Artık o dönemler bitti, bitmek zorunda. Bundan sonra bu takımın yedek kulübesindeki oyuncuda bile şu zihin yapısı olacak, olmalı.
Derwall'le başlayan süreçte ve en son Fatih Terim ile Türk futboluna, futbolcusuna "sizin/bizim aşağı kalır tarafımız yok" güvenini aşılamak için yıllarını harcadılar. Sonra Türk futbolunun başına gelen 3-5 tane bela yüzünden ileri gideceğimize komple geri gittik.
Ben o dönemlerde yaşamıyordum ama görüyorum ki psikolojik olarak 60'lardan-70'lerden farklı değiliz, o kadar mental anlamda geriye götürüldük. Fenerliler Forrest'e elendiği maç sonunda gülerek röportaj veriyor ve ülkede bir tane spor yorumcusu kalkıp NE GÜLÜYONUZ LAN EŞŞEK HERİFLER demiyor.
Türkiye haddini bilen gençlerin ülkesi değildir. Galatasaray da bundan sonra olmayacak, olmamalı.
Nasıl ki 90'larda bunu kırdıysak, yine kırıcaz. Yine yolu biz açıcaz.
Başarılı olsa da bizim yürüyüşü bitiren adam Lucescu oldu.
Evet Süper Kupa aldı.
Belki Terim olsa, R.Madrid'e haddini bilmeyerek oynatıp yenilecekti.
Ama cesareti kıran, genetiğimize aykırı oynatan ilk hocaydı.
Sen Liverpool'u, PSG'yi, Juventus'u çektiğin an kurada, elenirsem kimse bana bir şey demez demeyeceksin.
Önce yöneticin demeyecek, sonra takımın ve taraftarın.
Bütün hudutlar haddini bilmezsen genişler, yıkılır. Okan Hoca bu konuda bence taraftardan daha önde.
Ama taraftar da artık daha fazlasını başarabileceğine inandırmalı takımı.
Sadece bizim stadyumda da değil. Liverpool deplasmanda, Juventus deplasmanında da yenilgi psikolojisi ile değil, biz bunları yenmeliyiz ile gitmeliyiz.
Juventus'u içeride sürklase edip, dışarıda daha beterine maruz kalmamalıyız. Koruma güdüsüne girdiğimiz an Türk futbolu hep kaybetti.
Bizim olayımız, pres, baskı, rakip alana oyunu yığabilmek, tahmin edilemeyen anda tahmin edilemeyen işi yapabilme yetimiz.
Doğaçlamayı çıkarınca sistematik oyunla kendimizden güçlü görünenleri yenme şansımız yok.