- 22 Kasım 2008
- 11.275
- 6.980
- 2.493
Şampiyonun play-off'la belirlendiği bir ligde birkaç yıl herkes alıştıktan sonra normal sezon maçlarını izleyecek seyirciyi nah bulurlar. İzleyen de maldır. Normal sezon derbilerinin bile gazı biraz kaçar.
Şimdiki statüde bile ilk haftaları "transferler takıma adapte olacak, oyun oturacak" bahanesiyle "telafisi var" mantığıyla geçiştiriyoruz. Play-Off varken ligin başları, hatta komple ilk yarısı hiç sallanmaz. Takımların kendini bulması ligin 2. yarısını bulur. Transferleri bile ocak'ta yapmak alışkanlık haline gelebilir.
Son haftaları şimdi de "iyi oyun değil, skor veşampiyonluk önemli" diye geçiştiriyoruz. Play-off varken hepten "iyi oyun değil, kendini play-off'a atmak önemli" olur. Son haftalarda bir liderlik yarışı bile göremeyiz. Play-off'ta yeri garanti olan hepten salar.
Büyük takımlar ciddi Avrupa maçları önce ve sonraki maçlarda zaten zorlanıyor veya zaman zaman umursamıyordu, artık hepten önemsiz maç muamelesi görür.
Bir sürü küme düşme adayı, son haftalara gelene kadar kötü gitse bile en azından son 10 hafta aşırı sıkıp, sürpriz sonuçlar alıp lige heyecan getiriyordu. Artık o da biter, herkes enerjisini kümede kalma play-off'larına saklar.
Bir de play-off'larda tek maçla şampiyon falan belirlenirse artık sezon boyu kasmadan bir maçlık hakem vs manipülasyonuyla şampiyonun kim olacağı çok rahat dışarıdan manipüle edilir hale gelir. Siyaset futbolu dizayn etmek istiyorsa eli hepten rahatlar.
Bunlardan bağımsız. Bir ligin en iyi, en başarılı futbol oynayan takımının hangisi olduğunu daha adil belirleyecek olan sistem uzun vadeli lig sistemidir. 30 küsur maçlı ligi (dış etkenler falan olmazsa) %95 oranda en iyi yapılanan ve istikrarlı şekilde en iyi futbolu oynayan takım kazanır. %5 ihtimalin gerçekeşmesi için bile kazanan takımın en iyi sayılan takımın çok gerisinde olmaması gerekir. Play-off sisteminde 1-2 maçla şans eseri hak etmeyen şampiyonların ortaya çıkma olasılığı çok daha yüksektir. Bu da iyi futbol oynayacak, daha kaliteli, daha geniş kadrolu, uzun vadeli yapılanmış sistemli takımlara yatırım yapma iştahını daha da azaltır. (TR'de başka sorunlar dolayısıyla zaten az o ayrı)
Şimdiki statüde bile ilk haftaları "transferler takıma adapte olacak, oyun oturacak" bahanesiyle "telafisi var" mantığıyla geçiştiriyoruz. Play-Off varken ligin başları, hatta komple ilk yarısı hiç sallanmaz. Takımların kendini bulması ligin 2. yarısını bulur. Transferleri bile ocak'ta yapmak alışkanlık haline gelebilir.
Son haftaları şimdi de "iyi oyun değil, skor veşampiyonluk önemli" diye geçiştiriyoruz. Play-off varken hepten "iyi oyun değil, kendini play-off'a atmak önemli" olur. Son haftalarda bir liderlik yarışı bile göremeyiz. Play-off'ta yeri garanti olan hepten salar.
Büyük takımlar ciddi Avrupa maçları önce ve sonraki maçlarda zaten zorlanıyor veya zaman zaman umursamıyordu, artık hepten önemsiz maç muamelesi görür.
Bir sürü küme düşme adayı, son haftalara gelene kadar kötü gitse bile en azından son 10 hafta aşırı sıkıp, sürpriz sonuçlar alıp lige heyecan getiriyordu. Artık o da biter, herkes enerjisini kümede kalma play-off'larına saklar.
Bir de play-off'larda tek maçla şampiyon falan belirlenirse artık sezon boyu kasmadan bir maçlık hakem vs manipülasyonuyla şampiyonun kim olacağı çok rahat dışarıdan manipüle edilir hale gelir. Siyaset futbolu dizayn etmek istiyorsa eli hepten rahatlar.
Bunlardan bağımsız. Bir ligin en iyi, en başarılı futbol oynayan takımının hangisi olduğunu daha adil belirleyecek olan sistem uzun vadeli lig sistemidir. 30 küsur maçlı ligi (dış etkenler falan olmazsa) %95 oranda en iyi yapılanan ve istikrarlı şekilde en iyi futbolu oynayan takım kazanır. %5 ihtimalin gerçekeşmesi için bile kazanan takımın en iyi sayılan takımın çok gerisinde olmaması gerekir. Play-off sisteminde 1-2 maçla şans eseri hak etmeyen şampiyonların ortaya çıkma olasılığı çok daha yüksektir. Bu da iyi futbol oynayacak, daha kaliteli, daha geniş kadrolu, uzun vadeli yapılanmış sistemli takımlara yatırım yapma iştahını daha da azaltır. (TR'de başka sorunlar dolayısıyla zaten az o ayrı)