Igor Tudor | Teknik Direktör (ARŞİV)

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Hocam 39 yaşında ilk kupasına gidiyor.

Conte hocamın yaşındayken küme düşen Atalanta'dan kovuluyordu hey gidi.
 
Oyun icinde hamleleri eskisi gibi berbat degil, bu konuda iyiye dogru gidiyor. Alkislar!
 
Belhanda, ndiaye ve fernando üçlüsüyle orta sahayı kapatamıyorsak sıkıntı var demektir. Belhandanın tek bir artısı forvet arkasında oynayan oyunculara baktığımızda daha mücadeleci diyoruz.Buna rağmen orta saha kapanmıyorsa daha nasıl oyuncularla oynayabiliriz ki.

macı dikkatli izlememişsin sanırım tek ortasahayla oynuyorduk o da ndiaye fernando stoper oynuyordu belhanda sadece yardım edebilir ama o göbek adamı degil

normalde fernando stoper oynamıyordu fernando ndiaye ve tolga olunca 3 tane adam ortasahada oynayıp aynı anda basınca rakipler boguluyordu

o yüzden dünkü selcuk hamlesi cok dogruydu o hamleyi yapmasak ndiaye 1 basına ortasahada deli danalar gibi yırtınacak tabi konyada ortasayı rahat gececekti
 
DMLPCTbW0AYmGF9.jpg
 
Eleştirmek dünyanın en güzel ve normal işi ancak "hoca değil" gibi saçma sapan laflardan nefret ediyorum. Kendisi henüz 39-40 yaşında. Teknik adamlık için çok genç yaşta. Buffon ile aynı yaşta, düşünün.

Mourinho,Guardiola bile defalarca hata yaptı,hala yapıyor. Ferguson gibi efsane, Pogba'yı bedavaya yollamıştı. Tudor'un en ufak hatasını arayan sinsiler var.
 
macı dikkatli izlememişsin sanırım tek ortasahayla oynuyorduk o da ndiaye fernando stoper oynuyordu belhanda sadece yardım edebilir ama o göbek adamı degil

normalde fernando stoper oynamıyordu fernando ndiaye ve tolga olunca 3 tane adam ortasahada oynayıp aynı anda basınca rakipler boguluyordu

o yüzden dünkü selcuk hamlesi cok dogruydu o hamleyi yapmasak ndiaye 1 basına ortasahada deli danalar gibi yırtınacak tabi konyada ortasayı rahat gececekti

Bu maçlık dediğin gibi olabilir.Fakat genel anlamda orta sahada bu saydığım üçlüyle sıkıntı çekmememiz lazım.
 
Şikecilere sapladığı takdirde efsane olma yolunda bir adım daha atmış olacak.
 
Seviyorum bu adamı.

Öz abim derecesinde sevdiğim bir kuzenim var. Bu yaz kaybettik kendisini. Tudor'un hareketleri, duruşu vesaire aşırı benziyor kendisine. Her gördüğümde duygulanıyorum o yüzden daha bir ayrı seviyorum.

İnşallah uzun yıllar kalırsın bu takımda Igor. Adamsın.
 
Seviyorum bu adamı.

Öz abim derecesinde sevdiğim bir kuzenim var. Bu yaz kaybettik kendisini. Tudor'un hareketleri, duruşu vesaire aşırı benziyor kendisine. Her gördüğümde duygulanıyorum o yüzden daha bir ayrı seviyorum.

İnşallah uzun yıllar kalırsın bu takımda Igor. Adamsın.
Başınız sağolsun renktaş.
 
Seviyorum bu adamı.

Öz abim derecesinde sevdiğim bir kuzenim var. Bu yaz kaybettik kendisini. Tudor'un hareketleri, duruşu vesaire aşırı benziyor kendisine. Her gördüğümde duygulanıyorum o yüzden daha bir ayrı seviyorum.

İnşallah uzun yıllar kalırsın bu takımda Igor. Adamsın.

Allah rahmet eylesin
 
Tudor'dan bu hafta sonu Bursaspor maçındaki gibi çılgınlıklar bekliyor musunuz ?
 
"17/18 sezonunda ilk 8 hafta her maçta kendisine yöneltilen farklı bir saldırıyı savuşturan hocamız.


1.hafta: kayserispor maçı
östersunds'a elenilmiş ve sezona gayet negatif giriliyor. bu kadar yeni gelen futbolcuyu nasıl adapte edecek? yine ölü gibi bir futbol mu oynatacak? tolga neden on birde?


galatasaray uzun zaman sonra galatasaray gibi oynayarak maçı 4-1 kazanır. bu arada tolga sezonun ilk golünü atar. bu kez argümanlar şunlardır: 1.kayseri çok zayıf takım(şu an ligde ilk 5'te sanırım) 2.iç sahada böyle oynamak kolay tabii.


-----------------------------------------


2.hafta: osmanlıspor maçı
ilk haftaki oyun iyidir fakat hala soru işaretleri var: bu takım deplasmanda nasıl oynayacak?


galatasaray maçı gayet rahat şekilde 3-1 kazanır. tolga yine gol atmıştır. bu kez şu argümanlar gelir: 1. osmanlıspor çok zayıf takım. 2. galatasaray duran toptan gol yemeye devam ediyor.


----------------------------------------


3.hafta: sivasspor maçı
bu maçtan önce de şu geyik atılır ortaya: galatasaray 60.dakikadan sonra oyundan çok düşüyor.


galatasaray maçı 3-0 kazanır. 1 tane bile pozisyon vermez. tolga ciğerci 2 gol atar. galatasaray 2 golü 60.dakikadan sonra atar ve duran toptan gol yemez.


bu maçtan sonra ise galatasaray'ın gol attığı ama pozisyona giremediği konuşulur.


----------------------------------------


4.hafta: antalya maçı
ilk 3 hafta herkesi şaşırtan galatasaray hep zayıf rakiplerle oynadı, ilk kez bu kadar teknik oyuncuları olan bir takımla oynayacak denir.


gerçekten galatasaray sezonun en etkisiz futbolunu oynar ve maç 1-1 biter. ancak bunda hava şartlarının ve berbat zeminin etkisi çok büyüktür ki bundan sonraki haftalarda bu kanıtlanır. bu arada bu maçta antalya birçok korner kullanmasına karşılık tehlike yaratamamıştır. evet gol kornerin devamında geldi ama duran top zaafı olarak değerlendiremeyiz onu.


bu maçtan sonra ise 3 haftadır bekleyen çakallar hemen ''galatasaray deplasmanlarda çok puan kaybeder.'' gibi bir algı oluşturur.


-------------------------------------


5.hafta: kasımpaşa maçı
beşiktaş ile berabere kalmış, ligin hücum anlamında en etkili takımlarından biri olan kasımpaşa çıkar karşımıza. ayrıca acaba antalya maçındaki puan kaybı bu maça yansıyacak mı gibi sorular dolaşır.


bu maçı da galatasaray 2-0 kazanır. hem de bu haftaya kadar en çok pozisyona girdiği maçı oynayarak ''üretkenlik sorunu'' diye bir şey olmadığını gösterir. ayrıca yine gol yemediği gibi tehlikeli pozisyon bile vermez kasımpaşa'ya.


ancak tudor'un sınavları yine bitmez: 1. galatasaray geriye düşerse nasıl reaksiyon verir. 2.tudor'un oyuna hamleleri nasıl olur?(b planı yani)


-------------------------------------


6.hafta: bursaspor maçı


işte sezonun kilit maçlarından biri gelir. hem iyi bir takım olan bursaspor'a karşı, hem zorlu bir deplasman olan bursaspor'a karşı galatasaray nasıl oynayacaktır? 2 hafta önce antalya'ya deplasmanda puan kaybeden takımın bu maçta da puan kaybını bekler herkes.


maç bursa'nın önde baskısıyla başlar. ilk yarı iki takım da etkili pozisyonlar bulur ve devreye 1-0 bursa üstünlüğü ile gidilir. işte bütün çakalların salyaları akmaya başlar: tek maçla galatasaray'ın her şeyine saldırma imkanları doğar. ancak ilk yarıda karşı koymak için çok fazla efor sarf eden bursaspor 2.yarı yarı sahasından çıkamaz. galatasaray atak üstüne atak yapar ama harun'un üstün performansı skoru bulmasına engel olur derken benim daha önce hiç görmediğim tarzda bir değişiklik gelir tudor'dan: 2 beki çıkarıp 2 kanat oyuncusu almak. ancak bursaspor bir yere kadar direnebilir. galatasaray feghouli ve tolga'nın harika golleriyle maçı 2-1 kazanır. tudor ve takım bu maçta birçok soruya cevap vermiştir: 1.galatasaray deplasmanda nasıl oynayacak? 2.galatasaray iyi bir takıma karşı nasıl oynayacak? 3. galatasaray geriye düşerse nasıl reaksiyon verecek? 4.tudor oyunu değiştirecek hamleler yapabilecek mi? galatasaray sadece maçı kazanmaz. 2.yarı oynadığı oyunla ne kadar üstün bir fizik kapasiteye sahip olduğunu gösterir. 60.dakikada dili dışarı çıkan bursaspor takımına inat 20 dakika daha olsa oynayacak gibi bir izlenim verir.


bu da yetmez birilerine, bu kez de ''galatasaray zaten maçı alırdı hatta değişiklikler kötüydü'' denir.


---------------------------------


7.hafta: karabük maçı:
bu maçtan önce ortalık sakindir zira millet artık ayar yemekten bıkmıştır. maçta da galatasaray çok fazla pozisyonu harcarken saçma sapan bir penaltı kararı ile maçın bitimine 10 dakika kala karabük eşitliği sağlar ancak takım o 10 dakikada da reaksiyonu verir ve galatasaray bu maçı kazanır.


---------------------------------


8.hafta: konyaspor maçı
yine bir deplasman, yine bir kendini kanıtlama maçı. bu kez soru: ''acaba takım milli ara dönüşü yine puan kaybedecek mi?''


galatasaray maça biraz etkisiz başlar. bunda konya'nın neredeyse 5-6 savunmacıyla oynamasının da etkisi var. yine mi milli ara dönüşü puan kaybı, derken galatasaray 2.yarı maçı koparır. bu maçın tudor'luk kısmı ise 30.dakika civarı rahatsızlığı nedeniyle oyundan çıkan garry yerine selçuk'u oyuna almasıdır. yine sürpriz bir değişikliktir ancak yine tutar. selçuk yıllar sonra eli yüzü düzgün bir futbol oynar ve galatasaray maçı kazanır. oysa orada selçuk yerine yasin'i alsa kimse ''ne yapıyorsun'' demezdi tudor'a.


---------------------------------


evet ilk 8 haftası böyle geçti hocamızın. sürekli bir şeyleri ispatlamak zorundaydı ve hepsinde ispatladı. gerçekten takdir etmemek elde değil. inadına kendini kabul ettirdi herkese. boşuna o koltukta ısrarla durmadığını gösterdi. şimdi önümüzde 22 ekim fenerbahçe maçı var. allah'ın izniyle bu maçtan da alnının akıyla çıkacak.


riekerink'i sevdik. güzel başladı kariyerine ve biraz da biz birilerine inanmaya açtık. ona çok destek olduk. kabul edelim ilk haftalarda da kötü oynadık beşiktaş maçı hariç ama desteği hep arttırdık. ''sana inanıyoruz ve güveniyoruz hocam'' diye pankart açtık. ama olmadı.


şimdi bu adam herkes saldırırken o koltukta durdu ve bizim şu an izlemek için günleri saydığımız bu takımı oluşturdu. en az bizim kadar aç ve istiyor başarıyı. kendini bu ülkeye ispatlamak, östersunds maçından sonra gelen hakaret gibi sorulara cevap vermek istiyor. bu adamı artık tartışmayı bırakıp desteklemeliyiz. riekerink'ten çok daha fazlasını hak ediyor."

Alıntı,birebir katılıyorum.
 
"17/18 sezonunda ilk 8 hafta her maçta kendisine yöneltilen farklı bir saldırıyı savuşturan hocamız.


1.hafta: kayserispor maçı
östersunds'a elenilmiş ve sezona gayet negatif giriliyor. bu kadar yeni gelen futbolcuyu nasıl adapte edecek? yine ölü gibi bir futbol mu oynatacak? tolga neden on birde?


galatasaray uzun zaman sonra galatasaray gibi oynayarak maçı 4-1 kazanır. bu arada tolga sezonun ilk golünü atar. bu kez argümanlar şunlardır: 1.kayseri çok zayıf takım(şu an ligde ilk 5'te sanırım) 2.iç sahada böyle oynamak kolay tabii.


-----------------------------------------


2.hafta: osmanlıspor maçı
ilk haftaki oyun iyidir fakat hala soru işaretleri var: bu takım deplasmanda nasıl oynayacak?


galatasaray maçı gayet rahat şekilde 3-1 kazanır. tolga yine gol atmıştır. bu kez şu argümanlar gelir: 1. osmanlıspor çok zayıf takım. 2. galatasaray duran toptan gol yemeye devam ediyor.


----------------------------------------


3.hafta: sivasspor maçı
bu maçtan önce de şu geyik atılır ortaya: galatasaray 60.dakikadan sonra oyundan çok düşüyor.


galatasaray maçı 3-0 kazanır. 1 tane bile pozisyon vermez. tolga ciğerci 2 gol atar. galatasaray 2 golü 60.dakikadan sonra atar ve duran toptan gol yemez.


bu maçtan sonra ise galatasaray'ın gol attığı ama pozisyona giremediği konuşulur.


----------------------------------------


4.hafta: antalya maçı
ilk 3 hafta herkesi şaşırtan galatasaray hep zayıf rakiplerle oynadı, ilk kez bu kadar teknik oyuncuları olan bir takımla oynayacak denir.


gerçekten galatasaray sezonun en etkisiz futbolunu oynar ve maç 1-1 biter. ancak bunda hava şartlarının ve berbat zeminin etkisi çok büyüktür ki bundan sonraki haftalarda bu kanıtlanır. bu arada bu maçta antalya birçok korner kullanmasına karşılık tehlike yaratamamıştır. evet gol kornerin devamında geldi ama duran top zaafı olarak değerlendiremeyiz onu.


bu maçtan sonra ise 3 haftadır bekleyen çakallar hemen ''galatasaray deplasmanlarda çok puan kaybeder.'' gibi bir algı oluşturur.


-------------------------------------


5.hafta: kasımpaşa maçı
beşiktaş ile berabere kalmış, ligin hücum anlamında en etkili takımlarından biri olan kasımpaşa çıkar karşımıza. ayrıca acaba antalya maçındaki puan kaybı bu maça yansıyacak mı gibi sorular dolaşır.


bu maçı da galatasaray 2-0 kazanır. hem de bu haftaya kadar en çok pozisyona girdiği maçı oynayarak ''üretkenlik sorunu'' diye bir şey olmadığını gösterir. ayrıca yine gol yemediği gibi tehlikeli pozisyon bile vermez kasımpaşa'ya.


ancak tudor'un sınavları yine bitmez: 1. galatasaray geriye düşerse nasıl reaksiyon verir. 2.tudor'un oyuna hamleleri nasıl olur?(b planı yani)


-------------------------------------


6.hafta: bursaspor maçı


işte sezonun kilit maçlarından biri gelir. hem iyi bir takım olan bursaspor'a karşı, hem zorlu bir deplasman olan bursaspor'a karşı galatasaray nasıl oynayacaktır? 2 hafta önce antalya'ya deplasmanda puan kaybeden takımın bu maçta da puan kaybını bekler herkes.


maç bursa'nın önde baskısıyla başlar. ilk yarı iki takım da etkili pozisyonlar bulur ve devreye 1-0 bursa üstünlüğü ile gidilir. işte bütün çakalların salyaları akmaya başlar: tek maçla galatasaray'ın her şeyine saldırma imkanları doğar. ancak ilk yarıda karşı koymak için çok fazla efor sarf eden bursaspor 2.yarı yarı sahasından çıkamaz. galatasaray atak üstüne atak yapar ama harun'un üstün performansı skoru bulmasına engel olur derken benim daha önce hiç görmediğim tarzda bir değişiklik gelir tudor'dan: 2 beki çıkarıp 2 kanat oyuncusu almak. ancak bursaspor bir yere kadar direnebilir. galatasaray feghouli ve tolga'nın harika golleriyle maçı 2-1 kazanır. tudor ve takım bu maçta birçok soruya cevap vermiştir: 1.galatasaray deplasmanda nasıl oynayacak? 2.galatasaray iyi bir takıma karşı nasıl oynayacak? 3. galatasaray geriye düşerse nasıl reaksiyon verecek? 4.tudor oyunu değiştirecek hamleler yapabilecek mi? galatasaray sadece maçı kazanmaz. 2.yarı oynadığı oyunla ne kadar üstün bir fizik kapasiteye sahip olduğunu gösterir. 60.dakikada dili dışarı çıkan bursaspor takımına inat 20 dakika daha olsa oynayacak gibi bir izlenim verir.


bu da yetmez birilerine, bu kez de ''galatasaray zaten maçı alırdı hatta değişiklikler kötüydü'' denir.


---------------------------------


7.hafta: karabük maçı:
bu maçtan önce ortalık sakindir zira millet artık ayar yemekten bıkmıştır. maçta da galatasaray çok fazla pozisyonu harcarken saçma sapan bir penaltı kararı ile maçın bitimine 10 dakika kala karabük eşitliği sağlar ancak takım o 10 dakikada da reaksiyonu verir ve galatasaray bu maçı kazanır.


---------------------------------


8.hafta: konyaspor maçı
yine bir deplasman, yine bir kendini kanıtlama maçı. bu kez soru: ''acaba takım milli ara dönüşü yine puan kaybedecek mi?''


galatasaray maça biraz etkisiz başlar. bunda konya'nın neredeyse 5-6 savunmacıyla oynamasının da etkisi var. yine mi milli ara dönüşü puan kaybı, derken galatasaray 2.yarı maçı koparır. bu maçın tudor'luk kısmı ise 30.dakika civarı rahatsızlığı nedeniyle oyundan çıkan garry yerine selçuk'u oyuna almasıdır. yine sürpriz bir değişikliktir ancak yine tutar. selçuk yıllar sonra eli yüzü düzgün bir futbol oynar ve galatasaray maçı kazanır. oysa orada selçuk yerine yasin'i alsa kimse ''ne yapıyorsun'' demezdi tudor'a.


---------------------------------


evet ilk 8 haftası böyle geçti hocamızın. sürekli bir şeyleri ispatlamak zorundaydı ve hepsinde ispatladı. gerçekten takdir etmemek elde değil. inadına kendini kabul ettirdi herkese. boşuna o koltukta ısrarla durmadığını gösterdi. şimdi önümüzde 22 ekim fenerbahçe maçı var. allah'ın izniyle bu maçtan da alnının akıyla çıkacak.


riekerink'i sevdik. güzel başladı kariyerine ve biraz da biz birilerine inanmaya açtık. ona çok destek olduk. kabul edelim ilk haftalarda da kötü oynadık beşiktaş maçı hariç ama desteği hep arttırdık. ''sana inanıyoruz ve güveniyoruz hocam'' diye pankart açtık. ama olmadı.


şimdi bu adam herkes saldırırken o koltukta durdu ve bizim şu an izlemek için günleri saydığımız bu takımı oluşturdu. en az bizim kadar aç ve istiyor başarıyı. kendini bu ülkeye ispatlamak, östersunds maçından sonra gelen hakaret gibi sorulara cevap vermek istiyor. bu adamı artık tartışmayı bırakıp desteklemeliyiz. riekerink'ten çok daha fazlasını hak ediyor."

Alıntı,birebir katılıyorum.
Ayni yaziyi atmak icin girmistim gec kalmisim
Kesinlikle katiliyorum ben de.
Cok guzel bir sekilde aciklamis 8 haftalik periyodu.
Alinti yeri de soyle birakiyim : http://gss.gs/2262981

SM-G935F cihazımdan Gscimbom mobil uygulaması ile gönderildi
 
Eleştirmek dünyanın en güzel ve normal işi ancak "hoca değil" gibi saçma sapan laflardan nefret ediyorum. Kendisi henüz 39-40 yaşında. Teknik adamlık için çok genç yaşta. Buffon ile aynı yaşta, düşünün.

Mourinho,Guardiola bile defalarca hata yaptı,hala yapıyor. Ferguson gibi efsane, Pogba'yı bedavaya yollamıştı. Tudor'un en ufak hatasını arayan sinsiler var.

Büyük bölümü kuyruk acısı yaşayan sneijderciler ve anadolu kulüpten geldi diye beğenmeyen zatlar
 
"17/18 sezonunda ilk 8 hafta her maçta kendisine yöneltilen farklı bir saldırıyı savuşturan hocamız.


1.hafta: kayserispor maçı
östersunds'a elenilmiş ve sezona gayet negatif giriliyor. bu kadar yeni gelen futbolcuyu nasıl adapte edecek? yine ölü gibi bir futbol mu oynatacak? tolga neden on birde?


galatasaray uzun zaman sonra galatasaray gibi oynayarak maçı 4-1 kazanır. bu arada tolga sezonun ilk golünü atar. bu kez argümanlar şunlardır: 1.kayseri çok zayıf takım(şu an ligde ilk 5'te sanırım) 2.iç sahada böyle oynamak kolay tabii.


-----------------------------------------


2.hafta: osmanlıspor maçı
ilk haftaki oyun iyidir fakat hala soru işaretleri var: bu takım deplasmanda nasıl oynayacak?


galatasaray maçı gayet rahat şekilde 3-1 kazanır. tolga yine gol atmıştır. bu kez şu argümanlar gelir: 1. osmanlıspor çok zayıf takım. 2. galatasaray duran toptan gol yemeye devam ediyor.


----------------------------------------


3.hafta: sivasspor maçı
bu maçtan önce de şu geyik atılır ortaya: galatasaray 60.dakikadan sonra oyundan çok düşüyor.


galatasaray maçı 3-0 kazanır. 1 tane bile pozisyon vermez. tolga ciğerci 2 gol atar. galatasaray 2 golü 60.dakikadan sonra atar ve duran toptan gol yemez.


bu maçtan sonra ise galatasaray'ın gol attığı ama pozisyona giremediği konuşulur.


----------------------------------------


4.hafta: antalya maçı
ilk 3 hafta herkesi şaşırtan galatasaray hep zayıf rakiplerle oynadı, ilk kez bu kadar teknik oyuncuları olan bir takımla oynayacak denir.


gerçekten galatasaray sezonun en etkisiz futbolunu oynar ve maç 1-1 biter. ancak bunda hava şartlarının ve berbat zeminin etkisi çok büyüktür ki bundan sonraki haftalarda bu kanıtlanır. bu arada bu maçta antalya birçok korner kullanmasına karşılık tehlike yaratamamıştır. evet gol kornerin devamında geldi ama duran top zaafı olarak değerlendiremeyiz onu.


bu maçtan sonra ise 3 haftadır bekleyen çakallar hemen ''galatasaray deplasmanlarda çok puan kaybeder.'' gibi bir algı oluşturur.


-------------------------------------


5.hafta: kasımpaşa maçı
beşiktaş ile berabere kalmış, ligin hücum anlamında en etkili takımlarından biri olan kasımpaşa çıkar karşımıza. ayrıca acaba antalya maçındaki puan kaybı bu maça yansıyacak mı gibi sorular dolaşır.


bu maçı da galatasaray 2-0 kazanır. hem de bu haftaya kadar en çok pozisyona girdiği maçı oynayarak ''üretkenlik sorunu'' diye bir şey olmadığını gösterir. ayrıca yine gol yemediği gibi tehlikeli pozisyon bile vermez kasımpaşa'ya.


ancak tudor'un sınavları yine bitmez: 1. galatasaray geriye düşerse nasıl reaksiyon verir. 2.tudor'un oyuna hamleleri nasıl olur?(b planı yani)


-------------------------------------


6.hafta: bursaspor maçı


işte sezonun kilit maçlarından biri gelir. hem iyi bir takım olan bursaspor'a karşı, hem zorlu bir deplasman olan bursaspor'a karşı galatasaray nasıl oynayacaktır? 2 hafta önce antalya'ya deplasmanda puan kaybeden takımın bu maçta da puan kaybını bekler herkes.


maç bursa'nın önde baskısıyla başlar. ilk yarı iki takım da etkili pozisyonlar bulur ve devreye 1-0 bursa üstünlüğü ile gidilir. işte bütün çakalların salyaları akmaya başlar: tek maçla galatasaray'ın her şeyine saldırma imkanları doğar. ancak ilk yarıda karşı koymak için çok fazla efor sarf eden bursaspor 2.yarı yarı sahasından çıkamaz. galatasaray atak üstüne atak yapar ama harun'un üstün performansı skoru bulmasına engel olur derken benim daha önce hiç görmediğim tarzda bir değişiklik gelir tudor'dan: 2 beki çıkarıp 2 kanat oyuncusu almak. ancak bursaspor bir yere kadar direnebilir. galatasaray feghouli ve tolga'nın harika golleriyle maçı 2-1 kazanır. tudor ve takım bu maçta birçok soruya cevap vermiştir: 1.galatasaray deplasmanda nasıl oynayacak? 2.galatasaray iyi bir takıma karşı nasıl oynayacak? 3. galatasaray geriye düşerse nasıl reaksiyon verecek? 4.tudor oyunu değiştirecek hamleler yapabilecek mi? galatasaray sadece maçı kazanmaz. 2.yarı oynadığı oyunla ne kadar üstün bir fizik kapasiteye sahip olduğunu gösterir. 60.dakikada dili dışarı çıkan bursaspor takımına inat 20 dakika daha olsa oynayacak gibi bir izlenim verir.


bu da yetmez birilerine, bu kez de ''galatasaray zaten maçı alırdı hatta değişiklikler kötüydü'' denir.


---------------------------------


7.hafta: karabük maçı:
bu maçtan önce ortalık sakindir zira millet artık ayar yemekten bıkmıştır. maçta da galatasaray çok fazla pozisyonu harcarken saçma sapan bir penaltı kararı ile maçın bitimine 10 dakika kala karabük eşitliği sağlar ancak takım o 10 dakikada da reaksiyonu verir ve galatasaray bu maçı kazanır.


---------------------------------


8.hafta: konyaspor maçı
yine bir deplasman, yine bir kendini kanıtlama maçı. bu kez soru: ''acaba takım milli ara dönüşü yine puan kaybedecek mi?''


galatasaray maça biraz etkisiz başlar. bunda konya'nın neredeyse 5-6 savunmacıyla oynamasının da etkisi var. yine mi milli ara dönüşü puan kaybı, derken galatasaray 2.yarı maçı koparır. bu maçın tudor'luk kısmı ise 30.dakika civarı rahatsızlığı nedeniyle oyundan çıkan garry yerine selçuk'u oyuna almasıdır. yine sürpriz bir değişikliktir ancak yine tutar. selçuk yıllar sonra eli yüzü düzgün bir futbol oynar ve galatasaray maçı kazanır. oysa orada selçuk yerine yasin'i alsa kimse ''ne yapıyorsun'' demezdi tudor'a.


---------------------------------


evet ilk 8 haftası böyle geçti hocamızın. sürekli bir şeyleri ispatlamak zorundaydı ve hepsinde ispatladı. gerçekten takdir etmemek elde değil. inadına kendini kabul ettirdi herkese. boşuna o koltukta ısrarla durmadığını gösterdi. şimdi önümüzde 22 ekim fenerbahçe maçı var. allah'ın izniyle bu maçtan da alnının akıyla çıkacak.


riekerink'i sevdik. güzel başladı kariyerine ve biraz da biz birilerine inanmaya açtık. ona çok destek olduk. kabul edelim ilk haftalarda da kötü oynadık beşiktaş maçı hariç ama desteği hep arttırdık. ''sana inanıyoruz ve güveniyoruz hocam'' diye pankart açtık. ama olmadı.


şimdi bu adam herkes saldırırken o koltukta durdu ve bizim şu an izlemek için günleri saydığımız bu takımı oluşturdu. en az bizim kadar aç ve istiyor başarıyı. kendini bu ülkeye ispatlamak, östersunds maçından sonra gelen hakaret gibi sorulara cevap vermek istiyor. bu adamı artık tartışmayı bırakıp desteklemeliyiz. riekerink'ten çok daha fazlasını hak ediyor."

Alıntı,birebir katılıyorum.
Can BÜYÜK
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst Alt