Fatih Hoca geçen sezon göreve geldikten sonra Tudor'un oynattığı futbolda köklü değişiklikler yapmadan takımı şampiyonluğa götürdü. Donk'u kazandı ve orta sahaya monte etti. Nagatomo takviyesi ile sol kanada işlerlik kazandırdı. Rodrigez de onunla birlikte yıldızlaştı. Ama öte yandan Maicon,Belhanda, Gomis gibi futbolcularda da Tudor sonrası bir düşüş trendi yaşandı. Ama genel hatlarıyla Tudor dönemi futbolunu sezon sonuna kadar küçük rötüşlarla götürdü. İç sahada çok yüksek tempoda sürekli dikine oynayan, yani kendi tabiriyle bam bam bam oynayarak rakibi boğan bir Galatasaray ama deplasman maçlarında işlemeyen bir oyun anlayışıyla ligi tamamladı. Yani aslında Igor Tudor'un kurduğu takım ve oyun mantalitesiydi bir bakıma şampiyonluğa ulaşan. Ama Fatih Hoca'nın kafasındaki anlayışa uyan bir oyuncu topluluğu değildi bu takım. Bu sezon başı kendi takımını kurmak, kafasındaki kurguya göre oyuncularla oynamak istedi ama bu sefer de gerek yönetim beceriksizliği, gerek mali kısıtlamalar elini kolunu bağladı. Ligin ilk haftalarında Terim'in Tudor dönemi izlerini tamamen sildiğini görmekteyiz. Biraz da Şampiyonlar Ligi'ni düşünerek daha kontrollü, topa daha fazla sahip olan ve düşük tempolu bir oyun oynatmaya çalışıyor. Açık konuşayım bu sene Galatasaray şampiyon olamazsa bunu Fatih Terim'e yazmam çünkü şu an elindeki takım ligin en iyi kadrosu değil maalesef. Şampiyonlar Ligi'nde ise başarılı olmak zorunda, yani en azından bu D grubunda. Eğer diğer 7 gruptan birinde yer alsaydık her türlü sonuç hoşgörülebilirdi ama düştüğümüz gruptaki rakiplerin durumu bizden beter. Lokomotiv Moskova Şampiyonlar Ligi seviyesinde bir takım değil. Porto ile Schalke de güçsüz bir dönem geçiriyorlar. Yani istenen transferler yapılamasa da bu kadro bu grubu kaldırır. Bekleyip göreceğiz