Maçın Özetini Yapacak Olursak ;
Maç'a Fırtına gibi başladık 5-0'lık seri yaptık.. daha sonra anlamsızca top kayıpları yapmaya başladık.. özellikle son maçlarda alışkın olduğumuz, ''Topu Rakibin Eline Teslim Etmek'' şeklinde açıklanabilecek top kayıpları yaptık...
Bu top Kayıplarıyla beraber Gran Canarıa'ya bi ara öne geçti.. O andan itibaren oyuncular kendilerine geldiler ve savaşmaya başladılar...
Özellikle 3.cü çeyrekte öyle bir Galatasaray fırtınası vardı ki, fark 19'a kadart çıktı..
Fark 19 iken Errick McCollum'un kaçırdığı bomboş üçlük var.. o üçlük girseydi rakip takım tamamen dağılacaktı ama olmadı..
Özellikle Green ve Schilb resmen potayı dövdüler.. Üstelik Green maçın en kritik dakikasında 2 serbest atış kaçırdı.. o serbest atışları atsaydı fark şimdi 16 olacaktı...
Daha sonra fark erimeye başladı 10'a kadar indi.. farkın erimesindeki en büyük etkenlerden biride ''Hakemlerdi''..
Sinan Oyuna girdi hakemler hemen faul çaldı Sinan 4'ledi... Lasme Oyuna girdi hakemler hemen faul çaldı Lasme'de 4'ledi..
Dün sadece rakiple mücadele etmedik hakemlerle'de mücadele ettik... bence Schılb ve Green'ın ''sıfır'' katkı vermesıne rağmen 14 sayılık galibiyet iyidir...
Gran Canarıa deplasmanında mümkün olduğunca ''Sete Set'' oyunu tercih etmeliyiz.. rakibi tempoya sürüklersek 20 fark bile yeriz.. bu yüzden sakin olan taraf biz olmalıyız...
hızlı hücum yapmamalıyız.. Lasme ve Chuks Davis'i sürekli kullanmalıyız pota altında...
Şans olarak : Galatasaray %60 - %40 Gran Canarıa bana göre..