Protesto: Hainler

Cevap: Protesto: Hainler



"Rijkaard otorite kursaymış" diyenler var. Çok komik bence. Yönetimin hocanın arkasında olmadığı, 2-3 maç arka arkaya başarısız olunca göndereceği belli olan hoca takım üzerinde ASLA VE ASLA otorite falan kuramaz, gidici olduğu görününce kurduğu otorite de kaybolur bu bir. Her gelen teknik direktörün işte aynı sebeple takım üzerinde otoritesi vardır, çünkü yeni gelen bir hoca "gidici" değildir, bir süre onun kararları dikkate alınacaktır, bir süreliğine sorumlu hoca değil futbolcular olacak ve ilk transfer döneminde hocanın isteğine göre transfer yapılacağı için oyuncular onun otoristesinde olacaktır. Ne zaman yeni teknik direktörün de suyu ısınır, medya baskısı gelir, başarısız sonuçlar gelir, yönetim de güven vermez, o zaman işte oyuncular kafasına göre takılır, o zaman bastırdıkları (varsa) hocalarına olan kinleri ortaya çıkar, o zaman adamın dediklerini dinlemezler, o zaman da bilerek veya bilmeyerek hocanın kuyusunu kazarlar. Bu kadar basit.



Bunu kırmanın tek yolu var. Yönetim olarak, her zaman ama her zaman hocanın elini oyuncular başta herkes karşısında güçlü tutacaksın. Ona destek olacaksın. İcraatlerinle arkasında olduğunu hissettireceksin. Adamın beğenmediği oyuncuları gönderecek, istediği oyuncuları elinden geldiğince alacaksın. Disiplin kararlarını %100 ve sert şekilde uygulayacaksın. Hocaya saygısızlık edenin gözünün yaşına futbolcu ayrımı yapmaksızın bakmayacaksın. Uzun süreli sözleşme yapacaksın, hatta işler kötü gidiyorsa insanlar onu gidici bilmesin diye inadına sözleşme uzatacaksın (tabi güveniyorsan ama getirirken güvendiğin adama bir süre sonra güvenmiyor olmak için hem çok ciddi bir süre geçmiş olması, hem de isteklerini yerine getirebilmiş olman lazım.) Başarılı olmak için uzunca bir vakit vereceksin, uzun vakti olduğunu da camiaya, oyunculara hissettireceksin. Şimdi Hagi göreve gelince oyuncular bir gaza geldi, bir performans artışı oldu, işte onlar yukarıdaki duruma bağlı. İddia ediyorum; yönetim Ankaragücü maçından sonra çıkıp; "Kim ne derse desin biz Rijkaard'a güveniyoruz, kendisi ile de anlaştık, sözleşmesini uzattık, 4 sene daha takımın başında kalacak, biz de onu takımın başına yeni gelmiş gibi sonuna kadar arkasındayız. Onun direktifleri doğrultusunda da şu şu şu oyuncuları da disiplinsizlik veya yetersizlik sebebiyle affetmek olmaksızın kadro dışı bıraktık. Bunun kadromuzu daralttığının farkındayız, transfer çalışmalarımıza da şimdiden başlıyoruz. Bu seneki sportif başarıyı da öncelik olmaktan çıkarttık, bu seneyi sadece önümüzdeki senelerin planlaması ve hazırlığının bir parçası olarak görüyoruz. Rijkaard bu planlamanın tamamen başında olacak kişidir. Camiamızın ve medyanın bunu bilmesini ve Rijkaard'a destek olmasını istiyoruz" deseydi (bu yönetimin bunu yapmayacağını biliyorum ama varsayın ki dedi) Fenerbahçe maçında sahaya çıkacak 11 en az pazar günkü 11 kadar disiplinli ve mücadeleci oynayacaktı, yenerdik yenilirdik onu bilemem ama öyle olacaktı.



Bu Rijkaard'ın kadrosu kötü değildi, işte Bursa'dan şöyle iyi, Sivas'dan böyle iyi demeyi de bırakın artık. Adamın kadrosu çağ dışı kalmış Türkiye standartlarında bir futbol oynamak için iyiydi elbette evet ama adamın istediği futbolu oynatmak için YETERSİZDİ. Bunu kabul edin. Şu örneği 871263812736 kere verdim, çeşitli ortamlarda, eğer denk gelmediyseniz siz de okuyun. Bu adam Fransız yemeklerinde uzman bir aşçı ve Fransız yemeği yapmaya geldi. Eğer Fransız Yemekleri yapmakta usta bir adamı mutfağınıza davet ettiyseniz, "sen bize ne yemeği yapacaksın?" diye sormaya gerek var mı? Yok. Adam da bilir, siz de bilirsiniz bunu. O sebeple adam geldikten sonra "neden illa Fransız yemeği yapıyor?" diye sormak kadar abes birşey yok. Adam Fransız yemeği yapacaksa Fransız yemekleri için uygun malzemeler lazım. Adama İşkembe, kokoreç falan verseniz bile adam onlardan Fransız yemeği'ne benzer birşey yapmaya çalışır. Tabi ki de pek güzel olmaz. Bu adama "Elindeki malzemeye göre yemek yap" veya "Bak köşedeki işkembecide seninkinden daha dandik kokoreç, daha kötü işkembe var ama adam mis gibi çorba yapıyor" demek kadar abes birşey olamaz. Adamın işi o yemeği yapmak değil çünkü. Burada Fransız yemeklerinde usta aşçı Rijkaard, Fransız yemekleri total ve modern 4-3-3'ü, kaliteli işkembe ve kokoreç Galatasaray'ın Bursa ve Sivas'a göre kaliteli kadrosunu, daha kötü işkembe ve kokoreç de Bursa ve Sivas'ın kadrosunu temsil etmekte. Günümüzün tartışmasız en güncel, en gelişmiş, en üst seviye futbolu olan Total 4-3-3'ü oynamak istiyorsanız Rijkaard gibi işin uzmanı bir adam getirmek zorundasınız ama ona da malzemesini vermek zorundasınız, bu iş bu kadar ve bu derece basittir. Adamın "kadrom kalitesiz veya yetersiz" açıklamasını yapması da bu yüzdendir. Üstelik bu benzetmede Rijkaard lehine şu fark vardır. İşin ustası bir aşçıya istediği malzemeleri eksiksiz getirirseniz o aşçı 1-2 günde mükemmel yemekler yapmaya başlar. Ancak en mükemmel futbolcuları da getirseniz onlardan yemek yapmak yine de belli bir süre alacaktır.



Servet hain oldu çünkü açıkça Rijkaard'la anlaşamadığı belliydi ve Ankaragücü maçında olan bitenin umrunda olmadığını açıkça belli etti. Olan bitenin umrunda olmamasının da tek açıklaması vardı Rijkaard'dan memnun olmaması ve gitmesini istemesi. Bunu maçtan sonra yaptığı "bana güven duyulursa iyi oynarım" gibi yüzsüzlüğün daniskası bir açıklama yapmasından da anlayabilirsiniz. Elano zaten çok az oynadığı için ona bu maçtan dolayı hain diyemem. Geçen seneki performanslarını işin içine karıştırmanın bir manası yok, ayrıca geçen seneki Elano'yu yerin dibine sokanlardan birisi değilim. Pino ise ileriye çıkmakta ve pas yapmakta zorlanan bir takımın kanadında oynamıştı şimdiye kadar. Her topu alışında karşısında 2-3 kişi vardı. Çok bencil oynadığına ve başarılı olmadığına katılıyorum ama bencillik Fenerbahçe maçında da aynen devam ediyordu. Sadece bu sefer ileri uçta teke tek kaldığı anlarda çalımları daha başarılı oldu, ileri uçta oynadığı için de defansın arkasına sarkma şansı buldu. Ayrıca orta sahası ve defansı sihirli değnek değmiş gibi pas yapmaya çalışan bir takımda hücum oyuncularının performansının artması da gayet normaldir. Ancak değen sihirli değneğin Hagi'nin taktik zekası olduğunu zannedenler çok yanılırlar çünkü Rijkaard aynı adamlardan aynı pasları yapmasını istediğinde bunu başarmak için çabası olmayan oyuncular pazar günü pas yapabilmek için deli gibi çırpındı, deli gibi boş alan aradı, deli gibi çalıştı. Aradaki fark buydu. Yeni teknik direktör, otoritesi ve gazı geçtiğinde aynı pasları yapamayacaklarını göreceksiniz.



kitap yazmissin

kusura bakma 5 kisi bile okumaz
 
Cevap: Protesto: Hainler



galatasaray.org:)

adamlar tercume sirasinda sansur koyuyor sen bunami inandin:)



İnandım diye bir şey demedim..Siz herhangi bir gazetenin futbolcuları eleştiren her yazısına veya m.yücedağ gibi asıl hainin her laflarına inanıyorsun ya :)



Futbolcu iyi oynar rijkardd varken neden oynamıyordunuz dersiniz,futbolculara maç sattı dersiniz rijkardd açıklama yapar tercüman yanlış çevirdi dersiniz,o olur bu olur yok şöyleydi böyleydi dersiniz.



Öyle bir şey olsa bile zaten rijkardd çıkıpta mustafa gibi pislik yapmaz.Adam akıllı fazla istediklerim alınamadı benim futbolcum benim sürekli oynattığım servet sarp maç satacak adam değildir der..

Mustafa yücedağın her lafına inanan rijkarddın şu açıklamasına hayli hayli inanır ;)



Eğer bu haberin içinde istediklerim alınmadı deseydi ne yazacaktın buraya
 
Cevap: Protesto: Hainler



İnandım diye bir şey demedim..Siz herhangi bir gazetenin futbolcuları eleştiren her yazısına veya m.yücedağ gibi asıl hainin her laflarına inanıyorsun ya :)



Futbolcu iyi oynar rijkardd varken neden oynamıyordunuz dersiniz,futbolculara maç sattı dersiniz rijkardd açıklama yapar tercüman yanlış çevirdi dersiniz,o olur bu olur yok şöyleydi böyleydi dersiniz.



Öyle bir şey olsa bile zaten rijkardd çıkıpta mustafa gibi pislik yapmaz.Adam akıllı fazla istediklerim alınamadı benim futbolcum benim sürekli oynattığım servet sarp maç satacak adam değildir der..

Mustafa yücedağın her lafına inanan rijkarddın şu açıklamasına hayli hayli inanır ;)



Eğer bu haberin içinde istediklerim alınmadı deseydi ne yazacaktın buraya



Şimdi sen Riijkard'dan nasıl bir açıklama bekliyorsun ?



Galatasaray kulübünün resmi sitesine Adnan Polat ve Adnan Sezgin benim arkamdan iş çevirdi, futbolcular beni sattı, hiç bir isteğim karşılanmadı demesini mi ?
 
Cevap: Protesto: Hainler



İnandım diye bir şey demedim..Siz herhangi bir gazetenin futbolcuları eleştiren her yazısına veya m.yücedağ gibi asıl hainin her laflarına inanıyorsun ya :)



Futbolcu iyi oynar rijkardd varken neden oynamıyordunuz dersiniz,futbolculara maç sattı dersiniz rijkardd açıklama yapar tercüman yanlış çevirdi dersiniz,o olur bu olur yok şöyleydi böyleydi dersiniz.



Öyle bir şey olsa bile zaten rijkardd çıkıpta mustafa gibi pislik yapmaz.Adam akıllı fazla istediklerim alınamadı benim futbolcum benim sürekli oynattığım servet sarp maç satacak adam değildir der..

Mustafa yücedağın her lafına inanan rijkarddın şu açıklamasına hayli hayli inanır ;)



Eğer bu haberin içinde istediklerim alınmadı deseydi ne yazacaktın buraya



son cumlen yeterli seni kaale almamam icin
 
Cevap: Protesto: Hainler



kitap yazmissin

kusura bakma 5 kisi bile okumaz



Okuyan 4 kişi bana yeter arkadaşım, sırf uzun diye okumayanın da canı sağolsun ama kimse de sonra ben o kadar yazıyı uğraşıp yazarken kendisi okumaya bile üşendiği halde "ben çok haklıyım Rijkaard'ı destekleyenler çok yanlış" demesin bana. (Sen öylesin diye söylemiyorum)
 
Cevap: Protesto: Hainler



Keşke tüm forum okusa.Hakkaten ''kitap'' yazıyor adam.



Sağol Adil ama aslında bazı arkadaşların söylemeye çalıştıklarını üşenmeden daha açık ve detaylı yazıyorum, çok özel şeyler değil. Yine de keşke herkes okusa dileğine katılacağım. Karşı çıkanlar da oradaki tezlerime anti-tez sunsa ve ona göre tartışsak...
 
Cevap: Protesto: Hainler



Sağol Adil ama aslında bazı arkadaşların söylemeye çalıştıklarını üşenmeden daha açık ve detaylı yazıyorum, çok özel şeyler değil. Yine de keşke herkes okusa dileğine katılacağım. Karşı çıkanlar da oradaki tezlerime anti-tez sunsa ve ona göre tartışsak...



Sorun yazıya dökmek zaten üstad.Ben mesela bazen çok şey söylemek,yazmak isterim ama nasıl anlatacağımı bilemem veya nerden bağlayacağımı bilemem.Ama sen bunu çok iyi yapıyorsun.Forumda böyle bir değer varken ''kitap gibi yazmışsın,off çok uzun yazmışsın'' demek yerine okumak lazım.



Bir anket yapmışlardı yanlış hatırlamıyorsam; Türkiye'de ki insanların kitap okuma oranı Avrupa'ya göre baya düşük çıkmıştı.Sanırım insanlarımızın kanında var bu.
 
Cevap: Protesto: Hainler



Sorun yazıya dökmek zaten üstad.Ben mesela bazen çok şey söylemek,yazmak isterim ama nasıl anlatacağımı bilemem veya nerden bağlayacağımı bilemem.Ama sen bunu çok iyi yapıyorsun.Forumda böyle bir değer varken ''kitap gibi yazmışsın,off çok uzun yazmışsın'' demek yerine okumak lazım.



Bir anket yapmışlardı yanlış hatırlamıyorsam; Türkiye'de ki insanların kitap okuma oranı Avrupa'ya göre baya düşük çıkmıştı.Sanırım insanlarımızın kanında var bu.



Tekrar sağol övgülerin için.



O araştırma doğru ve defalarca yapılmış bir istatistik zaten, ayrıca kitap satışlarından da bu belli. Bunun tek sebebi "insanların kitap okumayı sevmemesi" olmasa da onun da ciddi etkisi var elbette.
 
Cevap: Protesto: Hainler



Ya bence hain filan değil, bizim Türk futbolcular inanmadığı bir sistem içinde oynamaya başladıkları zaman, oynamıyorlar, illa kendi kafalarına göre sistem olcak, durum bu.
 
Cevap: Protesto: Hainler



Ya bence hain filan değil, bizim Türk futbolcular inanmadığı bir sistem içinde oynamaya başladıkları zaman, oynamıyorlar, illa kendi kafalarına göre sistem olcak, durum bu.



Etkisi büyüktür ve bu da bir hainlik sayılabilir.



Türk futbolunun asıl sorunu, hocaların kredileri kolay tüketildiği için oyuncuların kendilerinden çok hocayı sorumlu görmeleri, bir süre sonra hocaya inançlarını ve saygılarını kaybetmeleri, hocayı gidici bildikleri için de konsantrasyon kaybı yaşamaları, hele hocayı sevmedilerse kayıpların iyice umurlarında olmaması, tüm bunların tam bir disiplinsizlik ortamı oluşturmasıdır. Bundan kurtulmanın tek yolu da hocaların oyuncuların tek patronu olduğunu hem oyunculara hem medyaya göstermek, uzun süre kredi tanımak ve bu desteği açıkça göstermek (ki bunun en güzel yolu uzun sözleşmelerdir) gibi yollardan geçer.
 
Cevap: Protesto: Hainler



Bilerek oynamamak hainliktir tamam ama hocanin babasinin öldügü gün adama gidip "beni neden yedek birakiyorsun?" diye kizan adamin insanligindan süphe ederim.



Keita yakismiyordu bu takima Servet cok yakisiyor degil mi 2012 Adnan?
 
Cevap: Protesto: Hainler



Adamların çıkıp eski hocası açıklama yapıyor siz hala hainler falan gark gurk.Harbi bu topiğe girince sürekli bi gülümseme yüzümde konuyu açan ve destekleyen üyelere teşekkürlerimi iletirim.Sağolun beni sürekli güldürdüğünüz için...
 
Cevap: Protesto: Hainler



Bence de yeterince uzadı bu konu. Cevap verip uzatmanın manası yok. Sadece şunu belirtmek isterim



"Cahiller" başlığı açan arkadaşa site yönetimince verilen tepkinin, futbolcularını "hainlikle" suçlayanların bulunduğu başlığa hiç uğramamasını kınıyorum. Bu tartışma öyle yada böyle başka topiklerin içerisinde devam ettirilebilirdi, ama böyle bir başlık ismiyle insanların gözünün içine içine sokuluyor ve yöneticiler bu kadar zamana kadar hiç bir değişiklikte bulunma gereği duymuyor. Yöneticiler bu konuda kendi kanaatimce adaletli davranmadı. Kural kuraldır ve her şartta uygulanmalıdır. Ya konu başlıklarına serbestlik getirilip isteyen istediğini açabilecek, ya da konu başlıkları denetlenebiliyorsa, kişilik haklarını zedeleyen, kanıtlanamamış, iftiradan öteye gidemeyen bu tip başlıklara da "ayrım gözetmeksizin" çeki düzen verilecek.



Saygılar.
 
Cevap: Protesto: Hainler



Sorun yazıya dökmek zaten üstad.Ben mesela bazen çok şey söylemek,yazmak isterim ama nasıl anlatacağımı bilemem veya nerden bağlayacağımı bilemem.Ama sen bunu çok iyi yapıyorsun.Forumda böyle bir değer varken ''kitap gibi yazmışsın,off çok uzun yazmışsın'' demek yerine okumak lazım.



Bir anket yapmışlardı yanlış hatırlamıyorsam; Türkiye'de ki insanların kitap okuma oranı Avrupa'ya göre baya düşük çıkmıştı.Sanırım insanlarımızın kanında var bu.



imza
 
Cevap: Protesto: Hainler



"Rijkaard otorite kursaymış" diyenler var. Çok komik bence. Yönetimin hocanın arkasında olmadığı, 2-3 maç arka arkaya başarısız olunca göndereceği belli olan hoca takım üzerinde ASLA VE ASLA otorite falan kuramaz, gidici olduğu görününce kurduğu otorite de kaybolur bu bir. Her gelen teknik direktörün işte aynı sebeple takım üzerinde otoritesi vardır, çünkü yeni gelen bir hoca "gidici" değildir, bir süre onun kararları dikkate alınacaktır, bir süreliğine sorumlu hoca değil futbolcular olacak ve ilk transfer döneminde hocanın isteğine göre transfer yapılacağı için oyuncular onun otoristesinde olacaktır. Ne zaman yeni teknik direktörün de suyu ısınır, medya baskısı gelir, başarısız sonuçlar gelir, yönetim de güven vermez, o zaman işte oyuncular kafasına göre takılır, o zaman bastırdıkları (varsa) hocalarına olan kinleri ortaya çıkar, o zaman adamın dediklerini dinlemezler, o zaman da bilerek veya bilmeyerek hocanın kuyusunu kazarlar. Bu kadar basit.



Bunu kırmanın tek yolu var. Yönetim olarak, her zaman ama her zaman hocanın elini oyuncular başta herkes karşısında güçlü tutacaksın. Ona destek olacaksın. İcraatlerinle arkasında olduğunu hissettireceksin. Adamın beğenmediği oyuncuları gönderecek, istediği oyuncuları elinden geldiğince alacaksın. Disiplin kararlarını %100 ve sert şekilde uygulayacaksın. Hocaya saygısızlık edenin gözünün yaşına futbolcu ayrımı yapmaksızın bakmayacaksın. Uzun süreli sözleşme yapacaksın, hatta işler kötü gidiyorsa insanlar onu gidici bilmesin diye inadına sözleşme uzatacaksın (tabi güveniyorsan ama getirirken güvendiğin adama bir süre sonra güvenmiyor olmak için hem çok ciddi bir süre geçmiş olması, hem de isteklerini yerine getirebilmiş olman lazım.) Başarılı olmak için uzunca bir vakit vereceksin, uzun vakti olduğunu da camiaya, oyunculara hissettireceksin. Şimdi Hagi göreve gelince oyuncular bir gaza geldi, bir performans artışı oldu, işte onlar yukarıdaki duruma bağlı. İddia ediyorum; yönetim Ankaragücü maçından sonra çıkıp; "Kim ne derse desin biz Rijkaard'a güveniyoruz, kendisi ile de anlaştık, sözleşmesini uzattık, 4 sene daha takımın başında kalacak, biz de onu takımın başına yeni gelmiş gibi sonuna kadar arkasındayız. Onun direktifleri doğrultusunda da şu şu şu oyuncuları da disiplinsizlik veya yetersizlik sebebiyle affetmek olmaksızın kadro dışı bıraktık. Bunun kadromuzu daralttığının farkındayız, transfer çalışmalarımıza da şimdiden başlıyoruz. Bu seneki sportif başarıyı da öncelik olmaktan çıkarttık, bu seneyi sadece önümüzdeki senelerin planlaması ve hazırlığının bir parçası olarak görüyoruz. Rijkaard bu planlamanın tamamen başında olacak kişidir. Camiamızın ve medyanın bunu bilmesini ve Rijkaard'a destek olmasını istiyoruz" deseydi (bu yönetimin bunu yapmayacağını biliyorum ama varsayın ki dedi) Fenerbahçe maçında sahaya çıkacak 11 en az pazar günkü 11 kadar disiplinli ve mücadeleci oynayacaktı, yenerdik yenilirdik onu bilemem ama öyle olacaktı.



Bu Rijkaard'ın kadrosu kötü değildi, işte Bursa'dan şöyle iyi, Sivas'dan böyle iyi demeyi de bırakın artık. Adamın kadrosu çağ dışı kalmış Türkiye standartlarında bir futbol oynamak için iyiydi elbette evet ama adamın istediği futbolu oynatmak için YETERSİZDİ. Bunu kabul edin. Şu örneği 871263812736 kere verdim, çeşitli ortamlarda, eğer denk gelmediyseniz siz de okuyun. Bu adam Fransız yemeklerinde uzman bir aşçı ve Fransız yemeği yapmaya geldi. Eğer Fransız Yemekleri yapmakta usta bir adamı mutfağınıza davet ettiyseniz, "sen bize ne yemeği yapacaksın?" diye sormaya gerek var mı? Yok. Adam da bilir, siz de bilirsiniz bunu. O sebeple adam geldikten sonra "neden illa Fransız yemeği yapıyor?" diye sormak kadar abes birşey yok. Adam Fransız yemeği yapacaksa Fransız yemekleri için uygun malzemeler lazım. Adama İşkembe, kokoreç falan verseniz bile adam onlardan Fransız yemeği'ne benzer birşey yapmaya çalışır. Tabi ki de pek güzel olmaz. Bu adama "Elindeki malzemeye göre yemek yap" veya "Bak köşedeki işkembecide seninkinden daha dandik kokoreç, daha kötü işkembe var ama adam mis gibi çorba yapıyor" demek kadar abes birşey olamaz. Adamın işi o yemeği yapmak değil çünkü. Burada Fransız yemeklerinde usta aşçı Rijkaard, Fransız yemekleri total ve modern 4-3-3'ü, kaliteli işkembe ve kokoreç Galatasaray'ın Bursa ve Sivas'a göre kaliteli kadrosunu, daha kötü işkembe ve kokoreç de Bursa ve Sivas'ın kadrosunu temsil etmekte. Günümüzün tartışmasız en güncel, en gelişmiş, en üst seviye futbolu olan Total 4-3-3'ü oynamak istiyorsanız Rijkaard gibi işin uzmanı bir adam getirmek zorundasınız ama ona da malzemesini vermek zorundasınız, bu iş bu kadar ve bu derece basittir. Adamın "kadrom kalitesiz veya yetersiz" açıklamasını yapması da bu yüzdendir. Üstelik bu benzetmede Rijkaard lehine şu fark vardır. İşin ustası bir aşçıya istediği malzemeleri eksiksiz getirirseniz o aşçı 1-2 günde mükemmel yemekler yapmaya başlar. Ancak en mükemmel futbolcuları da getirseniz onlardan yemek yapmak yine de belli bir süre alacaktır.



Servet hain oldu çünkü açıkça Rijkaard'la anlaşamadığı belliydi ve Ankaragücü maçında olan bitenin umrunda olmadığını açıkça belli etti. Olan bitenin umrunda olmamasının da tek açıklaması vardı Rijkaard'dan memnun olmaması ve gitmesini istemesi. Bunu maçtan sonra yaptığı "bana güven duyulursa iyi oynarım" gibi yüzsüzlüğün daniskası bir açıklama yapmasından da anlayabilirsiniz. Elano zaten çok az oynadığı için ona bu maçtan dolayı hain diyemem. Geçen seneki performanslarını işin içine karıştırmanın bir manası yok, ayrıca geçen seneki Elano'yu yerin dibine sokanlardan birisi değilim. Pino ise ileriye çıkmakta ve pas yapmakta zorlanan bir takımın kanadında oynamıştı şimdiye kadar. Her topu alışında karşısında 2-3 kişi vardı. Çok bencil oynadığına ve başarılı olmadığına katılıyorum ama bencillik Fenerbahçe maçında da aynen devam ediyordu. Sadece bu sefer ileri uçta teke tek kaldığı anlarda çalımları daha başarılı oldu, ileri uçta oynadığı için de defansın arkasına sarkma şansı buldu. Ayrıca orta sahası ve defansı sihirli değnek değmiş gibi pas yapmaya çalışan bir takımda hücum oyuncularının performansının artması da gayet normaldir. Ancak değen sihirli değneğin Hagi'nin taktik zekası olduğunu zannedenler çok yanılırlar çünkü Rijkaard aynı adamlardan aynı pasları yapmasını istediğinde bunu başarmak için çabası olmayan oyuncular pazar günü pas yapabilmek için deli gibi çırpındı, deli gibi boş alan aradı, deli gibi çalıştı. Aradaki fark buydu. Yeni teknik direktör, otoritesi ve gazı geçtiğinde aynı pasları yapamayacaklarını göreceksiniz.



Kitap gibi yazmışsın hakikaten tebrik ediyorum bu bir.



İkincisi keşke aynen dediğin gibi yönetim bu şekilde davransaydı. Ama şu bir gerçek ki bu beklenti verdiğin örneğe yakın bir örnekle açıklamak gerekirse Türk aşçıdan kokoreç malzemesiyle Fransız yemeği yapmasını beklemek olurdu. Malesef Türkiye'de yaşıyoruz ve o şekilde davranabilecek hiç bir klüp yönetimi yok. Belki de mevcut tüm yönetimler içinde Fransız yemeğine en yakın yemeği yapan yine Polat yönetimiydi. Muhtemelen Fenerbahçe'de olsa bu gelişmeler geçen sezon sonunu bile göremeyecekti Rijkaard.



Son zamanlarda bu forumda okuduğum en güzel yazıydı.
 
Cevap: Protesto: Hainler



Dün maçtaki hainler Hakan ve Sabri ve birazda Mustafa idi. Haginin kuyusunu şimdiden kazmaya başladılar. Burdan Hagiyi uyarıyorum. Takımı sabote ediyorlar.:rolleyes:
 
Cevap: Protesto: Hainler



Bazıları için hain kabul edilen insanlar diğerleri için kahraman olabilirler. Bence Rijkaard'ı sabote edip yollayan futbolcular hain değil birer kahramandır! Yoksa bu tembel Polat yönetimi 3 sezon daha bizi ruhsuz Rijkaard'a teslime edecekti. Hadi Polat Rijkaard'ın arkasında dursana! yürrrrü dış hatlar terminali seni bekler polat yolcun var
 
Cevap: Protesto: Hainler



bence ortada bir hain yok, GS menfaatlerini düşünüp hareket edenler var.
 
Geri
Üst Alt