Bir organizasyon haberi paylasiyorum , altinda gelen tum yorumlar ciddiyetsiz
Yani ilginc gercekten .
Al o zaman biraz daha didaktik olalım;
GALATASARAY tarihi, 1453 yılında İstanbul'u fetheden ve bu nedenle FATİH (Le Conquérant) unvanını da alan Padişah II. MEHMET'ten sonra tahta geçen cennetmekân II. BEYAZIT'ın ilk saltanat yıllarında yaşamış GÜLBABA efsanesi ile başlar ve hemen hemen İstanbul'un Türkleşmesi ile yaşıttır. 1921 yılında Paris'te yayınlanan ESSAI SUR LE MONDE TURC adlı eserin yazan Henry Myles dahil birçok yabancı ve yerli kaynaklara göre, BEYAZIT CAMİİ'nin de banisi Padişah II. BEYAZIT 1481 yılında bir kış günü, o zaman ormanlık olan Galata sırtlarında avlanırken, bacasından duman tüten bir kulübe görmüş. İçeri girdiğinde GÜL FİDANLARI arasında oturan bir ihtiyarla karşılaşmıştır. İhtiyarın sohbetinden hoşlanan Sultan, ayrılırken "GÜLBABA bir dileğin var mı?" diye sormuş, ihtiyar da "Padişahım devletine hizmet edecek gençleri yetiştirmek üzere şu tepeye bir mektep yapılmasını emret" dileğinde bulunmuş, hemen o yıl mektep yapılmış, mevcut EDİRNE SARAYI MEKTEBİ, YENİ SARAY MEKTEBİ VE ESKİ SARAY MEKTEBİ'ne GALATA SARAYI mektebi de katılmış ve GÜLBABA da öğretmen olarak görevlendirilmiştir. Fransız İmparatorunun daveti üzerine 1867 yılında Paris'i ziyaret eden ve bu seyahate katılan Hariciye Nazın KEÇECİZADE FUAT PAŞA'nın telkini ile memleketimizde de Fransız mekteplerine eş okullar açılmasına karar veren Sultan ABDÜLAZİZ'in emri ile mektep 1 Eylül 1868 tarihinde "MEKTEBİ SULTANİ" unvanı altında İmparatorluğun ilk modern lisesini oluşturmuştur. Fransızca LYCEE İMPERİAL OTTOMAN DE GALATA SERAİ (Osmanlı İmparatorluğu Galata Saray Lisesi) adı ile anılan ve derslerinin önemli bir bölümü Fransızca okutulan lisenin açılmasına Fransız Hükümeti de özen göstermiş, ilk müdür M. DE SALVE dahil, öğretmenler göndermiştir...
Galatasaray Sultanisi'nde Okulu bitirirken yapılan törenlerin ilki 9 Temmuz 1871 tarihinde gerçekleşti. Öğrencilere törenle diplomaları ve mükâfatların dağıtılması 1914-1915 yılına kadar sürdü. Saray ve hükümet her yıl tekrarlanan bu törenlere büyük önem verdi. Padişah, sadrazam, devlet erkânı, paşalar, nazırlar ve öğrenci yakınları, veliler, yerli ve yabancı öğretmenler hazır bulunurdu. Bugünkü gibi tribünler okul avlusunun ön bölümünde kurulur, devlet ricali için de koltuk ve sandalyeler konurdu. Tören bandonun (Mızıka-yı Hümayun)'un çalması ile başlardı. Çalışkan öğrencilere verilen mükâfatlar birkaç türlü olurdu. Öğretim yılı içinde her dersin çalışkanına ayrı ayrı mükâfat verilirdi. Örneğin: Türkçe, Arapça, Farsça, Hesap-Hendese, Tarih, Coğrafya, Ahlak, Fizik, Kimya gibi derslerden de ödül verilirdi. Dört çeşit ödül (Mükâfat) vardı; 1- AFERİN: Fransızcası: (Bon Point) 2- TAHSİN: (Beğenmek, iyi ve güzel bulmak, alkışlamak) Fransızcası: (Appréciation) 3- İMTİYAZ (Zikri Cemil): Diğerlerinden ayrılmak, farklı olmak, benzerlerinden ayrılmak. Fransızcası: (Distinction) 4- MÜKÂFAT: Sınav sonlarında verilirdi. Mükâfatlar en yüksek derecedeki takdir belgesi olmasının yanında bir de ceza alan öğrencinin ceza puanının dereceli olarak silinmesini sağlardı. Örneğin; 4 Aferin 1 Tahsin karşılığıydı, 1 imtiyaz kâğıdı 8 Aferin, bir mükâfat 50 Aferin değerindeydi. Mükâfat dışında kalan ilk üç ödül derslerde öğrencinin çalışması ve terbiyesi ile ilgili konularda kullanılırdı. Mükâfatlar gibi öğrencinin aldığı cezalar da vardı. 1- Tevkif Cezası (Alıkoymak): Fransızcası: (Retenue) Çalışmayan, yaramazlık eden, ahlak dışı davranışlarda bulunan öğrencilere uygulanırdı. Yemek arası büyük teneffüste yarım saat bir sınıfta kalınırdı…
Yazar:Tahsin Berküren,
Celaleddin KişmirYayın Tarihi:2009
Dil:Türkçe
Sayfa Sayısı:307
Ölçü:19 x 27 cm
Bahsi Geçen:
Tahsin Sait Berküren