- 29 Ağustos 2009
- 38.380
- 34.133
- 3.243
NBC'in ödülünden sonra boyle bir başlıgı GSCnin hizmetine sunuyorum. Türkiye ve dunyadan filmleri ve tartışmaları burda paylaşalım. ama once bagımsız sinemayı tanımlayak.
Bagımsız sinema kavramı, 1910’lardan sonra hızla endüstrilesmeye baslayan
Amerikan sinemasında öncelikle ekonomik ve daha sonraları estetik/ideolojik alanda
yasanan kırılmaya denk düser. Kavramın, filmin ekonomik yönünden, içerik ve
biçimini de kapsayacak sekilde genislemesi ile bagımsız sinemanın ne oldugu ya da
ne olmadıgı üzerine yapılan tartısmaların çerçevesi de genislemistir. Özellikle 2.
Dünya Savası’ndan sonra sinemanın sadece bir “kitle eglence aracı” olarak
algılanmasının yanı sıra “sanat” olarak degerlendirilmesi ve buna yönelik çabalarla
daha anlamlı bir zemine oturur. Bu dönemde ortaya çıkan popüler sinema/sanat
sineması ayrımıyla birlikte degerlendirilebilecek olan bagımsız sinema, sanat
sineması alanında daha anlamlı bir yer edinir. Bu baglamda Amerika’da popüler
sinema Hollywood’a denk düserken, bagımsız sinema da yeraltı sineması, avangart
sinema, deneysel sinema gibi karsı akımları kapsar. Bu ayrımlasma ile birlikte
bagımsız sinema, kapitalist sinemanın üretim biçiminden ve onun politika ve sanat
alanındaki söyleminden bir kopusu ve ona karsı muhalif bir tavrı temsil eder.
Bagımsız sinema, sadece içinde olgunlastıgı Amerikan sinemasında degil
diger ülke sinemalarında da önemli bir bölünmeyi temsil eder. Türk sinemasında bu
bölünme 1990 sonrasına rastlar. Her ne kadar Türk sinemasında Amerikan
sinemasında yasanan benzer bir endüstrilesme süreci yasanmamıssa da benzer bir
muhalif tavır ve benzer bir bölünme görülmüstür. Türk sinemasında var olan bu
muhalif tavır, geleneklerden, hakim sinema anlayısından ve de Amerikan sinemasına
öykünmecilikten uzaklasmayı ve mesafeyi temsil eder.
Neslihan Çavusoglu
Bagımsız sinema kavramı, 1910’lardan sonra hızla endüstrilesmeye baslayan
Amerikan sinemasında öncelikle ekonomik ve daha sonraları estetik/ideolojik alanda
yasanan kırılmaya denk düser. Kavramın, filmin ekonomik yönünden, içerik ve
biçimini de kapsayacak sekilde genislemesi ile bagımsız sinemanın ne oldugu ya da
ne olmadıgı üzerine yapılan tartısmaların çerçevesi de genislemistir. Özellikle 2.
Dünya Savası’ndan sonra sinemanın sadece bir “kitle eglence aracı” olarak
algılanmasının yanı sıra “sanat” olarak degerlendirilmesi ve buna yönelik çabalarla
daha anlamlı bir zemine oturur. Bu dönemde ortaya çıkan popüler sinema/sanat
sineması ayrımıyla birlikte degerlendirilebilecek olan bagımsız sinema, sanat
sineması alanında daha anlamlı bir yer edinir. Bu baglamda Amerika’da popüler
sinema Hollywood’a denk düserken, bagımsız sinema da yeraltı sineması, avangart
sinema, deneysel sinema gibi karsı akımları kapsar. Bu ayrımlasma ile birlikte
bagımsız sinema, kapitalist sinemanın üretim biçiminden ve onun politika ve sanat
alanındaki söyleminden bir kopusu ve ona karsı muhalif bir tavrı temsil eder.
Bagımsız sinema, sadece içinde olgunlastıgı Amerikan sinemasında degil
diger ülke sinemalarında da önemli bir bölünmeyi temsil eder. Türk sinemasında bu
bölünme 1990 sonrasına rastlar. Her ne kadar Türk sinemasında Amerikan
sinemasında yasanan benzer bir endüstrilesme süreci yasanmamıssa da benzer bir
muhalif tavır ve benzer bir bölünme görülmüstür. Türk sinemasında var olan bu
muhalif tavır, geleneklerden, hakim sinema anlayısından ve de Amerikan sinemasına
öykünmecilikten uzaklasmayı ve mesafeyi temsil eder.
Neslihan Çavusoglu