Geleneksel Beyin Fırtınası-29 l Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri...

Cevap: Geleneksel Beyin Fırtınası-29 l Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri...



size bir soru: Sizce insanlar Allah tarafindan temiz saf ve iyiliklerle dolu mu yaratiliyor yoksa tam tersi seytanliklarla mi yaratiliyor? Lütfen ciddi cevaplar verin.
 
Cevap: Geleneksel Beyin Fırtınası-29 l Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri...



Söz konusu değil.Senin 40 saniye dediğin sisteme kaydolana kadar tüm forumda başka mesaj reg. edilmezse oluyor. Edit atsalar belli olurdu çok sık vahiy gelmiş :D



:asd:

Yani şunu demek istedim Ertuğrul, kitap haline getiren kişi, buraya da böyle bir şey ekleyelim diyerek kendisi ekleme yapmış mıdır? Bununla ilgili net bir bilgi var mı?

Yanlış biliyorsam düzeltin, pek bilgim yok bu konularda, Kur'an'ın kitaplaştırılması Peygamberin ölümünden yıllar sonra olması lazım.
 
Cevap: Geleneksel Beyin Fırtınası-29 l Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri...



Yapma bunu,yapma bunu:lol:

Bende Mahir kardesimi cok severim,Aynı sözler onun icinde gecerli:)



böyle konusmaya devam edersen sana asik olacagim :D:D



iyi düsün :)



zaten avatarindan dolayi sanki bir kizla yaziyormusum gibi bir his var icimde :D
 
Cevap: Geleneksel Beyin Fırtınası-29 l Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri...



size bir soru: Sizce insanlar Allah tarafindan temiz saf ve iyiliklerle dolu mu yaratiliyor yoksa tam tersi seytanliklarla mi yaratiliyor? Lütfen ciddi cevaplar verin.



İnsan dogustan saf ve temizdir,Cünkü bir insan Bülüg cagına girmeden ölürse,Sorgu-sual sorulmadan cennete gidecek...
 
Cevap: Geleneksel Beyin Fırtınası-29 l Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri...



Tam anlayamadım burayı. Neye göre seçim yapıyoruz? Sadece dinen mi? Ya anne veya babamız sonradan inançsızlaşırsa?

Ayrıntı bilmiyorum ama şöyle bir kıssa var, hadislerde vs sanırım kaynaksız konuşmakda istemiyorum ama daha önce okudum.

Allah önce ruhları yaratıp serbest bırakmış. Ruhlar Allahın yarattığı güzellikleri izlemeye koyulmuş. Sonra Ey ruhlar sizler size ruhundan vereni unuttunuzmu dediğinde ilk dönüp unutmadım diyen ruh; Hz.Muhammed a.s.m

Sonra sırayla diğer ruhlar falan. Sanırım orda en son dönenler (veya dönmeyenler varmı hatırlamıyorum çünkü kaynağım Tr'de evimde biryerlerdedir) ordaki sıraya göre falan sanırım dünyaya geliyoruz.Detay bilmediğim için sadece emin olduğum kısımları yazdım. Fanatik haberi gibi çok mış-muş oldu ama çok merak edersen Tr döndüğümde kaynağı ve olayın aslını aktarabilirim.
 
Cevap: Geleneksel Beyin Fırtınası-29 l Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri...



:asd:

Yani şunu demek istedim Ertuğrul, kitap haline getiren kişi, buraya da böyle bir şey ekleyelim diyerek kendisi ekleme yapmış mıdır? Bununla ilgili net bir bilgi var mı?

Yanlış biliyorsam düzeltin, pek bilgim yok bu konularda, Kur'an'ın kitaplaştırılması Peygamberin ölümünden yıllar sonra olması lazım.

Ayetler Hz.Muhammed'in ölümüne kadar toplanmıştı zaten. Daha sonra kitap haline getirildi evet.
 
Cevap: Geleneksel Beyin Fırtınası-29 l Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri...



İnsan dogustan saf ve temizdir,Cünkü bir insan Bülüg cagına girmeden ölürse,Sorgu-sual sorulmadan cennete gidecek...

Bunu bilemeyiz üstad zannedersem bununla ilgili bir kaynak yok sadece yorum var kişi için ne yazıldıysa o dur.
 
Cevap: Geleneksel Beyin Fırtınası-29 l Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri...



Reankarnasyon la ilgili bir yazi ,yazinin kimin yazdigina bakarsaniz ben idam edilrim de burda her neyse :D



Ístersen oku Mahir ama baya uzun ve Farsca kelimeler var :)



Reenkarnasyon (tenâsüh), ruhun, bedenin ölümünden sonra yeni bir cesede bürünerek yeryüzüne tekrar geri dönmesi şeklinde tarif edilmektedir. Reenkarnasyon ile tenâsühün aynı şeyler olduğunu söyleyenler olduğu gibi, ruhun, ölümden sonra yine bir insan bedenine geçmesine reenkarnasyon, hayvan bedenine geçmesine ise tenâsüh denildiğini ve bunların farklı şeyler olduğunu söyleyenler de olmuştur.



Bazıları, 'Kur'an-ı Kerim de reenkarnasyona işaret ediyor' diyerek bazı âyetleri bu görüşlerine delil olarak öne sürmektedirler. Bu âyetlerden birisi 'Kâlû rabbenâ emettene's-neteyni ve ahyeytene's-neteyni fa'terafnâ bizunûbinâ fe hel ilâ hurûcin min sebîl - Onlar: Ya Rabbenâ, derler, Sen bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. İşte günahlarımızı itiraf ettik. Şimdi, telafi etmek için buradan çıkmaya yok mudur bir yol?' (Mümin, 40/11) âyetidir.



Reenkarnasyoncular, 'Sen bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin.' ifadesini reenkarnasyona işaret şeklinde yorumlamaktadırlar.



İnsan, esasen yaratılışının ilk safhasında sperm şeklinde bir varlıktır. Bu spermi, Allah Kur'an'daki ifadesiyle (Hûd, 11/6) müstevdâ'da bir müddet bekletmektedir. Müstevdâ, emaneten ve muvakkat olarak konulan bir yer demektir. İnsan, bundan önce ölüdür ve anne karnında hayata ilk adımını atmıştır. İkincisi ise, insan biyolojik olarak ölür, sonra tekrar dirilir ve böylece insan için âyette ifade edilen iki defa ölme ve iki defa dirilme gerçekleşmiş olur. Ta ilk devirden günümüze kadar İbn Cerir et-Taberi, Fahruddin Razi, Elmalılı Hamdi Yazır gibi tefsirin dev âlimleri ve daha burada ismini zikretmediğimiz müfessirler bu âyeti bu şekilde yorumlamışlardır. Üstad Bediüzzaman da yer yer kapalı da olsa mezkur âyete işaret sadedinde, 'Hayat sayesinde bir şey çok şey olabilir, çok şey de bir şey olabilir.' demekte ve bunu Cenab-ı Hakk'ın kudretine ircâ ederek 'Allah (cc), çok şeyi bir şey yapar ve bir şeyi de çok şey yapar.' şeklinde ifadeler kullanmaktadır.



Evet burada iki şekilde bir ölüm söz konusudur. İnsan evvela biyolojik olarak ölmekte, Üstad'ın yaklaşımı içinde mertebe-i insaniyeye yükselip dirilmektedir. Bu, birinci ölüm ve diriliştir. İkinci defa insan, fert şeklinde kendi kaderiyle yaşayıp ölecek, öte dünyada da yine fert olarak dirilecektir. Bu hususta şimdiye kadar gelen âlimler içinde herhangi bir farklı mütalaada bulunan yoktur. Bu şekliyle de ayetin tenasühle alakası olduğu söylenemez. Çünkü makam itibariyle mezkur âyet-i kerime, bu dünyadaki insanların içindeki ruhun sesi soluğu değil, cehenneme girmiş azap içinde, hırıltı halinde konuşan insanların sesini soluğunu ifade etmektedir.



Reenkarnasyonu savunanların âhiret hayatına da inanmadıkları anlaşılmaktadır. Onlar, iyi insanın mutlu olacağını iddia etmektedirler. Tabii burada hemen akla, 'Pekala mutsuz yaşamış bizden evvelki insanların hali ne olacak?' şeklinde bir soru gelmektedir. Onlara göre bir, üç, beş nesil perişan olacak, daha sonra gelecek olan yedinci ve sekizinci nesil gökler saltanatına namzet olacak, ya Efendimizin ya da Seyyidina Hz. Mesih'in arkasında saltanat yaşayacaklar ve dolayısıyla sadece bunlar saltanata ereceklerdir, diğerleri değil.



Bu nasıl adalettir? Allah (cc) birilerini öldürecek, onların enkazından bir başkalarını var edecek ve onların enkazını başkalarının saltanatının aksesuarı, malzemesi haline getirecek; bu kabul edilecek bir şey değildir. Onlar, 'Âhiret diye bir şey yoktur. Esas olan insanın ruh ve vicdan huzurudur' demektedirler. Allah'a, Peygamber'e ve Kitab'a inanmayan bazı kimseler de bu şekilde düşünmektedirler.. ve bu anlayış, içi boş bir iddiadır.



Aslında müminin dünyadaki ölümüne ölüm denemez. Mümin, ölümle bir yönüyle ebedi diriliş adına bir sürece girmektedir. Eğer onlar, o ölümü kastediyorlarsa mümin bir kere ölür; diğeri de onu çok alâkadar etmez. Çünkü o ilk ölümün ne teklif-i hitâbîsi, ne de teklif-i vaz'îsi diye bir şey vardır. Beraberinde herhangi bir sorumluluk getirmez. Onun için 'O sorumluluklar şu şartlar altında gerçekleştirilir' gibi bir mülahaza bahis mevzuu değildir. Eğer burada esas olan insanın vücuduna temel teşkil edecek zerrât-ı asliyenin çözülmesi ve onların insan olmaya doğru yürümesiyse şayet, insanlar, o noktaya ulaşacakları ana kadar meselenin şuurunda değillerdir. Müminlerin şuurları esas sorumluluklarını hissettikleri andan itibaren başlar ve yeniden dirildikten sonra da onlar, Cenab-ı Hakk'ın nimetlerini beklemeye koyulurlar.



Berzah Hayatı



İnsanlar nasıl yaşarlarsa öyle ölürler ve nasıl ölürlerse öyle dirilirler. Bazı insanlar vardır inanmışlardır ama, inançlarını amel halinde yaşayamamışlardır. Bu insanlar ötede, bir zindanda yaşıyorlar gibi hep 'Acaba ne olacak, buradan çıkıp yeniden bir hayata dönecek miyiz, dönemeyecek miyiz?' duygu ve düşüncesi içinde olacaklardır. Bazı insanlar da ölümü hep yokluk olarak kabul etmişlerdir. Bunlar da orada, bir haps-i münferit içinde olacaklardır. Netice itibariyle bir hayata erecekler ama bütün berzah hayatlarını hep haps-i münferitte yaşayacaklardır. Kimseyle herhangi bir temas ve mülâkatları olamayacaktır. Eğer bir şey görür, birinin rüyasına girerlerse veya birisi onu rüyasına misafir ederse dünyada gördüğü rüyalar türünden görecektir. Ama bunlar, dünyada nasıl yaşamışlarsa berzah hayatını da öyle geçireceklerdir.



Berzah hayatı, âhiret ile dünya hayatı ortasında misâlî bir âlemden ibarettir. Bu hayat, ruhun bir kısım temessülâtından, sâbit aynalar halinde sinema şeridine giriyor gibi girip, kareler halinde onun yer yer bizim de rüyalarımızla algıladığımız bir âlemde gösterilerek bir ekran veya perdeye aksetmesi gibi bir şeydir. Perdeye akseden şeylerin hakikati ne kadarsa, onların hakikati de bir ölçüde o kadardır.



Hasılı, en ciddi âleme geçilen yol, bu dünyadan geçmekte, berzah ve ötesinde âhiret burada yapılan amellere göre şekillenmektedir.



'Kur'an'da reenkarnasyon vardır' diyenlerin ortaya koydukları diğer âyet ise şudur: 'Ey kâfirler! Allah'ı nasıl inkar edebilirsiniz ki! Siz ölü iken size hayatı veren O'dur. Şunu bilin ki, tayin ettiği vâde gelince sizi öldürecek, yine diriltecek ve sonunda O'nun huzuruna götürüleceksiniz.' (Bakara, 2/28) İnsanı hayata getiren ve sonra öldüren de Allah'tır. Çünkü hayat esasen ruhun tezahürü ise, ruh alınıp verilen bir şeydir. O, ruhu nefheder, sonra nefhettiği şeyi alır. Onun için O, 'yuhyî-yümît' fiillerinin sahibidir. Esasen 'diriltir' ve 'öldürür' sözü onu çok ifade etmemektedir. Bunun yerine 'hayatı veren' ve 'hayatı alan' demek daha doğrudur. Evet, hayatı ruhun tezahürleri ile alan ve yeniden ebedî bir hayatı veren O'dur.



Kur'an'ın âyetleri ve kelimeleriyle oynamak günahtır; hatta bazı te'viller itibariyle küfürdür. Kur'an bir meseleyi bir yerde icmal etmişse, başka bir yerde tafsil etmiştir. Farz-ı muhal zikredilen bu iki âyet reenkarnasyona işaretse, o zaman haşr u neşre delalet eden pek çok âyeti nasıl izah edeceğiz?..



Şimdi de müsadenizle, reenkarnasyon düşüncesini reddeden birkaç âyet zikretmek istiyorum: 'Bir görseydin o suçluları: Rablerinin huzurunda, mahçupluktan başları önlerine eğilmiş şöyle derken: 'Gördük, işittik ya Rabbenâ! Ne olur bizi dünyaya bir gönder! Öyle güzel, makbul işler yapalım! Çünkü gerçeği artık kesin olarak biliyoruz. (Sonra Allah şöyle buyurur:) Eğer dileseydik bütün insanlara hidayet verir, doğru yola koyardık. Lakin 'Cehennemi cinlerden ve insanlardan bir kısmıyla dolduracağım' hükmü kesinleşmiştir. Öyleyse siz nasıl bugünkü buluşmayı unuttunuz ve bu unutmayı ömür boyu sürdürdüyseniz, biz de bugün size unutulmuş olma muamelesi yaptık. Yaptıklarınızdan ötürü tadın bakalım sürekli azabı!' (Secde, 32/12-14) '



Âhireti inkar edenlerden birine ölüm gelip çatınca, işte o zaman: 'Ya Rabbi, der, ne olur beni dünyaya geri gönder ki, zayi ettiğim ömrümü telafi edip iyi işler yapayım.' Hayır, hayır! Bu onun söylediği manasız bir sözdür. Çünkü dünyadan ayrılanların önünde, artık, diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır.' (Müminûn, 23/99-100)



'Onlar ateşin karşısında durdurulup da 'Ah n'olurdu, dünyaya bir geri döndürülsek de Rabbimizin âyetlerini inkar etmesek, müminlerden olsak!' dedikleri zaman bir görsen, neler olacak neler! Hayır! Öteden beri gizledikleri utandırıcı çirkin halleri, münafıklıkları yüzlerine vuruldu da ondan böyle söylüyorlar. Yoksa geri gönderilseler de, yine kendilerine yasaklanan kötülükleri yapmaya dönecek ve diyeceklerdi ki: 'Hayat, sırf dünya hayatımızdan ibaret, biz bir daha diriltilecek de değiliz!' Onlar, hiç şüphesiz yalancıdırlar.' (En'am, 6/27-29)



Bu âyetleri daha da çoğaltmak mümkündür. İnancı olmayan ve hayatını o inancın gereğine göre planlamayan insanlar dünyada kendi dar havsalaları ve dar kafalarına göre cennet ve cehennemler icat etmektedirler. Bir insanın üç beş günlük dünya hayatında mazur görülmesi, insanlar nazarında mazereti adına bu kadar yanlışlıklara gidilmesi ve bu kadar yanlış yorumlara saplanılması akıllı insan işi değildir. Ayrıca dini birilerine hoş göstermek için dinin en önemli rükünlerini yıkarak insanlara, din diye böyle bir şey takdim etmek büyük bir yanlıştır. Dinin önemli bir buudu olan âhireti yıkıp adeta 'İnan ve inancının cennetini yaşa!' der gibi bir din telakkisi ortaya koyma aynı zamanda bir küstahlıktır. Rousseau ve Renan gibi Hıristiyanlığın tatmin etmemesinden dolayı dine tavır alan insanlar bile böyle bir yanılgıya düşmemişlerdir. Bu insanlar, daha sonra uydurma şeylerin, insanların çizgisini korumaya yetmediğini görünce, tabii dinciliğin kurucuları oluvermişlerdir. Onlara göre insanlara mutlaka hayatlarının hesabını verecekleri bir din ve o dinin vaadettikleri telkin edilmeliydi. Burada, din dairesi içinde görünen ve 'Kur'an'da reenkarnasyon vardır' düşüncesine sahip olan insanların bu kadar bile basiretlerinin olmadığı görülmektedir. Bir kısım kimseler de bu ifadelerden cesaret alarak bunları dinsizliklerine alet etmekte, hakiki dindarlara düşmanlıklarını bunların onlara kaptırdığı sloganlarla sürdürmekte ve 'İşte din adamı, din alimi ve din düşünürü böyle olur' deyip onların o yarım yamalak dindarlıklarına dayanarak gerçek dindarlara hücum etmektedirler.



Evet din ve dini meseleler hakkında konuşmak derin hassasiyet gerektiren bir meseledir. O yüzden çok dikkatli olunmalı ve din diye kendi hezeyanlarını ortaya koyan insanlara ise mutlaka uzmanlar tarafından gereken cevaplar verilmelidir
 
Cevap: Geleneksel Beyin Fırtınası-29 l Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri...



Bunu bilemeyiz üstad zannedersem bununla ilgili bir kaynak yok sadece yorum var kişi için ne yazıldıysa o dur.



din konusunda hic kimse net bisey diyemeyiz, diyen de yalan söylemis olur, yani kaynaksizlik sadece sordugum sual'le ilgili degil orkun. Herkes din'i kendine göre yorumlayabilir.
 
Cevap: Geleneksel Beyin Fırtınası-29 l Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri...



:asd:

Yani şunu demek istedim Ertuğrul, kitap haline getiren kişi, buraya da böyle bir şey ekleyelim diyerek kendisi ekleme yapmış mıdır? Bununla ilgili net bir bilgi var mı?

Yanlış biliyorsam düzeltin, pek bilgim yok bu konularda, Kur'an'ın kitaplaştırılması Peygamberin ölümünden yıllar sonra olması lazım.

Evet ama bir kişi değil bilmem ne kadar hafız var orada. Kimse birşey yapamamışdır.
 
Cevap: Geleneksel Beyin Fırtınası-29 l Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri...



Peki madem ana konu kıyamet, benim kafamı karıştıran başka bir konuyu tartışmaya açmak isterim.

Anlatılanlara göre kıyametin en büyük alametlerinden biri Şeytan, hikayesi feci ilginç gelir bana.

Işık taşıyıcısı nasıl sonsuz lanete hapsolabilir, isyanı nedendir, kibir mi? Bu kadar kibirle yaratılması, onun için bir rol hazırlandığı anlamına gelmez mi? Yani Tanrı, onun isyan edeceğini ve emirlerine uymayacağını önceden ön görmesine rağmen onu yaratıp sonra da sonsuza kadar cehenneme atacağını söylüyor.

Burası tam oturmuyor kafama. Eksik bilgilerim var belki.
 
Cevap: Geleneksel Beyin Fırtınası-29 l Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri...



Peki madem ana konu kıyamet, benim kafamı karıştıran başka bir konuyu tartışmaya açmak isterim.

Anlatılanlara göre kıyametin en büyük alametlerinden biri Şeytan, hikayesi feci ilginç gelir bana.

Işık taşıyıcısı nasıl sonsuz lanete hapsolabilir, isyanı nedendir, kibir mi? Bu kadar kibirle yaratılması, onun için bir rol hazırlandığı anlamına gelmez mi? Yani Tanrı, onun isyan edeceğini ve emirlerine uymayacağını önceden ön görmesine rağmen onu yaratıp sonra da sonsuza kadar cehenneme atacağını söylüyor.

Burası tam oturmuyor kafama. Eksik bilgilerim var belki.



özgür seninle de birebir görüsmeliyim.
 
Cevap: Geleneksel Beyin Fırtınası-29 l Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri...



Bunu bilemeyiz üstad zannedersem bununla ilgili bir kaynak yok sadece yorum var kişi için ne yazıldıysa o dur.

Ama renkdas bir düsünsene,kücücük bir cocuk kötülügü ne kadar bilebilirki:)Dogru diyosun bu konuda yorum var kesin bilgi ben de bilmiyorum...
 
Cevap: Geleneksel Beyin Fırtınası-29 l Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri...



din konusunda hic kimse net bisey diyemeyiz, diyen de yalan söylemis olur, yani kaynaksizlik sadece sordugum sual'le ilgili degil orkun. Herkes din'i kendine göre yorumlayabilir.

Evet sıkıntı orada çıkıyor benim demek istediğim Emre'nin dediği üzere kader kitabında yazılana göre belli olur o işler.Buluğ çağına girmeden ölen kişi yaşasa idi ileride kafir olmayacağını kim garanti edebilir?Doğrusunu Allah bilir.
 
Cevap: Geleneksel Beyin Fırtınası-29 l Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri...



özgür seninle de birebir görüsmeliyim.



Farklı ülkelerdeyiz Mahir'im. Şurayı yanlış biliyorsun, şurayı sallamışsın diye cevaplayabilirsin, pek bilgili olmadığımı söylemiştim zaten alınmam :asd:
 
Cevap: Geleneksel Beyin Fırtınası-29 l Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri...



Ama renkdas bir düsünsene,kücücük bir cocuk kötülügü ne kadar bilebilirki:)Dogru diyosun bu konuda yorum var kesin bilgi ben de bilmiyorum...

Herkesin hakkında yazılan bir yazı var ve cennetlikler ve cehenemlikler daha önceden yazılmıştır(hadislere göre) Allah o çocugun yaşamasına o kadar müsade etmiş olabilir.
 
Geri
Üst Alt