Şimdi şöyle bir durum var, Liverpool, Bodo gibi maçlar nispeten bize daha uygun maçlar oldu. Çünkü rakip pozitif futbol oynamaya çalışan, oyuna hükmetmek, topa sahip olmak isteyen ve pas yapan takımlardı. Oyuna hükmetmemiz, tempoyu ayarlamamız gerekmiyordu, iyi mücadele ve hızlı hücumlar yapmak hedef olmalıydı ve bunu başardık. Bunlara karşı yerleşimi doğru yapıp, sakin kalmak, presle ani top kazanmak ve kontra aramak takımın yapısına uygun bir durum oluşturdu.
Bjk, TS gibi maçlar ise oyunu bizim domine etmemizi gerektiren türde maçlardı, bunlarda da fena bocaladık. Göztepe maçında da rakip eksilmese sonucu kestirmek zordu. Yani mesele gayet açık ki, oyuna hükmetmemiz gereken maçlarda rakipleri çözmek ve üretmek ciddi problem. Zayıf rakipleri ligde kalite farkı ile geçmeyi başarabiliyoruz, misal geçen sezon 40 tane duran top golü atmışız, hani bir şekilde çok da kreatif olmadan sonuca gitmişiz. Bu sezonda da genelde kazanmamıza rağmen oldukça zorlandığımız maçlar geçiriyoruz. Osimhen olmasa çok bariz ki sezonu götüremeyiz. Sane, Barış, Yunus, Icardi falan bu takımı taşıyamaz. Artık bireysel olarak sonuca gidebilen takımdan ziyade oyunu güçlü bir takım haline getirmesi lazım hocanın bizi, 4 sezon oldu. Hani GS zaten büyük ama biz daha büyük yapacağız diyorlar ya, ha işte onun yolu maliyetli topçuları doldurmakla değil, oyun gücü yüksek takımı oluşturmaktan geçiyor.
SM-S911B cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi