Sportif Direktör Nedir veya Sevilla Neden Başarılı?

Ömer Tuğrul Yılmazer

Berlin Panteri
Katılım
4 Temmuz 2009
Mesajlar
49.494
Tepkime puanı
2.795
Puan
2.063
ÖNCEKİ perşembe akşamı üst üste 3. Avrupa Ligi Kupası için dev bir adım atan Sevilla, 190 milyon Euro'luk bir ekip.
Yani F.Bahçe’nin bugünkü, G.Saray’ın da geçen yılki kadrolarından çok fazla bir bütçeyle kurulmuş değil.

Sezon başında en iyi iki oyuncusu Bacca’yı Milan’a, Vidal’i Barcelona’ya satmalarına rağmen nisan tabloları yine harika: Avrupa Ligi’nde yarı finaldeler. İspanya Kupası’nda finalde.

Eğer bu iki yolla Avrupa bileti alamasalar bile yine lig sıralamasıyla Kupa 2’ye gidebilirler.

Son 10 yılda 4 UEFA Kupası, bir Süper Kupa, iki de İspanya Kupası kazandılar.

Üstelik bu dönemde 7 antrenör değişikliği yaptılar.

Ama değişmeyen bir şey vardı: O da sportif direktörleri Monchi...

Kulübe Sergio Ramos, Kanoute, Dani Alves, Navas, Reyes, Adriano ve Rakitic gibilerini kazandıran Monchi...

Peki Türk futbolunun kendi Monchi’sini bulma şansı var mı?

Bulmalı mıdır ya da?

Nedir bu sportif direktörlük sahi?

Ne iş yapar?

Avrupa’da her kulüpte var mıdır?

Türkiye koşullarında sportif direktörlük yapmak mümkün müdür?

NEDİR BU SPORTİF DİREKTÖRLÜK?

Ansiklopedik bir karşılığı olmamakla birlikte, sportif direktörlüğün tanımı aşağı yukarı şu: Sportif direktör, genelde eski teknik direktör ya da eski futbolculardan seçilir; hocayı asiste eder, yönetim kuruluyla köprü vazifesi görür.

Teknik direktör bütün mesaisini idmanlara, taktik çalışmalara ayırdığı için; onun yetişemeyeceği birtakım işler de sportif direktörün alanındadır: Oyuncu izleme ekipleriyle ilişkiler kurar, bütçeye, altyapıya, akademiye kafa yorar.

Genelde teknik direktör seçiminde de bulunur, hatta bulunmalıdır da...

Zira eğer sportif direktörün, teknik direktör seçen masada olduğu bilinirse, yeni gelen hoca da tam bir güven hisseder; sportif direktörle çatışma içine girmez.

TÜRKİYE’YE UYGUN MUDUR?

Kesinlikle evet. Hem de bu ülkenin sportif direktöre ihtiyacı, İngiltere’den filan birkaç kat fazla.

Ligdeki 18 takım içinde geçen yılki teknik direktörüyle yola devam eden yalnızca 3’ken, kulüplerin anlayış istikrarını sağlayacak yegâne pozisyondur sportif direktörlük.

Bu kadar teknik direktör hareketini yavaşlatabilecek adam da ‘sportif direktör’dür aslında.

Çünkü futbol tecrübeleri olmayan kulüp yöneticilerinin teknik direktörün başarısını ölçmede kullandıkları metot yanlış olabilir.

Ki bir ligde bir sezonda 30 teknik direktör çalışıyorsa, bu metodun doğru olduğuna kimse beni ikna edemez.

Futbolun içinden gelen bir sportif direktör, teknik adamın başarısını doğru ölçme konusunda da yönetim kurulunun ufkunu genişletebilir.

Belki de yönetim kurulunun 9’uncu haftada göndereceği bir hocaya sportif direktörün kazandıracağı bir 8 hafta, daha fazla ‘4 yıllık G.Saray-Terim’ evliliği yaşatabilir Türk futboluna...

PEKİ NEDEN UYMADI Kİ BİR TÜRLÜ BİZE?

Türkiye’de sportif direktörlük kurumunun tam olarak yerleşememesinin altında iki güçlü neden yatıyor: Birincisi, teknik direktörün sportif direktörü bir tehdit olarak görmesi.

Oysa Sevilla’nın dâhi sportif direktörü Monchi, pozisyonunu şöyle tanımlıyor: “Ben kendimi antrenör için bir araç olarak görüyorum. Emery, bana istediği futbolcunun özelliklerini söyler, ekibimle o özellikte oyuncu ararım ben de. Sportif direktörün temel vazifesi, antrenörle koordinasyondur zaten.” İkinci sorun da, kulüp başkanlarının bu pozisyonu ekstra bir maliyet olarak görmeleri.

Dünyanın dört bir yanına maç izlemeye adam göndermeyi masraflı görmeleri Monchi, bunda da farklı düşünüyor: “Dünyanın hiçbir yerinde oyuncu izleme ajanımız yok. Sevilla merkezli küçük bir ekibiz, gerektiğinde Belçika’da, Fransa’da veya Şili’de maç izliyoruz. Dünyanın bütün ligleri televizyonda ve internetteyken gerçekten Güney Amerika’da arama-tarama ekibimiz olduğunu mu sanıyordunuz siz?”

Bu ülkenin kendi Monchi’lerini çıkarması gerektiğini düşünmeme neden olansa çok naif bir öyküydü aslında.

Yine Monchi anlatıyor: “Rakitic’in Bundesliga performansından etkilenmiştim. Hayır, sadece futbolcu olarak değil, karakter olarak da. Sevilla kentine ve takıma aidiyet duyacağını hissetmiştim bu genç çocuğun. Beni yanıltmadı: Sevilla’daki ilk gecesinde oturduğumuz restoranda bir garson kız ile tanıştı. Genç kızın adı Raquel’di... Halen görüşüyoruz Raquel’le. Ve tabii eşi Rakitic ve çocukları Althea ile birlikte.”

Sevilla nasıl Sevilla oldu sahi?

Dani Alves’leri, Rakitic’leri nasıl buluyor?

Tüm dünyada yüzlerce adamları mı var maç izleyen?

Futbolcu mu transfer ediyorlar kente, yoksa insan mı?

Rakitic nasıl oldu da uyum sağladı bu Barcelona’ya yahu?

Peki Arda da aynı mı hissediyor Rakitic’le?

Nasıl seçiyorlar oyuncuları, karakterlerini de izliyorlar mı?

Cevap tek bir küçük öyküde gizli sanırım: Bir kulübe sadece iyi futbolcular değil, aşık gençler lazım...

Ve o aşıkları seçecek gözler...

HER KULÜBE GEREKLİ MİDİR?

İdman organize eden, sonraki maça hazırlık yapan, oyuncularıyla bire bir ilgilenen herhangi bir hocanın kalan işlere vakit ayırması mümkün değildir.

Dünyanın kalan bütün futbolcularını nasıl takip edebilecek?

Sözleşmelerle-bütçeyle nasıl ilgilenecek?

Hocanın sonraki maçı veya bir sonraki ayı düşündüğü sırada; sportif direktör bir sonraki yılın planlarını yapan adamdır kısaca.

Uğur Meleke
 
Terranao basarili somut bir örnek daha


Sent from my iPhone using Tapatalk
 
Teknik direktör olsam sportif direktörle çalışmak istemem açıkçası.

FM'de kariyer açtığımda da görevden aldığım ilk bu tipler oluyor.
 
Rakitic bizim lincoln'e verdiğimiz parayla alınan velet değil mi.
 
Teknik direktör olsam sportif direktörle çalışmak istemem açıkçası.

FM'de kariyer açtığımda da görevden aldığım ilk bu tipler oluyor.

O yüzden çok başarılı bir Td olamazsın işte:) Bir kişi aynı anda her işi yapamaz. Üstelik kurumsal devamlılık diye birşey var.
 
O yüzden çok başarılı bir Td olamazsın işte:) Bir kişi aynı anda her işi yapamaz. Üstelik kurumsal devamlılık diye birşey var.

Sportif direktörle çalışmayıp başarılı olan hatta efsane olan bir sürü teknik direktör var.

Tercih meselesi bana göre.

İlla olmazsa olmaz bir şey değil.

Farklı idari görevlendirmelerle de gayet iyi yürütülebilir.
 
Yaw Rakitic daha ilk gecesinde kiz tavlamis, herifin eli iste gozu oynasta.

Sent from my SM-N920I using Tapatalk
 
uğur meleke bi spor adamını övüyorsa önyargıyla yaklaşmak gerek.
edit. prandelli mevzusunda bunun yüzünden kontrpiyede kaldım.
 
nekadar klasik cahil ispanyol taraftarı bi düşünce

“Dünyanın hiçbir yerinde oyuncu izleme ajanımız yok. Sevilla merkezli küçük bir ekibiz, gerektiğinde Belçika’da, Fransa’da veya Şili’de maç izliyoruz. Dünyanın bütün ligleri televizyonda ve internetteyken gerçekten Güney Amerika’da arama-tarama ekibimiz olduğunu mu sanıyordunuz siz?”
 
Sportif direktörle çalışmayıp başarılı olan hatta efsane olan bir sürü teknik direktör var.

Tercih meselesi bana göre.

İlla olmazsa olmaz bir şey değil.

Farklı idari görevlendirmelerle de gayet iyi yürütülebilir.

Son dönemde (özellikle 10-15 yılda) başarılı olan takımların hemen hepsinin sportif direktörü ve ona uygun yapısı var. Mourinho, Guardiola, Klopp gibi adamların hemen hepsi önemli sportif direktörlerle çalıştılar. Sportif Direktörsüz başarı genelde bu top sınıfın altındaki bizim gibi ülkelerde mümkün oluyor ki o da zaten kimsenin böyle bir kurumsal aklı kullanamamasıyla alakalı.
 
bir kulupte sportif direktor olmamasi, o kulubun aciziyetini gozler onune serer
 
Son dönemde (özellikle 10-15 yılda) başarılı olan takımların hemen hepsinin sportif direktörü ve ona uygun yapısı var. Mourinho, Guardiola, Klopp gibi adamların hemen hepsi önemli sportif direktörlerle çalıştılar. Sportif Direktörsüz başarı genelde bu top sınıfın altındaki bizim gibi ülkelerde mümkün oluyor ki o da zaten kimsenin böyle bir kurumsal aklı kullanamamasıyla alakalı.

Ya sportif direktörün tanımı çok geniş esasında.

Mesela sportif direktör gidip transfer yapacak hoca da oynatacak tarzında bir yapıyı istemem şahsen onu söylemek istemiştim.

Bu tarzda sportif direktörler de var.

Bir taraftan da mesela oyuncu izleme departmanını idare eden, altyapıyı şekillendiren sportif direktörler de var. A takımda yine bütün yetki hocada, ama kendisinin ihtiyaç duyduğu konularda danışabiliyor, yardım alabiliyor vs.

Görev tanımı önemli yani.
 
bir kulupte sportif direktor olmamasi, o kulubun aciziyetini gozler onune serer

29893818.jpg
 
Ya sportif direktörün tanımı çok geniş esasında.

Mesela sportif direktör gidip transfer yapacak hoca da oynatacak tarzında bir yapıyı istemem şahsen onu söylemek istemiştim.

Bu tarzda sportif direktörler de var.

Bir taraftan da mesela oyuncu izleme departmanını idare eden, altyapıyı şekillendiren sportif direktörler de var. A takımda yine bütün yetki hocada, ama kendisinin ihtiyaç duyduğu konularda danışabiliyor, yardım alabiliyor vs.

Görev tanımı önemli yani.

Bana göre sportif direktörle ilgili iki temel nokta var: Sahip olduğu beceriler ve görevleri.

Beceri olarak hem üç unsur hakkında iyi bilgi sahibi olması gerekiyor: 1. Çalıştığı takımın vizyonu, iç ve dış futbol piyasasındaki yeri, olağan hedefleri ve amaçladığı başarılar hakkında bilgi. 2. Takımın ulusal ligi ile ilgili bilgi. Her ülkenin farklı özellikleri var futbolla ilgili. Bu sebepten mesela İspanyol oyuncular burada sıkıntı yaşarken Almanalr veya İskandinavlar daha çabuk adapte oluyor. 3. Uluslararası Futbol Piyasası ile ilgili bilgisi. Sadece oyuncu bilgisi değil. Futbolun değişen oyun anlayışları, teknik direktör kriterleri, teknolojinin futbolda kullanımına kadar geniş bir yelpaze.

Görev olarak da: 1. Yukarıdaaki 3 unsuru göz önünde bulundurarak optimum hocayı seçmek, hocaya gerekli bilgiyi ve ortamı sağlamak, hocanın oynatacağı oyuna karar vermesinden sonra oturup buna uygun transfer listesini beraber istişare ile oluşturmak, bütçeye göre bu listeyi düzenlemek ve transferi gerçekleştirmek. Ve tabiki en önemlisi de TD değişikliğinde veya herhangi bir oyuncu aydılması durumunda benzer özellikte uygun parça ile bu eksikliği gidermek.


Bunları yaptıktan sonra hocaya karışması vs. gibi birşey düşünülemez zaten.
 
Büyük galatasaraylı amrabatı bize 8 e çakan süleymanu hurma bu iş için biçilmiş kaftandır...
 
sportif direktor ne yapmalidir

- oyuncu izleme departmanini adam etmek (sevillalinin dedigi dogru bu arada, stadda 1-2 mac izlemek ekrandan 20-30 mac izleyebilmeyle yeg olmamali)
GS'yle alakadarligi: very

- oyuncu izleme sonucu hedeflenecek oyuncularin listesini yapip nihai karari vermek uzere teknik ekiple istisarede bulunmak
GS'yle alakadarligi: very

- bir ceo'nun yahut benzeri bir sorumlunun olusturdugu butceye uyumlulugu gozetecek, hem transfer hem de sozlesme yenileme babinda (FT ve Mancini doneminde olmasi gereken bir duzenek idi)
GS'yle alakadarligi: very

- teknik direktor yoksa, td adaylari belirlemek, interview etmek ve goreve getirmek. yeniliklere ve teknolojik gelisimlere uygun bir teknik ekibin olmasini saglamak
GS'yle alakadarligi: duh

- altyapinin isler bir vaziyette olmasini saglamak. burada ayri bir koordinator olabilir, onu goreve getirmek. a takim-altyapi arasindaki koprunun islerligini gozetmek
GS'yle alakadarligi: very

- bunlar ana vazifelerdi, son olarak da day to day shit: antremanlari ve oyunculari monitor etmek, kulup ici disiplinin ve isleyisin saglikli oldugundan emin olmak, dunyada futbol namina gelismelerden (tesis, antreman, analiz, u name it) haberdar olup bunlarin implement edilmesini planlamak, falan filan

sonuc olarak GS'ye gerekliligi: WERY
 
Geri
Üst Alt