Fatih Celik
10 Numara!
- 12 Ocak 2011
- 10.195
- 3.280
- 1.468
He he Fenerbahce Krusenin babasinin kulubu ya 7.5 milyon da neki feda olsun Sikebahceme demis :S
Sitemizi ana ekranınıza bir web uygulaması olarak nasıl yükleyeceğinizi görmek için aşağıdaki videoyu izleyin.
Not: Bu özellik bazı tarayıcılarda kullanılamayabilir.
salak demeyelimdedünyada 2 kitle var beynini kuşa taksan ters uçar. biri bu fenerliler. bunların renklerinde mi bişey var yoksa tüm salaklar mı otomatik olarak fenere sempati duyuyor çözemedim.
Değerli renkdaşlarım;
Bana tepki verebilirsiniz‚ bana kızabilirsiniz ama bu yazıyı okumanızı tavsiye ederim.
ALLAH aşkına son 30 yıldır‚ tam tamına 30 yıldır neler çektik neler. Özellikle federasyon‚ mhk ve basından neler çektik. Eğer Türk futbolu Fenerbahçe ile uğraşmazsa şimdi dünyanın en iyi futbol ülkesi olmuştuk. BU kesin ve nettir.
103 gol ile şampiyon olduk. 1990 yılından 1996 yılında ki şampiyonluğa kadar bizi adeta linç ettiler. Bugün gibi aklımda. Bütün hakemler her yıl geyse ve beceke için çalıştılar. Tanju ve Hasan Vezir bize transfer oldu diye basın bizi linç etti. Oğuz‚ Tanju kavgası başlattılar.
Hakemler her hafta bizi doğradı. Tüm takımlar bize bilendi. Tabi fetöcülerin tarihi belli. Adamlar 1970´lı yıllarda faaliyetlerine başlamışlar. fetö ve bir takım siyasilerin yardımı ile 1996 yılına kadar linç edildik.
Sonra Ali ŞEN geldi ve lobisi olan bir başkandı. Rüzgar bize doğru döndü ve şampiyon olduk. Sonra malul grupların‚ tarikatların‚ cemaatlerin‚ teröristlerin ve bunlara maşa olan siyasilerin desteklediği sementha sicili bozuk geysenin başına geçti.
Hayatımın en zor ve adaletsiz dönemi 1996 ile 2000 yılı arasıdır. Löw teknik direktör‚ Baliç var‚ Moldovan var‚ Murat Yakın var‚ var da var. O sezon adeta şampiyonluğu elimizden aldılar ve geyseye verdiler. Malum takım‚ malum teröristlerin yardımı ile 4 sene şampiyon oldu‚ sonra uefa kupası falan (ben uefa kupasının fetö ve bu siyasilerin bir çalışması sonucu alındığını tahmin edenlerdenim) derken malum sementha yurtdışına gitti. Biz şampiyon olduk.
Ama 2001 yılında kurulan kadro galaksi kadrosuydu. En iyi topçuları aldık. Yani teknik direktörsüz ve başkansız bile ligi götürsek şampiyon olurduk. Ama işin ucunda başka meseleler vardı. Bunların hepsi derin devlet ve siyasi.
Türk futbolunun en bilinen yerli hocası fatih terimin olduğu yerde‚ futboldan‚ taktikten‚ teknikten konuşulduğu nadirdir. terimin odakta olduğu maçlarda futbol dışı her şey konuşulur. Saha dışı faktörleri kullanarak hedefine yürür. Gerilimden beslenmesi futbolculuk yıllarına kadar gidiyor. Hakem tartaklama‚ hakemin yüzüne tükürme‚ rakibini yumruklama‚ saldırı‚ küfür vs. yaptıkları nedeniyle tutuklanmaya kadar vardırırmış işi. Ama 80lerin gazete kupürlerine göre sürekli bir gizli el tarafından kollanıp kurtarılmış. Yine de futbolu bırakmasının‚ küfürlü ve tükürüklü bir skandala karışması ardından olmuş.
Aktif futbolculukta yanında olan gizli elin kimler olabileceğine dair fısıltılar hep aynı isimde birleşiyor. Tanju Çolak‚ 24 TVde katıldığı bir programda; 1990 yılında Milli Takımı çalıştıran Sepp Piontekin yardımcılığı görevine terimi Mehmet Ağar getirdi demişti. terimin dününde ve bugününde karşımıza çıkan isim hep oydu; Susurluk hükümlüsü derin abi Mehmet Ağar.
Teknik direktör olarak gs´nin başına geçtiği yıllarda‚ ikilinin transfer görüşmelerine beraber gittikleri yazılıyor‚ ağarın kulüp binasının terasından antrenmanları izlediği görülüyordu. Kazanılan şampiyonluklar sonrası takım fotoğrafında bile vardı. Bu sıkı fıkılığın‚ gs´nin dört yıl peş peşe yaşadığı şampiyonluklardaki etkisi üzerine anlatılan pek çok hikaye hala hafızalarda. terim‚ futboldan ve sahadaki oyundan çok kutsal değerlerden söz eden birisi.
Sözleşme zamanı bol sıfırlı rakamlardan geri adım atmazken; basının karşısında sürekli devleti için çalışmaktan‚ vatan sevgisinden dem vurur. Futbol tarihimizin en rezil görüntülerinin yaşandığı 2005 yılındaki Türkiye-İsviçre maçından sonra da dediği aynıdır: Yanlış bir şey yapmadık‚ ay-yıldız için ne yapılması gerekiyorsa onu yaptık mehmet ağarın Ne yaptıysak devlet için yaptık sözlerinin kopyasıydı bu cümleleri. Oysa sahada olanlar farklıydı. Misafir takımın oyuncuları dövülmüş‚ soyunma odasına giderken bile terimin yardımcıları tarafından tekmelenmiş‚ saha terörize edilmiş ve bunu bütün dünya canlı izlemişti. Kaos için her şey yapılmıştı.
Yine Türkiyede maçla ilgili‚ futbol dışı her şey konuşuluyordu. Oysa‚ dayak yiyen rakip takımın‚ 70 küsür yaşındaki hocası: Türk milli takımının oynadığı doldur-boşalt futbolunu en son 1950lerde İngiliz takımları oynuyordu demişti. fatih terimin futbolu için yapılan ikinci niteleme bu; doldur-boşalt.
Motivasyonu oyunun merkezine koyan terimin 30 yıldır oynattığı futbol aynı. Takımı motive edip sahaya sürmek ve yenmelerini ummak. Milan Baros: Türkiyede onun muhteşem bir hoca olduğunu söylerlerdi ama çalıştıktan sonra gerçeği gördüm. gs´de taktik konusunda konuştuğunu hiç hatırlamıyorum. Sadece rakibi yıkmak‚ parçalamak gibi şeylerden bahsederdi Barosun tespitlerini paylaşanlardan biri de Andrea Pirlo. terimin kısa süren Milan macerasında takımın kaptanı olan Pirlonun kitabında anlattığı terim portresinde de ana unsur taktiksiz futbol anlayışı: Göreve başladığı ilk günlerde yaptığı takım toplantıları ise unutulmazdı. terim eline bir tebeşir alıp taktik tahtasına 11 daire çizerdi. Tahtadaki her daire sahaya çıkacak bir oyuncuyu temsil ederdi.
Ancak konuşmanın ortasında taktik tahtası‚ çizdiği oklardan ve karalamalardan öyle bir hale gelirdi ki; hangi dairenin kimi işaret ettiğini anlamak imkansızlaşırdı. Taktik tahtası‚ oyuncuları ve mevkileri birbirinden ayırmanın mümkün olmadığı karmakarışık bir hal alırdı. Kısacası tam bir kaos. Sadece kalecinin kendi pozisyonundan emin olabildiği bir kaos. Toplantı sırasında bir daireyi işaret edip‚ Costacurta‚ tam burada olman gerekiyor diye konuşmaya başlardı.
Bir gün dayanamayıp‚ Ama patron‚ o gösterdiğin dairenin biraz önce benim olduğunu söyledin‚ Costacurta değil ki demek zorunda hissettim. İşin daha da kötüsü konuşma ilerledikçe defans bölgesindeki dairelerle‚ forvettekileri karıştırmaya başlardı. Artık öyle bir hal almıştı ki‚ kendi aramızda Acaba bunu Berlusconinin gizli rüyası olan 2-4-4 taktiğini gerçekleştirmek için bilerek mi yapıyor diye şakalaşmaya başlamıştık. Ancak şaka bir yana‚ terimin taktik bilgisinin yetersizliğini ve tüm oyun planının takımı bağıra çağıra motive ederek‚ sahada iyi bir sonuç almamızı ümit etmek olduğunu anlamamız çok uzun bir süre almadı. Belki böyle bir plan başka yerlerde geçerli olabilirdi ancak Milanda işlemezdi‚ İşlemedi de. Milanda uzun süreli görev alabilmek için bundan çok daha fazlasına ihtiyaç vardı.
fatih terimin‚ gs´nin uefa şampiyonu olduğu 2000 yılından sonraki İtalya macerası‚ Pirlonun özetlediği biçimde kısa sürdü. terim yeniden yurduna dönmek durumunda kaldı. Ancak iki yıl boş bekledi. Milanla imzaladığı ballı sözleşmede yazan tutarı tahsil edebilmek için iki yıl işsiz kalma şartı mevcuttu. Madem milliyetçisin terim Milan´ın iki yıl şartını ez ve milli takımın başına geç‚ madem iyi bir gs´lisin parasız geç onların başına. terim durumu hiç problem etmedi‚ kariyerime yakışmaz demedi. İki yıl evinde paşa paşa oturup Milandan yüksek maaşını tahsil etti.
Haaa bu arada terimle kötü günler geçiren Milan‚ terim gönderildikten sonra Şampiyonlar Ligi Şampiyonu oldu. Nasıl olsa Türkiyede efsanesi vardı ve gs olmadı Milli Takımın başına geçecek hamleleri yapması çocuk oyuncağıydı. Kaos çıkarmak onun işiydi. İşler kötü gittiğinde terimin elindeki en önemli kozlardan biri de kulüp yönetimiyle gerilim çıkarmaktır. Medyayı çok iyi kullanır ama önce B Planını oluşturur. terim gs´nin başındaysa B Planı Milli Takım; Milli Takımın başındaysa tersidir.
Önce kendisini İtalya başta olmak üzere yurt dışından kulüplerin istediğine dair haberler yazar Terime yakın kalemler. Ardından gs´ye dönüyor. Milli Takıma dönüyor haberleri çıkar ve medyanın rüzgarıyla anlaşma muhakkak sağlanır. Medya rüzgarı öylesine ayarlanır ki terim isteyen değil istenen adam haline getirilir. İstatistiği bilim olarak kabul etmeyen fatih terim‚ istatistiklere vurulduğunda başarılı bir hoca değildir.
Futbolun A klasmanı Şampiyonlar Liginde adı okunmaz. Milli Takımdaki istatistikleri Ersun Yanaldan geridedir‚ Şenol Güneşe ise yaklaşamaz bile. Ancak yine de Türk Halkı onu sever. Sebebi onlara istediklerini vermesidir. Dayı dayı konuşan‚ yeri geldiğinde azarlayan‚ bağırıp çağıran‚ yedek kulübesini birbirine katan‚ güçlü gözüken‚ pahalı giyinen‚ pahalı yaşayan‚ basit cümleler kuran‚ milliyetçilik sosunu boca edebilen ve asıl önemlisi heyecan ve gerilim yaşatabilen biri o.
İstikrarlı biçimde çıtası yükselen takımlar yerine‚ kaosla son anda yırtan takımlar oluşturur fatih terim‚ bir şekilde yırtma heveslisi Türk halkına.
Bu yüzden terimin gruptan çıkamadığımız Euro 2016yla ilgili söylediği Utanması gereken biri varsa ben değilim sözleri alkışlanmalı; 2002 Dünya Kupasını üçüncülükle tamamlayan Şenol Güneşin mahcubiyet içinde söylediği Şampiyon olamadığımız için Türk halkından özür dilerim sözleri üzerine beton dökülmelidir. fatih terimin kompleksli olduğu konulardan biri boyu. Bu nedenle apartman topuk ayakkabılar vazgeçilmezi. Kıyafet konusunda ise onu en iyi anlatan Frank De Boerdi: Kendisi futboldan çok dış görünüşüyle meşguldü. Benim hiçbir yerde görmediğim bir şeydi. Yarım sezonluk bir dönemde aynı kıyafetle diğer antrenmana çıktığını görmedim. Bu gerçekten inanılmazdı. Tam anlamıyla gerçek bir megalomandı diğer bir oyuncusu Andrea Pirlo ise Terimi parlak kıyafetlerle John Travolta gibi dolaşırken hatırlıyor.![]()
![]()
![]()
Yani ülke futbolunda gizil eller‚ cemaatler‚ teröristler‚ siyasiler ve buna maşa tutan basın olmazsa biz her yıl şampiyon oluruz. Ama gelin görün ki bazen gücün herkese yetmiyor.
Aziz başkan 2004 yılında kabuk değiştirdi ve gençlerden oluşan Hoojdonk destekli kadro kurdu ve şampiyon olduk. Sonra Alex‚ Anelka falan filan derken rüzgar bize döndü. 2006 yılında şampiyon olabilsek önümüzü kimse tutamazdı. Ama Denizli faciası başladı. O yıl adeta şike‚ teşvik ve derin işlerle şampiyonluğumuz gaspedildi. Bu travma nedeniyle Aziz başkan Daum ve ekibini gönderdi. Yine şahlandık ve 2007 yılında yüzüncü yılımızda şampiyon olduk. Avrupa´da çeyrek final oynadık. Yine önümüzü kesmeseler yine bu güne kadar şampiyonduk. Dünyanın en büyük kulübü olma yolunda giderken‚ yine bu güruh çıktı ortaya‚ Hem de fetö hainlerinin en güçlü dönemine denk geldik. 2011 yılında kanırta kanırta şampiyon olduk ama 3 Temmuz denen illet başladı ve halen devam ediyor. Devlet federasyon özerk diye oraya el atmadı. Ama el atılması gereken asıl yer orası. Orda halen fetö piçleri var. Hemde çok fazla var.
2014 yılında yine çabalarımız sonucu şampiyon olduk ama yine önümüze engel oldular. 2014 yılından bu güne kadar olan süreci gözünüzün önünden geçirin. Hakemler neler yaptı neler. Daha geçen sene Ersun hoca ile 22. Haftaya kadar liderdik ve ligin en iyi takımıydık. Ama Alanya maçında verilmeyen penaltılar‚ Kayseri maçında verilmeyen penaltılar falanda filanda.
Bu sene yine ilk 10 haftaya karışmadılar. Baktılar ki biz şampiyon olacağız yine başladılar. Beceke maçında onların attığı ikinci gol öncesi net faul var‚ Necip golü atarken Gökhan´a abanıp yukarı çıkıyor net faul‚ penaltımız verilmedi‚ Josef direk kırmızı ve 5 maç ceza alması gerekirken sarı kart aldı. Dün akşam Thiam´a yapılan penaltı‚ ofsyat olmayan ama ofsayt diye verilmeyen golümüz‚ geçen hafta‚ ondan önceki hafta...
Yani bu hafta TErim´e beş maç ceza verilir‚ mağduru oynar‚ sonra perdenin arkasında malı götürür. Arkadaşlar uğraşmayın boşuna şampiyon yine derin devletin istediği gibi sementha olacak.
Sağlıcakla kalın.
![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
Bahsettiği 2000-2001 sezonundaki şampiyonlukları dünya futbol tarihindeki en açık şikenin yapıldığı antepi 4-3 yenerek kazandıkları şampiyonluktur. Bu kadar yazıya o maçı hatırlatmak kafi gelir zannımca...Değerli renkdaşlarım;
Bana tepki verebilirsiniz‚ bana kızabilirsiniz ama bu yazıyı okumanızı tavsiye ederim.
ALLAH aşkına son 30 yıldır‚ tam tamına 30 yıldır neler çektik neler. Özellikle federasyon‚ mhk ve basından neler çektik. Eğer Türk futbolu Fenerbahçe ile uğraşmazsa şimdi dünyanın en iyi futbol ülkesi olmuştuk. BU kesin ve nettir.
103 gol ile şampiyon olduk. 1990 yılından 1996 yılında ki şampiyonluğa kadar bizi adeta linç ettiler. Bugün gibi aklımda. Bütün hakemler her yıl geyse ve beceke için çalıştılar. Tanju ve Hasan Vezir bize transfer oldu diye basın bizi linç etti. Oğuz‚ Tanju kavgası başlattılar.
Hakemler her hafta bizi doğradı. Tüm takımlar bize bilendi. Tabi fetöcülerin tarihi belli. Adamlar 1970´lı yıllarda faaliyetlerine başlamışlar. fetö ve bir takım siyasilerin yardımı ile 1996 yılına kadar linç edildik.
Sonra Ali ŞEN geldi ve lobisi olan bir başkandı. Rüzgar bize doğru döndü ve şampiyon olduk. Sonra malul grupların‚ tarikatların‚ cemaatlerin‚ teröristlerin ve bunlara maşa olan siyasilerin desteklediği sementha sicili bozuk geysenin başına geçti.
Hayatımın en zor ve adaletsiz dönemi 1996 ile 2000 yılı arasıdır. Löw teknik direktör‚ Baliç var‚ Moldovan var‚ Murat Yakın var‚ var da var. O sezon adeta şampiyonluğu elimizden aldılar ve geyseye verdiler. Malum takım‚ malum teröristlerin yardımı ile 4 sene şampiyon oldu‚ sonra uefa kupası falan (ben uefa kupasının fetö ve bu siyasilerin bir çalışması sonucu alındığını tahmin edenlerdenim) derken malum sementha yurtdışına gitti. Biz şampiyon olduk.
Ama 2001 yılında kurulan kadro galaksi kadrosuydu. En iyi topçuları aldık. Yani teknik direktörsüz ve başkansız bile ligi götürsek şampiyon olurduk. Ama işin ucunda başka meseleler vardı. Bunların hepsi derin devlet ve siyasi.
Türk futbolunun en bilinen yerli hocası fatih terimin olduğu yerde‚ futboldan‚ taktikten‚ teknikten konuşulduğu nadirdir. terimin odakta olduğu maçlarda futbol dışı her şey konuşulur. Saha dışı faktörleri kullanarak hedefine yürür. Gerilimden beslenmesi futbolculuk yıllarına kadar gidiyor. Hakem tartaklama‚ hakemin yüzüne tükürme‚ rakibini yumruklama‚ saldırı‚ küfür vs. yaptıkları nedeniyle tutuklanmaya kadar vardırırmış işi. Ama 80lerin gazete kupürlerine göre sürekli bir gizli el tarafından kollanıp kurtarılmış. Yine de futbolu bırakmasının‚ küfürlü ve tükürüklü bir skandala karışması ardından olmuş.
Aktif futbolculukta yanında olan gizli elin kimler olabileceğine dair fısıltılar hep aynı isimde birleşiyor. Tanju Çolak‚ 24 TVde katıldığı bir programda; 1990 yılında Milli Takımı çalıştıran Sepp Piontekin yardımcılığı görevine terimi Mehmet Ağar getirdi demişti. terimin dününde ve bugününde karşımıza çıkan isim hep oydu; Susurluk hükümlüsü derin abi Mehmet Ağar.
Teknik direktör olarak gs´nin başına geçtiği yıllarda‚ ikilinin transfer görüşmelerine beraber gittikleri yazılıyor‚ ağarın kulüp binasının terasından antrenmanları izlediği görülüyordu. Kazanılan şampiyonluklar sonrası takım fotoğrafında bile vardı. Bu sıkı fıkılığın‚ gs´nin dört yıl peş peşe yaşadığı şampiyonluklardaki etkisi üzerine anlatılan pek çok hikaye hala hafızalarda. terim‚ futboldan ve sahadaki oyundan çok kutsal değerlerden söz eden birisi.
Sözleşme zamanı bol sıfırlı rakamlardan geri adım atmazken; basının karşısında sürekli devleti için çalışmaktan‚ vatan sevgisinden dem vurur. Futbol tarihimizin en rezil görüntülerinin yaşandığı 2005 yılındaki Türkiye-İsviçre maçından sonra da dediği aynıdır: Yanlış bir şey yapmadık‚ ay-yıldız için ne yapılması gerekiyorsa onu yaptık mehmet ağarın Ne yaptıysak devlet için yaptık sözlerinin kopyasıydı bu cümleleri. Oysa sahada olanlar farklıydı. Misafir takımın oyuncuları dövülmüş‚ soyunma odasına giderken bile terimin yardımcıları tarafından tekmelenmiş‚ saha terörize edilmiş ve bunu bütün dünya canlı izlemişti. Kaos için her şey yapılmıştı.
Yine Türkiyede maçla ilgili‚ futbol dışı her şey konuşuluyordu. Oysa‚ dayak yiyen rakip takımın‚ 70 küsür yaşındaki hocası: Türk milli takımının oynadığı doldur-boşalt futbolunu en son 1950lerde İngiliz takımları oynuyordu demişti. fatih terimin futbolu için yapılan ikinci niteleme bu; doldur-boşalt.
Motivasyonu oyunun merkezine koyan terimin 30 yıldır oynattığı futbol aynı. Takımı motive edip sahaya sürmek ve yenmelerini ummak. Milan Baros: Türkiyede onun muhteşem bir hoca olduğunu söylerlerdi ama çalıştıktan sonra gerçeği gördüm. gs´de taktik konusunda konuştuğunu hiç hatırlamıyorum. Sadece rakibi yıkmak‚ parçalamak gibi şeylerden bahsederdi Barosun tespitlerini paylaşanlardan biri de Andrea Pirlo. terimin kısa süren Milan macerasında takımın kaptanı olan Pirlonun kitabında anlattığı terim portresinde de ana unsur taktiksiz futbol anlayışı: Göreve başladığı ilk günlerde yaptığı takım toplantıları ise unutulmazdı. terim eline bir tebeşir alıp taktik tahtasına 11 daire çizerdi. Tahtadaki her daire sahaya çıkacak bir oyuncuyu temsil ederdi.
Ancak konuşmanın ortasında taktik tahtası‚ çizdiği oklardan ve karalamalardan öyle bir hale gelirdi ki; hangi dairenin kimi işaret ettiğini anlamak imkansızlaşırdı. Taktik tahtası‚ oyuncuları ve mevkileri birbirinden ayırmanın mümkün olmadığı karmakarışık bir hal alırdı. Kısacası tam bir kaos. Sadece kalecinin kendi pozisyonundan emin olabildiği bir kaos. Toplantı sırasında bir daireyi işaret edip‚ Costacurta‚ tam burada olman gerekiyor diye konuşmaya başlardı.
Bir gün dayanamayıp‚ Ama patron‚ o gösterdiğin dairenin biraz önce benim olduğunu söyledin‚ Costacurta değil ki demek zorunda hissettim. İşin daha da kötüsü konuşma ilerledikçe defans bölgesindeki dairelerle‚ forvettekileri karıştırmaya başlardı. Artık öyle bir hal almıştı ki‚ kendi aramızda Acaba bunu Berlusconinin gizli rüyası olan 2-4-4 taktiğini gerçekleştirmek için bilerek mi yapıyor diye şakalaşmaya başlamıştık. Ancak şaka bir yana‚ terimin taktik bilgisinin yetersizliğini ve tüm oyun planının takımı bağıra çağıra motive ederek‚ sahada iyi bir sonuç almamızı ümit etmek olduğunu anlamamız çok uzun bir süre almadı. Belki böyle bir plan başka yerlerde geçerli olabilirdi ancak Milanda işlemezdi‚ İşlemedi de. Milanda uzun süreli görev alabilmek için bundan çok daha fazlasına ihtiyaç vardı.
fatih terimin‚ gs´nin uefa şampiyonu olduğu 2000 yılından sonraki İtalya macerası‚ Pirlonun özetlediği biçimde kısa sürdü. terim yeniden yurduna dönmek durumunda kaldı. Ancak iki yıl boş bekledi. Milanla imzaladığı ballı sözleşmede yazan tutarı tahsil edebilmek için iki yıl işsiz kalma şartı mevcuttu. Madem milliyetçisin terim Milan´ın iki yıl şartını ez ve milli takımın başına geç‚ madem iyi bir gs´lisin parasız geç onların başına. terim durumu hiç problem etmedi‚ kariyerime yakışmaz demedi. İki yıl evinde paşa paşa oturup Milandan yüksek maaşını tahsil etti.
Haaa bu arada terimle kötü günler geçiren Milan‚ terim gönderildikten sonra Şampiyonlar Ligi Şampiyonu oldu. Nasıl olsa Türkiyede efsanesi vardı ve gs olmadı Milli Takımın başına geçecek hamleleri yapması çocuk oyuncağıydı. Kaos çıkarmak onun işiydi. İşler kötü gittiğinde terimin elindeki en önemli kozlardan biri de kulüp yönetimiyle gerilim çıkarmaktır. Medyayı çok iyi kullanır ama önce B Planını oluşturur. terim gs´nin başındaysa B Planı Milli Takım; Milli Takımın başındaysa tersidir.
Önce kendisini İtalya başta olmak üzere yurt dışından kulüplerin istediğine dair haberler yazar Terime yakın kalemler. Ardından gs´ye dönüyor. Milli Takıma dönüyor haberleri çıkar ve medyanın rüzgarıyla anlaşma muhakkak sağlanır. Medya rüzgarı öylesine ayarlanır ki terim isteyen değil istenen adam haline getirilir. İstatistiği bilim olarak kabul etmeyen fatih terim‚ istatistiklere vurulduğunda başarılı bir hoca değildir.
Futbolun A klasmanı Şampiyonlar Liginde adı okunmaz. Milli Takımdaki istatistikleri Ersun Yanaldan geridedir‚ Şenol Güneşe ise yaklaşamaz bile. Ancak yine de Türk Halkı onu sever. Sebebi onlara istediklerini vermesidir. Dayı dayı konuşan‚ yeri geldiğinde azarlayan‚ bağırıp çağıran‚ yedek kulübesini birbirine katan‚ güçlü gözüken‚ pahalı giyinen‚ pahalı yaşayan‚ basit cümleler kuran‚ milliyetçilik sosunu boca edebilen ve asıl önemlisi heyecan ve gerilim yaşatabilen biri o.
İstikrarlı biçimde çıtası yükselen takımlar yerine‚ kaosla son anda yırtan takımlar oluşturur fatih terim‚ bir şekilde yırtma heveslisi Türk halkına.
Bu yüzden terimin gruptan çıkamadığımız Euro 2016yla ilgili söylediği Utanması gereken biri varsa ben değilim sözleri alkışlanmalı; 2002 Dünya Kupasını üçüncülükle tamamlayan Şenol Güneşin mahcubiyet içinde söylediği Şampiyon olamadığımız için Türk halkından özür dilerim sözleri üzerine beton dökülmelidir. fatih terimin kompleksli olduğu konulardan biri boyu. Bu nedenle apartman topuk ayakkabılar vazgeçilmezi. Kıyafet konusunda ise onu en iyi anlatan Frank De Boerdi: Kendisi futboldan çok dış görünüşüyle meşguldü. Benim hiçbir yerde görmediğim bir şeydi. Yarım sezonluk bir dönemde aynı kıyafetle diğer antrenmana çıktığını görmedim. Bu gerçekten inanılmazdı. Tam anlamıyla gerçek bir megalomandı diğer bir oyuncusu Andrea Pirlo ise Terimi parlak kıyafetlerle John Travolta gibi dolaşırken hatırlıyor.![]()
![]()
![]()
Yani ülke futbolunda gizil eller‚ cemaatler‚ teröristler‚ siyasiler ve buna maşa tutan basın olmazsa biz her yıl şampiyon oluruz. Ama gelin görün ki bazen gücün herkese yetmiyor.
Aziz başkan 2004 yılında kabuk değiştirdi ve gençlerden oluşan Hoojdonk destekli kadro kurdu ve şampiyon olduk. Sonra Alex‚ Anelka falan filan derken rüzgar bize döndü. 2006 yılında şampiyon olabilsek önümüzü kimse tutamazdı. Ama Denizli faciası başladı. O yıl adeta şike‚ teşvik ve derin işlerle şampiyonluğumuz gaspedildi. Bu travma nedeniyle Aziz başkan Daum ve ekibini gönderdi. Yine şahlandık ve 2007 yılında yüzüncü yılımızda şampiyon olduk. Avrupa´da çeyrek final oynadık. Yine önümüzü kesmeseler yine bu güne kadar şampiyonduk. Dünyanın en büyük kulübü olma yolunda giderken‚ yine bu güruh çıktı ortaya‚ Hem de fetö hainlerinin en güçlü dönemine denk geldik. 2011 yılında kanırta kanırta şampiyon olduk ama 3 Temmuz denen illet başladı ve halen devam ediyor. Devlet federasyon özerk diye oraya el atmadı. Ama el atılması gereken asıl yer orası. Orda halen fetö piçleri var. Hemde çok fazla var.
2014 yılında yine çabalarımız sonucu şampiyon olduk ama yine önümüze engel oldular. 2014 yılından bu güne kadar olan süreci gözünüzün önünden geçirin. Hakemler neler yaptı neler. Daha geçen sene Ersun hoca ile 22. Haftaya kadar liderdik ve ligin en iyi takımıydık. Ama Alanya maçında verilmeyen penaltılar‚ Kayseri maçında verilmeyen penaltılar falanda filanda.
Bu sene yine ilk 10 haftaya karışmadılar. Baktılar ki biz şampiyon olacağız yine başladılar. Beceke maçında onların attığı ikinci gol öncesi net faul var‚ Necip golü atarken Gökhan´a abanıp yukarı çıkıyor net faul‚ penaltımız verilmedi‚ Josef direk kırmızı ve 5 maç ceza alması gerekirken sarı kart aldı. Dün akşam Thiam´a yapılan penaltı‚ ofsyat olmayan ama ofsayt diye verilmeyen golümüz‚ geçen hafta‚ ondan önceki hafta...
Yani bu hafta TErim´e beş maç ceza verilir‚ mağduru oynar‚ sonra perdenin arkasında malı götürür. Arkadaşlar uğraşmayın boşuna şampiyon yine derin devletin istediği gibi sementha olacak.
Sağlıcakla kalın.
![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
