IV. Mehmet döneminde, takribi 1650'li yıllarda, Fransa'daki beş sollük denilen sikkelerin 12 tanesi 1 altın paraya ve İspanyolların sekiz reallik sikkesine denk geliyordu.
O dönemde Osmanlı piyasalarında ise bu beş sollük Fransız sikkelerinin sadece 8 tanesi ispanyolların sekiz reallik sikkesine denk sayılıyordu.
Yani basit anlatımla;
1.000 adet beş sollük Fransız sikkesine sahip bir avrupalı tüccar, yaklaşık 83 adet altın ekü ya da İspanyolların sekizl reallik sikkesine sahip olabiliyordu.
Ama bu tüccar aynı Fransız sikkelerini Osmanlı pazarına soktuğunda, 125 adet altın para yahut ispanyol sikkesine denk geliyordu.
Bu büyük kur farkını gören Fransızlar kısa süre içerisinde büyük miktarlarda fransız sikkesini Osmanlı pazarına aktarmaya başlıyorlar. Osmanlı pazarı o dönemlerde yerli gümüş akçelerinin değerini düşürmüş, parasının canına okumuş olduğu için bu Fransız sikkelerine büyük rağbet gösteriyorlar.
Fransızların yakaladığı büyük balık kısa süre içersinde İtalyan ve Hollandalı tüccarların da ticarete dahil olmasına sebep oluyor haliyle.
Bu tüccarlar, Avrupa'da Avignon, Monaco, Genoa gibi çeşitli bölgelerdeki prenslerle anlaşıp darphanelerde bu Fransız sikkelerin benzerlerini üretiyorlar ama bu sefer dışı çok ince bir katman gümüşle kaplanmış ama içi tümüyle bakır olan sikkeler şeklinde basıyorlar. Bildiğin kalpazanlık yani.
Öyle bir vurgun yapılmış ki o dönem, Avrupalı tüccarların Osmanlı pazarından sağladığı gelirin yaklaşık 10 milyon altın ekü kadar olduğu söyleniyor.
Dönemin seyyahlarından biri, Türklerin bu olayın içyüzünü anlayacak zekalarının olmadığını yazmış. Bir diğeri gümüş içerikleri azaltılmış bu sikkelere Osmanlıların bu kadar rağbet göstermesine inanamadığı yazmış.
Söğüşleme işi yaklaşık 20 yıl devam etmiş. Velhasıl Osmanlı'yı çok ağır silkelmişler.