- 14 Ocak 2009
- 7.699
- 8.364
- 2.038
Bu konuyu Burak Elmas'ın başarılı olup olmaması noktasından ayrı tutarak değerlendirmek istiyorum.
Tüzüğümüzün 60. maddesine göre Galatasaray Kulübü Başkanı'nın görev süresi 3 yıldır. Seçilen başkan kulüp adına 3 yıllık finansal ve sportif planlar yapar. Teknik ekip ve futbolcularla bu süreler dahilinde sözleşmeler imzalar buna göre sözleşme süreleri belirler ve finansını yine buna göre ayarlar. Ara transferde alacağı veya bir sonraki sezon için düşündüğü futbolcularla yine bu doğrultuda görüşür, ön anlaşmalar yapar. Yine bu süre çerçevesinde oyuncu satışlarını planlar, yönetir.
Eğer siz, Divan Kurulu üyelerine herhangibir başkanın görev süresini daha 6. ayında bitirme yetkisini hemde bu denli keyfi bir şekilde verirseniz, kulübün idaresini çok tehlikeli bir noktaya çekmiş olursunuz. Çünkü bu durum başkanın ağırlığını yerle bir eder. Altı ay sonra görevde olup olmayacağı belirsiz bir başkanın etki gücünü kendi elinizle bloke edersiniz. İlk olarak bu durum teknik direktör, futbolcu ve idari yöneticilerin geleceği için büyük bir belirsizliğe sebebiyet verir. Kulübün başkanının altı ay sonra değişebileceği bir ortamda hangi teknik ekip, hangi futbolcu acaba başkan giderse ne olur diye düşünmeden sağlıklı bir karar alabilir? Diğer taraftaysa Kulüpler Birliğinden tutun da Tff, kurulları, rakip başkanlar ve hatta medya karşısında bile güçlü bir başkan profili çizmeniz mümkün olmaz.
Mevcut örnek üzerinden gidelim. Torrent, Luis Campos ve Sensible ile anlaşılmıştı. Torrent'i bir kenara bırakırsak Campos'tan sanırım hepimiz az çok heyecanlanmıştık. Adamlar planlamaları yaptı, transfer listeleri hazır ve ön görüşmeler yapıldı deniyor. Şimdi bunlar ne olacak. Üç yıllık görev süresi düşünülerek yapılan bu harcamalar, planlamalar, işe almalar hesaplar, kitaplar ne olacak? Kırk yılın başı yüksek fiyata futbolcu satabilecek bir ekiple anlaşılmışken ve elimizde birçok cevher varken şimdi ne olacak? Abdürrahim Albayrak gelip Campos giderse Kerem'i, Marcao'yu kaça satıp, kimi kaç alacağız mesela? Bu durum sizi de korkutmuyor mu? Dere geçerken at değiştirmek usulen doğru mudur?
Diğer yandan savaş dolayısıyla kapımızda bir ön libero alma fırsatı belirdi. 10 milyon Euro bonservis istenen ve 2028'e kadar sözleşmesi olan bir adam Beka Beka şu an İstanbul'da ve sözleşmesini feshederek bedelsiz gelebileceği konuşuluyor. İhtiyacımız olan bölgeye bir fırsat transferi şansı çıkmış fakat alınan bu ibrasızlık kararıyla artık oturup bizi beklemeyecek ve Başakşehire'e imzayı atacaktır. Bu durum da bir örnek olarak ele alınıp, genel olarak düşünülebilir. İdari yönden yönetimi kilitleyen ve kulübümüzü belirsizlik kıskacına sürükleyen bir karar bu ibrasızlık.
Bir başka tehlikeli noktaya değinelim. Şöyle düşünün Eşref Hamamcıoğlu seçimi yaklaşık 40 oyla kaybetti değil mi? Eğer Eşref bey 6 aylık süreçte Burak Elmasa oy veren 21 kişiyi ikna ederse başkanı usulen düşürebiliyor. Yanlış anlaşılmasın Eşref bey bunu yapmaz ve yapmadı da lakin ben durumun vehametini göstermek adına misal veriyorum. Peki başkan üç yıllığına seçilmemiş miydi? Şarta bağlanmadan böyle bir yetki divana nasıl verilir? Mali ibrasızlığı anlarım ama idari de bir şarta, bir koşula bağlı olmaksızın başkanı devirme yaptırımı var. Bu yarın birgün ilk altı ayında başarısız olmayan bir başkana da yapılabilir. Örneğin liseli olmayan ve başarılı giden bir başkanı liseliler hoşlarına gitmeyecek bir beyanatından sonra bu şekilde alaşşağı edebilirler.
Bu sebeple kendisini başkan olarak istemesem de kulübümüzün sevk ve idaresinin sağlıklı yürütülebilmesi ve de Başkanlık makamının selayeti açısından Burak Elmas seçime kesinlikle gitmemeli ve rahmetli Cengiz'in tutumunu benimsemelidir diye düşünüyorum. Kapımızda yatan Gedson'u almayarak kendisinden nefret etmeme sebep olsa da uğradığı haksızlık karşısında susmamalıyız. Çünkü eğer seçime giderse bu madde daha güçlü bir şekilde kulübümüzün ve sonraki başkanlarımızın itibarına karşı güçlü bir silah olarak kullanılacaktır.
Burak Elmas seçime gitmemeli ve mümkünse bu maddenin yaptırımını şarta bağlayarak bu keyfiliğini ortadan kaldırmalıdır.
Tüzüğümüzün 60. maddesine göre Galatasaray Kulübü Başkanı'nın görev süresi 3 yıldır. Seçilen başkan kulüp adına 3 yıllık finansal ve sportif planlar yapar. Teknik ekip ve futbolcularla bu süreler dahilinde sözleşmeler imzalar buna göre sözleşme süreleri belirler ve finansını yine buna göre ayarlar. Ara transferde alacağı veya bir sonraki sezon için düşündüğü futbolcularla yine bu doğrultuda görüşür, ön anlaşmalar yapar. Yine bu süre çerçevesinde oyuncu satışlarını planlar, yönetir.
Eğer siz, Divan Kurulu üyelerine herhangibir başkanın görev süresini daha 6. ayında bitirme yetkisini hemde bu denli keyfi bir şekilde verirseniz, kulübün idaresini çok tehlikeli bir noktaya çekmiş olursunuz. Çünkü bu durum başkanın ağırlığını yerle bir eder. Altı ay sonra görevde olup olmayacağı belirsiz bir başkanın etki gücünü kendi elinizle bloke edersiniz. İlk olarak bu durum teknik direktör, futbolcu ve idari yöneticilerin geleceği için büyük bir belirsizliğe sebebiyet verir. Kulübün başkanının altı ay sonra değişebileceği bir ortamda hangi teknik ekip, hangi futbolcu acaba başkan giderse ne olur diye düşünmeden sağlıklı bir karar alabilir? Diğer taraftaysa Kulüpler Birliğinden tutun da Tff, kurulları, rakip başkanlar ve hatta medya karşısında bile güçlü bir başkan profili çizmeniz mümkün olmaz.
Mevcut örnek üzerinden gidelim. Torrent, Luis Campos ve Sensible ile anlaşılmıştı. Torrent'i bir kenara bırakırsak Campos'tan sanırım hepimiz az çok heyecanlanmıştık. Adamlar planlamaları yaptı, transfer listeleri hazır ve ön görüşmeler yapıldı deniyor. Şimdi bunlar ne olacak. Üç yıllık görev süresi düşünülerek yapılan bu harcamalar, planlamalar, işe almalar hesaplar, kitaplar ne olacak? Kırk yılın başı yüksek fiyata futbolcu satabilecek bir ekiple anlaşılmışken ve elimizde birçok cevher varken şimdi ne olacak? Abdürrahim Albayrak gelip Campos giderse Kerem'i, Marcao'yu kaça satıp, kimi kaç alacağız mesela? Bu durum sizi de korkutmuyor mu? Dere geçerken at değiştirmek usulen doğru mudur?
Diğer yandan savaş dolayısıyla kapımızda bir ön libero alma fırsatı belirdi. 10 milyon Euro bonservis istenen ve 2028'e kadar sözleşmesi olan bir adam Beka Beka şu an İstanbul'da ve sözleşmesini feshederek bedelsiz gelebileceği konuşuluyor. İhtiyacımız olan bölgeye bir fırsat transferi şansı çıkmış fakat alınan bu ibrasızlık kararıyla artık oturup bizi beklemeyecek ve Başakşehire'e imzayı atacaktır. Bu durum da bir örnek olarak ele alınıp, genel olarak düşünülebilir. İdari yönden yönetimi kilitleyen ve kulübümüzü belirsizlik kıskacına sürükleyen bir karar bu ibrasızlık.
Bir başka tehlikeli noktaya değinelim. Şöyle düşünün Eşref Hamamcıoğlu seçimi yaklaşık 40 oyla kaybetti değil mi? Eğer Eşref bey 6 aylık süreçte Burak Elmasa oy veren 21 kişiyi ikna ederse başkanı usulen düşürebiliyor. Yanlış anlaşılmasın Eşref bey bunu yapmaz ve yapmadı da lakin ben durumun vehametini göstermek adına misal veriyorum. Peki başkan üç yıllığına seçilmemiş miydi? Şarta bağlanmadan böyle bir yetki divana nasıl verilir? Mali ibrasızlığı anlarım ama idari de bir şarta, bir koşula bağlı olmaksızın başkanı devirme yaptırımı var. Bu yarın birgün ilk altı ayında başarısız olmayan bir başkana da yapılabilir. Örneğin liseli olmayan ve başarılı giden bir başkanı liseliler hoşlarına gitmeyecek bir beyanatından sonra bu şekilde alaşşağı edebilirler.
Bu sebeple kendisini başkan olarak istemesem de kulübümüzün sevk ve idaresinin sağlıklı yürütülebilmesi ve de Başkanlık makamının selayeti açısından Burak Elmas seçime kesinlikle gitmemeli ve rahmetli Cengiz'in tutumunu benimsemelidir diye düşünüyorum. Kapımızda yatan Gedson'u almayarak kendisinden nefret etmeme sebep olsa da uğradığı haksızlık karşısında susmamalıyız. Çünkü eğer seçime giderse bu madde daha güçlü bir şekilde kulübümüzün ve sonraki başkanlarımızın itibarına karşı güçlü bir silah olarak kullanılacaktır.
Burak Elmas seçime gitmemeli ve mümkünse bu maddenin yaptırımını şarta bağlayarak bu keyfiliğini ortadan kaldırmalıdır.
Son düzenleme: