Peşinen söyleyeyim Türkiye, İzlanda'yı yener. Neye mi dayanarak bunu yazıyorum. Türk milli takımı oldum olası ballı bir milli takımdır. Özellikle final aşamalarında. Geçen Euro 2016'ya nasıl katıldığımızı hatırlayın mesela. Son maç İzlanda karşısında rezil bir futbol oynamamıza, maç boyu doğru dürüst pozisyona bile girememize rağmen 89'da Selçuk İnan'ın frikiği ile kazanmış ve 20 tane ihtimalin daha gerçek olmasıyla hiç hak etmeyerekte olsa turnuvaya katılmıştık. Ayrıca Hırvatistan ile yaptığımız bundan önceki son 2 maçı bir hatırlayın. Euro 2016'da 5-0 bitecek maçı 1-0 kaybetmiştik. Hırvatistan ile deplasmandaki ilk maçta da adamların tam 3 topu direkten dönmüş ve sürüne sürüme 1 puanı almıştık. Bir şekilde İzlanda maçında gene yan paslar, geri paslar, sönük bir futbol oynarız, rakip karşı karşıya bomboş golleri kaçırır biz balık bir golle yeneriz İzlanda'yı diyorum.
Gelelim bugünkü maça, Hırvatlar 0-0'a razıydı. Daha 2 gün önce maç oynamışlar haliyle yorgunlar ve beraberlikte kendilerini bayağı rahatlatıyor. Durum böyleyken beraberliği düşünüp fazla kasmadan puan alma hesapları yapmışlardı. Açıkçası 70'e kadar işler istediği gibi de gitti. Ben, oyuna Emre Mor girerse Türkiye maçı kazanır diyordum. Düşündüğüm şey biraz farklı şekilde gerçekleşti. Emre Mor oyuna girdi ama pek fazla katkısı olmadı. Zaten gol de rakip kalecinin topu sektirmesi yüzünden geldi. Yani tamamen şansa atılmış bir goldü. Gene de Oğuzhan'ı kutlamak gerek en azından kaleye şut çekmeyi düşündü. Çünkü o dakikaya kadar Türkiye'de kimse kaleye şut çekmeye cesaret edemiyordu. Maçı izlerken Hırvatistan'ın net daha kaliteli takım olduğunu hissedebiliyorsunuz. Mesela birkaç gün önce Ukrayna, Türkiye'ye karşı çok üstün bir futbolla maçı kazanmasına rağmen iki takım arasında ciddi bir kalite farkı olduğu izlenimini edinemiyordunuz. Ukrayna sadece takım olarak daha uyumlu ve futbolun doğrularına sadık kalarak oynadığı için maçın genelini üstün götürerek kazanmayı başarmıştı. Bu maçta ise Hırvatistan yorgun ve formsuzdu ama bu kötü halleriyle bile en az 4 net gol pozisyonundan yararlanamadılar. Bu da onların ne kadar kaliteli bir takım olduğunu gösteriyor. Ben bu maçta Türkiye'yi çok kötü bulmadım. Mesela ikili mücadelelerde ayakta kaldılar. Dönen topları toplayıp yeniden atağa çevirme başarısı da iyiydi. Çok adamla pres çoğu kez başarılı oldu ve bu da kaliteli Hırvat futbolcuları kilitlemeyi başardı. Zaten kadro birkaç gün önceki kadro değildi ve bu da bir miktar pozitif değişimi beraberinde getirdi. Direnç artmıştı bariz şekilde. Hırvatistan'ın sol kanadında maden vardı ve bunu maçın başlarında dikkatli her izleyici fark etmiştir. Kaan Ayhan orayı daha etkili kullanabilirdi.
Herşeye rağmen maçın kırılma anında hakemin Burak'ın voleyboluna çalmadığı penaltı ve kırmızı kart vardı. Birkaç gün önce oynanan Ukrayna-Türkiye maçında da hakemin Ukrayna lehine bariz hataları vardı. Bizim bir kısım medya bu tip durumlarda olayı dış güçlerin oyunu, Türklere karşı operasyon gibi büyük resim masallarıyla yorumlamaya meyillidir. Şu anki iktidarla alakalı bir durum değil ben 20 seneden fazla futbol takip ederim, böyle bir inanış var maalasef. Lehimize olanlar ise genelde görmezden gelinir ve hakem şansı, Allah'tan hakem görmedi temalı hafif esprilerle geçiştirilir. Yalnız Lucescu bir tebriği hak etti. Ukrayna maçından sonra 3 gün hiç aralıksız ağladı, hatta utanmadan hakem olmasa Ukrayna'yı 1-0 yenecektik gibi mantık sınırlarını zorlayan bir yorum bile yaptı ve en sonunda Collina'dan bir özür bekliyorum dedi, özrünü de almış oldu. Hiç unutmam Beşiktaş'ın 100.yılında Diyarbakır'da bir maç kaybetmişti de 3 ay ağlamıştı hakem yüzünden yenildik diye ama karşılığını da sezonun geri kalanında gani gani almıştı. Bence hiç vakit kaybetmeden Aykut Kocaman'ın yerine Fenerbahçe'nin başına geçmeli. Aziz Yıldırım-Mahmut Uslu ile birlikte muhteşem 3'lü olurlar. Tam kafasına uygun yerlilerden de bolca var orada. Herkese hayırlı işler tatlı rüyalar