Cevap: Fatih Terim | Teknik Direktör
Ligin ilk maçından itibaren değil, ilk ciddi hazırlık maçı olan Twente maçından itibaren aynı sorunlu konularda ısrar ediyor ve en ufak bir gelişme sağlanamıyor. Bu kulübe son yıllarda en büyük zarar, 2000'li yıllarda elde edilen başarıları taklit etmeye çalışmaktan gelmiştir. Hatta bu zarar UEFA kupasından sağlanan fayda ile kafa kafaya gelecek boyuttadır. Transferlerin, yapılanmaların o dönem esas alınarak yapılmasından kaynaklandı bu zarar. Artık tüm bunlardan ders çıkarmak ve geriye değil, günün şartlarına bakmak gerekirken, transfer politikası ve yapılanmanın yanı sıra, takımın oyununu da o yıllara çevirme hevesi doğdu. Bu oyunun artık geçerli olmadığını bir tarafa bırakalım, bu oyunu oynayabilecek oyuncu yapısı bulunmuyor takımda. Rijkaard'ın sürekli eleştirildiği konu, oynatmak istediği oyun anlayışını saha içinde uygulayabilecek oyuncular olmamasına rağmen, bu anlayışta ısrar edişiydi. Fatih Terim'in de farklı birşey yaptığı yok.
Belli başlı teknik direktörlerin sahip olduğu ortak bir görüş vardır; rakip takımı yormak ve maç içinde bunun avantajlarından faydalanmak. Bu bizim için geçerli değil. Rakibi yormaktan öte biz kendimizi en fazla nasıl yorabiliriz, nasıl yıpranabilirizin peşindeyiz. Hem top rakipteyken, hem de bizdeyken saçma bir savunma kurgusu, sahayı etkili kullanamayarak çok uzun mesafeler kat edilmesi zorunluluğu sonucu oyuncular tamamen bitiyor. Oyuncuların kondisyonunun da iyi olmaması bunu yardımcı oluyor. Elmander gibi bir adamın kırmızı kart görmesinin tek sebebi budur. Sürekli büyük çaba göstererek mücadele ediyor ama bunun karşılığında birşey elde edemiyor, tam tersine daha da mücadele etmesi gerekiyor. Haliyle oyuncunun nabzı ve yorgunluğu tavan yapmış oluyor.
Takımın atağa çıkma çabaları da ayrı bir konu. Top savunma oyuncularının yardımıyla orta saha çizgisini geçtiği anda, tüm ileri hat oyuncuları (bazen bekler dahi), tek hat şeklinde rakip ceza sahası boyunca sıralanıyorlar. Top kimin ayağındaysa onun şapkadan tavşan çıkartması bekleniyor. İleriye çıkan oyuncuların ileriye tek hat şeklinde çıkması ve oradaki hareketsizlikleri sadece onların pasifize olmasını sağlıyor. Aksi de düşünülemez zaten. Kısacası takımın hücum organizasyonu, antremanlarda yapılan orta-şut çalışmalarını anımsatıyor. Rakibi yok sayan ve hiçbir kurgunun bulunmadığı basit oyunlar. Uzun zamandan beri sorunların devam ediyor olması, bunların ileride çözülmesine dair bir belirti göstermiyor.