Bu kadar paranoyaklaşmanın kimseye faydası olmaz. TFF kendini rezil edecek bir hareketin içine girmez. Bence de raporun virgülüne, noktasına dokunmadan UEFA'ya iletecektir. Eğer UEFA TFF'nin kanaat getiremediği bu rapordan bir kanaat oluşturursa kendi yetki alanına giren yerlerde ilgili klüplere en ağız cezaları zaten verecektir. TFF böylece UEFA'yı da arkasına alarak ilgili klüpler hakkında verilebilecek en sert karar çok daha rahat bir şekilde verebilecek. "Ik" "Mık" eden klüplere; "Aha bakın! UEFA kanaatini vermiş artık. Siz mahkemece aklansanız bile bu saatten sonra UEFA'nın kararı değişmez. bize de UEFA'nın aldığı karara paralel hareket etmek düşer. Gidin hakkınızı CAS da arayın." şeklinde basit bir savunma yapabilir.
Yani özet olarak TFF'nin derdi Fenerbahçe'yi veya bir başka klübü korumak falan değil. Kendisini korumak. Suya sabuna hiç dokunmadan hiç kimsenin itiraz edemeyeceği şekilde bu işi sonuçlandırmaya çalışıyor. Ancak yüzüne gözüne bulaştırıyor. Sanırım UEFA'ya etik kurulu raporunu göndermelerinin nedeni bu. UEFA'nın nabzını ölçmek. Eğer UEFA konuya sert girerse TFF de sert girecek. Belki de iddianameyi bile beklemeyecek. Ancak baktı UEFA da bu rapordan karar çıkaramıyor; o zaman iddianameyi bekleyip ona göre karar verecek. Mahkeme sonucunu bekleyeceklerini hiç zannetmiyorum. Zira %1 bile şüphe varsa düşürün ifadesini kim neresinden uydurdu bilmiyorum ama yok böyle bir şey. Evrensel hukuka, insan haklarına ters bir kere. %1 şüphe ile kanaate varma nasıl mümkün olabilir?