GSCimbom Resmi "Rijkaard'a Destek" Başlığı

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Cevap: Bu konu linki kulübe gönderildi -> Rijkaard 'a 5 yıllık sözleşme istiyoruz; ÇÜ



Bu takımı düzlüğe bir tek sen çıkarırsın.
 
Cevap: GSCimbom Resmi "Rijkaard'a Destek" Başlığı



Dün konuştu tekrar reis. Oyuncu istedim almadılar. İstifa etmeyip savaşacağım dedi. İşte niye ona tapıyoruz sorusunun cevabı.



Güveniyoruz ve inanıyoruz sana Rijkaard.



not: gördüğüm rüyayı anlatmam lazım yahu. :D Adnan Polat ile ofisinde oturmuş konuşuyoruz, Rijkaard'ı soruyorum nolcak gitcek mi diye. Neeskens'i tek patron yapcaz Rijkaard olunca ikiside farklı şeyler söylüyor oyunculara bu yüzden başarısız gibi bir saçma bir cevap veriyor. :D ulan ne sövmüştüm :D
 
Cevap: GSCimbom Resmi "Rijkaard'a Destek" Başlığı



Dün konuştu tekrar reis. Oyuncu istedim almadılar. İstifa etmeyip savaşacağım dedi. İşte niye ona tapıyoruz sorusunun cevabı.



Güveniyoruz ve inanıyoruz sana Rijkaard.



not: gördüğüm rüyayı anlatmam lazım yahu. :D Adnan Polat ile ofisinde oturmuş konuşuyoruz, Rijkaard'ı soruyorum nolcak gitcek mi diye. Neeskens'i tek patron yapcaz Rijkaard olunca ikiside farklı şeyler söylüyor oyunculara bu yüzden başarısız gibi bir saçma bir cevap veriyor. :D ulan ne sövmüştüm :D



Benim rüyamda da Lucescu takımın başına geçiyordu lan.Spiker aslında Rijkaard var takımın başında ama bu maça Lucescu ile çıkıyor Galatasaray diyordu.Takımlar böyle sahaya gelirken bizim adamlar Lucescu'yu ittiriyordu,Luce yere düşüyordu,peruğu düşüyordu,o lüle lüle saçlar perukmuş aslında,peruğun altından da 3 numara saç çıkıyordu.



Soluk soluğa kalktım uykumdan hemen rüyanız hayrolsun'u aradım. :(
 
Cevap: GSCimbom Resmi "Rijkaard'a Destek" Başlığı



2 destek konusu birleştirdi.
 
Cevap: GSCimbom Resmi "Rijkaard'a Destek" Başlığı







Lanet olsun 1991'den beri gelen yalancı ve basiretsiz yönetimlere..



Lanet olsun sorun çözmeyerek sorun üretenlere



Lanet olsun Rijkaard'ı başkalarının kucaklarına oturtmak isteyenlere!



Lanet olsun bunca yapmadıklarına rağmen hala yanlı olumsuz propanganda yapanlara



Benim desteğimi görmezden gelenlere,



Lanet olsun yarattıkları umutsuzluklardan beslenen leş kargalarına



ALKIŞLIYORUM RİJKAARD varlığını, üstün cesaretini



Alkışlıyorum, bunca olumsuz propagandaya rağmen sana inanan yürekleri!
 
Cevap: GSCimbom Resmi "Rijkaard'a Destek" Başlığı



Galatasaray yaklaşık 25 yıl önce bir yola girdi. Derwall ile girilen bu yola kimileri macera, kimileri emeklilik ikramiyesi kimileri ise devrim dedi. Galatasaray Derwall ile başladığı ilk 2 sezonda şampiyonluğa ulaşamadı (ilk sezon 5., ikinci sezon namağlup olarak 2. bitirildi). 3. sezon da çok parlak başlamamakla beraber zirve iddiası sürdürülmekte, maçlar da genelde kısır skorlarla bitiyordu. 33. haftada Rize deplasmanında alınan mağlubiyet sonrası, Florya taraftarlarca basıldı. Taraftarlar tünelin sonunda ışık görmüyordu ve şampiyonluğun o sezon da kaybedileceğini ve serinin 15 seneye çıkacağını düşünüyordu. Derwall olanları idman sahasında seyretti, olanlara çok üzülmüştü. Daha sonra kendini toparlayarak taraftarların karşısına çıktı ve şampiyon olacaklarına inandığını söyledi. Ancak taraftarın o günkü davranışları nedeniyle büyük bir hayalkırıklığına uğramıştı. O gün teknik direktörlüğü bırakmaya karar verdi ve ertesi sezon da Mustafa Denizli'ye bıraktığı takımına danışmanlık yaptıktan sonra futbola veda etti.



Derwall'e 3 sezon boyunca sabredilmesine sebep olan şey, takıma - dolayısıyla kulübe - kattığı vizyondu. Eşit şartlarda çalışıldığı takdirde, futbolcuların Avrupalı rakiplerini alt edebileceklerini biliyordu. Bunun için maddi imkana, desteğe ama en önemlisi zamana ihtiyaç vardı. O günlerde bu zaman dediğimiz şey, ligde şampiyon olmak için 3 sezona, Avrupa'da kendini göstermek için 5 sezona karşılık gelmişti.



Bu yolun devamında Denizli, Held, Feldkamp, Hollmann, Saftig, Souness, Terim direksiyonu devraldı. Faruk Süren'e kadar, hep borç yapmaktan korkan, işi kendi kaynakları ile döndürmeye çalışan yönetimler geldi geçti. Yakalanan ivme ile bu sürecin sonunda bu günlerde çokça dillendirilen "Dünya Klübü" kavramına bir adım atılabilirdi. Ancak Süren bu süreci hızlandırmak istedi. 98 yılı itibariyle sadece Hagi, Popescu, Taffarel üçlüsüne senede 10 milyon dolar ödüyorduk. Geçmiş yönetimlerin karakterine hiç uymayan bu hamleler neticesinde kazanılan Avrupa Kupaları, sonrasındaki mali çöküş neticesinde de kaybedilen bir itibar oldu. 2000 lerin başı itibariyle, Derwall ile çıkılan yolun sonuna gelinmişti. Son virajı biraz hızla dönülmek sebebiyle elde, müzesinde Avrupa Kupası olan ancak başkanının kapısına haciz arabaları dayanan bir klüp kalmıştı. Sonraki hamleler ise günü kurtarmaktan öteye geçmemişti.



Adnan Polat, on küsur senelik yöneticilik deneyimiyle koltuğa oturduğunda elinde yukarıdaki bir kulüp vardı. Belki mali anlamda kurtuluşa yardımcı olacak argümanlardan bazıları (stad, borçların bir kaç kaleme indirgenmesi ve daha ödenebilir vadelere yayılması) henüz emekleme aşamasındaydı. Futbol takımındaki 2. Kalli, Skibbe, Bülent gibi tercihler bir plandan ziyade camiadan alınan desteğin perçinlenmesi niteliğindeydi. Ancak Rijkaard hamlesi bunlardan farklıydı. Derwall ile çıkılan yolun değişik sürücüler tarafından - ama başarılı ama başarısız şekilde - sonuna gelinmesi nedeniyle, değişikliğe ihtiyaç duyuluyordu. Fakat bu değişiklik sadece teknik adam değişikliği değil aynen Derwall'de yapıldığı gibi devrim niteliği taşıyan bir değişiklik olmalıydı. Rijkaard bu yüzden önemli bir tercihti. Hollanda, ekol olarak, Brezilya'dan farklı olarak sadece güzel futbol oynamayı değil aynı zamanda oyun hakkında düşünen, sahadaki oyuncularında düşünmelerini sağlarlar. Michels, Kovacs (her ne kadar Rumen olsa da Hollanda ekolü temsilcisi sayılabilir), Cruyff, Van Gaal gibi çağın gereklerine göre kendilerini geliştirebilen ve kendi dönemlerinde farklılık yaratabilen futbol adamlarına sahip oldular.



Rijkaard bir futbol adamı olarak, Kupa 1'i hem teknik direktör olarak hem de futbolcu olarak kaldıran 5 isimden biri. Futbolculuğunun en önemli kısmı dönemin en iyi takımı Milan'da, teknik direktörlüğünün en önemli kısmı yine döneminin en iyi takımı Barcelona'da geçti. Bu anlamda, sadece bizim coğrafyamızda değil tüm Avrupa'da futbol birikimi bakımından top class bir futbol adamıdır. Rijkaard ile çıkılan bu yeni yol (belki de bu yolculukta artık yol olmayacak), Derwall'inkinden çokça benzerlik göstermekle beraber ayrıldığı bazı noktalar var. Öncelikle fiziki şartlar konusunda bir sıkıntısı yok, ayrıca kulüp Derwall'in aksine Avrupa'da bir eşiği geçmiş olma tecrübesine sahip. Rijkaard bunları bir artı olarak kullanıp, kendi futbol tecrübesini takıma kazandırabilecek biri. Ancak bunu gerçekleştirmek tıpkı, bir öncekinde olduğu gibi bir süreç meselesi. Yani iş sadece transfer yapmak ya da maç kazanmak değil. Derwall'in zamanında yaptığı gibi futbolcuların Avrupalı meslektaşlarının seviyesine gelebileceklerini öğretmek değil, zaten o seviyeyi yaşamış bir klübe o seviyede nasıl kalınabileceğini öğretmek. Tipik bir "Zirvede kalmak, zirveye çıkmaktan daha zordur" durumu. Galatasaray 2000 lerin başında zirveye çıktı ancak orada kalamadı. Bu düşünce devrimi sadece yeni oyuncular alınması, ya da elimizdeki işe yaramadığını düşündüğümüz oyuncuların gitmesi, 433'ten 4231'e geçilmesi gibi fiziki çözümlerle gerçekleşmez. Bunun için tek bir şey gerekiyor; zaman. Şu anki tarafta profili buna müsaade eder mi? Hiç sanmıyorum. Ama 20 küsur sene önce dönemin başkanı tarafından sabredildiğinde, bugün gururla anlatılan (pek tabii o zamanki taraftarlara kurdeşen döktüren) bir dönem yaşandı. Önceki yolda süreci hızlandıran Faruk Süren'in yerini bugün taraftarlar aldı. Bir an önce, maçlar kazanılsın, yıldız transferler yapılsın, tekrar Şampiyonlar Ligi müziği dinleyelim isteniyor. Ancak aynen Faruk Süren zamanındaki gibi, bunları yapmaya alt yapımız müsait değil. Adnan Polat bunun farkında ve ayağını yorganına göre uzatmak istiyor ve biliyor ki bugünkü futbol takımı yüzünden kulaklarının çınlaması 2 sene sonra UEFA'nın lisans vermemesi sonrasında yaşanacakların yanında bir hiç.



Benim renktaşlarıma naçizane tavsiyem; futbol takımı özelinde kulübün boyut değiştirdiğini görebilmesi. Yapılan işler neticelendiğinde bugünleri hatırlamayacağız bile. Bugünlerin sürecin sadece yaşanması gereken bir parçası olduğunu düşünmeliyiz. Ayrıca lütfen işleri sahiplerine bırakıp, gerçek taraftar moduna geri dönelim. Sadece işler giderken, takımı destekleyip, kötü günde ise önümüze gelene sövüp sonra kendimizi takımın kötü gidişatını görüp müdahele etmek isteyen, aktif, gerektiğinde protesto ederek klübü daha iyi yerlere getirecek taraftarmış gibi avutmayalım.



Gerek bu forumda gerekse diğere forum ve bloglarda düşüncelerini paylaşan arkadaşlarımızın büyük bir çoğunluğunun hayatlarında 10.000 euroyu ya bir kaç kez birarada görmesine ya da hiç görmemesine rağmen onlarca milyon euroluk transfer görüşmeleri hakkında ahkam kesebilmelerini anlayamıyorum. Transfer konusundaki serzenişler doğru olabilir ancak unutmayalım ki biz Çemişkezekspor ile transfer görüşmesi yapmıyoruz. Yurtdışındaki klüpler ile görüşme yapıyorsanız onların tabi olduğu transfer sezonuna siz de uymak durumunda kalabiliyorsunuz. Bu da maalesef "1 Eylül'e kadar" demek oluyor. Bu tarihe kadar yabancı klüplerin kadrolarındaki değişiklikleri bizim de tercihlerimizi etkiliyor. Benim görüşüm transfer olayına bu kadar takılmamaktan yana. Mesela 2 hafta önce Rosicky ve Ledesma alınsa ve takım lige 2 galibiyet ile başlasa, Avrupa Ligi'nde de gruplara güle oynaya kalınsa herkes Avrupa'da kiminle final oynamayı istediğini, ligde şampiyonluğun kaç hafta önce ilan edileceğini konuşmaya başlayacaktı. Hatırlatmak istiyorum, geçen sezon böyle başladı. Ama malum, film mutlu sonla bitmedi. Bugün bu satırlarda yazılanlar, seneler önce, 3 hafta sonra şampiyon olacak takımın tesislerini basmanın modern versiyonudur.



Ne yazık ki, günümüz Galatasaray'ında ne Başkan ne Yönetim Kurulu ne Adnan Sezgin ne Teknik Heyet ne de Futbolcular en zayıf halka taraftar. Diğer takımlar gibi transfer delisi olan skor taraftarı halini almışlar. Bir kaç satır önce yazdığım şeyi tekrarlayayım. Bazen başarı için elinizde her şeyin olduğunu düşünseniz bile aslında en önemli şeye henüz sahip değilsinizdir, zamana.



(Not:Mod lar kusura bakmasın, Rijkaard destekli bir topice Rijkaard ile başlayıp genel destek mealinde bir yazı yazmış oldum. Bu arada düşüncelerimin çoğunun genel taraftar profili ile paralel olmadığını biliyorum. Eğer kırdığım arkadaşlar olduysa özür dilerim.)
 
Cevap: GSCimbom Resmi "Rijkaard'a Destek" Başlığı



Bizimde bir Alex Ferguson'umuz, Arsene Wenger'imiz olabilecek bir adam. Sonuna kadar kalmalı. YIllardır başarısız olmamızın nedeni don değiştirir gibi bu işi yapmamız. Umarım gitmez. Geçen sene galibiyet serisiyle başladıkta ne oldu. Bence doğru yoldadır rijkaard. Yeterki istedikleri yerine getirilsin. Ki zannetmiyorum yüksek maliyetli transferler isteyip yönetimi zora soktuğunu.
 
Cevap: GSCimbom Resmi "Rijkaard'a Destek" Başlığı



Galatasaray yaklaşık 25 yıl önce bir yola girdi. Derwall ile girilen bu yola kimileri macera, kimileri emeklilik ikramiyesi kimileri ise devrim dedi. Galatasaray Derwall ile başladığı ilk 2 sezonda şampiyonluğa ulaşamadı (ilk sezon 5., ikinci sezon namağlup olarak 2. bitirildi). 3. sezon da çok parlak başlamamakla beraber zirve iddiası sürdürülmekte, maçlar da genelde kısır skorlarla bitiyordu. 33. haftada Rize deplasmanında alınan mağlubiyet sonrası, Florya taraftarlarca basıldı. Taraftarlar tünelin sonunda ışık görmüyordu ve şampiyonluğun o sezon da kaybedileceğini ve serinin 15 seneye çıkacağını düşünüyordu. Derwall olanları idman sahasında seyretti, olanlara çok üzülmüştü. Daha sonra kendini toparlayarak taraftarların karşısına çıktı ve şampiyon olacaklarına inandığını söyledi. Ancak taraftarın o günkü davranışları nedeniyle büyük bir hayalkırıklığına uğramıştı. O gün teknik direktörlüğü bırakmaya karar verdi ve ertesi sezon da Mustafa Denizli'ye bıraktığı takımına danışmanlık yaptıktan sonra futbola veda etti.



Derwall'e 3 sezon boyunca sabredilmesine sebep olan şey, takıma - dolayısıyla kulübe - kattığı vizyondu. Eşit şartlarda çalışıldığı takdirde, futbolcuların Avrupalı rakiplerini alt edebileceklerini biliyordu. Bunun için maddi imkana, desteğe ama en önemlisi zamana ihtiyaç vardı. O günlerde bu zaman dediğimiz şey, ligde şampiyon olmak için 3 sezona, Avrupa'da kendini göstermek için 5 sezona karşılık gelmişti.



Bu yolun devamında Denizli, Held, Feldkamp, Hollmann, Saftig, Souness, Terim direksiyonu devraldı. Faruk Süren'e kadar, hep borç yapmaktan korkan, işi kendi kaynakları ile döndürmeye çalışan yönetimler geldi geçti. Yakalanan ivme ile bu sürecin sonunda bu günlerde çokça dillendirilen "Dünya Klübü" kavramına bir adım atılabilirdi. Ancak Süren bu süreci hızlandırmak istedi. 98 yılı itibariyle sadece Hagi, Popescu, Taffarel üçlüsüne senede 10 milyon dolar ödüyorduk. Geçmiş yönetimlerin karakterine hiç uymayan bu hamleler neticesinde kazanılan Avrupa Kupaları, sonrasındaki mali çöküş neticesinde de kaybedilen bir itibar oldu. 2000 lerin başı itibariyle, Derwall ile çıkılan yolun sonuna gelinmişti. Son virajı biraz hızla dönülmek sebebiyle elde, müzesinde Avrupa Kupası olan ancak başkanının kapısına haciz arabaları dayanan bir klüp kalmıştı. Sonraki hamleler ise günü kurtarmaktan öteye geçmemişti.



Adnan Polat, on küsur senelik yöneticilik deneyimiyle koltuğa oturduğunda elinde yukarıdaki bir kulüp vardı. Belki mali anlamda kurtuluşa yardımcı olacak argümanlardan bazıları (stad, borçların bir kaç kaleme indirgenmesi ve daha ödenebilir vadelere yayılması) henüz emekleme aşamasındaydı. Futbol takımındaki 2. Kalli, Skibbe, Bülent gibi tercihler bir plandan ziyade camiadan alınan desteğin perçinlenmesi niteliğindeydi. Ancak Rijkaard hamlesi bunlardan farklıydı. Derwall ile çıkılan yolun değişik sürücüler tarafından - ama başarılı ama başarısız şekilde - sonuna gelinmesi nedeniyle, değişikliğe ihtiyaç duyuluyordu. Fakat bu değişiklik sadece teknik adam değişikliği değil aynen Derwall'de yapıldığı gibi devrim niteliği taşıyan bir değişiklik olmalıydı. Rijkaard bu yüzden önemli bir tercihti. Hollanda, ekol olarak, Brezilya'dan farklı olarak sadece güzel futbol oynamayı değil aynı zamanda oyun hakkında düşünen, sahadaki oyuncularında düşünmelerini sağlarlar. Michels, Kovacs (her ne kadar Rumen olsa da Hollanda ekolü temsilcisi sayılabilir), Cruyff, Van Gaal gibi çağın gereklerine göre kendilerini geliştirebilen ve kendi dönemlerinde farklılık yaratabilen futbol adamlarına sahip oldular.



Rijkaard bir futbol adamı olarak, Kupa 1'i hem teknik direktör olarak hem de futbolcu olarak kaldıran 5 isimden biri. Futbolculuğunun en önemli kısmı dönemin en iyi takımı Milan'da, teknik direktörlüğünün en önemli kısmı yine döneminin en iyi takımı Barcelona'da geçti. Bu anlamda, sadece bizim coğrafyamızda değil tüm Avrupa'da futbol birikimi bakımından top class bir futbol adamıdır. Rijkaard ile çıkılan bu yeni yol (belki de bu yolculukta artık yol olmayacak), Derwall'inkinden çokça benzerlik göstermekle beraber ayrıldığı bazı noktalar var. Öncelikle fiziki şartlar konusunda bir sıkıntısı yok, ayrıca kulüp Derwall'in aksine Avrupa'da bir eşiği geçmiş olma tecrübesine sahip. Rijkaard bunları bir artı olarak kullanıp, kendi futbol tecrübesini takıma kazandırabilecek biri. Ancak bunu gerçekleştirmek tıpkı, bir öncekinde olduğu gibi bir süreç meselesi. Yani iş sadece transfer yapmak ya da maç kazanmak değil. Derwall'in zamanında yaptığı gibi futbolcuların Avrupalı meslektaşlarının seviyesine gelebileceklerini öğretmek değil, zaten o seviyeyi yaşamış bir klübe o seviyede nasıl kalınabileceğini öğretmek. Tipik bir "Zirvede kalmak, zirveye çıkmaktan daha zordur" durumu. Galatasaray 2000 lerin başında zirveye çıktı ancak orada kalamadı. Bu düşünce devrimi sadece yeni oyuncular alınması, ya da elimizdeki işe yaramadığını düşündüğümüz oyuncuların gitmesi, 433'ten 4231'e geçilmesi gibi fiziki çözümlerle gerçekleşmez. Bunun için tek bir şey gerekiyor; zaman. Şu anki tarafta profili buna müsaade eder mi? Hiç sanmıyorum. Ama 20 küsur sene önce dönemin başkanı tarafından sabredildiğinde, bugün gururla anlatılan (pek tabii o zamanki taraftarlara kurdeşen döktüren) bir dönem yaşandı. Önceki yolda süreci hızlandıran Faruk Süren'in yerini bugün taraftarlar aldı. Bir an önce, maçlar kazanılsın, yıldız transferler yapılsın, tekrar Şampiyonlar Ligi müziği dinleyelim isteniyor. Ancak aynen Faruk Süren zamanındaki gibi, bunları yapmaya alt yapımız müsait değil. Adnan Polat bunun farkında ve ayağını yorganına göre uzatmak istiyor ve biliyor ki bugünkü futbol takımı yüzünden kulaklarının çınlaması 2 sene sonra UEFA'nın lisans vermemesi sonrasında yaşanacakların yanında bir hiç.



Benim renktaşlarıma naçizane tavsiyem; futbol takımı özelinde kulübün boyut değiştirdiğini görebilmesi. Yapılan işler neticelendiğinde bugünleri hatırlamayacağız bile. Bugünlerin sürecin sadece yaşanması gereken bir parçası olduğunu düşünmeliyiz. Ayrıca lütfen işleri sahiplerine bırakıp, gerçek taraftar moduna geri dönelim. Sadece işler giderken, takımı destekleyip, kötü günde ise önümüze gelene sövüp sonra kendimizi takımın kötü gidişatını görüp müdahele etmek isteyen, aktif, gerektiğinde protesto ederek klübü daha iyi yerlere getirecek taraftarmış gibi avutmayalım.



Gerek bu forumda gerekse diğere forum ve bloglarda düşüncelerini paylaşan arkadaşlarımızın büyük bir çoğunluğunun hayatlarında 10.000 euroyu ya bir kaç kez birarada görmesine ya da hiç görmemesine rağmen onlarca milyon euroluk transfer görüşmeleri hakkında ahkam kesebilmelerini anlayamıyorum. Transfer konusundaki serzenişler doğru olabilir ancak unutmayalım ki biz Çemişkezekspor ile transfer görüşmesi yapmıyoruz. Yurtdışındaki klüpler ile görüşme yapıyorsanız onların tabi olduğu transfer sezonuna siz de uymak durumunda kalabiliyorsunuz. Bu da maalesef "1 Eylül'e kadar" demek oluyor. Bu tarihe kadar yabancı klüplerin kadrolarındaki değişiklikleri bizim de tercihlerimizi etkiliyor. Benim görüşüm transfer olayına bu kadar takılmamaktan yana. Mesela 2 hafta önce Rosicky ve Ledesma alınsa ve takım lige 2 galibiyet ile başlasa, Avrupa Ligi'nde de gruplara güle oynaya kalınsa herkes Avrupa'da kiminle final oynamayı istediğini, ligde şampiyonluğun kaç hafta önce ilan edileceğini konuşmaya başlayacaktı. Hatırlatmak istiyorum, geçen sezon böyle başladı. Ama malum, film mutlu sonla bitmedi. Bugün bu satırlarda yazılanlar, seneler önce, 3 hafta sonra şampiyon olacak takımın tesislerini basmanın modern versiyonudur.



Ne yazık ki, günümüz Galatasaray'ında ne Başkan ne Yönetim Kurulu ne Adnan Sezgin ne Teknik Heyet ne de Futbolcular en zayıf halka taraftar. Diğer takımlar gibi transfer delisi olan skor taraftarı halini almışlar. Bir kaç satır önce yazdığım şeyi tekrarlayayım. Bazen başarı için elinizde her şeyin olduğunu düşünseniz bile aslında en önemli şeye henüz sahip değilsinizdir, zamana.



(Not:Mod lar kusura bakmasın, Rijkaard destekli bir topice Rijkaard ile başlayıp genel destek mealinde bir yazı yazmış oldum. Bu arada düşüncelerimin çoğunun genel taraftar profili ile paralel olmadığını biliyorum. Eğer kırdığım arkadaşlar olduysa özür dilerim.)



Yalnız şöyle birşey var,25 yıl önce herşey sıfırdan başladı o zaman şartlar ve Galatasaray şimdiki durumunda değildi.Şu anda Galatasaray Avrupa'da iyi kötü bir isme sahip(di) hala belirli bir kalitesi var(dı).
 
Cevap: GSCimbom Resmi "Rijkaard'a Destek" Başlığı



Yalnız şöyle birşey var,25 yıl önce herşey sıfırdan başladı o zaman şartlar ve Galatasaray şimdiki durumunda değildi.Şu anda Galatasaray Avrupa'da iyi kötü bir isme sahip(di) hala belirli bir kalitesi var(dı).



(dı)lara bakarsak, yine sıfırdan başlanabilir :) Şaka bir yana, şu andaki durum ile geçmiş arasında şöyle bir paralellik kurulabilir. 25 sene önce elinde hiç bir şey yokken, 5 sene sonra tekrar şampiyon olabilen ve Avrupa'da var olan bir takım oluyoruz. Bugün ise, elinde Avrupa Kupası olan ve fiziki şartları geçmiş ile kıyas edilemez bir durumdayken, 5 sene sonra lige ambargo koyabilen ve Avrupa'da zirve iddiası taşıyan bir takım olabiliriz. Yani elimizdekilerin geçmiş-günümüz kıyaslaması ile elde edebileceklerimizin geçmiş-günümüz kıyaslaması ile bir çıkarım elde edilebilir. Tabii ki bu bir matematik değil, ve doğru orantı ile böyle bir sonuca varamayız ancak benim asıl varmak istediğim nokta o zamanlar karanlık geçen 12 seneden sonra hala sabrediliyorsa, şu andaki kulübün geçmişi bu tür bir sabrı hayli hayli hakediyor. Tabi bu noktada şöyle söyleyecek arkadaşlar da çıkacaktır: "Başkan çıkıp en baştan biz yapılanmaya gidiyoruz, bizden ne transfer ne de bir başarı sözü vermemizi beklemeyin." Fakat Rijkaard geldiğinde "en az 2 sene şampiyon olmamaya razıyım, yeter ki takıma bir felsefe oturtulsun, Rijkaardile uzun seneler çalışılsın" diyen arkadaşların 2. sezon henüz başlamışken su koyverdiklerini görünce bu tür bir açıklamanın pek taraftar bulamayacağı kanısındayım.
 
Cevap: GSCimbom Resmi "Rijkaard'a Destek" Başlığı



Hiç bir yorum yapmıyorum. Sadece Rijkaard'a olan güvenimde, inancımda zerre kadar sarsılma, azalma olmadı.Bunu söylüyorum sadece.Sonuna kadar destekliyorum Teknik ekibimizi.
 
Cevap: GSCimbom Resmi "Rijkaard'a Destek" Başlığı



oyuncu istedim almadılar dedin sana destek veriyorum rijkaard çok büyük t. direktörsün lütfen isteklerinin yapılmadığı bir yerde kalma yani ben olsam öyle yapardım. seni destekliyorum destek destek
 
Cevap: GSCimbom Resmi "Rijkaard'a Destek" Başlığı



Adnan efendinin suçu Rijkaarda atmasına izin vermeyeceğiz.Gidecek olan varsa bu yönetim olacak.
 
Cevap: GSCimbom Resmi "Rijkaard'a Destek" Başlığı



Yönetim gitsin tabi.

zaten yönetim suçlu oldugunu kabul ediyor yoksa Rijkaard göndermiştiler bile haklı olsalardı.
 
Cevap: GSCimbom Resmi "Rijkaard'a Destek" Başlığı



yönetime kin topiği açmalıyız.
 
Cevap: GSCimbom Resmi "Rijkaard'a Destek" Başlığı



Kaptan Van Der Decken, sonsuza dek seninleyiz!
 
Cevap: GSCimbom Resmi "Rijkaard'a Destek" Başlığı



Yönetim transfer yapmıyor. rijkaard ne yapsın !! tabiki arkandayız Rijkaard!
 
Cevap: GSCimbom Resmi "Rijkaard'a Destek" Başlığı



bu saatten sonra destek olmaktan başka çare yok..
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst Alt