İkinci yarıyı izleyebildim. Defansif olarak takımın yerleşiminde, oyuncuların rakibe göre pozisyonlarını almalarında, top aralarına girmelerinde, sırtı dönük rakibe sert hamleler yapmalarında hiç bir sorun yok. Takımı ve Torrent’i o açıdan alkışlıyorum. Ayrıca, Terim dönemine göre ne değişti diyenleri de anlamak mümkün değil.
Ofansif olarak ise takımı beğenmedim. 5 ve üstü olması gereken bir maçtı. Rakip geride bayağı dengesiz yakalandı. Maalesef hep tekrar ediyorum ama yine yazmak zorundayım. Gedson gibi çift yönlü bir orta saha-buna topu kapıp rakibi dengesiz yakaladığımızda topla dripling yapıp, doğru pası, doğru anda atmak dahil-kaliteli bir 10 numara ve Onyekuru tarzında hızlı, rakip dengesiz yakalanmışken defans oyuncusu topuklarıyla geri koşmaya çalışırken kabusu olacak bir oyuncu lazım. Bu Babel ve Emre tarzı değil, Kerem ve Onyekuru tarzı bir oyuncu olmalı.
Torrent adına ve takımımız adına üzülüyorum. Çünkü bu adam şu bahsettiğim iki veya üç oyuncuyu alsa, yedek kulübesini de yenilese bu ligin içinden geçer ve Avrupa’da da makul başarılar elde eder. Hocada özellikle defansif olarak takım organizasyonu, oyuncuların pozisyon almaları ve fiziki anlamda fitlik konularında çok sağlam ışık var. Ofansif olarak da her zaman kaliteli ayaklara mecbursun. Bizim takıma ilk on bir için golcü ve driplingçi bir kanat şart. Adamın eli kolu o açıdan şu an için bağlı…
Son not olarak da şunu ekleyeyim. Hocanın ilk on birleri bazen beğenilmiyor. Ama yanlış hatırlamıyorsam, neredeyse her oyuncu değişikliğinden sonra takım net düşüş yaşıyor. Bu da yedek kulübemizin kalitesizliğinin en büyük kanıtı.