Son Darbe

Öner Güzel

Kırmızı Üye
Katılım
25 Kasım 2012
Mesajlar
1.544
Tepkime puanı
56
Puan
738
Kimine göre bir filmi tarif eder, kimine göre bir belgeseli, kimine göre de bir kitabı. İçinde bulunduğumuz dönem, o kadar stratejik bir dönem ki; olası bir şampiyonluk, bu kelimenin tam olarak karşılığı olacaktır.



Galatasaray'ın şanlı tarihindeki sayısız şampiyonlukların en çok akılda kalanları, imkansızlıklarla ama umutla başlayan sezonların bitimindeki zaferlerdir. Buna bir çok örnek verilebilir. Yaşadığım süreçte benim için en önemlileri, 2006 ve 2011 yıllarındaki şampiyonluklardır. 2006'daki o bitmeyen 16 dakika, Hasan Şaş, Hakan Şükür ve benim gözyaşlarımdır. Babamın beni arayıp, "Merak etme oğlum, şampiyonuz" demesidir. Her nedense, beni rahatlatan ve geri kalan dakikaların nispeten daha kolay geçmesinin nedenidir. 2011'de de, umutla başlayan ancak ilk haftalarda yerini umutsuzluğa bırakmaya başlamışken, kazanılan bir Fenerbahçe derbisiyle yakalanan havanın, şampiyonluğu getirmesidir.



İşte bu yıl, en az 2006 ve 2011 şampiyonlukları kadar önemli bir yıldır. Kazanılacak bir şampiyonluk kupası, müzemize eklenecek ve aynısından 19 tane olan bir parça değil, takılacak 4. yıldızla birlikte rakibe vurulacak son darbe olacaktır. Psikolojik olarak bitme noktasına gelen rakip taraftarların tutacakları son dalları olan şampiyonluk kupasını, bu kadar umutlandırmışken ellerinden çekip almamız, onlarda inanılmaz bir tahribat oluşturucaktır. Bu aşamadan sonra ne Türk futbolunun katilleri, ne de bunların piyonları kalacaktır. Bu aşamadan sonra temiz bir futbolla, kadro planlamasında Dünya'nın en iyilerinden Mancini ile, vizyonu bizim hayallerimizden bile daha büyük olan Ünal Aysal ile, muhteşem taraftarımız ile önümüz açıktır.



Şimdi bize düşen, her zaman en iyi şekilde yaptığımız gibi takımımızı desteklemek, bu duyguyu takımımıza hissettirmektir. Oyuncularımızın kişiliğine saldırmak, eleştiri sınırlarını aşmak değil, gereğince desteklemektir. "Galatasaray bir his takımıdır" gerçeğine uygun olarak, bu kararlılığı oyunculara hissettirerek istediğimizi almaktır. 2014 yılı, mayıs ayında Galatasaray, rakibine son darbeyi vurarak Türk futbolunda yeni bir dönem başlatacaktır. Şimdi destek zamanı!



PORTAL KONUSU İÇİN TIKLAYINIZ
 
Yazi guzel, inanmak da iyidir ama sampiyon olamayacagimiz acik. His takimi olmaktqn cikartan oyuncular oldugu surece de saman alevi gibi parlariz anca.



$
 
2011 i 2012 olarak düzeltelim lütfen

konuya gelirsek oyunculardaki bu doymuşlukla şampiyonluk zor gelir

ancak fb bizim maça 2 veya 3 puan önde gelirse o zaman bir gaza gelinip seri yakalanabilir diye düşünüyorum yoksa öyle bir inanç hırs gözükmüyor şuan







Çeptalk
 
Bursa ve Eses maçlarındaki coşkuyla bunu yakaladığımızı düşündüm ama takım her fırsatta gerçek olmadığını hatırlatıyor





iPhone 'den Tapatalk aracılığı ile gönderildi
 
Güzel yazı ancak bu futbol ve futbolcularla olur mu bilemem.
 
ufacık bir kıvılcım herşeyi değişitirecek. bu rakibin saçma sapan göndermeleri olabilir, basının hiç olmadığı kadar yermesi olabilir, içeriden birinin bayrağı ele alıp takıma öncülük etmesi olabiir vs vs (çünkü hep böyle olmuştur en unutulmaz şampiyonluklarımız en küçük kıvılcımların oluşturduğu birlik,berabelik ve hırs ile gelmiştir). bu kez belkide bu kıvılcımı sağlayacak olan derbidir.



bu yıl şampiyon olacağımıza dair sonsuz bir inancım var. bir kırılma anı var ve o kırılma anı bizi bekliyor. ondan sonra rakip iskambil kağıdı gibi zaten ileri adım attığımız an darmadağın olacaklar. sabırla o kırılma anını bekliyorum. o yıldız bu sene takılacak ve önümüzdeki senenin ilk iç saha maçında tribünler "herkes rütbesini" bilecek diye nostaljik bir şekilde inleyecek, insanları 2000lerin başına götürecek.
 
Oyuncular o güveni vermiyor bu sezon. İç sahada seyirci baskısıyla oynuyorlar, deplasmanda yoklar. Kazanma hırsını göremiyoruz çoğu oyuncuda.



Haftalar geçtikçe şansımız da azalıyor. fener şimdiki gibi puan kaybetmez yavaş yavaş sakat oyuncuları dönüyor.. Zaten nasıl puan kazandıkları da ortada.

Chelsea ve belki de sonrası var. ZTK maçlarımız var. Yani kadro açısından da rahatlığımız yok.

Geçen de yazdım şu zayıf deplasmanları kayıpsız geçsek en kötü aynı puanda oluyorduk şikecilerle. İdmansız, antrenörü sonradan gelmiş Antep'i yenemedik, evinde kazanmayı unutmuş Antalya'dan zorla beraberliği kopardık, yine haftalardır galibiyete hasret ligin dibindeki bir takımı yenmeyi başaramadık..

Ülkece zoru seviyoruz belki de ama bu kez ipler bizim elimizde değil. Futbolcularımızın da özel bir çabası yok şimdiye kadar..
 
2008 şampiyonluğu da en az 2006 kadar değerlidir. Son 6 hafta kala Feldkamp istifa etmişti ve ertesi gün Gençlerbirliği deplasmanı vardı. O günü dün gibi hatırlıyorum, bende o maçtaydım.



Gökyüzü yarılmış gibi 90 dakika boyunca dinmeyen şiddetli yağmur, tarla gibi saha, hocasız bir takım. Baştan aşağı çamura batmış oyuncular vs.. Ve yanılmıyorsam Lincoln haricinde tüm yabancılardan yoksunduk o gün. Gerçi o sezon çoğu maça 11 yerli ile çıkıyorduk, Nonda dışında istikrarlı bir yabancımız da yoktu.



Başkan değişmişti, Adnan Polat gelmişti. Bir yığın zorluk, yokluk, imkansızlıklar... O maçı kaybetsek 5, berabere kalsak 4 puan geride kalacaktık. 88. dakikaydı umutların tükendiği anda ceza sahasına doldurulan bir top, Ümit Karan'ın indirişi ve Lincoln'ün vuruşu... O an sevinçten sağında solunda tanımadığın kişilere sarılıp çılgınca sevinmek... O anı yaşamak cidden paha biçilemezdi.



Bize şampiyonluğu getiren maç o maçtır. Ki zaten Haldun Üstünel de o dönem Gençlerbirliği maçında baştan aşağı çamura batan formaları yıkamayıp sakladığımızı söylemişti. Sonrası malum; "Çıldırın, çıldırın Cimbom için çıldırın" nidalarıyla kalan 5 maçın kazanılması ile gelen şampiyonluk. 2006 şampiyonluğu inanılmazdı ama bu şampiyonluk olabilecek en zoruydu o kesin. En basitinden son 6 hafta hocası olmadan şampiyon olan bir başka takım daha var mıdır tarihte bilmiyorum.



Her neyse, bunu yazmamın sebebi, senin de yazdıklarını görünce bir an o günlere döndüm, hani resmen tekrar yaşadım diyebilirim. Bir de tabi sen 2008 şampiyonluğundan bahsetmemişsin, onu da tamamlayayım istedim.



Eğer bugüne dönersek, bütün bu duygusallık vs. bir yana, takımda teknik bazda bir yığın eksik var. Hiç o ruh, hırs, konsantrasyon olaylarına girmiyorum, çünkü bu takımın yapısında o yok. Bu takım sahada mücadelesiyle değil oynadığı futbol ile rakiplerini döve döve yenmesi gereken bir takım olmalıydı ama gel gelelim, doymuşluk ve yetersizlik bizi baltalayıp duruyor. E bunun yanında Mancini'nin son maçta ki akıl almaz işleri şahsen benim ve bir çok kişinin de güven duygusunu sarstı, o kesin.



Sırf yazdığın sebeplerden dolayı; -ki bende aynı senin gibi düşünüyorum- bu sezon şampiyon olmamız gerekiyor. Ama oyuncular ve teknik heyet, bunu taraftar kadar istiyor mu, veya bu şampiyonluğun öneminin farkında mı tartışılır.
 
İşin açıkcası taraftar sonuna kadar buna inanıyor lâkin bu inancın ve güvenin aynısını futbolcular ve teknik heyette maalesef göremiyorum.2006 yılında gelen şampiyonluk ile şuan bulunulan ruh hali farkından bunu net bir şekilde anlıyoruz.Aklıma getirmek istemiyorum ama ''olsa da olur olmasa da'' tarzı bir hava var takımda.



Sonuç itibari ile takımı bu halde gören taraftarında inancı ne yazık ki azalıyor.Bu da bir gerçek.
 
takım şampiyon olmak istemediği için zor görünüyor.
 
Çeyrek finalde olası bir Olympiakos eşleşmesi yakalayıp yarı finale çıkma ümidi motivasyonuyla Chelsea maçını bu senenin hedef maçı belirleyip o maçta varımızı yoğumuzu ortaya koymalıyız. Şu anda ligden daha önemlisi bu olmalı.



Ligde bi doymuşluk var futbolcularda. Bariz belli. Fener de zor dönemeci iyi kötü 6 puan farkla atlattı. Deplasmanda zor maç kazanacağız gibi duruyor. Bu sene şampiyonluk onların gibi.



Direkt şampiyonlar ligi anlamına geldiği için 2.liği kesinlikle kaptırmamamız gerekiyor ama. Şikecilere de 2 kademeli ceza (önce eksi puan sonra küme düşme) verileceği konuşuluyor. Düşük bir ihtimal olsa da bunu da göz önünde bulundurup 2.liği mutlaka almalıyız.
 
Kimine göre bir filmi tarif eder, kimine göre bir belgeseli, kimine göre de bir kitabı. İçinde bulunduğumuz dönem, o kadar stratejik bir dönem ki; olası bir şampiyonluk, bu kelimenin tam olarak karşılığı olacaktır.



Galatasaray'ın şanlı tarihindeki sayısız şampiyonlukların en çok akılda kalanları, imkansızlıklarla ama umutla başlayan sezonların bitimindeki zaferlerdir. Buna bir çok örnek verilebilir. Yaşadığım süreçte benim için en önemlileri, 2006 ve 2011 yıllarındaki şampiyonluklardır. 2006'daki o bitmeyen 16 dakika, Hasan Şaş, Hakan Şükür ve benim gözyaşlarımdır. Babamın beni arayıp, "Merak etme oğlum, şampiyonuz" demesidir. Her nedense, beni rahatlatan ve geri kalan dakikaların nispeten daha kolay geçmesinin nedenidir. 2011'de de, umutla başlayan ancak ilk haftalarda yerini umutsuzluğa bırakmaya başlamışken, kazanılan bir Fenerbahçe derbisiyle yakalanan havanın, şampiyonluğu getirmesidir.



İşte bu yıl, en az 2006 ve 2011 şampiyonlukları kadar önemli bir yıldır. Kazanılacak bir şampiyonluk kupası, müzemize eklenecek ve aynısından 19 tane olan bir parça değil, takılacak 4. yıldızla birlikte rakibe vurulacak son darbe olacaktır. Psikolojik olarak bitme noktasına gelen rakip taraftarların tutacakları son dalları olan şampiyonluk kupasını, bu kadar umutlandırmışken ellerinden çekip almamız, onlarda inanılmaz bir tahribat oluşturucaktır. Bu aşamadan sonra ne Türk futbolunun katilleri, ne de bunların piyonları kalacaktır. Bu aşamadan sonra temiz bir futbolla, kadro planlamasında Dünya'nın en iyilerinden Mancini ile, vizyonu bizim hayallerimizden bile daha büyük olan Ünal Aysal ile, muhteşem taraftarımız ile önümüz açıktır.



Şimdi bize düşen, her zaman en iyi şekilde yaptığımız gibi takımımızı desteklemek, bu duyguyu takımımıza hissettirmektir. Oyuncularımızın kişiliğine saldırmak, eleştiri sınırlarını aşmak değil, gereğince desteklemektir. "Galatasaray bir his takımıdır" gerçeğine uygun olarak, bu kararlılığı oyunculara hissettirerek istediğimizi almaktır. 2014 yılı, mayıs ayında Galatasaray, rakibine son darbeyi vurarak Türk futbolunda yeni bir dönem başlatacaktır. Şimdi destek zamanı!



PORTAL KONUSU İÇİN TIKLAYINIZ



Eline sağlık güzel yazı, ama bu hissiyatın ilk başta futbolcularda olması lazım, ben futbolcularda o hissiyatı göremiyorum, sorun taraftarda değil taraftar elinden geleni zaten yapıyor, öyle olmasaydı arenada yenilgisiz bi takım olmazdık, futbolcuların deplasmanda adam gibi oynaması gerekiyor, bi de 2011 şikeli yıl biz o sene şampiyon olmadık, 2012'de olduk..
 
ilk yorumlar konuya darbe vurmus zaten kime anlatiyosun :D
 
buraka atılan cakı cakmak vs'ın samp atesini yaktı diye umuyorum
 
Ben açıkçası şikecilerin puanlarının silineceği ya da küme düşürüleceği iddiasının bizim takımı kötü yönde etkilediğini düşünüyorum.



Deplasmanda gol yediğimizde tam tepki gösterecekken, bilinçaltına bu şikeciler zaten yolcu boşa kasmayalım nasılsa şampiyonuz gibi bir mesaj gidiyor herhalde. Yoksa bu vurdumduymazlığın başka açıklaması yok.
 
Geri
Üst Alt