İki noktaya dikkat etseler olayı çözecekler.
Aziz Yıldırım'ın "Kişisel ve kurumlar ayrılacakmış, olmaz öyle şey, ben şike yaptıysam Fenerbahçe için yaptım"
sözü ve Yargıtay kararı öncesi Fransa'da bekleyip karar sonrası gövde gösterisi ile dönüşü.
Aziz Yıldırım baştan beri tüm hal ve hareketleri ile Fenerbahçe kulübünü ve taraftarını arkasına almaya çalışıyor. Suç işlemişler, siyasi sebeplerle açık olmuştur, alakası yoktur. Bu apayrı bir tartışma konusu. Ama Aziz, en baştan bu olaydan yara almadan çıkmak, çıkamayacaksa da etrafa da zarar verip gidebilmek, yani tabiri caizse kolay lokma olmamak için taraftar ve kamu oyu desteğini almaya çalışıyor. Son derece saçma olduğu konusunda hemfikir olsak da, kişi ve kurum ayrılmalı lafna itirazı bu sebeptendi. Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe ayrılırsa, Aziz'in hiç bir gücü kalmayacaktı.
Aynı şekilde yargıtay kararı açıklandığında burada olsaydı hiç bir şey olmayacak, yurt dışında kalsaydı kaçak damgası yiyecekti. Ama kararı dışarıda bekleyip içeriye dönerek tam bir şov yaptı. Olayın detayına hakim olmayan herkes bu harekete "helal olsun" der.
Aziz Yıldırım, baştan beri kendisine saldıran biri olduğuna kendini inandırdı. Kendi hataları ve suçları kendisini zor duruma soksa da bunu kabul etmedi. Sürekli başka yerlerde suç aradı. Hayali düşmanlar uydurdu. Arkasındaki insanlara sürekli farklı hedefler gösterek, gerçek problem, yani kendisini dışarıda tutmayı başardı. Gücü elinde tutma sevdası öyle bir noktaya geldi ki, iki gün önce düşman olduğu ile ittifak kurmak, ittifak olduğunu ise hedef tahtasına oturmaktan çekinmedi.
Yani şu anda tek amacı, kamu oyunu arkasında tutmak ve sürekli sahte düşmanlar yaratmak. O yüzden böyle diyordun şimdi böyle diyorsun gibi mantıklı sorular kendisi için bir şey ifade etmiyor.
Son iki paragrafta anlattığım durum sadece ilk baştaki isim değiştirerek farklı kişilere de uygulanabilir ama uzatmayalım konuyu
