Herkesin kendi açısından kendi açısından haklı olduğunu hissettirmek ama bunu yaparken -herkes suçsuz işte- gibi kof bir hümanizme savrulmamak kolay değil. Kış Uykusu Dostoyevski'den bildiğimiz bu erdemi de taşıyan bir Çehov uyarlaması gibi.
Fırat Yücel-Altyazı
İnsan ruhunun analizini izlerken bireyden topluma bakıyoruz. Çehov ağırlıklı -karakter- öyküsü, vicdan, ahlak, gurur, adalet, insan zavallılığı gibi içi dolu kavramları memleket meseleleriyle harmanlıyor. Oyuncu kadrosunun tamamı mükemmel. Özetle Nuri Bilge 'mutsuzluğumuzun kışı'nı resmetmiş.
Murat Erşahin- Sinemamuzik.com
Birçok müthiş detay içerdiğine, özellikle oyunculuk, görüntü bakımlarından başarısına kuşku yok. Kış Uykusu'nun girip çıktığı sınıfsal, kültürel, insani tartışmalar Kasaba'dan bugüne kadarki N.B.Ceylan temalarının yoğunlaşmış hali gibi. Ama karakterlerin kuruluşunda, diyaloglarda, hikâyede bu derinliğin hakkının verildiğinden emin değilim.
Çağdaş Günerbüyük – Evrensel
Başta, orta ve üst sınıftan liberal aydınlarımız olmak üzere izleyen herkesin uykularını kaçırabilecek bir yüzleşme filmi 'Kış Uykusu'. Gerçeklik, yabancılaşma ve vicdan üzerine, sınıfsal, kültürel ve psikolojik boyutları son derece iyi ele alınmış bir hikâyeyi film dilinin bütün unsurlarını ustalıkla kullanarak perdeye yansıtıyor Nuri Bilge Ceylan. Çağına ayna tutan, unutulmayacak filmlerden.
Senem Erdine
"Kış Uykusu"nu izleyen herkesin durduğu yere göre farklı değerlendirmeler yapacağını tahmin etmek zor değil. Alabildiğine 'dolu' bir film zira, 'ürkütücü' uzunluğunun içini hakkıyla dolduran bir film. Nuri Bilge Ceylan'ın 'sınfsal nefret'ten
kadın -erkek ilişkilerinin 'yalan dolan' temelli doğasına, oradan güncel politik göndermelere kadar uzanan temalar bolluğunu Çehov ortak paydasında buluşturmasıysa şapka çıkarılır cinsten. "Bir Zamanlar Anadolu'da"nın ikna etme eksikliğini giderdiği söylenebilir "Kış Uykusu"nun, yüzde yüz değilse de. Bu filme ve Ceylan'a dair söylenebilecek en 'imrenilesi' şeyse şu olur sanki: NBC, Türkiye'de hiçbir yönetmende olmayan, dünyadaysa pek az sinemacının ele geçirdiği 'lüks'ten faydalanmanın (ya da olumlu anlamda 'sömürmenin') en çok da "Kış Uykusu"nda üstesinden geliyor.
Murat Özer
Nuri Bilge Ceylan sinemasındaki bu tanıdık olduğu kadar yepyeni durak, sinemanın edebiyat, tiyatro ve resimle kurduğu ilişkiye dair de zihin açan bir başyapıt. Dönüp dönüp yeniden okunan klasikler gibi, hem bugüne dair hem zamanlar ötesi. Kış Uykusu’nu koskoca bir edebiyat ve sinema geleneğinin son halkası olarak özel kılan yan ise, karakterlerin hem ilişkilerinde hem de diyaloglarında derinlikle yüzeysellik arasında, ciddiyetle alaycılık arasındaki gelgitleri.
Senem Aytaç, ALTYAZI