Ekseriyetle rakiplerimizin berbat olmasından ötürü elde ettiğimiz ulusal başarı ve bu sene Avrupa'da bir noktaya gelişimizden, belgesellik ve tweet'lik birkaç ŞL maçımızdan ötürü bazı kimselerin Okan Hoca'ya karşı bakış açıları Nato kafa, Nato mermer. Okan Hoca da gerçek Galatasaray taraftarı olarak bu grubu gördüğü için kendisini eleştirenleri sosyal medyadaki oluşum, önemsenmeyecek grup diye görüyor. İsabetli transfer yok. Saha içi performans yok. Verilen sözleri tutmak yok. Hiç olmazsa hani "reaksiyon gösterilir ya, o kadar değil" diyebileceğimiz maçlarda mütemadiyen sıvadık.
İşte bu yüzden, doğal olarak, en azından yerel anlamda başarıya doymuş herkes ile yolları ayırmamız lazım, ki en başta Okan Buruk. Gol yediğimiz, sıvamaya başladığımız anlarda kenarıya çöküp yardımcı hoca ile tablette takılmaları çok çirkin görünüyor. Yedek gençlere elenmek, bize atarlananlara sahada da boyun eğmek falan. Vallahi hiç kodumuzda olan şeyler değil bunlar.
"Rakibimizi önemsemedik" demek çok ayıp bir kere. İçinden önemseme eyvallah da kelimelere döküp herkesi ayar etmesi çok anlamsız. Hadi ayar ettin diyelim, adam sana bir sonraki müsabaka için bilenince bükemiyorsun bileklerini, sonra yine tablet ve beş karış surat.
Çok saygım var kendisine ama bence onun zirvesini çoktan gördük. Şu anda da zirveden aşağı düşüş var. Geri gidiyoruz yani. Antrenman yok, taktik yok, oyun aklı yok, oyuncu geliştirmek yok, şişir, boğuş, başka bir şey yok. Okan hocanın isabetli transfer yapabileceğine inancım da yok naçizane. Yönetimsel anlamda futbol aklı lazım bu noktada. O zaten yok. "Hocam da hocam" kafasıyla profesyonel ekipler yönetilmemeli.
İstikrar denebilir, doğrudur, ama istikrarın en büyük yakıtı umuttur. İnançtır. Malumunuz.
Severek ayrılmak en güzeli.