Arda'nın gelişimini genç milli takımlardan ve Manisa'dan itibaren takip ettim. Manisa'ya kiraya gittiğinde yarı sezonda 2 gol 8 asistlik bir performans sergilemişti yanılmıyorsam. Hem de direkt hücum elemanı değildi. Bizle oynadıklarında da derslik bir asist yapmıştı, Eski Açıktaydım bizzat şahittim. 2 asisti ve oyunuyla yıldızlaştığı 5-3'lük fener maçı da akıllardadır zannediyorum. Şampiyonluğumuzda da çok önemli bir etkisi olmuştur o maçın. Oradan geldi Galatasaray formasıyla onbirde çıktığı ilk maçta şampiyonlar ligi ön elemesinde 2 gol bir asistlik performansıyla direkt takıma yerleşti. Yani formayı söke söke aldı. İlk defa formayı giyişi ondan bir maç önce ankaraspor maçındaydı yanılmıyorsam dakika 60'da oyuna girdi çok da iyi oynadı. Ama o maç berabere bitmişti(2 de penaltı kaçmıştı). Velhasıl kelam buraya kadar olanlara bakınca Arda'nın çok yetenekli ve çalışkan bir adam olduğunu söyleyebilirim. Ki başkalarının sözlerini de baz alabiliriz. Kewell, Lincoln gibi yetenekli isimlerle de çalışmış olan Skibbe çalıştığı en yetenekli oyuncu olarak Arda'yı göstermiş ve ayrıca çalışkanlığını da övmüştü. Yeteneği, çalışkanlığı, karakterinin övüldüğü yerli yabancı, rakip ya da kendi takımından 50-60 tane adamın sözlerini direkt alıntılayabilirim daha önce de yaptım. Şunu atlamamak lazım, taşıyacağım isimler Arda'yla karşılaşmış ya da çalışmış yani bir şekilde saha içinde ya da dışında tanışıklığı olan adamlardır. O yüzden ben de Gökmen Özdenaktan alıntı yapıyorum diye gelecek tiplere ufak bir uyarı olsun.
Dediğim gibi buraya kadarki çıkarımlarıma bakarak Arda'nın Galatasaray'dan forma şansı bulamadan gönderilmiş olması ihtimali de dahil olmak üzere parlamama ihtimali çok düşüktü bence. Böyle yetenekli ve çalışkan bir adam bir şekilde kendini gösterecekti. Ki Ersun Yanal takımda kalmasını ısrarla istemişti. Yani giderdi Manisa'ya 18 yaşında, 20-21 yaşında da Beşiktaş ya da Fener alırdı. Benim şahsi görüşüm tabii bu.
Çünkü biz Arda'ya şans yaratmadık bunun kabul etmek gerekir. Arda kendisi aldı. Daha çıktığı ilk sezonda takımın en iyisi ve bel bağladığı adam oldu. Ki gerçekten performansı mükemmeldi, şampiyonlar ligi maçları da hala hatıralardadır. Sonraki sezon Kalli'yle fiziğini geliştirdi, şampiyonlukta çok büyük katkı verdi. Buralara kimse birşey diyemez sanırım. Sonraki sezon Skibbe'li kadroda en istikrarlı, başarılı adamdı. O sezon avrupada biraz heyecan yaşayabildiysek en büyük pay sahiplerindendir Arda. Bordeaux-Hamburg maçlarındaki performansı, Trabzon deplasmanında delinen bacağıyla Hamburg maçına çıkışı ve ona rağmen mükemmel performansı maç sonrası göz yaşları. Sahada kalpten rahatsızlanmalar falan. O sezona da kimse birşey diyemez sanırım arada bir de euro2008 geçti tabii. Ona değinmiyorum. Sonra Skibbe de gitti Rijkaard geldi. Rijkaardlı kadroyla da en yüksek istatistik değerlerine uğraştı. Direkt benim çıkarttığım bir istatistik vardı ki o sezon Arda'nın gol ya da asist yapmadığı hiçbir deplasman maçından puan alamamıştık. (0-0 sivas ve 1-1 kayseri hariç) Bu ufak bir örnektir. Sonraki sezon ligin zirvesindeyken Arda sakatlandı oynamadığı 5 maçın dördünü kaybettik(yanlış hatırlamıyorsam, düzeltin yanlışsa), dönüş maçında taraftar sinirini Arda'dan çıkarttı ıslıkladı, beste yaptı bilmem ne. Neyse bunu da geçelim. Geçen sene de sakatlandı buna benzer sakatlıkları yaşayan diğer futbolculara baktığımızda da dönüş süresinin uzunluğunun normal olduğunu görebiliriz.
Neyse niye bu kadar uzun uzun yazdım. Arda'yla geçmişimiz kabaca böyle. Farkettiyseniz medyasal şeyleri buraya taşımadım onlarla ilgilenmiyorum, benim sahada gözlemlediklerim bunlardı, eklemeler, çıkarımlar elbette yapılabilir. Ben sadece bu geçmişi iki-üç röportajla silmem, ya da eski yorumlarımı değiştirmem. Bunların üstüne bir de 12 milyon euro kazandırdı. Bu adam çalışarak oralara geldi, para kazandıysa bizden asistiyle golüyle ödedi giderken de vefa borcunu kapattı. Sürekli sürekli girip takım sensiz daha süper harika, ahaha takımı küme düşecek zaa helikopter demenin mantığı nedir? Hayır Arda'ya helikopter mevzuundan sallayacaksanız efsaneniz kalmaz ki sizin? Ne Hakan Şükür kalır ne Hasan Şaş ne de bu konuda sürekli örnek verilen Bülent Korkmaz(Hepsine saygım sonsuzdur). Falan feşmekan işte böyle, yazayım dedim gıcıklık olsun.