- 6 Şubat 2017
- 11.167
- 29.360
- 1.788
Ekşi Sözlük'te veriler kullanılarak bir Fatih Terim yazısı yazılmış. Uzun bir yazı okumak isteyenler link aşağıda yazıyı da spoilerde veriyorum.
eksisozluk.com
fatih terim
bir edit de tepeye yapalim: efendim fatih terimi turk futbolundan cikarirsaniz elimizde koca bir bulgaristan futbolu kalirmis. peki galatasarayi fatih terimden cikarirsak elimizde ne kalir? kücümsedi…
uzun zamandır yazmak istiyordum bu entryyi. bugüne kısmetmiş. ışsizlik dolu bir entryye hoş geldiniz.
kendisi galatasaray tarihinin avrupadaki en başarısız teknik direktörlerinden birisidir. şimdi buna çok kuduracak terimist var. ama bunların çoğu ya 30 yaş altında ya da yapılan algılara inanmış ki normaldir. oturup üzerine düşünüp rakamlara bakmayınca gerçekten de başarılı sanıyorsunuz. çünkü göreve ilk geldiğinden beri böyle bir algı yaratıldı. başka teknik direktörlerin yönetiminde her şeyi en acımasızca eleştiren basın terim karşısında sus pus. doğru soruları sorunca ne olduğunu da en son basın toplantısında gördük. taraftar da farklı değil. hamza, prandelli, tudor dönemlerinde daha sezon başında her mağlubiyette isyan edip olay çıkarırken, dortmund deplasmanında 1-0 yenik duruma düşünce olay çıkarıp kulübe ceza aldırırken terim gelince "hocaya zaman lazım" oluyor.
önce rakamlara bakalım:
şampiyonlar liginde 53 maçta 14 galibiyet 11 beraberlik 28 mağlubiyet almış. maç başına puan ortalaması 1. 54 gol atıp 92 gol yemiş. uefa kupasında 17 maçta 10 galibiyet 5 beraberlik ve 1 mağlubiyet almış. tahmin edeceğiniz üzere bu 10 galibiyetin 6 tanesi 99-2000 sezonunda. 4 tanesi de milanı çalıştırdığı sezon cska sofya ve bate borisova karşı alınmış. daha da kötüsü son 15 avrupa kupası maçında aldığı galibiyet sayısı 2 ve bunlar uefa kupası ön elemesinde neftçi ve hadjuk splite karşı. eskiden ligde başarılı bir istatistiğe sahipti ama artık o da yalan oldu. galatasarayın başında geçirdiği son 8 sezonun 4ünde şampiyon olamadı. 2 tanesinde ligi 6. bitirdi. son ikisinde ligin en iyi kadrosuna sahipken ilk ikisinde de şampiyon olmuş kadroyu teslim alıp oyuncuları beğenmeyip takımı baştan kurmuştu.
fatih terim galatasaray'da 4+2+2+3,5 yıl olmak üzere toplam 11,5 yıl çalışmış. kovulup mancinin geldiği 6-7 haftalık sezonu onun iyiliği için hiç hesaba katmayacağım. bu sezonda tek avrupa maçı realden 6 yediğimiz maçtı. son göreve gelişinin yarım sezonunda avrupa'dan eklenmiştik. 2011 sezonunda da avrupada yoktuk.
yani çalıştığı sürede 9 sezon avrupa kupalarına katılmışız. bunların 1 tanesi ilk geldiği sezondaki kupa galipleri kupası, 1 tanesi geçen sezondaki uefa kupası, kalan 7 tanesi de şampiyonlar ligi. peki bunların kaç tanesinde gruptan çıktık biliyor musunuz: 1(bir)
peki galatasaray tarihinde şampiyonlar ligi gruplarının ilk turda oynanmaya başladığı 1994-95 sezonundan beri kaç kere gruplardan çıkmayı başardı? 4 kez. bunların ikisi takımı sadece 2 yıl çalıştırmış lucescu zamanında. ki ikinci yılında uefa kupasını kazanmış (4 sene gruplardan çıkamamış) kadro dağılmış, toplama kadroyla bunu başarmıştır. diğer gruptan çıkma hikayesi de terimin kovulduğu sezonda mancini yönetiminde, real ve juventusla aynı gruptan ve muslera'nın sakatlığı nedeniyle 2 maça eray ile çıkmasına rağmen başardık. terimle nasıl çıktığımıza aşağıda daha detaylı değineceğim. ama spoiler vereyim ite kaka ve şans eseri.
genç kardeşlerimize bir detay daha verelim. terimin en başarılı olduğu ilk döneminde şampiyonlar ligi formatı adında geçtiği gibi gerçekten şampiyonların alındığı bir formattı. bu sebeple bizim gibi futbolu geri kalmış ülke takımları gruplardan çıkma konusunda daha avantajlıydı. örneğin bizim gruptan çıkamadığımız yıllarda kadro kalitesi bizimle üç aşağı 5 yukarı aynı olan dinamo kiev sürekli çıkardı. bizden kötü bir kadroya sahip olan olympiakos ya çıkardı ya da zorlardı. göteborg, rosenborg gibi bugün adını duymadığınız takımlar damga vururdu turnuvaya.
galatasaray'ın da kadrosu dönemine göre gayet iyiydi. ki bunu 2000 sonrası ekonomik kriz nedeniyle tüm oyuncuların avrupadaki kulüpler tarafından kapışılması ile anlayabilirsiniz.
derwallin galatasaray altyapıda yaptığı katkılar, uzun yıllar genç kadro ve hücum futbolunda ısrar galatasaraya sağlam bir iskelet getirmiş. üstüne hagi, popescu, taffarel gibi dünya çapında yıldızlar eklenmişti. bakın hagi öyle türkiye efsanesi falan değildi. dünya çapında bir yıldızdı. galatasaraya gelmeden 2 sene önce dünya kupasına damga vurmuş bir yıldızdı. bugünkü futbolda dengi bir isim söylemek gerekirse neymar, de bruyne, bale falan gibi bir seviyedeydi. o günün futbolunda bazen messi/ronaldo etkisi yapıyordu. popescu için pique, taffarel için de ederson, keylore navastan aşağı değildi diyebiliriz rahatlıkla.
buna rağmen 3 senede 1 kez bile gruplardan çıkamadık. ki bunlar içinde grup sonuncusu ile deplasmanda berabere kalsak yetecek maçta yenilerek elendiğimiz sezonlar da var. tabii ki suçlu bireysel hata yapan bir futbolcu (fatih akyel) oldu. 1 sene maça çıkamadı. sorarlarsa terim genç futbolculara güvenir, destek olur dersiniz ortamlarda.
şimdi sezon sezon gidelim.
1996-97 sezonu:
terimin galatasaraydaki ilk sezonu. sounessın bayrak dikmeli kupa zaferi sonrası katıldığımız kupa galipleri kupasıbda ilk turda constructorul chişinau isimli dandiri bir takımı eliyoruz. ıkinci turda psg geliyor. 4-2 kazandığımız maçın rövanşını 4-0 kaybederek eleniyoruz. 2. turda elenmemize rağmen başarılı diyebileceğimiz bir durum var. psg o sezon finale kadar gitti ve özelikle ilk maçtaki kaleci hataları olmasa işler bambaşka olabilirdi. zaten bu maçlardan sonra galatasaray gaza gelip muhteşem bir hücum performansı ile gelene 5 gidene 6 atmış, sezonu da şampiyonlukla tamamlamıştı.
1997-98 sezonu:
ön elemede sionu geçiyoruz. grup aşamasında dortmund, parma, sparta praglı guruptan 4 puanla sonuncu olarak ayrılıyoruz.
1998-99 sezonu:
ön elemede grasshoppersı geçiyoruz. grupta juventus, athletic bilbao, rosenborglu gruptan son maçta 1 puan yeterken yenilerek eleniyoruz. görece başarılı sayılabilecek bir sonuç ama son 2 maçtan 2 puan almamız yetecekken bunu başaramamak bence terimin hanesine eksi yazar.
1999-2000 sezonu:
terimin kariyerindeki en başarılı 2 sezondan biri. galatasaray'ın tarihine geçtiği, her galatasaraylının gurur duyduğu, o anlara tanıklık etmenin mutluluğunu yaşadığı bir sezon. ama o sezonu yaşayanlar öncesini de çok iyi hatırlıyor. o sezon şampiyonlar liginde hertha, chelsea, milanlı grupta ilk 4 maçta 1 puan aldıktan sonra son 2 maçta 6 puan alarak çıktık. ısimler sizi yanıltmasın. milan hariç hiçbiri o dönem avrupa devi değildi. milan dahil hiçbirinin sonradan elediğimiz leeds, arsenalden iyi kadrosu yoktu. bizden de iyi kadrosu yoktu. chelseaden 5 yediğimizde mesela, tıpkı bugün gibi basın terimi eleştirmedi. kaleci mehmet günah keçisi ilan edilmişti. ki maçı izlersiniz mehmetin ilk gol hariç yapacak bir şeyi olmadığını, ilk golde de fatih'in eliyle çıkma diye işaret ettiğini görürsünüz. sonrasında gelen çok büyük bir başarı var. takım çok iyi bir hava yakaladı ve yenilmez armadaya dönüştü. ama bu kadar iyi bir kadronun 3 yılda 1 kere bile gruptan çıkamamış olması sorgulanmadı. düşünün kadro o kadar iyiydi ki o sezon devre arasında gereksiz görüp yolladığımız futbolcu tugay kerimoğluydu.
2000-2001 sezonu:
bu sezon galatasaray sevdası (!) yüreğine işlemiş hocamızın artık nedense uefa kupasını kazandığı galatasarayla anlaşıp başarılarını daha ileri götürmek yerine italyanın orta sıra takımlarından fiorentinaya gidip sinyor olduğu yıldı. tabii ki bu anlaşmazlığın sorumlusu sinyor olamazdı. yönetimdi suçlu.
galatasaray lucescu yönetiminde süper kupayı real madridten alıp sonra şampiyonlar liginde önce ilk grupları sonra son grupları geçip çeyrek finale çıkıyor. real karşısında tarihi 3-2lik maçın rövanşında 3-0 yenilip eleniyordu.
sinyor ise uefa kupasında ilk turda troll ınsbruck isimli dünya devine eleniyordu. o sezonun ortasında yerseniz işbilmez fiorentina başkanını protesto eden terim milanla anlaşıyordu.
2001-02 sezonu:
galatasaray ekonomik kriz nedeniyle bir çok oyuncuyu gönderiyor, okan, emre gibi oyuncular takımı terk ediyor toplama bir kadroyla sezona başlıyordu. en önemlisi de hagi futbolu bırakıyordu. buna rağmen şampiyonlar liginde ilk gruptan çıkıyor, ikinci grupta da roma, liverpool, barcelonalı ölüm grubunda 5 maçta 5 beraberlikle son maça geliyor, kazansak tur altayacagimiz maçta barcelona bizi yeniyor ve kupaya veda ediyorduk. ligde de şampiyonluk geliyordu.
milana transferi ile artık imparatore olan terim ise o sezon bate borisov ve cska sofyayı eledikten sonra ligdeki durum ve takım içi huzursuzluk nedeniyle yine tabii ki iş bilmez milan yönetimi tarafından kovuluyordu.
2002-03 sezonu:
önceki sezonunda kısıtlı kadroyla hem lig şampiyonluğu yaşayan lucescunun başarısı cezasız kalmıyor, terim galatasaraya geri dönüyordu. tabii sinyor kötü futbolcu ile çalışmaz, kadronun yarısını kovuyor, yerine yeni transferler yaptırıyordu. ama artık bir hagi yoktu elimizde ve 6-0 ile hatırlamak istemediğimiz şekilde tarihe geçen bir sezon oluyordu. konumuz avrupa kupalarına dönersek şampiyonlar liginde barcelona, lokomotif moskova ve brugge ile oynadığımız grupta sonuncu olup önümüzdeki sezonlara bakıyorduk. ligi de lucescunun yönettiği beşiktaş'ın gerisinde ikinci olarak bitiriyorduk. lucesculu beşiktaş uefa kupasında da çeyrek final oynuyordu.
2003-04 sezonu:
geçen sezonun suçlusu fatih hoca olamayacağına göre tüm kadro baştan aşağı değişiyordu bu sezon da. şampiyonlar liginde juventus, real sociedadlı grupta üçüncü oluyoruz. uefa kupasında ilk macta villarreale eleniyoruz. ligde 6. olurken kupada 3. turda çaykur rizespora 5-0 yenilerek veda ediyoruz. o sezon terim'e de veda ediyoruz. tabii ki suçlu liderlik vasfı olmayan özhan başkan.
sonraki yıllar ekonomik açıdan felaket yıllar. 6 sezonluk terim yönetiminde bol keseden yapılan transferlerin bedelini ödüyoruz. her sezon ayağımızı yorganimiza göre uzatıp borç batağından çıkmaya çalışıyoruz.
ta ki 2011-12 sezonuna kadar. o sezon ünal aysal iddialı bir şekilde başkan oluyor. hemen üstüne terimle anlaşıyor, geçen sezonun en etkili oyuncularından selçuk inan galatasaraya imza atıyor, galatasaray transfer üstüne transfer patlatıyor, hemen üstüne şike operasyonu vs. her şey galatasarayın lehine. o sezonu hem normal sezonda hem de sonradan uydurulan playoffta şampiyon bitiriyoruz. avrupa kupası yok.
2012-13 sezonu:
terimin kariyerinde avrupa kupalarında en başarılı 2 sezonundan biri. görece kolay bir grup çekiyoruz. manchester, braga, cluj. ama manchester deplasmanda, braga içeride yeniyor bizi. üstüne cluj ile kendi sahamızda zar zor berabere kalıyoruz. deplasmanda 53te yediğimiz golle skor 1-1 oluyor. her şey bitti derken burak yılmaz'ın golleriyle 3-1 kazanıyoruz. sonraki maç gruptan çıkmayı garantilemiş manchester ile sahamızda. manchesterın bebelerinin sahaya çıktığı maçı 1-0 kazanıyoruz. son maç yine iddiası kalmamış ve grupta bizden başka kimseden puan alamamış bragayla. aydın yılmaz'ın 78. dakikada attığı golle 2-1 yenip tur atlıyoruz.
sonraki rakibimiz ligde haftalardır kazanamayan krizdeki schalke. bizim ise kadromuza devre arasında sneijder ve drogba katılmış. sezon başında hamit altıntop realden alınmış. gol kralı burak yılmaz ve 8 milyon euroluk amrabat transferleri ile baya baya türkiye liginin üstünde bir kadro olmuşuz.
ruhani güçlerin açıkça bizden yana olduğu 2 maç sonunda turu geçen taraf biz oluyoruz. sonraki rakip real madrid. ilk maçta 3-0 ile fişi çekiyorlar. rövanşta ise muhteşem bir futbol ve herkese acaba mı dedirten dakikalar sonunda 3-2 kazanıp eleniyoruz.
2013-14 sezonu:
terimle tek avrupa kupası maçına çıkıyoruz. realden 6 yiyoruz. mancini ile tarihi bir şampiyonlar ligi grup aşaması geçirip juventusun önünde gruptan çıkıyoruz. o mancini sonraki turda chelseaye elendi diye isliklandi ve eleştirildi. hatta ilk maç istanbul'da 1-1 biterken maç sırasında takım ıslıklandı.
sonraki sezonlarda yine ekonomik kriz sezonlarıydı. yine bol keseden transferlerin bedelini ödedik. tasarruf yaptık. taa ki galatasaray tarihinin gelmiş geçmiş en kötü başkanı dursun özbek 2 sezon boyunca kriz var deyip transfer yapmayıp takımı yine de finansal fair playlik yapmayı başarması ve sonraki sezonda da nasılsa cezayı her türlü yiyoruz deyip bas bas paraları leylaya moduna geçene kadar. o sezon gerçekten çok iyi kadro kuruldu ve sezon ortasında takım ligi baştan sona lider götürüp sonra liderin arkasına düştüğü hafta tudor kovulup terim getirildi.
2018-19 sezonu:
porto, schalke, lokomotif moskova gibi bu sistemde gelmesi neredeyse imkansız derecede kolay bir kura çektik. bence tarihimizdeki en iyi şampiyonlar ligi kurasıydı. 4 puan alarak 2.nin 7 puan gerisinde 3. bitirdik. suçlu finansal fair play cezası nedeniyle forvet transferi yapamayan yönetimdi. devre arasında ozan kabaktan gelen parayla ligin en çok gol atan oyuncusu diagne alındı. ama bu uefa kupasında ilk rakibimiz benficaya elenmemizin önüne geçemedi.
2019-20 sezonu:
bu sefer forvet transferini bol bol yapıyorduk. falcaonun yanına andone ve babel gibi transferler yapılıyordu. üstüne de nzonzi, lemina, seri gibi yıldızlar takıma katılıyordu. herkes şampiyon belli ikinci kim moduna giriyordu. son yıllarda yapılan marcao, luyindama, nagatomo gibi transferlerin üstüne bir de bu adamlarla ligde hatta avrupa'da iddialı bir kadro kuruyorduk. sezonun sonu ise tam bir felaket. ligi sivas ve alanyanın arkasında 6. bitirirken, şampiyonlar liginde ise 1 gol atıp 14 gol yiyerek -13 averajla grubu sonuncu bitiriyorduk. suçlu tabii ki arda turanı almayan yönetim, corona salgını ve sakatlıklardı.
2020-21 sezonu:
neftçi ve hadjuk split gibi avrupa devlerini eledikten sonra bir başka avrupa devi glasgow rangers'a uefa kupası play-off turunda elenip erkenden lige dönüyorduk. ligde de geçen yıl olduğu gibi bu yılda en iyi kadroya sahip olmamıza rağmen şampiyonluğu beşiktaş'a hediye ediyorduk. suçlu tabii ki arda turanı getiren ama az maaş veren yönetimdi.
buraya kadar okumuş genç vatandaşlar veya geçmişi unutan ihtiyarlar varsa onlara tekrar bilgi geçeyim. galatasarayın avrupa kupaları başarı tarihi terimle başlamaz.
buradan tümüne bakabilirsiniz:
https://www.galatasaray.org/…larinda-galatasaray/26
ama özet geçmek gerekirse terim gelmeden 2 sene önce şampiyonlar liginde manchester unitedı eleyip son 8 arasına kalan bir galatasaray vardı. uefa kupasını alan kadronun hagi, popescu, taffarel olmayan haliydi. 88-89 sezonunda şampiyon kulüpler kupasında yarı final oynayıp hagi'li steau bükreşe eleniyorduk. daha öncesinde 2 çeyrek finalimiz var. yukarıda da belirttiğim gibi lucescuyla 2, manciniyle 1 başarılı yılımız var. lucescu ile alınmış bir süper kupa var. o kupada terimin de emeği var ama sonuçta takımı sahaya çıkarıp real madrid gibi bir deve karşı oynatıp maçı kazandıran lucescuydu. o kupayı kazanmak ile sahaya çıkıp aslanlar gibi mücadele ettik ama adamlar da real madrid yahu, yendiler sonuçta demek aynı şey değil. terim kalsaydı muhtemelen ikincisi olacaktı.
şahsi fikrim galatasarayın özellikle son 15 yılında ciddi bedeller ödemesine sebep olan hatalar yaptı. ılla transfer illa transfer diye tutturmasi ile maddi olarak geldiğimiz noktada payı büyük. oysa ki kulüpteki kredisiyle çıkıp "yönetim transfer yapamadı ama biz elimizdeki ile en iyisini vereceğiz, gençlerle bir sistem kurup önümüzdeki yılları kazanacağız, bana 3 yıl verin" deseydi herkes sabırla beklerdi. ligi 15. bitirsek yine kimse kovamazdı. ama o hep tecrübeli ve yüksek maaşlı futbolcularda ısrarcı oldu. bunun da sonucunda başarısız olursan, üstelik oynattığın futbol da göze hoş gelmekten çok skora yönelikse kaybedince sen suçlu olursun. hala da bu adamı savunanlar kusura bakmasınlar futboldan da insandan da anlamıyorsunuz
edit: bazı yalancılar ya da cahiller 2000 öncesi şampiyonlar ligine katılmanın bugünkü çeyrek finalden daha zor olduğunu iddia etmiş. olur da bilmeyen birileri vardır. bunu da açıklayayım.
bu 1993-94 sezonuna kadar doğruydu. çünkü şampiyonlar ligine kalabilmek için son 8e kalmanız gerekiyordu. şampiyonlar ligi bir nevi final 8 idi. galatasaray manchester unitedı eleyip bunu başardı ve sonrasında uefa sistemi değiştirdi. gruplar 16, daha sonra da 24 ve sonra 32 takımlı yapılmaya başlandı. oralara gelmek için de sion, grasshoppers, rapid wien, st. gallen, avenir beggen gibi takımları elemek yetiyordu. zaten bakarsanız ne terim öncesinde ne de terim sonrasında 2008-09 sezonuna kadar ön elemede elenmedigimizi görürsünüz. fatih terim şampiyonlar ligi ön elemelerinde elenen 2. galatasaray teknik direktörü olarak tarihe geçecek bu sezon. bu istatistik bile eskiden ön eleme geçmenin bugüne göre ne kadar kolay olduğunu gösteriyor. şu anda şampiyonlar liginde çeyrek finale kalmak o dönem final oynamak kadar değerliydi. zaten çok daha kötü bir kadroyla 88-89 sezonunda yarı final oynamış olmamız o günkü kupa zorluğu ile bugünün farkını gösteriyordur
kendisi galatasaray tarihinin avrupadaki en başarısız teknik direktörlerinden birisidir. şimdi buna çok kuduracak terimist var. ama bunların çoğu ya 30 yaş altında ya da yapılan algılara inanmış ki normaldir. oturup üzerine düşünüp rakamlara bakmayınca gerçekten de başarılı sanıyorsunuz. çünkü göreve ilk geldiğinden beri böyle bir algı yaratıldı. başka teknik direktörlerin yönetiminde her şeyi en acımasızca eleştiren basın terim karşısında sus pus. doğru soruları sorunca ne olduğunu da en son basın toplantısında gördük. taraftar da farklı değil. hamza, prandelli, tudor dönemlerinde daha sezon başında her mağlubiyette isyan edip olay çıkarırken, dortmund deplasmanında 1-0 yenik duruma düşünce olay çıkarıp kulübe ceza aldırırken terim gelince "hocaya zaman lazım" oluyor.
önce rakamlara bakalım:
şampiyonlar liginde 53 maçta 14 galibiyet 11 beraberlik 28 mağlubiyet almış. maç başına puan ortalaması 1. 54 gol atıp 92 gol yemiş. uefa kupasında 17 maçta 10 galibiyet 5 beraberlik ve 1 mağlubiyet almış. tahmin edeceğiniz üzere bu 10 galibiyetin 6 tanesi 99-2000 sezonunda. 4 tanesi de milanı çalıştırdığı sezon cska sofya ve bate borisova karşı alınmış. daha da kötüsü son 15 avrupa kupası maçında aldığı galibiyet sayısı 2 ve bunlar uefa kupası ön elemesinde neftçi ve hadjuk splite karşı. eskiden ligde başarılı bir istatistiğe sahipti ama artık o da yalan oldu. galatasarayın başında geçirdiği son 8 sezonun 4ünde şampiyon olamadı. 2 tanesinde ligi 6. bitirdi. son ikisinde ligin en iyi kadrosuna sahipken ilk ikisinde de şampiyon olmuş kadroyu teslim alıp oyuncuları beğenmeyip takımı baştan kurmuştu.
fatih terim galatasaray'da 4+2+2+3,5 yıl olmak üzere toplam 11,5 yıl çalışmış. kovulup mancinin geldiği 6-7 haftalık sezonu onun iyiliği için hiç hesaba katmayacağım. bu sezonda tek avrupa maçı realden 6 yediğimiz maçtı. son göreve gelişinin yarım sezonunda avrupa'dan eklenmiştik. 2011 sezonunda da avrupada yoktuk.
yani çalıştığı sürede 9 sezon avrupa kupalarına katılmışız. bunların 1 tanesi ilk geldiği sezondaki kupa galipleri kupası, 1 tanesi geçen sezondaki uefa kupası, kalan 7 tanesi de şampiyonlar ligi. peki bunların kaç tanesinde gruptan çıktık biliyor musunuz: 1(bir)
peki galatasaray tarihinde şampiyonlar ligi gruplarının ilk turda oynanmaya başladığı 1994-95 sezonundan beri kaç kere gruplardan çıkmayı başardı? 4 kez. bunların ikisi takımı sadece 2 yıl çalıştırmış lucescu zamanında. ki ikinci yılında uefa kupasını kazanmış (4 sene gruplardan çıkamamış) kadro dağılmış, toplama kadroyla bunu başarmıştır. diğer gruptan çıkma hikayesi de terimin kovulduğu sezonda mancini yönetiminde, real ve juventusla aynı gruptan ve muslera'nın sakatlığı nedeniyle 2 maça eray ile çıkmasına rağmen başardık. terimle nasıl çıktığımıza aşağıda daha detaylı değineceğim. ama spoiler vereyim ite kaka ve şans eseri.
genç kardeşlerimize bir detay daha verelim. terimin en başarılı olduğu ilk döneminde şampiyonlar ligi formatı adında geçtiği gibi gerçekten şampiyonların alındığı bir formattı. bu sebeple bizim gibi futbolu geri kalmış ülke takımları gruplardan çıkma konusunda daha avantajlıydı. örneğin bizim gruptan çıkamadığımız yıllarda kadro kalitesi bizimle üç aşağı 5 yukarı aynı olan dinamo kiev sürekli çıkardı. bizden kötü bir kadroya sahip olan olympiakos ya çıkardı ya da zorlardı. göteborg, rosenborg gibi bugün adını duymadığınız takımlar damga vururdu turnuvaya.
galatasaray'ın da kadrosu dönemine göre gayet iyiydi. ki bunu 2000 sonrası ekonomik kriz nedeniyle tüm oyuncuların avrupadaki kulüpler tarafından kapışılması ile anlayabilirsiniz.
derwallin galatasaray altyapıda yaptığı katkılar, uzun yıllar genç kadro ve hücum futbolunda ısrar galatasaraya sağlam bir iskelet getirmiş. üstüne hagi, popescu, taffarel gibi dünya çapında yıldızlar eklenmişti. bakın hagi öyle türkiye efsanesi falan değildi. dünya çapında bir yıldızdı. galatasaraya gelmeden 2 sene önce dünya kupasına damga vurmuş bir yıldızdı. bugünkü futbolda dengi bir isim söylemek gerekirse neymar, de bruyne, bale falan gibi bir seviyedeydi. o günün futbolunda bazen messi/ronaldo etkisi yapıyordu. popescu için pique, taffarel için de ederson, keylore navastan aşağı değildi diyebiliriz rahatlıkla.
buna rağmen 3 senede 1 kez bile gruplardan çıkamadık. ki bunlar içinde grup sonuncusu ile deplasmanda berabere kalsak yetecek maçta yenilerek elendiğimiz sezonlar da var. tabii ki suçlu bireysel hata yapan bir futbolcu (fatih akyel) oldu. 1 sene maça çıkamadı. sorarlarsa terim genç futbolculara güvenir, destek olur dersiniz ortamlarda.
şimdi sezon sezon gidelim.
1996-97 sezonu:
terimin galatasaraydaki ilk sezonu. sounessın bayrak dikmeli kupa zaferi sonrası katıldığımız kupa galipleri kupasıbda ilk turda constructorul chişinau isimli dandiri bir takımı eliyoruz. ıkinci turda psg geliyor. 4-2 kazandığımız maçın rövanşını 4-0 kaybederek eleniyoruz. 2. turda elenmemize rağmen başarılı diyebileceğimiz bir durum var. psg o sezon finale kadar gitti ve özelikle ilk maçtaki kaleci hataları olmasa işler bambaşka olabilirdi. zaten bu maçlardan sonra galatasaray gaza gelip muhteşem bir hücum performansı ile gelene 5 gidene 6 atmış, sezonu da şampiyonlukla tamamlamıştı.
1997-98 sezonu:
ön elemede sionu geçiyoruz. grup aşamasında dortmund, parma, sparta praglı guruptan 4 puanla sonuncu olarak ayrılıyoruz.
1998-99 sezonu:
ön elemede grasshoppersı geçiyoruz. grupta juventus, athletic bilbao, rosenborglu gruptan son maçta 1 puan yeterken yenilerek eleniyoruz. görece başarılı sayılabilecek bir sonuç ama son 2 maçtan 2 puan almamız yetecekken bunu başaramamak bence terimin hanesine eksi yazar.
1999-2000 sezonu:
terimin kariyerindeki en başarılı 2 sezondan biri. galatasaray'ın tarihine geçtiği, her galatasaraylının gurur duyduğu, o anlara tanıklık etmenin mutluluğunu yaşadığı bir sezon. ama o sezonu yaşayanlar öncesini de çok iyi hatırlıyor. o sezon şampiyonlar liginde hertha, chelsea, milanlı grupta ilk 4 maçta 1 puan aldıktan sonra son 2 maçta 6 puan alarak çıktık. ısimler sizi yanıltmasın. milan hariç hiçbiri o dönem avrupa devi değildi. milan dahil hiçbirinin sonradan elediğimiz leeds, arsenalden iyi kadrosu yoktu. bizden de iyi kadrosu yoktu. chelseaden 5 yediğimizde mesela, tıpkı bugün gibi basın terimi eleştirmedi. kaleci mehmet günah keçisi ilan edilmişti. ki maçı izlersiniz mehmetin ilk gol hariç yapacak bir şeyi olmadığını, ilk golde de fatih'in eliyle çıkma diye işaret ettiğini görürsünüz. sonrasında gelen çok büyük bir başarı var. takım çok iyi bir hava yakaladı ve yenilmez armadaya dönüştü. ama bu kadar iyi bir kadronun 3 yılda 1 kere bile gruptan çıkamamış olması sorgulanmadı. düşünün kadro o kadar iyiydi ki o sezon devre arasında gereksiz görüp yolladığımız futbolcu tugay kerimoğluydu.
2000-2001 sezonu:
bu sezon galatasaray sevdası (!) yüreğine işlemiş hocamızın artık nedense uefa kupasını kazandığı galatasarayla anlaşıp başarılarını daha ileri götürmek yerine italyanın orta sıra takımlarından fiorentinaya gidip sinyor olduğu yıldı. tabii ki bu anlaşmazlığın sorumlusu sinyor olamazdı. yönetimdi suçlu.
galatasaray lucescu yönetiminde süper kupayı real madridten alıp sonra şampiyonlar liginde önce ilk grupları sonra son grupları geçip çeyrek finale çıkıyor. real karşısında tarihi 3-2lik maçın rövanşında 3-0 yenilip eleniyordu.
sinyor ise uefa kupasında ilk turda troll ınsbruck isimli dünya devine eleniyordu. o sezonun ortasında yerseniz işbilmez fiorentina başkanını protesto eden terim milanla anlaşıyordu.
2001-02 sezonu:
galatasaray ekonomik kriz nedeniyle bir çok oyuncuyu gönderiyor, okan, emre gibi oyuncular takımı terk ediyor toplama bir kadroyla sezona başlıyordu. en önemlisi de hagi futbolu bırakıyordu. buna rağmen şampiyonlar liginde ilk gruptan çıkıyor, ikinci grupta da roma, liverpool, barcelonalı ölüm grubunda 5 maçta 5 beraberlikle son maça geliyor, kazansak tur altayacagimiz maçta barcelona bizi yeniyor ve kupaya veda ediyorduk. ligde de şampiyonluk geliyordu.
milana transferi ile artık imparatore olan terim ise o sezon bate borisov ve cska sofyayı eledikten sonra ligdeki durum ve takım içi huzursuzluk nedeniyle yine tabii ki iş bilmez milan yönetimi tarafından kovuluyordu.
2002-03 sezonu:
önceki sezonunda kısıtlı kadroyla hem lig şampiyonluğu yaşayan lucescunun başarısı cezasız kalmıyor, terim galatasaraya geri dönüyordu. tabii sinyor kötü futbolcu ile çalışmaz, kadronun yarısını kovuyor, yerine yeni transferler yaptırıyordu. ama artık bir hagi yoktu elimizde ve 6-0 ile hatırlamak istemediğimiz şekilde tarihe geçen bir sezon oluyordu. konumuz avrupa kupalarına dönersek şampiyonlar liginde barcelona, lokomotif moskova ve brugge ile oynadığımız grupta sonuncu olup önümüzdeki sezonlara bakıyorduk. ligi de lucescunun yönettiği beşiktaş'ın gerisinde ikinci olarak bitiriyorduk. lucesculu beşiktaş uefa kupasında da çeyrek final oynuyordu.
2003-04 sezonu:
geçen sezonun suçlusu fatih hoca olamayacağına göre tüm kadro baştan aşağı değişiyordu bu sezon da. şampiyonlar liginde juventus, real sociedadlı grupta üçüncü oluyoruz. uefa kupasında ilk macta villarreale eleniyoruz. ligde 6. olurken kupada 3. turda çaykur rizespora 5-0 yenilerek veda ediyoruz. o sezon terim'e de veda ediyoruz. tabii ki suçlu liderlik vasfı olmayan özhan başkan.
sonraki yıllar ekonomik açıdan felaket yıllar. 6 sezonluk terim yönetiminde bol keseden yapılan transferlerin bedelini ödüyoruz. her sezon ayağımızı yorganimiza göre uzatıp borç batağından çıkmaya çalışıyoruz.
ta ki 2011-12 sezonuna kadar. o sezon ünal aysal iddialı bir şekilde başkan oluyor. hemen üstüne terimle anlaşıyor, geçen sezonun en etkili oyuncularından selçuk inan galatasaraya imza atıyor, galatasaray transfer üstüne transfer patlatıyor, hemen üstüne şike operasyonu vs. her şey galatasarayın lehine. o sezonu hem normal sezonda hem de sonradan uydurulan playoffta şampiyon bitiriyoruz. avrupa kupası yok.
2012-13 sezonu:
terimin kariyerinde avrupa kupalarında en başarılı 2 sezonundan biri. görece kolay bir grup çekiyoruz. manchester, braga, cluj. ama manchester deplasmanda, braga içeride yeniyor bizi. üstüne cluj ile kendi sahamızda zar zor berabere kalıyoruz. deplasmanda 53te yediğimiz golle skor 1-1 oluyor. her şey bitti derken burak yılmaz'ın golleriyle 3-1 kazanıyoruz. sonraki maç gruptan çıkmayı garantilemiş manchester ile sahamızda. manchesterın bebelerinin sahaya çıktığı maçı 1-0 kazanıyoruz. son maç yine iddiası kalmamış ve grupta bizden başka kimseden puan alamamış bragayla. aydın yılmaz'ın 78. dakikada attığı golle 2-1 yenip tur atlıyoruz.
sonraki rakibimiz ligde haftalardır kazanamayan krizdeki schalke. bizim ise kadromuza devre arasında sneijder ve drogba katılmış. sezon başında hamit altıntop realden alınmış. gol kralı burak yılmaz ve 8 milyon euroluk amrabat transferleri ile baya baya türkiye liginin üstünde bir kadro olmuşuz.
ruhani güçlerin açıkça bizden yana olduğu 2 maç sonunda turu geçen taraf biz oluyoruz. sonraki rakip real madrid. ilk maçta 3-0 ile fişi çekiyorlar. rövanşta ise muhteşem bir futbol ve herkese acaba mı dedirten dakikalar sonunda 3-2 kazanıp eleniyoruz.
2013-14 sezonu:
terimle tek avrupa kupası maçına çıkıyoruz. realden 6 yiyoruz. mancini ile tarihi bir şampiyonlar ligi grup aşaması geçirip juventusun önünde gruptan çıkıyoruz. o mancini sonraki turda chelseaye elendi diye isliklandi ve eleştirildi. hatta ilk maç istanbul'da 1-1 biterken maç sırasında takım ıslıklandı.
sonraki sezonlarda yine ekonomik kriz sezonlarıydı. yine bol keseden transferlerin bedelini ödedik. tasarruf yaptık. taa ki galatasaray tarihinin gelmiş geçmiş en kötü başkanı dursun özbek 2 sezon boyunca kriz var deyip transfer yapmayıp takımı yine de finansal fair playlik yapmayı başarması ve sonraki sezonda da nasılsa cezayı her türlü yiyoruz deyip bas bas paraları leylaya moduna geçene kadar. o sezon gerçekten çok iyi kadro kuruldu ve sezon ortasında takım ligi baştan sona lider götürüp sonra liderin arkasına düştüğü hafta tudor kovulup terim getirildi.
2018-19 sezonu:
porto, schalke, lokomotif moskova gibi bu sistemde gelmesi neredeyse imkansız derecede kolay bir kura çektik. bence tarihimizdeki en iyi şampiyonlar ligi kurasıydı. 4 puan alarak 2.nin 7 puan gerisinde 3. bitirdik. suçlu finansal fair play cezası nedeniyle forvet transferi yapamayan yönetimdi. devre arasında ozan kabaktan gelen parayla ligin en çok gol atan oyuncusu diagne alındı. ama bu uefa kupasında ilk rakibimiz benficaya elenmemizin önüne geçemedi.
2019-20 sezonu:
bu sefer forvet transferini bol bol yapıyorduk. falcaonun yanına andone ve babel gibi transferler yapılıyordu. üstüne de nzonzi, lemina, seri gibi yıldızlar takıma katılıyordu. herkes şampiyon belli ikinci kim moduna giriyordu. son yıllarda yapılan marcao, luyindama, nagatomo gibi transferlerin üstüne bir de bu adamlarla ligde hatta avrupa'da iddialı bir kadro kuruyorduk. sezonun sonu ise tam bir felaket. ligi sivas ve alanyanın arkasında 6. bitirirken, şampiyonlar liginde ise 1 gol atıp 14 gol yiyerek -13 averajla grubu sonuncu bitiriyorduk. suçlu tabii ki arda turanı almayan yönetim, corona salgını ve sakatlıklardı.
2020-21 sezonu:
neftçi ve hadjuk split gibi avrupa devlerini eledikten sonra bir başka avrupa devi glasgow rangers'a uefa kupası play-off turunda elenip erkenden lige dönüyorduk. ligde de geçen yıl olduğu gibi bu yılda en iyi kadroya sahip olmamıza rağmen şampiyonluğu beşiktaş'a hediye ediyorduk. suçlu tabii ki arda turanı getiren ama az maaş veren yönetimdi.
buraya kadar okumuş genç vatandaşlar veya geçmişi unutan ihtiyarlar varsa onlara tekrar bilgi geçeyim. galatasarayın avrupa kupaları başarı tarihi terimle başlamaz.
buradan tümüne bakabilirsiniz:
https://www.galatasaray.org/…larinda-galatasaray/26
ama özet geçmek gerekirse terim gelmeden 2 sene önce şampiyonlar liginde manchester unitedı eleyip son 8 arasına kalan bir galatasaray vardı. uefa kupasını alan kadronun hagi, popescu, taffarel olmayan haliydi. 88-89 sezonunda şampiyon kulüpler kupasında yarı final oynayıp hagi'li steau bükreşe eleniyorduk. daha öncesinde 2 çeyrek finalimiz var. yukarıda da belirttiğim gibi lucescuyla 2, manciniyle 1 başarılı yılımız var. lucescu ile alınmış bir süper kupa var. o kupada terimin de emeği var ama sonuçta takımı sahaya çıkarıp real madrid gibi bir deve karşı oynatıp maçı kazandıran lucescuydu. o kupayı kazanmak ile sahaya çıkıp aslanlar gibi mücadele ettik ama adamlar da real madrid yahu, yendiler sonuçta demek aynı şey değil. terim kalsaydı muhtemelen ikincisi olacaktı.
şahsi fikrim galatasarayın özellikle son 15 yılında ciddi bedeller ödemesine sebep olan hatalar yaptı. ılla transfer illa transfer diye tutturmasi ile maddi olarak geldiğimiz noktada payı büyük. oysa ki kulüpteki kredisiyle çıkıp "yönetim transfer yapamadı ama biz elimizdeki ile en iyisini vereceğiz, gençlerle bir sistem kurup önümüzdeki yılları kazanacağız, bana 3 yıl verin" deseydi herkes sabırla beklerdi. ligi 15. bitirsek yine kimse kovamazdı. ama o hep tecrübeli ve yüksek maaşlı futbolcularda ısrarcı oldu. bunun da sonucunda başarısız olursan, üstelik oynattığın futbol da göze hoş gelmekten çok skora yönelikse kaybedince sen suçlu olursun. hala da bu adamı savunanlar kusura bakmasınlar futboldan da insandan da anlamıyorsunuz
edit: bazı yalancılar ya da cahiller 2000 öncesi şampiyonlar ligine katılmanın bugünkü çeyrek finalden daha zor olduğunu iddia etmiş. olur da bilmeyen birileri vardır. bunu da açıklayayım.
bu 1993-94 sezonuna kadar doğruydu. çünkü şampiyonlar ligine kalabilmek için son 8e kalmanız gerekiyordu. şampiyonlar ligi bir nevi final 8 idi. galatasaray manchester unitedı eleyip bunu başardı ve sonrasında uefa sistemi değiştirdi. gruplar 16, daha sonra da 24 ve sonra 32 takımlı yapılmaya başlandı. oralara gelmek için de sion, grasshoppers, rapid wien, st. gallen, avenir beggen gibi takımları elemek yetiyordu. zaten bakarsanız ne terim öncesinde ne de terim sonrasında 2008-09 sezonuna kadar ön elemede elenmedigimizi görürsünüz. fatih terim şampiyonlar ligi ön elemelerinde elenen 2. galatasaray teknik direktörü olarak tarihe geçecek bu sezon. bu istatistik bile eskiden ön eleme geçmenin bugüne göre ne kadar kolay olduğunu gösteriyor. şu anda şampiyonlar liginde çeyrek finale kalmak o dönem final oynamak kadar değerliydi. zaten çok daha kötü bir kadroyla 88-89 sezonunda yarı final oynamış olmamız o günkü kupa zorluğu ile bugünün farkını gösteriyordur

