O gelsin bu gitsin diyor taraftar, bu taraftar doyumsuz, istikrar zart zurt diyenlere arkadaşlar gereken cevabı sorun hocaların sezon ortasında gönderilmesi değil, doğru isimlerin gelmemesi, doğru adam gelsin 20 sene kalsın diyerek vermiş. Ben de başka bir örnek vereyim bunu desteklemek için.
2 senelik başarısızlığa rağmen Frank Rijkaard giderken taraftarın en azından yarısı çok üzülmüştü, kalan %50nin en az yarısının da “Suç acaba Rijkaard’da mı, sanki onda değil, Sarp, Barış ne abi?” dediğinden eminim.
Demek istediğim 2 sene gelmeyen sportif başarıya rağmen taraftar Rijkaard’ın doğru isim olduğunu düşünüyordu, arkasındaydı. Çünkü taraftar sizin anlattığınız kadar futboldan anlamayan bir güruh değil, doyumsuz değil. Rijkaard’ın istediği futbolu oynatmak için orta sahaya Ledesma’yı, Selçuk’u istediğini biliyorsu herkes. Ama eline Bursa’dan beleşe alınan, Bülent Hoca’nın eski talebesi Sarp verildi.
Uefa’da gruptan çıkıldı,Atletico ile eşleştik, takımda forvet yok, yönetim 1 tane forvet almadı. Ona rağmen Caner’in penaltısı verilse Arda’yı forvet oynattığımız turu geçiyorduk vs vs.
Peşinen yazayım Rijkaard güzellemesi yapmıyorum. Hataları vardı onun da. En büyük hatası da Hamza gibi yönetim eline kimi verirse kabul etmesiydi. Kardeşim Barış Özbek kim ya demeliydi, demedi. Her maç sonunda daha çok çalışacağız, düzelteceğiz derdi. Anlatmak istediğim şu: taraftar adamın Barca’da oynattığı futbolu biliyordu, oynattığı futbolu seviyordu, kariyeri ortadaydı vs vs. Taraftar da arkasındaydı o yüzden herşeye rağmen. O yüzden taraftar herkesi öğütüyor, kimseyi beğenmiyor, kimsenin arkasında durmuyor demek taraftara büyük haksızlık.
Arkasında durulacak adamı görürse durur. Bu Hırvat için transfere 40-50 milyon euro harcadık hala 3lüler, Fernando’yu savunma içine gömmeler falan. Gitti Belhanda’yı aldırdı. Bunun nesini savunacaksın. Hee sen bunu kovup gidip saçma sapan bir adam getirirsen evet 1 ay sonra ona da sövülür tabiki.