuzdan bu yana başkanları ve yöneticileri o kadar da çok kullandı ki...
Ancak yabancı merciler ve hukuk bu blöfü yemedi. Gelelim asıl etken mevzusuna;
Evet asıl etken Fenerbahçe idi. Ayrıca Fenerbahçe zayıf falan da değildi. Aksine yukarıda bahsettiğim gibi bir güce sahip.
Evet aslında buna güç demek zor. Bu bir tehdit aslında. "Benim istediğim olmazsa yakarım burayı" diyen gazetelerin 2.sayfalarında sık sık gördüğümüz ,
ya çocuğunu kesmeye çalışan, ya yakmaya çalışan, ya da kendini çatıdan atmakla tehdit eden cinnet geçiren psiko sorunluların oluşturduğu bir tehdit gibi.
Siyasilerin amacı ise zayıfın yanında değil aksine az önce bahsettiğim güce veya tehdide sahip bir toplulukla ters düşmeme çabası.
Hepsi " Fener düşerken siz ses çıkarmadınız" damgası yememek için çırpınıyor.
Ankaraspor düşerken neden hiç biri ses çıkarmadı o zaman.
Bu siyasileri UEFA kapılarında gördünüz mü hiç. Neden UEFA ya gidip konuşmadılar ;
Madem ortada bir haksızlık vardı da; Neden çıkıp UEFA ya milyonlarca lira zarara uğrayan bu kulüpler için mücadele etmediler.
Neden seslerini orada çıkarmadılar...
Neden sadece içeride goygoy muhabbeti yaptılar durdular...
Çünki onları orada kaale bile almazlardı.
Çünki aslında ortada herhangi bir haksızlık olmadığını kendileri de çok iyi biliyorlar.
Çünki asıl haksızlığı Fenerbahçe ve yanındaki diğer adı geçen kulüplerin mağdur durumdaki diğer kulüplere karşı yaptığını da biliyorlar.
Oraya gidip ne diyecekler ?
" Bizimkiler bi halt etmişler. Hadi bu seferlik görmezden gelin" mi ?
Sonra popolarına baka baka dönecekler ve yurt içinde hepsinin prestiji yerle yeksan olacak..
O yüzden asıl olayın medya, siyaset ve bürokrasi gücünün dürüst ve hakkaniyetli olmamasından kaynaklandığını düşünüyorum.
Eğer 3 Temmuzun hemen sonrası ve bugüne kadar görev yapan tüm etkili ve yetkililer bugüne kadar kafalarındaki anti-dürüst ve hakkaniyetli davranışlarının yerine çıkıp :
" Biz adı geçen kulüplere şu kadar puan cezası verdik.Sonrasında ise yargı sürecinin sonucuna göre cezalara ekleme de yapabiliriz. Eğer yargı sonucunda adı geçen kulüplerin haklılığı ortaya çıkarsa her türlü yasal haklarını bize karşı korumak için gerekli girişimlerde bulunabilirler"
derlerdi. Olaylar buraya gelmezdi.
Ama onu yaptıklarında ilk başta bahsettiğim tehditlerden endişe duyanlar sözümona hak savunucusu kesildiler.
Onun yerine kendi uydurdukları ve Fenerbahçelileri de inandırdıkları hikayeye ne tuhaf ki kendileri de inandılar.
Tıpkı Hitler'in meşhur sözündeki gibi:
" Bir yalanı çok söyle , bıkmadan usanmadan söylemeye devam et. Gün gelecek o yalana herkes inanacak."