Bazıları diyor ki heykeli dikilsin falan. Şimdi hocanın sadece sportif başarıları yüzünden heykeli dikilebilir, karakteri yüzünden asla. Hatta Fatih hoca karakter olarak maalesef tam bir fenerbahçelidir. Metin Oktay ile Fatih hoca arasında karakter olarak o kadar fark var ki, Galatasaraylı olmaları dışında hiçbir ortak yönleri bulunmuyor neredeyse.
Futbolculuk yıllarında sayısız vukuatı olmuş gerek saha içinde gerek saha dışında. Hatta ezeli rakibe gitmemesi haricinde Emre Belözoğlu ile bir farkı yokmuş. Hakeme ve rakibe tükürmeler, kavga çıkarmalar, ırkçılık yapmalar, gece kulübünde adam dövmesi, gazino basması, emniyet güçleriyle kavga edip tutuklanması, sık sık disiplinsiz hareketleri yüzünden para cezası alması vs.
Dönemin Balotelli'si diyebiliriz kendisi için. Bizde hoca olmasaydı sıradan bir futbolcu olarak kalıp unutulacaktı. Çünkü futbolculuk döneminde kayda değer bir başarısı da yok. 11 sene oynamış 1 kere bile lig şampiyonu olamamış. Kariyeri belki de bu olaylı ve disiplinsiz hareketleri yüzünden daha erken de bitebilirdi ama kendisinin iddiasına göre "benim arkam sağlam, kimse yıkamaz" bu olaylara rağmen futbola devam edebilmiş.
Hocalık performansı ise ehven-i şer. Koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler hesabı. Galatasaray'ın başında o kadar kötü hocalar görev aldı ki maalesef kendisi onların yanında Klopp kalıyor. Yoksa cidden çok iyi hoca olduğundan değil. Bizde 11 senede 8 şampiyonluk kazandı. Bu iyi bir istatistik.
Baktığımız zaman bu 11 senenin 8-9'unda ligin en iyi kadrosu bizdeydi. İlk döneminde zaten kaliteli bir yerli kemik kadrosu vardı takımın (Bülent, Hakan, Arif vs.) bir de bunların yanına Hagi, Popescu, Taffarel gibi dönemin efsaneleri gelince kendisi şampiyon yapmak istemese yine de şampiyon olurdu öyle bir takım vardı ligin çok üstünde bir kadro vardı. 2. döneminde 2 senesi de felaket. 10 kişilik fenerden 6 yemeler, Rize'den 5 yemeler, kulübü ekonomik buhrana çeken hatalı transferler. Zaten o dönemden 2009 yazına kadar adam gibi oyuncular alamadık kulüpte bu ekonomik sıkıntılar yüzünden. İstifa ettiğinde de "Bir daha Galatasaray mı? Asla. ben ceketimi astım" demişti.
3. dönemine gelmeden önce Adnan Polat kapısında yatmıştır hocam gel çok kötüyüz. Benim koltuk da sıkıntıda. Sen kurtarırsın bu kulübü diye. Ama hoca reddetmiştir.
Ama ne olduysa 1 sene bile olmadan "Galatasaray ceketimi astım, bir daha asla" diyen hoca takımın başına geçmiştir. Tabii buldu Ünal Aysal gibi zengin, vizyoner başkanı. Rakipler feda dönemine girmiş, kadroları dağıtılmış. Meydanın boş olmasını fırsat bilerek şampiyon olmuştur.
13-14 sezonunda lige ve ŞL'ye felaket başlamış, başkanın iyi niyetli mesajlarına bakmaya tenezzül bile etmemiş, sırf daha başarılı, daha popüler diye kendisini başkandan üstün görmüş ve başkan da "sen sensen, ben de benim haddini bil" diyerek kulüpten kovmuştur. Belki de bu karar Aysal'ın son doğru hamlesidir. Maalesef sonraki adımları doğru atamamıştır.
Bizden sonraki milli takım kariyeri de fiyasko ile geçti ve kebapçı basma olayından sonra, bizdeyken sayıp sövüp sonra bizden ayrıldıktan sonra kahkahalar eşliğinde imza attığı tüpçü tarafından kovulmuştur.
Sonra dönemin rezil başkanı dursun özbek baktı koltuğu gidecek son çare kendisini getirtmiş ama yine de seçimleri kaybetmeyi önleyememiştir. Zaten bize gelmeden önce takım kötü durumda değil, lider Başak'ın sadece 1 puan arkasıyla 2. sıradayızdır. Ve fikstür avantajı ikinci yarıda bizim lehimizdeydi. Yani biz Tudor'u deplasman performansı yüzünden gönderdik ama Fatih hoca da gitmiştir ligden düşen Gençlerbirliği'ne gol atamadan yenilmiştir mesela. Tudor iyi hoca mıdır değildir ama bizde kalsaydı şampiyon yapma ihtimali fazlasıyla vardı.
Son yılları anlatmamıza gerek yok zaten. Yani demem şu ki, heykeli dikilmesi için bir sebep yok. Heykeli dikilmesi için ŞL şampiyonu yapması, iddiasız bir kadroyu şampiyon yapması gibi şeyler lazım.
Ligin en pahalı takımını şampiyon yapmak marifet değildir, olması gerekendir.