Üye Görüşü Sistem ve Sabır

Bir iki gün evvel yazmıştım , bizim aslında yeni bir derwall yada feldkamp'a ihtiyacımız var , yeniden kapsamlı bir modernizasyona girmemiz lazım , 1992-1993 ten beridir bu tip kapsamlı bir modernizasyon yapılmadı , hep sezonu kurtaracak adımlar atıldı kadrolar , antrenörler değişti ,
aslında FT 2011-12 'nin cesaretiyle bunu yapıp daha da ileriye taşıyabilir ve kadro değişiminden gerçek bir modernizasyona gidebilirdi ama maalesef 2012 yazında olabilecek en ters şeyleri yaptı ......
Bugün bize bu modernizasyonu yapabilecek , yaparkende ışık verebilecek hatta başarıyıda getirebilecek kim var yabancı olarak ,
yada yerli olarak kim var bana kalırsa yerli olarak bir tek Abdullah Avcı bu vizyona sahip !

Abdullah Avcı yı Milli Takıma gitmeden önce getirmeliydik, o zaman yazdığımda burdaki bilge kişiler tarafından alaycı tepkiler almıştım; kendi kariyeri için de daha iyi bir planlama olurdu...Ancak Türk futbol topluluğunun bütün unsurlarıyla içine gömülü bulunduğu günübirlik düşünce yapısı içinde, olası birkaç kötü sonuçla bile bütün planlamanın tuz-buz olması ihtimali de vardı tabi...
 
Ohooo taraftar hemen medyanin gazina gelmis. Once adem cakar'in konusu, simdi de bu! Siz biti batirmak mi istiyorsunuz beyler?

Takim dedigin bir gunde duzelmez. Asama asama duzelir. Prandelli geldiginden beri birak duzelmeyi her gun daha kotuye gidiyoruz.

GS kadrosu bu kadar kotu degil. Hatta ligin en iyi kadrosu.

Artik Her mac oncesi "acaba bugun kac yeriz" diyoruz! Galibiyeti gectim Beraberlige bile inancimiz kalmamis bu herif geleli. Bu mu GS? Bu mu GS taraftari?

Bu rezil herifin kaldigi her saniye bizim icin zarardir ZARAR!!!
 
Bir teknik adamın umut vermesi de gerekir. Ben o umudu Prandelli'nin takiminda göremedim. Derwall mesela. İlk sezon Türkiye Kupası ile, ikinci sezon da averajla 2. bitirerek o umudu vermiştir. Oynattığı futbol da yabana atılacak değildir muhtemelen.

Ferguson'a gelince... Ferguson gelmeden önce ManU çok da büyük bir kulüp değildi ki zaten... Fergie 86-87 sezonunda geldi sanırım, o donemde şampiyonluk sayıları:
Liverpool 16
Everton 8
Arsenal 8
Aston Villa 7
ManU 7
ManC 2

Falan filan.

86-87 sezonunun Manchester United takimi ile 2014-15 sezonunun Galatasaray'i çok farklı takımlar.

N5
 
Bir teknik adamın umut vermesi de gerekir. Ben o umudu Prandelli'nin takiminda göremedim. Derwall mesela. İlk sezon Türkiye Kupası ile, ikinci sezon da averajla 2. bitirerek o umudu vermiştir. Oynattığı futbol da yabana atılacak değildir muhtemelen.

Ferguson'a gelince... Ferguson gelmeden önce ManU çok da büyük bir kulüp değildi ki zaten... Fergie 86-87 sezonunda geldi sanırım, o donemde şampiyonluk sayıları:
Liverpool 16
Everton 8
Arsenal 8
Aston Villa 7
ManU 7
ManC 2

Falan filan.

86-87 sezonunun Manchester United takimi ile 2014-15 sezonunun Galatasaray'i çok farklı takımlar.

N5
İlk sezonda Türkiye Kupası'na razıysak eğer 10. maç değerlendirmek için biraz erken değil mi? O zaman sezon sonunu bekleyelim belki Prandelli ile de Türkiye Kupası kazanırız ama eminim şu an verilecek tepki "eksik kalsın!" olacaktır.

Derwall'e gelene kadar Galatasaray 14 yıllık süreçte ara ara ikinci olmuş başa güreşmiştir. 74/75 sezonunda 5 puan farkla ikinci olmuştur. Liderden 1 fazla galibiyet almasına rağmen daha fazla yenilgi almış geri kalmıştır. Ertesi sene t.d. değişmiş bu sefer 6 puan farkla 3. olmuştur. Ertesi sene gene teknik direktör değişmiş bu sefer 10 puan farkla 5. olmuştur. Sık sık t.d. değiştirmenin sonucu giderek kötüleşen bir performans. 78/79 sezonunda Galatasaray 1 puan farkla şampiyonluğu kaçırmıştır. Şampiyon Trabzonspor 13 galibiyet alırken Galatasaray 17 galibiyetle ligin en çok kazanan takımı olmuştur. Ayrıca 47 golle ligin en çok gol atan takımıdır ancak lidere göre fazla mağlubiyet alarak onun 1 puan gerisinde kalmıştır. Bu sırada teknik direktör Çoşkun Özarı'dır ve ertesi sene takım ilk 5 maçında 3 mağlubiyet, 2 beraberlik alınca istifa eder ve yerini Turgay Şeren'e bırakır. O sene takım liderin 13 puan gerisinde 9. sırada ligi tamamlar. Liderden 1 fazla kazanmışlardır ancak 8 kez yenilmişlerdir. Demek istifası çare olmamış ama Özarı o kadar iyi bir iskelet bırakmış ki takım 9. olsa bile liderden daha fazla maç kazanmıştır.

81/82 sezonunda Brian Brich'in ikinci döneminin ikinci sezonunda Galatasaray kötü performans gösterir sezon içinde Brich görevinden ayrılarak Özkan Sümer takımın başına gelir. Sümer o ana kadar Trabzsonspor ile 2 şampiyonluk yaşamış bir teknik direktördür. Galatasaray o sezonu 11. sırada tamamlar ama Sümer ile Türkiye Kupası'nı kazanır. Böylece Özkan Sümer 82/83 sezonunda takımın başında kalır. Takım çıkış yakalar 5 puan farkla ligi 3. sırada tamamlar ama ertesi sene yerine Tomislav İviç getirilir. Kulüp gene sabredememiştir.

Gördüğün üzere Derwall'e gelene kadar takım bu ışığı ara ara hep yakalamış ama 14 yıllık süreçte kulüp Derwall kadar hiçbir teknik direktöre 3 sezon arka arkaya sabretmemiştir. Derwall Tomislav İviç'ten liderin 6 puan gerisinde 3. sırada bir takım almıştır. O sene Galatasaray 17 galibiyet alır ve 54 golle ligin en çok gol atan ekibidir. Tarık Hoçiç 16 golle gol kralı olur. Hoçiç, Metin Oktay'dan 15 yıl sonra Galatasaray'ın çıkardığı ilk gol kralıdır. İviç gönderilir yerine büyük umutlarla Derwall gelir. Derwall böyle bir takımı alır ama ligde umduğunu bulamaz. Takım ileriye gideceğine geriler ve sadece 11 galibiyet alırken, 34 gol atabilir. Derwall'i o sene takımda tutan Türkiye Kupası'nda sırasıyla Fenerbahçe, Beşiktaş ve finalde Trabzonspor'u yenerek kupayı almalarıdır. Kötü olan Galatasaray'ı ve Derwall'i derbiler kurtarmıştır.

Işık dediğiniz şeyi bugün siz söylüyorsunuz, o günlerde taraftarın çok da ışık gördüğünü, ya da gördüğünü bir ışık olarak algıladığını düşünmüyorum. Derwall asıl ışığı ikinci sezonunda verdi. Galatasaray o sene namağlup averajla ikinci oldu. Ancak bu ışık da yeterli olmamış ki Derwall'in üçüncü sezonunda takım şampiyonluğa giderken buna inanmayan taraftar tesisleri basıyor ve Derwall'i istifaya davet ediyordu. Alın size ışık gören taraftar!

Bunlardan ders almayıp taraftarın ve kulubün o zaman ışık olarak algılamadığı besbelli olan şeyleri bugün "belki bir ışık görmüşlerdir" diye yorumlayarak, "ManU o zamanlar büyük takım değildi" argümanının arkasına sığınarak ancak kendimizi avutur ve kandırırız.
 
Son düzenleme:
Görünen köy kılavuz istemez diye bir laf var


iPhone 'den Tapatalk aracılığı ile gönderildi
 
Bi isik gorsek sabredelimde bi isikda vermiyo ki ya.Oyuncu degisiklikleri bile cok kotu.Basin toplantisindann tut roportajina kadar skandal bu adam.Otorite sifir noktasinda zaten
 
Emre Bayülken'in yazdıklarında haklılık payı olduğu doğru. Bu yeni gelen bir antrenör için her daim akılda tutulması gereken öğütlerden. Ancak Talha'nın da dediği gibi sabreden tarafa da Hoca'nın da az da olsa birşeyler göstermesi gerekir. Mesela;

Ersun Yanal: Konya Mağlubiyeti ile başladı ama o gün daha fazla isteyen bir takım göreceksiniz dedi. Caner'İ sol beke çekti, Aykut Kocaman'ın takımında sadece Caner'i sol beke, Topal'ı daha geriye atarak ve zihniyeti dönüştürerek farklı oynayan bir takım yaptı. Ve bunu 2. haftadan itibaren yapmaya başladı.

Bilic: Geçen sene 3. yaptı ama ısrarla Atiba'yı istedi ve BJK'ye bir oyuncu kazandırdı. Sıralamadaki yerine rağmen herkes bu Bilic ile BJK futbolu keyif veriyor dedi.

Halilhodzic: Malouda'nın ne mal olduğunu ilk hafta anladı. Bütün işe yaramazları bir şekilde temizledi. hatta öyle ki yönetimin kendinden önce bu yaz döneminde transfer ettiği oyuncuların bile gözünün yaşına bakmadı. En azından Trabzon'u ligin duran toplarda en tehlikeli takımı yaptı.

Bunları artırabiliriz. Ertuğrul Sağlam'ın gittiği her takıma pas futbolunu götürmesini, Avcı'nın Milli Takım dahil, topu kap hızlı atağa çık Dortmundvari anlayışının gittiği her takıma yansımasını vs.

Prandelli 5 aydır vurada yanılmıyorsam 10-11 resmi maça 3-4 de hazırlık maçına çıktı. Bu 15 maç içerisinde Galatasaray'da ne farklı mesela? Hangi oyuncuyu kazandı? Takımda öncesine göre hangi eylem daha göze batar hale geldi? hangi futbol aksiyonunu daha iyi yapıyoruz? Daha iyi taç atıyoruz deseniz dahi razıyım. Ya da mesela hangi diziliş ile oynadığımızı veya oynayacağımızı çıkarabiliyorsunuz? Hızlı olmalıyız diyen adamın Dzemaili-Selçuk-Melo-Hamit-Pandev gibi isimlerle neyi hedeflediğini düşünüyorsunuz mesela? Şansal Büyüka'nın dedikleri doğruysa otoritesini zedeleyen hangi oyuncuyu Vahid hoca gibi cezalandırabiliyor?

Bunları test için sölemiyorum yanlış anlamayın. Sadece bizim veya benim göremediğim bir ışık var mı cidden diye soruyorum. Umarım eve döndüğümde güzel bir cevabınızı okurum?
 
Mancini, ben buraya bir proje için geldim dedi. Yönetim ona ne sözler verdiyse gerçekleştirmesi için sabredersin , onun sabır istemeye hakkı var. Van Gaal Manchestar'a gidiyor ve o kadar para harcatıp 3 yıl istiyor. Sabır göstermek artık yönetim ve taraftara kalıyor , buna da tamam. Ancak Prandelli geldiğinden beri dördüncü yıldızı hedef gösteriyor. Şampiyonlar Ligi maçından sonra bile Başakşehir maçının daha önemli olduğundan bahsediyor. Sen en çok önem verdiğin maçta 4 gol yiyip maçtaki tek gol pozisyonunu 90+2'de bulursan kim sabır gösterecek? Prandelli zaman istiyorsa baştan büyük hedefler satmamalıydı Galatasaray taraftarına.
 
Emre Bayülken'in yazdıklarında haklılık payı olduğu doğru. Bu yeni gelen bir antrenör için her daim akılda tutulması gereken öğütlerden. Ancak Talha'nın da dediği gibi sabreden tarafa da Hoca'nın da az da olsa birşeyler göstermesi gerekir. Mesela;

Ersun Yanal: Konya Mağlubiyeti ile başladı ama o gün daha fazla isteyen bir takım göreceksiniz dedi. Caner'İ sol beke çekti, Aykut Kocaman'ın takımında sadece Caner'i sol beke, Topal'ı daha geriye atarak ve zihniyeti dönüştürerek farklı oynayan bir takım yaptı. Ve bunu 2. haftadan itibaren yapmaya başladı.

Bilic: Geçen sene 3. yaptı ama ısrarla Atiba'yı istedi ve BJK'ye bir oyuncu kazandırdı. Sıralamadaki yerine rağmen herkes bu Bilic ile BJK futbolu keyif veriyor dedi.

Halilhodzic: Malouda'nın ne mal olduğunu ilk hafta anladı. Bütün işe yaramazları bir şekilde temizledi. hatta öyle ki yönetimin kendinden önce bu yaz döneminde transfer ettiği oyuncuların bile gözünün yaşına bakmadı. En azından Trabzon'u ligin duran toplarda en tehlikeli takımı yaptı.

Bunları artırabiliriz. Ertuğrul Sağlam'ın gittiği her takıma pas futbolunu götürmesini, Avcı'nın Milli Takım dahil, topu kap hızlı atağa çık Dortmundvari anlayışının gittiği her takıma yansımasını vs.

Prandelli 5 aydır vurada yanılmıyorsam 10-11 resmi maça 3-4 de hazırlık maçına çıktı. Bu 15 maç içerisinde Galatasaray'da ne farklı mesela? Hangi oyuncuyu kazandı? Takımda öncesine göre hangi eylem daha göze batar hale geldi? hangi futbol aksiyonunu daha iyi yapıyoruz? Daha iyi taç atıyoruz deseniz dahi razıyım. Ya da mesela hangi diziliş ile oynadığımızı veya oynayacağımızı çıkarabiliyorsunuz? Hızlı olmalıyız diyen adamın Dzemaili-Selçuk-Melo-Hamit-Pandev gibi isimlerle neyi hedeflediğini düşünüyorsunuz mesela? Şansal Büyüka'nın dedikleri doğruysa otoritesini zedeleyen hangi oyuncuyu Vahid hoca gibi cezalandırabiliyor?

Bunları test için sölemiyorum yanlış anlamayın. Sadece bizim veya benim göremediğim bir ışık var mı cidden diye soruyorum. Umarım eve döndüğümde güzel bir cevabınızı okurum?

Eline saglik.Senin yazdigin daha duzgun ve gecerli bir sebep bence.Hazirlik maci dahil her macini izledim Prandelli yonetimindeki Galatasarayin.Cok statik bir Galatasaray gordum.Ama inanin bu bir gram ileriye gitmeyince hocanin boyle bir istegi olmadigini dusunmeye basladim.Hazirlik maclarinda baktim ki takimin en iyisi Amrabat.Dedim bu adami tutucak heralde ama bir sok daha yasadim onuda gondermis.Yeni sezona Bursa galibiyetiyle baslamamiza ragmen eksigimiz onlardan daha fazla diye dusundum.Galatasarayin ne oynadigini macin heyecaniyla tam anlamadim.Tekrarini izledigimde galatasaray buyuk takim gibi degilde sanki haddini bilen takim gibi oynuyordu.Geride bekleyen topu yavas kullanan bir takimdi Galatasaray ilk mac.Ama bana sorarsan hadi defans anlayisini benimsedik diyelim bunu bile yanlis yapiyorduk.Defans cizgisi 6 pasa dayanmis on liberosuda onlarin arasina girmis bir takim.Donen toplari alma sansimiz bile kalmiyordu.Nitekim cogu pozisyonlarida bursa bulmustu.Muslera sagolsun mukemmel gunundeydi.Sonra eskisehir macina gectik.Arena olan bir mac icin galatasarayli her zaman hucum oynayan bir takim gormustur.Yenildigi fb macinda dahi 15 net gol pozisyonu vardi.90 dakika izledim ligin belkide en kotu stoperlerine karai bile gol pozisyonu uretemeyen GS vardi.Sonra sabredersek olacaktir belki gelisme dedim.Ama bir baktim deplasmandaki Gs maclari ayni bursa maci gibi.Icerdeki maclarsa ayni eskisehir maci gibiydi.Yani sifir gelisme gosterdik.Boyle bir durumda %90 hocanin payi vardir.Galatasaray durum o ki antrenmanlarda hucum aksiyonu ve defans aksiyonu yonundeki calismalarin hicbirini ya basaramiyor ya da boyle bir calisma yapmiyor.
 
Son düzenleme:
Basit örnekler vermek gerekirse Lucescu ile neden devam edilmedi? Başarısız değildi.. Keza Gerets, Cevat Güler. Sabır olayı da alt, orta ve ortanın biraz üzerindeki takımlar için geçerli. Ülkede 2 takım var ve genelde bunlardan biri şampiyon oluyor zaten. Şimdi burada neyin sabrını yapacağız? Ayrıca Real Madrid, Barcelona şampiyon olamasın neler olur? Milan, Juventus, İnter... Tabiki başarılı olmak zorundayız. ManU olayı çok çok extrem bir durum yani. Kloop olayı da çok çok extrem bir durum. Her iki takımda maddi zorlukların olduğu döneme denk geldi. Bizde de oldu ama görüldüğü gibi başarılı olan adamları gönderdik. Büyük takımlarda başarısız olan adamlara sabretmek saçmalık. Zaten ortalama iki senede bir şampiyon oluyoruz.
 
Son düzenleme:
Bi isik gorsek sabredelimde bi isikda vermiyo ki ya.Oyuncu degisiklikleri bile cok kotu.Basin toplantisindann tut roportajina kadar skandal bu adam.Otorite sifir noktasinda zaten
Sevgili kardeşim, şu kadar yazı yazdım bari o kadar şeyden sonra argüman olarak bu sunulmasın. İlla benim haklı olmam gerekmiyor ama bu şekilde tartışma da ilerlemiyor. Bu ışık meselesini ilk mesajında ve son attığım mesajda ciddi bir şekilde irdeledim. Özellikle son mesajımda ışığın taraftar tarafından hiçbir zaman görülmediğini, hasbel kader yönetimlerin bir teknik direktöre destek vermeye niyet ettiklerinde başarının geldiğini anlatmaya çalıştım. Taraftarın duruma göre neden göreceli davrandığını kendimce burada izah ettim. Başarılı geçen sezonların ardından taraftar ve kulüp psikoloji ile başarısız sezonlar ardından geçen psikolojinin ayrımını yapmaya çalıştım.

Hala Olcan, Bruma oynamadı, Selçuk ile Burak kesilmedi, dizilişti vs. argümanları üzerine bir "ışık görme" eğilimi var. Bu beklentinin yalan bir halisülasyonu olduğunu daha ne kadar yalın bir şekilde anlatabilirim bilemiyorum. Feldkamp bazı şeyleri ta 1992'de gözümüze soktu ama bunu bir türlü anlayamıyoruz. Aforizmalarıyla meşhur Feldkamp'ın gazetecilerin "3-5-2 mi 4-4-2 mi?" sorusuna verdiği cevap "Sistemi sadece rakamlardan ibaret sananlar gitsinler süpürge satsınlar". Sayılar ve sistem elbette önemli ama acaba Feldkamp burada ne demek istedi ne kadar düşündük.

Aynı argüman üstelik altı da doldurulmadan, karşı argümanlara göre kendini güncellemeden tekrar tekrar tartışmanın orta yerine sokulması gerçekten bize hiçbir şey katmıyor.

Buarada Ekrem sakın direkt kendi üzerine alınma, sadece isyanım senin mesajında denk geldi o kadar. Yapmak istediğim zor olduğunu bilsem de sadece insanları okumaya ve düşünmeye zorlamak.
 
Son düzenleme:
Ortada bi sistem falan yok kendinizi avutmamanızı rica edeceğim. Prandelli İtalya'yı avrupa şampiyonasında 2.olduğu taktiği kullanmaya çalışıyor. Her takımın dinamiği farklı, oyuncu kadrosu farklı, takım yapısı farklı böyle bişey mi var? Üşenmedim baktım Fiorentina'da ki son senesindeki son bi kaç maçta da 4 merkez orta saha oyuncusu var 2 forvet. Adam orada da aynı sistemi kullanmış hep. Rijkaard geliyor buraya Xavi- İniesta ile oynadığı taktiği Mustafa- Barış'la oynamaya çalışıyor. Prandelli Pirlo-Rossi-Marchisio-Montolivo ile oynattığı şeyi kimlerden bekliyor. Sağ iç Selçuk- Dzemaili sol iç komediye gel. Hadi sistemi oturtmaya çalışırsın da ona uygun oyuncular koyarsın yine ne olursa olsun bi nebze anlam veririm. Ya tempolu oynamamız gerek diyip takımın en tempolu oyuncularını kadroya almamak ağır aksak adamların hepsini 11'e yerleştirmek ne acaba:D Formsuz olan oyuncuları kesmemesi hiçbir şekilde. Ben Furkan ya da Emre Çolak olsam oynama ümidim kalmaz zaten dibin dibini görmüş 2 orta saha var. Bi orta saha Dzemaili-Selçuk'tan daha kötü nasıl oynar bilmiyorum. Defansları 0, dikine gidemiyorlar, top çalamıyorlar, aşırı güçsüzler. Böyle yaparsan takımdaki adalet duygusunu yitirirsin. Sonra da kimse beni dinlemiyor diye ağlamanın bi faydası olmaz ben olsam bende sallamam. Bruma olayı erken çözmüş sanırım o yüzden dinlememesi normal Prandelli'yi. Uçak gibi kanatları olan takımlara kanatsız çıkmasının açıklamasını nasıl yapabilirsiniz merak ediyorum. Allahınızı severseniz nereden tutsanız elinizde kalıyor t.d değişikliğine sürekli bende karşıyım ama en kısa zamanda Prandelli gitmeli ne olursa olsun. Ne kadar erken giderse o kadar kardır yeter ki gitsin.
 
Bir hocanın ne olduğu 3 ayda anlaşılır. Mancini'yi de beğenmezdim ama adamın ne oynatmaya çalıştığı belliydi en azından Prandelli'de bunu bile göremiyorum.

Arsenal maçında fark yediğin yapıyla Dortmund karşısına çıkıp fark yiyen üstüne yine aynı yapıyla sahaya çıkıp saçma bir takımdan aynı farkı yiyen hoca bu takımın hocası olamaz.

Sorun futbolcularsa vurursun neşteri, bu takımın hocası sensin. Bunu bile yapamıyor bu adam.

Kusura bakmayın 1 dakika bile durması fazla artık.
 
Abi bu arada istediğiniz kadar romantik olun 50 sayfa başarı hikayeleri yazıp Ferguson, Klopp gibi extreme örnekler verin bu sonucu hiç bi şekilde değiştirmeyecek. Prandelli gayet kötü bi teknik direktör. Klopp ilk senesinde 13.olan takımı 6.yaptı ki liderle olan puan farkı 8'miş. Subotic gibi bana göre dünya çapında stoper kazandırdı 1.senesinde. Ayrıca örneklediğin bu isimler futbolcudan da çok iyi anlıyor. Tamamen alakasız kusura bakma çok uç örnekler uzaktan yakından bizimle alakası yok.
 
Sevgili kardeşim, şu kadar yazı yazdım bari o kadar şeyden sonra argüman olarak bu sunulmasın. İlla benim haklı olmam gerekmiyor ama bu şekilde tartışma da ilerlemiyor. Bu ışık meselesini ilk mesajında ve son attığım mesajda ciddi bir şekilde irdeledim. Özellikle son mesajımda ışığın taraftar tarafından hiçbir zaman görülmediğini, hasbel kader yönetimlerin bir teknik direktöre destek vermeye niyet ettiklerinde başarının geldiğini anlatmaya çalıştım. Taraftarın duruma göre neden göreceli davrandığını kendimce burada izah ettim. Başarılı geçen sezonların ardından taraftar ve kulüp psikoloji ile başarısız sezonlar ardından geçen psikolojinin ayrımını yapmaya çalıştım.

Hala Olcan, Bruma oynamadı, Selçuk ile Burak kesilmedi, dizilişti vs. argümanları üzerine bir "ışık görme" eğilimi var. Bu beklentinin yalan bir halisülasyonu olduğunu daha ne kadar yalın bir şekilde anlatabilirim bilemiyorum. Feldkamp bazı şeyleri ta 1992'de gözümüze soktu ama bunu bir türlü anlayamıyoruz. Aforizmalarıyla meşhur Feldkamp'ın gazetecilerin "3-5-2 mi 4-4-2 mi?" sorusuna verdiği cevap "Sistemi sadece rakamlardan ibaret sananlar gitsinler süpürge satsınlar". Sayılar ve sistem elbette önemli ama acaba Feldkamp burada ne demek istedi ne kadar düşündük.

Aynı argüman üstelik altı da doldurulmadan, karşı argümanlara göre kendini güncellemeden tekrar tekrar tartışmanın orta yerine sokulması gerçekten bize hiçbir şey katmıyor.

Buarada Ekrem sakın direkt kendi üzerine alınma, sadece isyanım senin mesajında denk geldi o kadar. Yapmak istediğim zor olduğunu bilsem de sadece insanları okumaya ve düşünmeye zorlamak.

:) eline saglik.Haklisin daha kapsamli bir yaziyla sana katilabilir veya katilmayabilirdim.Lakin bir ust mesajdada bir arkadasimizada yazdigim yazinin benzer cumlelerini hergun kullaniyorum.Ne senin emegine saygisizlik etmek isterim ne bir baska arkadasimin.Bazen taraftarimiz sistemi gormuyor.Sadece dizilise ve kadro secimine bakiyor.Onemli olan zaten sistemdir.Bugun Barcelona 3-5-2 bile oynasa ayni sistem uzerinden devam edicektir zaten.Benim prandelliyi en cok elestirdigim noktada sistemsizligi zaten.Sistemi yok Galatasarayin.Defansif mi oynuyoruz.Hucum mu. Zaten su iki kavram ana konudur bide bunun alt secenekleri var.Defansif oynayacaksin ama bunuda ayirman gerekiyor.Hizli kontra mi yapacagiz? Yoksa olgun ataga donup geride saglam kalip top alisverislerimizle gol mu arayacagiz.Yoksa beklerimizi onde kullanip uzun top oyunu veya olgun atak biciminde ileride cogalan bir takim mi izleyecegiz.Aslinda bu da sistemi tek basina tamamlamiyor.Daha bize gerekli olan oyuncularin mac icindeki rolleri ve gerekli kaymalari , kosulari toplu topsuz driblingleri ayarlamamiz gerekiyor.Isik goremedim derken bunlardan bahsediyorum.Koskoca takimda bunlarin hicbiri belli bile degil ki sistemimiz olsun sabrimiz olsun
 
Son düzenleme:
Emre Bayülken'in yazdıklarında haklılık payı olduğu doğru. Bu yeni gelen bir antrenör için her daim akılda tutulması gereken öğütlerden. Ancak Talha'nın da dediği gibi sabreden tarafa da Hoca'nın da az da olsa birşeyler göstermesi gerekir. Mesela;

Ersun Yanal: Konya Mağlubiyeti ile başladı ama o gün daha fazla isteyen bir takım göreceksiniz dedi. Caner'İ sol beke çekti, Aykut Kocaman'ın takımında sadece Caner'i sol beke, Topal'ı daha geriye atarak ve zihniyeti dönüştürerek farklı oynayan bir takım yaptı. Ve bunu 2. haftadan itibaren yapmaya başladı.

Bilic: Geçen sene 3. yaptı ama ısrarla Atiba'yı istedi ve BJK'ye bir oyuncu kazandırdı. Sıralamadaki yerine rağmen herkes bu Bilic ile BJK futbolu keyif veriyor dedi.

Halilhodzic: Malouda'nın ne mal olduğunu ilk hafta anladı. Bütün işe yaramazları bir şekilde temizledi. hatta öyle ki yönetimin kendinden önce bu yaz döneminde transfer ettiği oyuncuların bile gözünün yaşına bakmadı. En azından Trabzon'u ligin duran toplarda en tehlikeli takımı yaptı.

Bunları artırabiliriz. Ertuğrul Sağlam'ın gittiği her takıma pas futbolunu götürmesini, Avcı'nın Milli Takım dahil, topu kap hızlı atağa çık Dortmundvari anlayışının gittiği her takıma yansımasını vs.

Prandelli 5 aydır vurada yanılmıyorsam 10-11 resmi maça 3-4 de hazırlık maçına çıktı. Bu 15 maç içerisinde Galatasaray'da ne farklı mesela? Hangi oyuncuyu kazandı? Takımda öncesine göre hangi eylem daha göze batar hale geldi? hangi futbol aksiyonunu daha iyi yapıyoruz? Daha iyi taç atıyoruz deseniz dahi razıyım. Ya da mesela hangi diziliş ile oynadığımızı veya oynayacağımızı çıkarabiliyorsunuz? Hızlı olmalıyız diyen adamın Dzemaili-Selçuk-Melo-Hamit-Pandev gibi isimlerle neyi hedeflediğini düşünüyorsunuz mesela? Şansal Büyüka'nın dedikleri doğruysa otoritesini zedeleyen hangi oyuncuyu Vahid hoca gibi cezalandırabiliyor?

Bunları test için sölemiyorum yanlış anlamayın. Sadece bizim veya benim göremediğim bir ışık var mı cidden diye soruyorum. Umarım eve döndüğümde güzel bir cevabınızı okurum?
Şu ışık meselesi ilginç bir metafor olmaya başladı. Prandelli bugünkü yerini taktik zekası, Parma, Fiorentina ve 2012'de İtalya Milli Takımı'na oynattığı futbol ile geldi. Cesare Prandelli 4-2-3-1 ve 4-3-3 üzerinde duran bir teknik direktör. Maç içinde ve/veya maça göre taktik dizilişi değiştirmesi de Prandelli'nin diğer bir artı özelliği. İtalya'nın başındayken İtalya'nın en büyük gücünün Prandelli gösterilmesinin sebebi de buydu.

Galatasaray'a geldiğinden beri Prandelli aslında arayış içinde. İnatçı diyorlar aslında tam tersi bolca şans verip deniyor. Bruma üzerinden eleştirilen Prandelli Bruma'ya ilk üç maçta ilk onbirde görev verdi. Bursa maçında sağda olan Bruma, Eskişehirspor maçında ilerde Burak'ın yanındaydı. Berabere biten maçın ardından Balıkesir maçında Bruma'yı tekrar sağa kaydırıp Bursaspor maçında daha ofansif oynayan Yetka'ı daha defansif oynattı. Bu Bruma'nın ligde son ilk onbir maçı oldu. Ertesi maç yedeklerdeydi sonra kadroya da alınmadı ta Başakşehir maçına kadar. Bundan sonra devreye Olcan Adın girdi. Olcan'ı önce Burak'ın yanında sonra da Bruma'nın yerinde sağda denedi. Tüm bunları sanırım ilerde tek başına Burak'ı yeterli görmediği için yaptı. Galatasaray'ın gol bölgelerindeki sorunu oyuncuları ve dizilişi değiştirerek çözmeye çalıştı. Şampiyonlar liginde Burak'ın partneri Olcan yerine Pandev oldu.

Oyuncuların isteksiz oluşu, 4-3-3 bolca deneyen bir teknik direktör için yeterli potansiyelde beklerin olmaması, sezon başının yetersiz planlanması, forvetlerin külliyen yetersiz oluşu Prandelli'nin önündeki en büyük engeller. Dzemeili ve Pandev bence Prandelli'nin öncelikli istekleri değildiler, öte yandan aşırı kötü tranferler de değiller. Çalışan sistem içinde çok sırıtmazlardı ama ortada çalışan bir sistem yok. Pandev ve Telles'in CL maçlarından başka maçlara çıkamaması form tutmalarını engelliyor. Orta alanda Selçuk ve Dzemeili'yi yedekleyecek Yekta ve Hamit ileri doğru dikine giden oyuncular değil. Bu görevi beğensek de beğenmesek de Dzemeili daha iyi yapıyor. Rüyadan uyanma zamanı. Beklerde Veysel ve Tarık için inanılmaz bir fırsat var önlerinde ama oyuna katkıları çok kısıtlı. Bir teknik direktör bazen bundan fazlasını yapamaz.

Anlaşılan o ki sahadaki dizilişin ötesinde başka mental problemler de var. Prandelli'nin yerli bir yardımcısı yok. Tek tercümanla bu iş zaten baştan sıkıntıdır. Özellikle tercüme hataları veya tercümanın kendi yorumları da buna eklenirse oyuncu ile teknik direktör arasındaki iletişim kopar. Yönetim istifa etmiş ve kulüp ekonomik krize doğru gidiyor. Prandelli bana göre sahada alabileceği kadar aksiyon almış durumda. En az bahsettiğiniz kişiler kadar emek harcıyor, belki de fazlasını. Hatalı bir dizilişle pozisyon hatası yapıp 1 bilemedin 2 gol yersiniz ancak bu kadar bitik futbol oynamazsınız. Mevcut durum sadece oyuncu seçimi ve dizilişle alakalı değil.

Gelelim taraftarın bu ışık beklentisine. Bu göreceli bir halisülasyon o kadar. Beşiktaş feda senesinden sonra beklentilerini düşürmüş durumda. Yıllardır şampiyon olamıyorlar ve bu bir şekilde taraftar tarafından kanıksanmış durumda. Galatasaray tam tersi son üç yılda iki şampiyonluk görmüş ve CL'de iki çeyrek final oynamış bir takım. Kulübün ve taraftarın tüm beklentisi bu pozisyonu acilen korumak ve hataya tahammül yok. Neye göre bakarsan ona göre ışık görürsün ya da görmezsin. Ben tüm negatif süreçleri aynı anda bünyesinde toplamış bir Galatasaray'da yapılabilecek tüm oyucu seçimi ve saha dizilişlerini deneyen bir teknik direktör görüyorum. Olayın özeti Prandelli yanlış zamanda yanlış yerde duruyor.
 
Prandelli'nin yerli bir yardımcısı yok. Tek tercümanla bu iş zaten baştan sıkıntıdır. Özellikle tercüme hataları veya tercümanın kendi yorumları da buna eklenirse oyuncu ile teknik direktör arasındaki iletişim kopar.


#1 sorun bu
 
Sistemden önce takımdan kesilmesi gereken oyuncular var;

Selcuk-Dzemali-Veysel-Hakan bizdeki vadesini tamamladı. Keseceksin kardesim baska secenegin yok.

Emre-Furkan-Telles-Sabri'ye bol bol şans vereceksin.

Sneijder'i 10 numaradan baska posizyonda oynatmayacaksın.

Devre arasına kadar takıma iyi bir gaz vereceksin ve toplayabilecegin max. puanı toplayacaksın. Devre arasında ise muhakkak;

1) Presci-Cok Yönlü-Teknik bir santrafor ;
2) Dinamo iki tane merkez alınmalı.
 
Emre Bayulken ,
Hocam sence bize gerçek bir modernizasyonu yapabilecek hoca/hocalar kimdir ?
 
Son düzenleme:
@Emre Bayuken gönülden tebrik ediyorum... zaten bildiğimiz ama kabullenmediğimiz aynı zamanda çok doğru tespitler... derwall zamanını arşivlerden okuyan kitle ogün taraftar olsa derwall'i sopayla kovalardı...
 
Geri
Üst Alt