Arkadaşlar, efendiler...
Fatih hocanın bir türlü üstesinden gelemediği, bir takım hataları var. Buna bir sonraki postta değineceğim. Ancak bu postta kendisine yapılan haksızlıkları ve belli bir kesimin malesef takıntılı şekilde haklı argumanlarin yanına haksız argümanları da ekleyerek ağır bir dile tenkit etme durumunu gündeme getirelim önce.
Yazı biraz uzun olacak o yüzden şimdiden kusura bakmayın.
Öncelikle bir sakın olun. Dünkü onbirden minimum 7 oyuncu, (hatta kaleci hariç sahadaki 10 oyuncunun 7'si) yani sahadaki takımın %70'i değişecek. Bunu bir kenara koyalım ve Fatih Terim'in bence haksız eleştirildiği argümanları inceleyelim.
1- FT çağın dışında kaldı, FT ile GS iyi top oynamıyor.
Galatasaray tarihinin en dominant futbolunu hep Fatih hoca İle oynamıştır. Bu 96-2000'de de böyleydi, 2002 bjk ile son maça kaldığımız Sinan Engin sezonunda da böyleydi (açın bakın o sezonu araştırın, Sinan Engin kendisi itiraf ediyor, beni Aziz Yıldırım şampiyon yaptı diye) 2012 Kadıköy şampiyonluğunda da böyleydi. Drogba-Burak varken de, Sneijder varken de, geçen sene de, bir önceki sene de böyleydi.
Zaten şampiyon olduğumuz ve Avrupa'da başarı yakaladigimiz dönemler malum, başarısız olduğumuz donemlerdeki oynadığımız futbola bakalım.
Covid'in ilk ortaya çıktığı sene, GS deli gibi top oynuyor, müthiş bir seri ile (hatta 20 yıllık Kadıköy serisini bozan galibiyeti de icererek) içerideki BJK maçına kadar gelmişti. Müthiş bir ivme idi hatirlarsiniz. Sonra liglere bir ara verildi, konsantrasyon diye bir şey kalmadı. O sene de zaten seyircisiz İBB şampiyon oldu. Hepimiz biliyoruz ki covid olmasaydı GS o yıl da şampiyon olacaktı.
Geçen sene, yine müthiş top oynadığımız bir 10-12 maçlık seri var, bu serinin içinde, genelde her takımın zorlandığı, Sivas, Rize, Antep gibi ekstrem Anadolu deplasmanlari da var, yine Trabzon, Fenerbahçe derbi deplasman galibiyetleri de var.
Geçen sene rakiplere yapılan, kendi takiminiza yapılan bilinçli hakem hata ve kayirmalarini çabuk unuttunuz.
Hocanın asla arkasında durmayan bir yönetim, hoca çıkar konuşur, çat ceza. Ali Koç bir yandan, kendi başkanı bir yandan sürekli hoca ile uğraşanlar. Bu psikoloji ile işine odaklanmaya çalışan bir Fatih Terim.
Ayrıca şampiyonluk yarışı verdiğiniz rakiplerinizin oyuncuları ne hikmetse hiç covid olmuyor, bizim topçular sürekli eksik oluyordu. Oyuncu tam iyileşip dönüyor, maçta oyuncunun dirsegine rakip kafa atınca kırmızı görüyor falan, Luyindama'ya street fighter Sagat gibi 'tiger knee' yapılıyor, Yedlin'i alıyoruz, ikinci maç ayağını kırıyorlar, yer çekimi deniyor, vs vs acayip bir dönemdi.
Buna rağmen, methiyeler dizilen, çok iyi hoca Sergen'in BJK'sini içeride surklase ederek ezerek yendi bu takım ve şampiyonluğu 1 gol ile kaybetti.
Sonra o maç sonunda ne dediler biliyor musunuz? Bjk'de aboubakar yokmuş da FT çok şanslıymis. Bunu dediler utanmadan.
2- hoca transfer yapmayı bilmiyor.
Hocanın istediği ve aldirdigi oyuncuların çoğu, müspet transferler oldu, yüksek maliyetli/yaşlı oyuncular genelde yönetim hataları ile transfer edildi. Hocanın hatalı transferleri yok muydu, tabiki var. Ama öyle şeyler yazılıyor ki, hocaya komisyoncu iması dahi yapılıyor. Abartmayalım. En üst düzey hocaların dahi transferde hataları olur. Ki yine söylüyorum hoca bu konuda çoğunluk olarak başarılıdır.
3- Hoca idman yapmayı bilmiyor, başka takımdan gelen oyuncular 3-5 ay sonra salıyor, ayak tenisi muhabbeti vs
İdmanlari biz, bizlere gösterildiği kadar biliyoruz. Ki muhtemelen en free diliminde medyaya açık oluyordur antrenman. Hayatının 50+ yılını futbola vermiş enternasyonel bir hoca, GS'in tarihinde domine ettiği maçların %80'inin başında olan bir hoca nasıl bilmez idman yaptirmayi. Komik olmayalım. Oyuncuların performans azalması konusuna gelince, bu bütün ülkenin sorunu. Diğer takımlarda da bu böyle. Burasınin Türkiye olduğunu, bir derbi galibiyeti ile sezonlarin kurtarıldığını fark ettikleri an topçularda ister istemez bir yayma oluyor. Hatta bence bunun önüne en fazla geçen hocadır FT.
Sonuç olarak bu yazıya %100 katılmayabilirsiniz ancak muhakkak ki alacağınız bir pay vardır diye düşünüyorum. Yeter ki objektif olalım.
Birazdan hocanin da net bir şekilde verdiği zararlar üzerinden, part 2'yi yazacağım.