Satış yapmakta zorlanıyor oluşumuzun menajerlere kallavi komisyonlar ödemekten kaçınmamıza bağlı olduğunu düşünüyorum. Hani emlakçının, getirisi yüksek olacak bir gayrımenkulü pazarlamak için önce gıdım gıdım pazarlık eden yerine komisyon konusunda bonkör davranan müşteriyi haberdar etmesi gibi düşünebilirsiniz; win-win...
Burak Elmas ''Transfer edeceğimiz futbolcular için aracılar kullanmak yerine muhatap kulüplerle direkt temasa geçiyoruz, lisanımız var çok şükür'' diye böbürleniyordu da sonuçları hiç iç açıcı olmamıştı...
Ali Koç ise futbolcu alırken de satarken de menajerlerden parayı hiç esirgemiyor. Öyle olunca da menajerler futbolcuyu allayıp pullayıp etmeyeceği paralara satıyor ve komisyon tanımının ötesinde paralar götürüyorlar; bundan da pek kimsenin haberi olmuyor. Tabii menajerlere böyle teslim olunca da futbolcu alırken yağlı kazıklar yiyebiliyorlar...
Futbol Endüstrisinde menajerlik müessesesini yok saymak yahut by-pass etmek de, tezgahı tümüyle onlara teslim etmek de doğru değil. Olası en dürüst ve iş bitirici menajerlerle çalışıp menfaat birliği kurmaya çalışmak gerekiyor...
Mesela Midtsjö için 2 m, Yusuf için 4 m, Morutan için 5 m, Yunus için 6 m gibi limitler belirleyip ''Bu parayı getir, üstü senin'' teklifi yapılabilir. duruma göre de güncellenebilir. Adamların işi bu...
Hem en yüksek bedele satayım, hem en az komisyonu ödeyeyim anlayışıyla, oturup müşteri beklersin böyle...