- 18 Şubat 2011
- 139.925
- 62.574
- 5.478
Erman Kılıç, Galatasaray hakkında TFF'nin Tam Saha dergisine açıklamlarda bulundu.
Beşiktaş için geldim, Galatasaraylı oldum
Seni sen yapan bir ekipten ayrılmanın sebebi herhalde Galatasaray gibi büyük bir kulübün kapını çalmasıydı…
Aslında transfer döneminde Beşiktaş'la anlaşmak için İstanbul'a gelmiştim. Önceden Galatasaray'la da görüşülüyordu ancak ön plana çıkacak herhangi bir durum da olmamıştı. Bir gün menajerimden bir telefon geldi, "Beşiktaş'la anlaşacağız" dedi. Bunun üzerine İstanbul'a geldim. Ancak o sırada menajerim tekrar aradı ve "Galatasaray'la anlaşacağız" dedi. Ben de gittim Galatasaray'a imza attım bunun üzerine. İstanbul'a Beşiktaş'a transfer oluyorum diye geldim ama sonunda Galatasaray'a imza attım.
Galatasaray'a geleli çok kısa bir süre olmuşken daha transfer sezonu bitmeden ayrılmanın nedeni, o gün de söylediğin gibi düzenli oynayabileceğin bir kulübe gitmek miydi?
Kesinlikle öyleydi. Başka hiçbir nedeni yoktu. O dönemde medyada bir sürü şey yazılıp çizildi Fatih Hoca ve benimle ilgili. Fatih Hocayla kötü ayrıldığımı söylediler. Bunların hiçbiri doğru değil. Fatih Hoca benim nasıl bir karaktere sahip olduğumu biliyor, ben de hocanın nasıl biri olduğunu biliyorum. Türkiye'de futbol deyince akla gelen ilk isim Fatih Terim'dir. O yüzden Fatih Hoca ile çalışmayı kim istemez ki? Ancak bildiğiniz gibi Galatasaray'ın orta sahasında çok önemli ve büyük oyuncular var. Bundan dolayı düzenli olarak oynamam zor görünüyordu. Bu riski göze alarak takımda kalabilirdim ama almadım. Çünkü düzenli oynayamamaktan ötürü performansım düşseydi bunun özel hayatıma da olumsuz yansıyabileceğini düşündüm. Hem ailemle hem de Fatih Hoca ile görüştüm ve düzenli olarak forma giyebileceğim bir takımda oynamak istediğimi belirttim. Hem hoca hem de ailem bu düşüncemi onaylayıp destek verdikten sonra Eskişehirspor'un yolunu tuttum.
Kaynak: TFF (Tam Saha)
Beşiktaş için geldim, Galatasaraylı oldum
Seni sen yapan bir ekipten ayrılmanın sebebi herhalde Galatasaray gibi büyük bir kulübün kapını çalmasıydı…
Aslında transfer döneminde Beşiktaş'la anlaşmak için İstanbul'a gelmiştim. Önceden Galatasaray'la da görüşülüyordu ancak ön plana çıkacak herhangi bir durum da olmamıştı. Bir gün menajerimden bir telefon geldi, "Beşiktaş'la anlaşacağız" dedi. Bunun üzerine İstanbul'a geldim. Ancak o sırada menajerim tekrar aradı ve "Galatasaray'la anlaşacağız" dedi. Ben de gittim Galatasaray'a imza attım bunun üzerine. İstanbul'a Beşiktaş'a transfer oluyorum diye geldim ama sonunda Galatasaray'a imza attım.
Galatasaray'a geleli çok kısa bir süre olmuşken daha transfer sezonu bitmeden ayrılmanın nedeni, o gün de söylediğin gibi düzenli oynayabileceğin bir kulübe gitmek miydi?
Kesinlikle öyleydi. Başka hiçbir nedeni yoktu. O dönemde medyada bir sürü şey yazılıp çizildi Fatih Hoca ve benimle ilgili. Fatih Hocayla kötü ayrıldığımı söylediler. Bunların hiçbiri doğru değil. Fatih Hoca benim nasıl bir karaktere sahip olduğumu biliyor, ben de hocanın nasıl biri olduğunu biliyorum. Türkiye'de futbol deyince akla gelen ilk isim Fatih Terim'dir. O yüzden Fatih Hoca ile çalışmayı kim istemez ki? Ancak bildiğiniz gibi Galatasaray'ın orta sahasında çok önemli ve büyük oyuncular var. Bundan dolayı düzenli olarak oynamam zor görünüyordu. Bu riski göze alarak takımda kalabilirdim ama almadım. Çünkü düzenli oynayamamaktan ötürü performansım düşseydi bunun özel hayatıma da olumsuz yansıyabileceğini düşündüm. Hem ailemle hem de Fatih Hoca ile görüştüm ve düzenli olarak forma giyebileceğim bir takımda oynamak istediğimi belirttim. Hem hoca hem de ailem bu düşüncemi onaylayıp destek verdikten sonra Eskişehirspor'un yolunu tuttum.
Kaynak: TFF (Tam Saha)